Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3584, sondan 2653. ayet; 33. sure ve Ahzab Suresinin 51. ayetidir. Ahzab Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 35, harf sayısı 139 ve toplam ebced değeri ise 10562 olarak hesaplanmıştır. Ahzab Suresinin toplam ebced değeri 377490 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ترجي من تشاء منهن وتـــوي اليك من تشاء ومن ابتغيت ممن عزلت فلا جناح عليك ذلك ادنى ان تقر اعينهن ولا يحزن ويرضين بما اتيتهن كلهن والله يعلم ما في قلوبكم وكان الله عليما حليما
Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
“Onlardan dilediğinin beraberliğini erteler, dilediğini yanına alırsın” ifadesinden maksat, çeşitli yorumlar arasından bizim tercih ettiğimize göre, beraber kalma süresinin eşit olması mecburiyetinin (kasm) kaldırılmasıdır. Bu izne rağmen Hz. Peygamber, eşlerini incitmemek için eşitliğe riayet etmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 33:7; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1569). Eşleri de ona olan saygı ve sevgileri sebebiyle, boşayabileceğini ima ettiğinde dünyaları yıkılmış, yanlarında eşit kalmaya riayet etmese de, dünya nimet ve ziynetlerinden kendilerini mahrum etse de onun eşi olmayı tercih etmişler, buna razı ve bununla mutlu olmuşlardır.
Mehmet Okuyan
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.
Bu cümle Hz. Muhammed’in mevcut eşleriyle ilgili özel bir durumu içermektedir. Boşanıp aynı hanımla tekrar evlenmeyi değil, geçici ayrılık yaşananlarla birleşmesi ve savaş yolculuklarında yanına alma konusunda mevcut eşleriyle ilgili bir serbestiyi ortaya koymaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.
Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın.¹ Bıraktıklarından², istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması³ ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
1 – Birlikte olma sıralarını değiştirebilirsin. 2- Ertelediklerinden. 3- Sevinmeleri.
Ahmet Akgül
(Ey Nebim, bu hanımlarından) Onlardan dilediğini erteleyip geri bırakıverirsin, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından (ise), istek duyduklarına (dönmende) Senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Halîm’dir. (Hemen cezalandırmayıp kullarına mühlet ve fırsat verendir.)
Bunlardan dilediğini bırakabilirsin, dilediğini de alabilirsin ve bıraktığını tekrar almada da bir vebal yok sana; bu, gözlerinin ışıklanması, mahzun olmamaları ve verdiğin şeye, hepsinin de razı olması bakımından daha iyidir ve Allah, gönüllerinizdene varsa bilir ve Allah, her şeyi bilir, azap etmede de acele etmez.
Hanımlarından dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alıp barındırırsın, geçici olarak ayrıldıklarından, tekrar birleşmeyi arzu ettiğine dönmekte, senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması ve tasalanmamalarına ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına, en elverişli olan budur. Böylece kendilerine Allah'ın hükmünün uygulandığını bilirler ve eşit muameleden memnun olurlar. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah herşeyi bilir ve azab etmede acele etmez.
Onlardan Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde dilediğinin sırasını geriye atar, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre uzak durduğun hanımlarından istediğini, tekrar yanına almanda sana bir vebal yoktur. Böyle yapman, onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, verdiklerine râzı olmalarına en uygun bir davranıştır. Allah akıllarınızdan geçirdiğinizi, kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilir, kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır.
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Ayrıldıklarından istediklerini (yeniden almanda) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için bu daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, hilim sahibidir.
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.
(Ey Rasûlüm), zevcelerinden dilediğini boşarsın, dilediğini tutarsın. (Ric'î talakla boşayıb) ayırdığını da tutmak istersen, bundan sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup kederlenmemelerine ve kendilerine verdiğin şeylerle hepsinin hoşnud olmalarına en eleverişli budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah Alîm'dir= her şeyi bilir, Halîm'dir= azabını hemen vermez.
Sen bu hanımlarından istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrıldıklarından geri almak istediklerinde sana bir günah yoktur. Mutlu olmaları, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdiklerine rıza göstermeleri için en uygun durum budur. Allah, kalplerinizde olanları çok iyi bilendir. Ve Allah, her şeyi bilen ve şefkatle muamele edendir.
Kadınlardan dilediğin geri koyabilirsin, dilediğin getirirsin kendine, geri koymuş olduğunu yine istemekte sana bir günah yoktur; bu, onların hepsinin sevinmeleri, kaygılanmamaları, yapılandan hepsinin hoşnut olmalarıyçin daha iyidir, Allah bilir gönlümüzde olanı; Allah bilicidir, Allah halimdir
(Ey Muhammed!) Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanında tutarsın. (Ric'i talakla boşayıp) ayırdığını da tutmak istersen, bunda sana bir günah yoktur. Bu onların sevinmeleri, üzülmemeleri, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir ve müsamahası bol olandır.
Yeniden nikâh akdine ve mehir tespitine gerek duymaksızın, kadının iddet müddetiyle sınırlı olarak, geri dönme imkânı veren talaka “Ric’i talak” denir. Talak-ı ric’i, açık boşamadır. Mesela seni boşadım denirse, talakı ric’i olur. Böyle bir boşamadan sonra istediği zaman, eski nikâhına dönebilir. Ric’i talakta, nikâh, iddet müddetinin sonuna kadar devam eder. Dolayısıyla kadın, iddet müddetinin sonuna kadar, kocasına haram değildir.
Diyanet İşleri (Eski)
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.
28 ve 29. âyetlerde Resûlullah (s.a.)ın hanımlarına onunla birlikte kalmak veya ayrılmak şıklarından birini seçmeleri teklif edilmiş, onlar Resûlullah ile birlikte kalmayı tercih etmişlerdi. Bu âyette de aynı seçim hakkı Resûlullah’a verilmiş, o da hanımlarından ayrılmamayı uygun bulmuştur.
Edip Yüksel
Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin herbirisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, ?efkatlidir.
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.
Onlardan dilediğini giri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın, azleylediğinden de arzu ettiğinde sana günah yoktur, Onların gözleri aydınlanıb mahzun kalmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur, Allah kalblerinizdekini bilir, Allah hem alîm hem halîm bulunuyor
Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.
Onlardan (zevcelerinden) dilediğini (sırasından) geri bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Ayrıldıklarından arzu ettiğine dönmekte de sana bir günah yoktur. Bu (kendi irâdenle onları taltîf etmen), onların gözleri aydın olmasına, üzülmemelerine ve hepsinin, kendilerine verdiklerin ile hoşnûd olmalarına daha elverişlidir.(1) Allah ise, sizin kalblerinizde olanı bilir. Çünki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Halîm (cezâlandırmakta acele etmeyen)dir.
(1)“Evet on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret-i garîziyenin galeyânı hengâmında (delikanlılık çağında) ve hevesât-ı nefsâniyenin iltihâbı (nefisteki heveslerin alevlendiği) zamânında, dost ve düşmanın ittifâkıyla kemâl-i iffet (mükemmel bir iffet) ve tamâm-ı ismet (tam bir ma‘sûmiyet) ile Hadîcetü’l-Kübrâ radıyallâhü anhâ gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifâ ve kanâat eden bir zâtın, kırktan sonra, yani harâret-i garîziye tevakkufu (durakladığı) hengâmında ve hevesât-ı nefsâniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivac ve tezevvücâtı (çok evliliği), biz-zarûre ve bil-bedâhe (apaçık bir şekilde) nefsânî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid olduğunu (dayandığını), zerre kadar insâfı olana isbât eder bir hüccettir(delildir). O hikmetlerden birisi şudur ki: Zât-ı Risâletin (Hz. Peygamberin) akvâli (sözleri) gibi, ef’âl ve ahvâli ve etvâr ve harekâtı (fiilleri, hâlleri, tavırları ve hareketleri) dahi menâbi-i din ve şeriattır (din ve şeriatın kaynaklarıdır)ve ahkâmın me’hazleridir (hükümlerin alındığı yerlerdir). Şıkk-ı zâhirîsine (dînin ev hâli dışında görünen kısmına) Sahâbeler hamele (taşıyıcı) oldukları gibi, husûsî dâiresinde mahfî ahvâlâtından (gizli hâllerinden)tezâhür eden (ortaya çıkan) esrâr-ı din ve ahkâm-ı şeriatın (dînin sırlarının ve şeriatın hükümlerinin)hameleleri ve râvîleri (rivâyet edenleri) de, Ezvâc-ı Tâhirâttır (Hz. Peygamber (asm)’ın hanımlarıdır) ve bilfiil o vazîfeyi îfâ etmişlerdir. Esrâr ve ahkâm-ı dînin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm (çok büyük) vazîfeye, birçok ve meşrebce muhtelif (yaratılışları farklı) Ezvâc-ı Tâhirât lâzımdır.” (Mektûbât, 7. Mektûb, 20-21)
İlyas Yorulmaz
Eşlerinden dilediğini yanında tutabilir ve yanında barındırabilirsin. Nikâhın altındaki serbest bıraktığın (boşamadığın) eşlerini yanında istemende senin için bir sorumluluk yoktur. Bu onların sevinip hoşnut olmaları, üzülmemeleri, kadınlara verdiklerinin hepsine razı olmaları bakımından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanları bilir. Allah her şeyi bilen ve kullarına çok şefkatli olandır.
Zevcelerinden dilediğini almada geciktirebilirsin, dilediğini de alabilirsin. O, ayırdığını da yine alabilirsin. Bu hususta sana hiçbir vebal yoktur. Bu hal onların gözlerinin aydın olmasına, sevinmelerine, mahzun olmamalarına, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmalarına [¹] daha yakındır. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyle âlimdir, yavaştır
İsmail Hakkı İzmirli Ahzab Suresi 51. Ayet Açıklaması
[1] Veya hepsine verdiğin şeyden hoşnut olmalarına.
Kadri Çelik
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda senin üzerine bir zorluk (sakınca) yoktur. Böyle yapman; onların mesut olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi bilendir, yumuşak davranandır.
Ey Peygamber! İşte bu saydığımız sebeplerden dolayı, çok kadınla evli yaşamak zorundasın. Öte yandan, bir Peygamber ve devlet başkanı olarak zamanının büyük kısmını, ümmetinin sorunlarına ayırman gerekiyor. Bu yüzden, diğer müminlerin aksine, sen hanımlarının arasında belli bir sıra gözetmek zorunda değilsin. Onlardan dilediğinin sırasını erteleyebilir, dilediğini dehenüz sırası gelmediği hâlde yanına alabilirsin. Aynı şekilde, bir süreliğine uzak kaldığın bir hanımını tekrar yanına almak istemenden dolayı da sana bir günah yoktur. Allah tarafından sana tanınan bu serbestlik, hanımların seni —mecbur olmadığın hâlde— yanlarında gördüklerinde gözlerinin mutlulukla parlamasını, görevin icabı kendileriyle yeterince ilgilenemediğin zaman üzüntüye kapılmamalarını ve kendilerine vereceğin şeyler ve göstereceğin güzel muamele sayesinde hepsinin hoşnut olmasını sağlayacaktır. Çünkü Allah, gönlünüzden geçen en gizli niyet ve düşünceleri dahîbilir. Doğrusu Allah, her şeyi en mükemmel şekilde bilendir, kullarına karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.
Onlardan dileyeceğin kimseyi ertelersin, dileyeceğin kimseyi yanına alırsın.
Azlettiğin / ayrıldığın eşlerinden arzu ettiğini almanda sana bir günah yoktur.
Gözleri aydın olsun, üzülmesinler, onlara verdiklerine razı olsunlar diye bu en uygundur.
Kalblerinizdeki şeyleri Allah biliyor.
Allah halîm alîm olandır.
(Ey Peygamber!) O (eşlerinden) dilediğinin (yanında geceleme sırasını) geri bırakıp, dilediğini de yanına alabilirsin.1 Sırasını geri bıraktığın hanımlarından2 dilediğini tekrar yanına almanda da sana bir zorluk yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine râzı olmalarına daha uygundur. Allah gönüllerinizde ne varsa hepsinin bilir. Çünkü Allah her şeyi bilendir, (kullarına karşı) çok yumuşaktır.
1 Birden fazla eşlilerin, eşleri arasında sıra takip etmeleri vaciptir. Fakat bu Peygamberimize vacip kılınmayıp arzusuna bırakılmıştır.2 Bazı müfessirler bu bölümü; “boşadığın hanımlarından” şeklinde anlamışlarsa da yukarıdaki tercüme daha doğrudur.
Muhammed Esed
[Şunu bil ki,] onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve [bir süre] uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: 62 bu, [seni her gördüklerinde] gözlerinin parlamasını 63 ve [gözden çıkarıldıkları zaman] üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü [yalnız] Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halîmdir. 64
– Ey Nebi dilediğin eşlerinden bir süre uzak kalabilir, dilediğini de yanına alabilirsin. Bir süre uzak kaldığın eşinle tekrar birlikte olmayı istemende senin için bir sakınca yoktur. Bu davranışın onların mutlu olmalarını kendilerine ilgi azaldığında üzülmemelerini ve onlara ayırdığın zaman ve gösterdiğin ilgiyle yetinip ondan razı olmalarını sağlar. Allah gönlünüzden geçen duygu ve düşünceleri bilir. Zaten Allah her şeyi bilen, kötü düşünce ve duygulardan dolayı hemen cezalandırmayandır. 11/12, 35/45
Onlardan istediğini daha sonraya bırakabilir, istediğini de yanına alabilirsin; ilişkini dondurup (sonraya) bıraktıklarından birini yeniden istemende senin için bir beis yoktur:[3776] bu (seni her görüşte) onların gözlerinin daha çok ışımasını, üzülmemelerini ve onlara verdiğin şeylerden razı olmalarını sağlar; ve sadece Allah kalplerinizde olanı bilir: ama zaten Allah her şeyi bilir, tarifsiz bir ilim sahibidir.[3777]
Mustafa İslamoğlu Ahzab Suresi 51. Ayet Açıklaması
[3776] Rasulullah kendisine tanınan bu hakkı kullanmak yerine aktif karı-koca ilişkisinde Nisâ 3’e göre hareket eder. Bu sınırlamanın mağduriyet doğurmaması için dönüşümün gerekliliği vurgulanıyor. Sonuçta Rasulullah için çok eşliliğin tahammülü gerektiren bir fedakârlık olduğu ayan beyan ortaya çıkıyor.
[3777] Yani: “Hoşgörüsünü yerli yerince kullanır”. Hilm, yumuşak başlılık, hoşgörü, af ve merhameti istismar ettirmeden kullanmak, suçluya vazgeçme fırsatı tanımak için cezalandırmada acele etmemek. Halîm olan, günahkârı hainden, hatayı kasıttan, saflığı hinlikten ayırmayı bilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlardan dilediğini geri bırakırsın ve dilediğini kendi yanına alabilirsin. Geri bıraktığından da kimi istersen yanına alabilirsin, (bunda) sana bir günah yoklur. (Böyle senin reyine bırakılması) Gözlerinin aydın olmasına ve mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğinden razı olmalarına en yakın olandır. Ve Allah, kalplerinizde olanı bilir. Ve Allah alîm, halîm bulunmaktadır.
Ey Peygamber, eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur).
Birden çok eşi olan kocanın, vaktini onlara eşit olarak paylaştırması farzdır. Buna kasm (nöbet uygulaması) denilir. Bu âyet, kasm’ın Hz. Peygambere farz olmadığını bildiriyor. Farz olmaksızın, Hz. Peygamber (a.s.)’ın, tercih hakkını kullanması, eşlerini sevindirme gayesini daha çok gerçekleştirirdi. Bununla beraber İmam Ahmed Müsned’inde Hz. Aişe (r.a.)’dan şu hadisi nakleder: “Hz. Peygamber eşleri arasında kasm uygular ve şöyle dua ederdi: “Ya Rabbî, ben elimden geleni yapıyorum. Öyleyse elimde olmayıp yalnızca Senin kudretinde bulunan bir şeyi yapamadığımdan dolayı beni sorumlu tutma.”
Süleyman Ateş
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).
Çünkü kendilerine Allah'ın hükmünün uygulandığını bilirler ve aralarında gözettiğin eşit muâmeleden memnun olurlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlardan istediğine ilgini azaltır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı bıraktığını arzularsan onu yanına almaktan da sorumlu tutulmazsın. Bu onların gözlerinin aydın olması (bir arayış içinde olmamaları), üzülmemeleri ve hepsine verdiğin şeylerden mutlu olmaları açısından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilir, yumuşak davranır.
Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.
Eşlerinden dilediğinin sırasını geri bırakıp dilediğini yanına alabilirsin. Bir süre uzak durduklarından da dilediğini tekrar yanına almakta senin için bir vebal yoktur. Onlara göz aydınlığı olması, onların tasalanmamaları ve senin verdiğin şeyle hepsinin hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur (20). Allah ise sizin kalbinizde olanı bilir. Allah herşeyi bilen, hatâlarınıza karşı da müsamaha gösteren bir ilim ve hilim sahibidir.
(20) Sıralarını ertelediğin zaman buna Allah’ın izin vermiş olduğunu bilirler; yanına aldığın zaman da bunu mecburiyetle değil, gönülden yaptığını bilerek sevinirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmamalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alîm'dir, Halîm'dir.
girü ķoyasın anı kim dilersin anlardan daħı yir viresin sendin yaña anı kim dilersin. daħı anı kim isteyesin andan kim ayırduñ yazuķ yoķdur üzerüñe. şol ya'nį dileklü olmaķ yaķnıraķdur kim aydın ola gözleri anlaruñ daħı ķayġurmayalar [226b] daħı ħoşnūd olalar aña kim virdüñ anlara dükeli anlaruñ. daħı Tañrı bilür anı kim göñüllerüñüzdedür daħı oldı Tañrı bilici güç götürici.