Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3550, sondan 2687. ayet; 33. sure ve Ahzab Suresinin 17. ayetidir. Ahzab Suresi 17. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 80 ve toplam ebced değeri ise 3839 olarak hesaplanmıştır. Ahzab Suresinin toplam ebced değeri 377490 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل من ذا الذي يعصمكم من الله ان اراد بكم سوءا او اراد بكم رحمة ولا يجدون لهم من دون الله وليا ولا نصيرا
Kul men żâ-lleżî ya’simukum mina(A)llâhi in erâde bikum sû-en ev erâde bikum rahme(ten)(c) velâ yecidûne lehum min dûni(A)llâhi veliyyen velâ nasîrâ(n)
De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
Hendek kazılırken büyük bir kayaya rastlanmıştı, kayayı sökmeyi veya kırmayı başaramayan askerler Peygamberimiz’e başvurdular. O, üst giysisini çıkardı, kazmayı eline aldı ve üç vuruşta kayayı parçaladı. Her vuruşta “Allahü ekber” diyor ve “İran, Suriye, Yemen” gibi yerleri zikrederek ileride müslümanların gerçekleştirecekleri fetihleri bir bir müjdeliyordu. Bu müjdeyi işiten yahudiler ve münafıklar ise “Biz korkudan helâya gidemezken o bize İran ve Bizans’ın hazinelerini müjdeliyor, bu aldatmadan başka bir şey değil” demişlerdi (Nesâî, “Cihâd”, 42; Kurtubî, XIV, 130). Bu gruptaki âyetlerde münafıkların ortak karakteri, sözlerinden ve davranışlarından örnekler verilerek açıklanmaktadır: Bunlar söz verirler ama yerine getirmezler; fitne fesat fırsatı çıkınca ev bark aile düşünmeyip o fırsatı değerlendirmeye koşarlar; hizmet gerektiğinde ise türlü bahaneler ileri sürerek izin almak isterler; sûret-i haktan görünerek müslümanların moralini bozarlar; çoluk çocuklarını, evlerinin tehlikede olduğunu hatırlatarak savaş alanından çekilmeyi tavsiye ederler; korkunun ölüme faydası olmadığı halde inançsızlıkları sebebiyle savaşmaktan ve ölümden fazlaca korkarlar, korku ortamı geçip zafer kazanılınca da bu sonuçta kendilerinin de payı varmış gibi konuşmaya ve hak talep etmeye kalkışırlar.
Mehmet Okuyan
De ki: “Allah size herhangi bir kötülük dilerse, sizi O’na karşı kim koruyabilir veya size herhangi bir merhamet dilerse (size kim zarar verebilir ki)!” Onlar kendileri için Allah’a rağmen hiçbir dost da yardımcı da bulamayacaklardır.
De ki: “Eğer Allah, size bir kötülük dilese veya size rahmet dilese, O'nun bu isteğine kim engel olabilir? Onlar kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de yardımcı bulabilirler.”
De ki: Eğer Allah başınıza bir kötülük getirmeyi dilese sizi kim koruyabilir? Veya size bir rahmet dilese…¹ Onlar, kendileri için Allah'tan başka bir veli de bir yardımcı da bulamazlar.
De ki: "Eğer size bir kötülük isteyecek olsa, sizi Allah'tan koruyacak; veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır.
De ki: Allah size bir kötülük gelmesini dilerse, yahut bir rahmete nail olmanızı isterse kimdir sizi Allah'tan kurtaracak ve Allah'tan başka onlar, ne bir dost bulabilirler, ne bir yardımcı.
De ki: Allah size bir zarar vermek istese, sizi ondan kim koruyabilir? Yahut size merhamet ederse, size kim zarar verebilir? Onlar kendilerine Allah'tan başka, ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulabilirler.
“Allah size bir zarar vermek isterse, O'na karşı sizi kim korur? Ya da, sizi rahmetine mazhar etmek isterse, size kim zarar verebilir? Onlar kendilerine Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden, ne bir velî, bir koruyucu bulabilirler, ne de bir yardım eden.” de.
De ki: "Size bir kötülük dilese sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet dilese (engel olacak) kimdir? Onlar, kendileri için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler.
De ki: 'Size bir kötülük isteyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?' Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamazlar.
De ki: “-Eğer Allah size bir azab dilerse veya size bir rahmet murad ederse, sizi Allah'dan koruyabilecek ve rahmetini engelliyecek kimdir?” Onlar, kendilerine Allah'dan başka hiç bir dost ve yardımcı bulamazlar.
De ki: “Allah, size ya bir kötülük irade etse veya size bir rahmet istese, sizi Allah’tan koruyacak kim vardır! Onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı bulamayacaklardır.
Diyesin ki: «Size bir kötülük istediğimde, Allaha karşı sizi kim korur? Ya da rahmet dilediğimde; Allahtan ayrı onlara ne bir dost bulunur, ne de yardımcı»
De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, Allah'tan sizi koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah'tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.
De ki, "ALLAH sizin için bir kötülük dilese veya bir rahmet dilese O'na karşı sizi kim koruyacak? Onlar ALLAH'tan başka bir sahip ve yardımcı bulamayacaklardır.
De ki: "Eğer Allah size bir felâket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?" Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da.
De ki kimin haddine ki sizi Allahdan saklasın, şâyed size felaket murad eder, yâhud size bir rahmet murad ederse? Hem Allahdan başka kendilerine bir veliy de bulamazlar bir nasîr de
De ki: «Size bir fenalık dilerse Allahdan sizi koruyacak, yahud size bir rahmet dilerse (Ona mâni' olacak) kimdir»? Onlar kendileri için Allahdan başka hiçbir yâr ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
De ki: “Eğer size bir kötülük istese veya size bir rahmet dilese, sizi Allah'dan koruyacak kim olabilir?” Hâlbuki (onlar) kendilerine Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirler.
Deki “Eğer Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet dilese, Allah’dan sizi koruyabilecek kim vardır?” Onlar için Allah’dan başka, ne bir sahip çıkanları, nede bir yardımcıları vardır.
Onlara de ki «— Allah hakkınızda bozgunluk gibi bir fenalık veya bir merhamet ve muzafferiyet istese acaba ondan sizi kim menedebilir? Onlar Allah/tan başka ne bir yâr, ne bir medetkâr bulamazlar.»
De ki: “Size bir kötülük isteyecek olsa, sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?” Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamazlar.
Yine onlara de ki: “Allah size bir zarar vermek istese, sizi O’nun elinden kim kurtarabilir? Ya da size bir lütufta bulunmak istese, O’na kim engel olabilir?” Evet, onlar kendilerine Allah’tan başka ne bir dost bulabileceklerdir, ne de bir yardımcı!
De ki:
-“Size bir kötülük istediyse veya bir rahmet istediye, Allah’tan sizi saklayıp koruyacak olan kimdir?”.
Onlar için Allah’tan başka ne bir veliyy, ne bir yardım edici bulurlar.
(Bir de onlara): “Eğer (Allah) size bir kötülük isteyecek veya bir rahmet dileyecek olsa, Allah’tan size (gelen bu şeylere) kim engel olabilir ki?” de. Zâten onlar, Allah’tan başka bir dost da bir yardımcı da bulamazlar.
De ki: “Allah size bir zarar vermek istese, sizi O'ndan kim koruyabilir? Yahut rahmetini bağışlamak istese (kim mani olabilir?)” Allah'tan başka bir yardımcı ve koruyucu bulamayacaklar[ını bilmezler mi?]
De ki: – Eğer Allah sizin başınıza bir felaket getirmek isterse O’na karşı sizi kim koruyabilir? Ya da size bir rahmet takdir etse buna kim engel olabilir. Gerçek şu ki onlar Allah’tan başka ne bir veli/dost ne de bir yardımcı bulabilirler. 6/17, 10/107, 39/38
De ki: “Eğer Allah sizi bir zarara uğratmayı dilese, sizi O’na karşı kim koruyabilir? Ya da size bir rahmet takdir etse (sizi bundan kim mahrum edebilir)?” Onlar kendileri için, Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler.
De ki: «Sizin için bir fenalık dilerse veya sizin için bir rahmet dilerse sizi Allah'tan saklayacak olan kimdir? Ve onlar kendileri için Allah'tan başka bir velî ve bir yardımcı bulamaz.»
De ki: “Allah size bir felaket dilese, sizi Allah'a karşı korumak kimin haddine düşmüş? ”Yahut o size bir rahmet dilese, bunu kim engelleyebilir ki? Onlar, kendileri için Allah'tan başka ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamazlar.
De ki: "Allah size kötülük istese veya size rahmet dilese, sizi O'ndan kim korur? (Allah'ın azabından sizi kim kurtarır, O'nun rahmetine kim engel olur?) Kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlar.
De ki: "Allah size bir kötülük istese veya ikramda bulunsa, Allah’a karşı kim önünüzde durabilir? Onlar, Allah ile aralarına girecek dost da bulamazlar, yardımcı da."
De ki: O size ister bir kötülük, isterse bir rahmet murad etmiş olsun, sizi Allah'tan koruyacak olan kimdir? Onlar kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı.
De ki: "Allah size bir kötülük murat eder yahut bir rahmet dilerse, Allah'la aranıza kim girebilir?" Onlar kendileri için, Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler ne de bir yardımcı.
eyit “kimdür şol ol kim śaķlaya sizi Tañrı’dan eger diler-ise size yavuzlıķ yā diler-ise size raḥmet?” daħı bulmayalar anlara Tañrı’dan ayruķ dost ne daħı yardım idici.