Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3632, sondan 2605. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 26. ayetidir. Sebe' Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2629 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل يجمع بيننا ربنا ثم يفتح بيننا بالحق وهو الفتاح العليم
De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan,[445] hakkıyla bilendir.”
Önceki âyetlerde verilen örneklerden ve yapılan uyarılardan çıkarılması gereken sonuca geçilmekte ve şirkin her türünün yanlışlığı üzerinde durulmaktadır. 23. âyette canlandırılan sahne ve “sonunda kalplerinden korku giderilince” şeklinde tercüme edilen kısım ile ilgili olarak değişik yorumlar yapılmıştır. Bazı müfessirlere göre âyetin mânası şudur: Nihayet âhirette müşriklerin kalplerinden korku giderildiğinde melekler onlara sorar: “Dünyadayken rabbiniz size ne demişti?” Onlar: “Hak olanı buyurdu” derler ve ikrarın fayda sağlamadığı bir vakitte gerçeği ikrar ederler (Şevkânî, IV, 372). Bazılarına göre burada sözü edilen korku ölüm esnasındaki korkudur. Ölüm sırasında Allah kalplerden korkuyu giderir, herkes Allah’ın bildirdiklerinin hak olduğunu itiraf eder; bu, önceden aynı şeyi söylemekte olana fayda, aksini söylemekte olana ise zarar verir; her ikisinin ruhu önceki inanç ve ikrarına göre kabzedilir (Râzî, XXV, 255). İbn Atıyye bu ifadenin açıklamasıyla ilgili hadislerden hareketle burada meleklerin kastedildiğini savunur. Bu yoruma göre melekler Cebrâil’e vahiy verildiğini duyduklarında dehşete kapılırlar ve korkuları zâil olduğunda aralarında âyetteki konuşma cereyan eder (IV, 418). Birçok müfessir de şu açıklamayı yapmıştır: Âyetten, âhirette gerek başkalarına şefaatçi yapılma gerekse şefaat edilme umudu taşıyanların bir endişe ve heyecan dönemi yaşayacaklarına ve uzun bir bekleyişten sonra iznin verileceğine işaret edildiği anlaşılmaktadır. İzin çıktığı belli olduğunda korkuları zâil olur, birbirlerini müjdelemeye başlarlar, “Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar... (Zemahşerî, III, 258). Değişik görüşleri nakleden Taberî’nin –konuyla ilgili rivayetler ışığında– yaptığı tercih şudur: Allah katında ancak O’nun şefaatine izin verdiklerinin şefaati fayda sağlar, Allah’ın kendisine bu yönde müsaade verdiğini duyan kişi büyük bir heyecan duyar, nihayet bu heyecan yatıştığında “Rabbiniz ne buyurdu?” diye meleklere sorar... (XXII, 89-93; diğer yorumlar için bk. Râzî, XXV, 255; Şevkânî, IV, 372; şefaat hakkında bilgi için bk. Bakara 2:48, 255). 24. âyette geçen ve “O halde biz veya siz, iki taraftan biri ya doğru yoldadır yahut açık bir sapkınlık içindedir” şeklinde tercüme edilen cümleyle ilgili yorumlarda ağırlıklı olarak, üstün bir ifade biçimiyle ve münazara (cedel) kuralları içinde muhatapların iddialarının reddedildiği belirtilir (bk. Taberî, XXII, 94-95; Zemahşerî, III, 259; buradaki edebî sanatlar için bk. İbn Âşûr, XXII, 192-193). Râzî ise konuya farklı bir açıdan bakarak şu yorumu yapar: Yüce Allah resûlüne ve müminlere münazara âdâbı ve fikrî tartışmaların verimliliği açısından önemli bir metodu hatırlatıyor. Tartışan kişi karşı tarafın hatalı olduğunu peşinen ifade ederek başlarsa bu tartışmadan verim alınmaz; halbuki önce iki taraftan birinin hatalı olabileceğinin kabulü, taassubun atılmasına ve tarafların fikirlerini samimi olarak gözden geçirmelerine imkân sağlar (XXV, 257). 26. âyette geçen ve sözlükte “açar” anlamına gelen yeftehu fiili bu bağlamda “Hak üzere yargılar ve hüküm verir” demektir (İbn Atıyye, IV, 420; Şevkânî, IV, 372). Bu sebeple meâlde gerek bu fiile gerekse aynı kökten türeyen fettâh kelimesine buna uygun bir anlam verilmiştir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile (adaletle) hükmedecektir. O, (hükmü) apaçık (adil) verendir, bilendir.”
De ki: “Rabbimiz (hesap günü mutlaka) bizi bir araya toplayacak, sonra da Hakk ile aramızı ayıracaktır (veya sadıklara fetih ve zafer kapılarını açacaktır). O (Hakk ile Bâtıl’ın, sadıklarla sahtekârların arasını ayıran ve galibiyet yollarını) açandır (Fettâh’tır) ve (her şeyin mahiyetini ve herkesin niyet ve gayretini hakkıyla) Bilen (gerçek Alîm olan) dır.”
De ki: Rabbimiz hesap günü, hepimizi bir araya toplayacak ve sonra aramızda gerçek adaletle hüküm verecektir. O hakikati apaçık ortaya koyan büyük yargıçtır, herşeyi hakkıyla bilendir.
“- Geçmiş şeriatların ibka ettiği hükümleriyle Kur'anın rehberliğinde, benim evrensel peygamberliğimde Allah bizi bir araya getiriyor.
Allah'ın kurduğu bu düzene uyulmazsa, Allah daha sonra aramızda, hakkaniyet ile adâlet ile hüküm verecek. Hükümle durumumuzu açıklığa kavuşturan ve her şeyi bilen O'dur.” de.
De ki: “Rabbimiz (kıyamet günü) bizi bir araya toplayacak, sonra hak ile aramızı ayıracaktır. O, (O, gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (her şeyi hakkıyla) bilendir.”
De ki: “- Rabbimiz (kıyamette) hepimizi bir araya toplayacak, sonra da gerçek hükmü ile (adaletle) aramızı ayıracaktır. O, hüküm veren asıl hâkimdir, verdiği hükmü bilendir.”
De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, her şeyi hakkıyla bilendir.”
De ki: «Rabbimiz (kıyamet günü) hepimizi bir araya toplayacak, sonra beynimizde hak ile hükmedecekdir. O, (her şey'i) kemâliyle bilen en büyük haakimdir».
De ki: “Rabbimiz (kıyâmet günü) hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızı hak ile açaçak (hakkımızda hüküm verecek)tir. Çünki O, Fettâh (tam bir adâletle hüküm veren)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.”
Deki “Rabbimiz bizi bir araya getirip toplayacak. Sonra hak (adalet) ile aramızı ayıracaktır. O Doğru ile yanlışın arasını ayıran ve her şeyi bilendir.”
De ki: “Rabbimiz (kıyamet günü) bizi bir araya toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (her şeyi hakkıyla) bilendir.”
Yine onlara de ki: “Rabb’imiz, Diriliş Günü hepimizi bir araya toplayacak ve aramızda en âdil hükmü verecektir. Çünkü O, mutlak adâletle hüküm verendir, her şeyi en mükemmel biçimde bilendir.”
De ki: “Rabbimiz [Hesap Günü] hepimizi bir araya toplayacak ve sonra aramızda adaletle hüküm verecektir; O, hakikati apaçık ortaya koyan, her şeyi hakkıyla bilendir!”
De ki: – Çünkü Rabbimiz huzurunda hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hakkımızda hak ile hüküm verecektir. Zira O’dur adaletle hükmeden ve her şeyi bilen. 21/47, 95/8
De ki: “Rabbimiz bizi (bir gün) bir araya getirecek ve aramızda hükmünü hakkıyla verecektir: zira her hükmü hakkıyla veren, her şeyi ayrıntısıyla bilen O’dur.”
De ki: “Rabbimiz kıyamet günü hepimizi bir araya toplayacak sonra da aramızdaki hükmü verecektir. O, tam adaletle hükmeden ve her şeyi bilen bir hâkimdir. ” [30, 14-16]