Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3628, sondan 2609. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 22. ayetidir. Sebe' Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 92 ve toplam ebced değeri ise 7616 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل ادعوا الذين زعمتم من دون الله لا يملكون مثقال ذرة في السموات ولا في الارض وما لهم فيهما من شرك وما له منهم من ظهير
(Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilâh olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
Önceki âyetlerde verilen örneklerden ve yapılan uyarılardan çıkarılması gereken sonuca geçilmekte ve şirkin her türünün yanlışlığı üzerinde durulmaktadır. 23. âyette canlandırılan sahne ve “sonunda kalplerinden korku giderilince” şeklinde tercüme edilen kısım ile ilgili olarak değişik yorumlar yapılmıştır. Bazı müfessirlere göre âyetin mânası şudur: Nihayet âhirette müşriklerin kalplerinden korku giderildiğinde melekler onlara sorar: “Dünyadayken rabbiniz size ne demişti?” Onlar: “Hak olanı buyurdu” derler ve ikrarın fayda sağlamadığı bir vakitte gerçeği ikrar ederler (Şevkânî, IV, 372). Bazılarına göre burada sözü edilen korku ölüm esnasındaki korkudur. Ölüm sırasında Allah kalplerden korkuyu giderir, herkes Allah’ın bildirdiklerinin hak olduğunu itiraf eder; bu, önceden aynı şeyi söylemekte olana fayda, aksini söylemekte olana ise zarar verir; her ikisinin ruhu önceki inanç ve ikrarına göre kabzedilir (Râzî, XXV, 255). İbn Atıyye bu ifadenin açıklamasıyla ilgili hadislerden hareketle burada meleklerin kastedildiğini savunur. Bu yoruma göre melekler Cebrâil’e vahiy verildiğini duyduklarında dehşete kapılırlar ve korkuları zâil olduğunda aralarında âyetteki konuşma cereyan eder (IV, 418). Birçok müfessir de şu açıklamayı yapmıştır: Âyetten, âhirette gerek başkalarına şefaatçi yapılma gerekse şefaate nail olma umudu taşıyanların bir endişe ve heyecan dönemi yaşayacaklarına ve uzun bir bekleyişten sonra iznin verileceğine işaret edildiği anlaşılmaktadır. İzin çıktığı belli olduğunda korkuları zâil olur, birbirlerini müjdelemeye başlarlar, “Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar... (Zemahşerî, III, 258). Değişik görüşleri nakleden Taberî’nin –konuyla ilgili rivayetler ışığında– yaptığı tercih şudur: Allah katında ancak O’nun şefaatine izin verdiklerinin şefaati fayda sağlar, Allah’ın kendisine bu yönde müsaade verdiğini duyan kişi büyük bir heyecan duyar, nihayet bu heyecan yatıştığında “Rabbiniz ne buyurdu?” diye meleklere sorar... (XXII, 89-93; diğer yorumlar için bk. Râzî, XXV, 255; Şevkânî, IV, 372; şefaat hakkında bilgi için bk. Bakara 2:48, 255).
24. âyette geçen ve “O halde biz veya siz, iki taraftan biri ya doğru yoldadır yahut açık bir sapkınlık içindedir” şeklinde tercüme edilen cümleyle ilgili yorumlarda ağırlıklı olarak, üstün bir ifade biçimiyle ve münazara (cedel) kuralları içinde muhatapların iddialarının reddedildiği belirtilir (bk. Taberî, XXII, 94-95; Zemahşerî, III, 259; buradaki edebî sanatlar için bk. İbn Âşûr, XXII, 192-193). Râzî ise konuya farklı bir açıdan bakarak şu yorumu yapar: Yüce Allah resûlüne ve müminlere münazara âdâbı ve fikrî tartışmaların verimliliği açısından önemli bir metodu hatırlatıyor. Tartışan kişi karşı tarafın hatalı olduğunu peşinen ifade ederek başlarsa bu tartışmadan verim alınmaz; halbuki önce iki taraftan birinin hatalı olabileceğinin kabulü, taassubun atılmasına ve tarafların fikirlerini samimi olarak gözden geçirmelerine imkân sağlar (XXV, 257).
26. âyette geçen ve sözlükte “açar” anlamına gelen yeftehu fiili bu bağlamda “Hak üzere yargılar ve hüküm verir” demektir (İbn Atıyye, IV, 420; Şevkânî, IV, 372). Bu sebeple meâlde gerek bu fiile gerekse aynı kökten türeyen fettâh kelimesine buna uygun bir anlam verilmiştir.
Mehmet Okuyan
(Müşriklere) de ki: “Allah’ın peşi sıra (ilah) sandıklarınıza yalvarın! Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığınca (hiçbir şeye) sahip değillerdir. Onların bu ikisinde (göklerde ve yerde) hiçbir ortaklığı yoktur; O’nun (Allah’ın) onlardan herhangi bir destekçisi de yoktur.”
Müşriklere de ki: “Allah'tan başka tanrı olduklarını iddia ettiğiniz şeylere yalvarıp durunuz. Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığında bir şeye sahip değillerdir. Onların göklerde ve yerde hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.”
De ki: “Allah'ın yanı sıra değer verdiklerinize yakarın! Onlar, göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değildirler. Onların, Göklerin ve yerin yaratılmalarında bir payları yoktur. Ve Allah'ın, onların yardımına ihtiyacı da yoktur.
(Ey Resulüm!) De ki: "Allah'ın dışında (tanrı diye) öne sürdüklerinizi çağırın (da bakın) ; onların göklerde ve yerde bir zerre ağırlığınca bile (hiçbir şeyegüçleri yetmediğini) malik olmadığını (görüp anlayın) ; onların bu ikisinde (yerdeki ve göklerdeki düzende) hiçbir ortaklığı (ve yaratılışta katkıları) olmadığı gibi, O’nun (Samed olup hiç kimsenin yardımına ihtiyaç duymayanAllah’ın da) bunlardan hiçbir (yardımcısı ve) arka çıkanı da yoktur.”
De ki: Çağırın Allah'tan başka mabut sandıklarınızı; göklerde ve yeryüzünde bir zerre kadar bile bir şeyleri yoktur onların ve ne eşlikleri, ortaklıkları var Tanrıyla, ne de onun, bunlardan bir yardımcısı var.
De ki: Allah'ın dışında ilah diye öne sürdüklerinizi çağırın, onların göklerde ve yerde zerre kadar güçleri yoktur. Onların bu ikisinde hiçbir ortaklığı olmadığı gibi, ne de Allah onlar arasından hiç bir yardımcı seçmemiştir.
İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan müşriklere:
“Allah'ın dışında, kulları durumundaki tanrı diye iddia ettiğiniz şeyleri çağırın, dua edin bakalım, size faydaları dokunacak mı? Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahip değiller, o kadarcık bir şeye güçleri de yetmez. Onların göklerde ve yerde ortaklıkları da yok. Onlardan, aslî düzeni sağlamada Allah'a yardım eden biri de yok.” de.
De ki: "Allah'tan ayrı (ilahlar) olduklarını sandıklarınızı çağırın. Onlar ne göklerde ne de yerde bir zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda bir ortaklıkları olmadığı gibi O'nun (Allah'ın) onlardan bir yardımcısı da yoktur."
De ki: ' Allah'ın dışında (tanrı diye) öne sürdüklerinizi çağırın. Onların göklerde ve yerde bir zerre ağırlığınca bile (hiç bir şeye) güçleri yetmez; onların bu ikisinde hiç bir ortaklığı olmadığı gibi, O'nun bunlardan hiç bir destekçi olanı da yoktur.
(Ey Rasûlüm, o müşriklere) De ki: “- Allah'ı bırakıb da o ilâh zannettiklerinize (putlarınıza) istediğiniz kadar yalvarın durun. Onların ne göklerde, ne yerde zerre mikdarınca (size fayda vermeğe) güçleri yetmez. O ilâhların, bu yer ile göklerde bir ortaklıkları yok; Allah'ın da onlardan bir yardımcısı yok...”
De ki: “Allah dışında ilahlar olduklarını iddia ettiklerinize yalvarın. Onlar ne göklerde, ne yerde zerre kadar hiçbir şeye sahip değiller. Onların o gökler ve yerde hiç ortaklıkları da yoktur. Ve onlardan Allah’ın yardımcıları da yoktur.”
Diyesin ki: «Allahtan ayrı Tanrı saydığınız şeyleri çağırasınız?» göklerde, yerde de zerre ağırlığında, bir şeyleri yok, buralarda hiçbir ortakları yok, onlardan yardım eden dahi bulunmaz
(Müşriklere de ki:) “Allah dışında ilâh olduklarını iddia ettiğiniz putları imdada çağırınız bakalım! Onlar göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların bu ikisinde hiçbir ortaklığı olmadığı gibi, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.”
De ki: "Allah'ı bırakıp de göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip olmadığı, her ikisinde de bir ortaklığı bulunmadığı ve hiçbiri Allah'a yardımcı olmadığı halde tanrı olduklarını ileri sürdüklerinizi yardıma çağırsanıza!"
(Müşriklere) de ki: Allah'tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
De ki, "ALLAH'ın dışında ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar göklerde ve yerde bir atom ağırlığına bile sahip değillerdir. Onların her ikisinde de bir ortaklıkları yoktur. O da onlardan hiç birisini yardımcı edinmemiştir."
De ki: "Allah'ı bırakıp da tanrı saydığınız putlarınıza istediğiniz kadar yalvarın. Onların ne göklerde, ne yerde zerre kadar güçleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklığı da yok. Allah'ın da onlardan bir yardımcısı yoktur."
De ki: Allahın berisinden o zu'mettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın, ne Göklerde ne Yerde zerre mikdarına güçleri yetmez, onların bunlarda bir ortaklığı da yok, onun onlardan bir zahîri de yoktur
(Habîbim onlara) de ki: «Allâhı bırakıb da (Onun ortağı olduklarını) kupkuru iddia etdiklerinize (istediğiniz kadar) yalvarın, onların ne göklerde, ne yerde (hayır ve şerden) bir zerre mıkdârına bile gücleri yetmez. Onların, buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi Onun (Allahın) da bunlardan bir yardımcısı yokdur.
(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Allah'dan başka (ilâh) zannettiğiniz şeylere yalvarın (bakalım, istediklerinizi size verebilecekler mi?); (onlar) ne göklerde ne de yerde(hayır ve şerden) zerre ağırlığınca (bir şeye) sâhib değildirler; çünki onların bunlarda hiçbir ortaklığı yoktur; ve O'nun (O Rabbin) için, onlardan hiçbir yardımcı yoktur.”
Onlara deki “Göklerde ve yerde en ufak bir zerreye dahi sahip olmayan, Allah’dan başka ilah zannettiklerinizi çağırın (size cevap verecekler mi?). Allah’ın göklerde ve yerde hiçbir ortağı olmadığı gibi, (gökleri ve yeri yönetmesinde) Allah’a arka çıkan hiçbir kimse de yoktur.
Müşriklere «— Allah/ı bırakarak mâbut zaım ettiklerinizi çağırın bakalım size yardım edebilirler mi? de. Onlar, göklerde ve yerde hiçbir ortaklıkları yoktur. Tanrı/nın o mâbutlardan hiçbir arkası da yoktur.
De ki: “Allah'ın dışında (tanrı diye) öne sürdüklerinizi çağırın. Onların göklerde ve yerde bir zerre ağırlığınca bile (hiç bir şeye) güçleri yetmez. Onların bu ikisinde hiç bir ortaklığı olmadığı gibi, O'nun bunlardan hiç bir destekçisi de yoktur.
Ey Müslüman! Bu tarihi örneği anlattıktan sonra, hâlâ Allah’a kulluktan yüz çeviren çağdaş inkârcılara de ki: “Allah’tan başka kulluk edilmeye lâyık olduğunu iddia ettiğiniz varlıklara yalvarın bakalım, size bir fayda veya zarar verebilecekler mi? Hayır! Onlar, göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye bile sahip değildirler. Onlar bu evrenin yaratılış veyönetiminde pay sahibi olmadıkları gibi, Allah da onlar arasından kendisine bir yardımcı seçmiş değildir. Bunun içindir ki:
De ki:
-“Allah’tan başka (ilah) sandıklarınıza yalvarın bakalım (!)
Yer’de ve Gökler’de zerre ağırlığına mâlik olmazlar.
Oralarda onlar için hiçbir şirk / ortaklık yoktur.
Onlardan ona hiçbir arka çıkan da yoktur.
(Ey Muhammed! Onlara): “(Haydi) Allah’ı bırakıp da göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şeye bile sahip olmayan, (ilâh) sandığınız şeyleri çağırın. Onların bu ikisinde (Allah’la) bir ortaklıkları olmadığı gibi, Onun da bunlardan bir destekçisi yoktur.” de.
DE Kİ: “Allah'tan başka [ilahî güçlere sahip olduğunu] zannettiğiniz [varlıkları] çağırın: (aslında) onların ne yerde ne gökte zerre kadar güçleri yoktur, ne buralar[ın yönetimin]de bir pay sahibidirler, ne de Allah kendisine onlar arasından bir yardımcı [seçmiştir]”. 32
De ki: – Allah ile aranıza koyduğunuz kişilere dua ile yalvarın bakalım. Onlar ne göklerde ne yerde zerre kadar bir güce sahip değiller. Çünkü onların göklerde ve yerde bir ortaklığı yoktur ve Allah onlardan herhangi birini kendisine yardımcı olarak da atamamıştır. 13/14, 46/5
DE Kİ: “Allah dışında, (kendilerinde tanrısal güç) vehmettiklerinizi çağırın. Ne göklerde ne de yerde onların zerre kadar bir gücü yoktur; üstelik onlar bu ikisinin (yönetiminde) bir ortaklığa da sahip değiller; dahası O onlar arasından kendisine bir yardımcı da atamamıştır.”[3842]
Mustafa İslamoğlu Sebe' Suresi 22. Ayet Açıklaması
[3842] Şefaatin, yani Allah dostlarının ve din önderlerinin, Allah nezdinde birilerine torpil yapacağına ve aracılık edeceğine dair tüm tasavvurların reddi.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Allah'tan gayrı o zû'm ettiklerinize yalvarınız. Göklerde ve yerde bir zerre miktarına mâlik olamazlar ve onlar için bunlarda bir ortaklık yoktur ve O'nun için de onlardan bir yardımcı yoktur.»
De ki: “Allah'tan başka, tanrılığını iddia ettiğiniz şeylere istediğiniz kadar yalvarın durun bakalım, ele ne geçireceksiniz? Onların ne göklerde ne yerde, size verecekleri zerre kadar bir fayda yoktur. Onların oralarda en ufak bir ortaklıkları yoktur. Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. [35, 13]
De ki: "Allah'tan başka (tanrı) sandığınız şeyleri çağırın, onlar ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahip değillerdir. Bu ikisi(nin yaratılmasında ve mülkü)nde bir ortaklıkları yoktur. Ve Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur."
De ki, (aranıza koyup) Allah’a yakın sandıklarınıza; göklerde ve yerde zerre kadar hakimiyeti olmayanlara yalvaracaksanız yalvarın. Onların bu iki yerde ne bir ortaklıkları ne de Allah’ın onlardan bir destekçisi vardır.
De ki:-Allah'tan başka inandıklarınıza yalvarın. Ne göklerde ne de yerde zerre miktarı bir şeyleri vardır. Oralarda ortaklıkları yoktur. Allah'ın, onlardan bir yardımcısı da yoktur.
De ki: Allah'tan başka tanrılaştırdıklarınıza siz yakaradurun. Onlar ne göklerde, ne de yerde, zerre ağırlığınca birşeyin bile sahibi değillerdir. Ne göklerde ve yerde onların bir ortaklığı vardır, ne de Allah'ın onlardan bir yardımcısı.
De ki: "Allah dışındaki o bir şey sandıklarınızı çağırın/onlara yalvarın! Ama onlar, göklerde de yerde de zerre kadar bir şeye sahip olamazlar. O göklerde ve yerde onların ortaklığı da yoktur. Ve O'nun onlardan bir destekçisi de yoktur."