Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3688, sondan 2549. ayet; 35. sure ve Fâtır Suresinin 28. ayetidir. Fâtır Suresi 28. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 5425 olarak hesaplanmıştır. Fâtır Suresinin toplam ebced değeri 244606 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ومن الناس والدواب والانعام مختلف الوانه كذلك انما يخشى الله من عباده العلمؤا ان الله عزيز غفور
İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Dikkatlerimizi bir yandan tabiatın ihtişamına diğer yandan da bu muhteşem görünümü meydana getiren farklılıkların tek kaynaktan neşet ettiğine ve bunu sağlayan yüce kudrete çeken bu âyetlerde renk ve tür faktörüne ağırlık verildiği görülmektedir. 27. âyetin (dağlar hakkındaki) “farklı renklerde” şeklinde çevrilen kısmıyla her bir rengin farklı tonlarına işaret edildiği ve siyahın en koyu tonunu belirtmek üzere “simsiyah” anlamına gelen nitelemenin cümlenin sonuna bırakıldığı da düşünülebilir (Râzî, XXVI, 21). Çıplak gözle gözlemleyebildiğimiz âlemde ilk bakışta farklılıkları ayırt etme hususunda renklerin etkisi son derece açık olduğundan bu özellik ön plana çıkarılmıştır. Fakat bunlar üzerinde inceleme yapmaya ve düşünmeye başlayanlar hemen göreceklerdir ki, bu türleri ayırt ettiren yegâne ayıraç renkler değildir. İnsanlar, dağlar, bitkiler, hayvanlar renk renk olduğu gibi daha pek çok özellik ve yetenek farklarıyla da birbirlerinden ayırt edilirler. İster ilk nazarda göze çarpan ister daha dikkatli bir incelemeyle tesbit edilen bu farklılıkların hepsi son tahlilde biçimseldir; özü itibariyle bunların tamamı tek bir şeye işaret etmektedir ki o da böylesine bir âhenk içerisinde bu çeşitliliği sağlayan irade ve güçtür. Bunu anlamamızı kolaylaştırmak üzere türlü renkler taşıyan bitkisel ürünlerin varlığını bir kaynağa yani suya borçlu bulunduğu, onu da indirenin yüce Allah olduğu belirtilmiştir. 28. âyette haşyet kökünden gelen ve “büyüklüğü karşısında heyecan duyarlar” diye çevirdiğimiz kelime burada, “büyüklük karşısında duyulan heyecan ve korku, zarar görmekten değil, hakkını verememekten kaynaklanan endişe” mânasına gelmektedir. Muhataplarını doğadaki muhteşem görünümlerden hareketle akıllara durgunluk verecek incelikleri keşfetmeye yönlendiren Kur’an’ın, bu bağlamda bilmenin değerine vurgu yapması oldukça ilginçtir. Fakat burada kullanılan ve “bilenler” şeklinde çevrilen ulemâ kelimesinin kök anlamları arasında, bir şeyi derinlemesine tanıyıp mahiyetini idrak etme, bir konuda kesin bilgiye ulaşma, bir işin hakikatine nüfuz etme mânalarının bulunduğu göz önüne alınırsa, kendilerine gönderme yapılan ve Allah’a saygı duyma hususunda ön plana çıkarılan kişilerin, meslek olarak bilimsel faaliyet icra edenler veya birtakım bilgileri öğrenip belleklerine yerleştirmiş olanlar değil, zihnî çabalarını Allah’ın evrendeki kudret delillerinden sonuçlar çıkarabilme düzeyine yükseltebilmiş kişiler olduğu anlaşılır. Zaten sahâbe ve tâbiîn büyüklerinin birçoğundan yapılan rivayetlerde ne kadar bilgili olurlarsa olsunlar Allah’a saygı yolunda mesafe alamamış kimselerin âlim olarak nitelenemeyecekleri belirtilmiştir (meselâ bk. Zemahşerî, III, 274; Şevkânî, IV, 398). Gerek insanı ve toplumları gerekse evrendeki diğer varlıkları inceleyen değişik bilim dallarına mensup bilim adamlarından pek çoğunun –başlangıçta ateist veya Allah inancı konusunda mütereddit olsalar bile– bu araştırmalar sonucunda kâinattaki şaşmaz dengeyi, akılları zorlayan ince hesapları ve hayranlık uyandıran âhengi müşahede ederek ya doğrudan ilâhî kudret ve azamete atıf yapan veya bu güç karşısındaki aczin itirafı anlamına gelen ifadeler kullanmaları, bu âyetlerde ilme yapılan göndermenin anlaşılmasını daha kolaylaştırmaktadır. Yine, sosyal çevrenin etkisiyle dine karşı kayıtsız kalmış ve metafizik konularıyla ilgilenme fırsatı bulamamış birçok insanın az önce sözü edilen araştırmaların sonuçlarını izleyince düşünce dünyalarında önemli değişikliklerin hatta sarsılmaların meydana gelmesi, varlıklar âlemindeki bu düzenin bir tesadüfün eseri olamayacağı üzerinde düşünmeye başlamaları, bu sayede kendilerini sorgulama ve hayatı anlamlandırma çabası içine girmeleri de, Kur’an’a gönül vermiş kişilere önemli bir görevi yani ilim yolunda öncülük etmenin de Müslümanlığın gereklerinden olduğunu hatırlatmış olmaktadır. Râzî’nin açıklaması esas alınarak, 28. âyette geçen ve “hayvanlar” anlamına gelen devvâb ve en‘âm kelimelerinden birincisine meâlde “binek hayvanları” ikincisine “eti yenen hayvanlar” mânası verilmiştir (bk. XXVI, 21).
Mehmet Okuyan
İnsanlardan, adım atan canlılardan ve dört bacaklı hayvanlardan da renkleri farklı olanlar var. Kulları içinden sadece (gerçeği) bilenler Allah’a saygı duyarlar.Şüphesiz ki Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.
Bu ayetler gerçek âlimlerin, evren kitabının ayetlerini tanıyan, onlardaki sanatı fark edebilen, doğru bir yol/din olan tevhid çizgisinde bir hayat süren insanlar olduğunun delilidir.
Bayraktar Bayraklı
Aynı şekilde, insanlardan, diğer canlılardan ve evcil hayvanlardan da renkleri farklı olanlar vardır. Allah'a ancak bilgili kulları saygı duyar. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür; çok bağışlayıcıdır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız ilim sahibi¹ olanlar haşyet² ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
1- Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve âlim sözcükleri; büyük çoğunlukla Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak anlamındadır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her âlim sözcüğüne “bilgin”, her ilim sözcüğüne de “bilgi” anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. 2- Derin saygı ve içten sevgi duyarak canı gönülden, içtenlikle bilinçli olarak Allah'a yönelmek. Bu sözcüğün korku, korkmak anlamına gelen “havf” sözcüğü ile bir ilgisi yoktur. (13:21'de her iki sözcük yer almakta ve biri içtenlik diğeri de korku anlamında kullanılmaktadır.)
Ahmet Akgül
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. (Onun) Kulları içinde ise, Allah'tan ancak âlim olanlar (yaratılış sırlarını ve sorumluluklarını çok iyi kavrayanlar) 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.
Ve insanlardan da, havanlardan da, davarlardan da çeşitli renkte mahluklar yaratır tıpkı bunun gibi; Allah'tan, ancak kullarının bilgili olanları korkar, şüphe yok ki Allah, üstündür, rahimdir.
İnsanlardan, sürüngenlerden ve davarlardan da, bunun gibi, ayrı ayrı renkte olanları var. Kulları arasından yalnızca, anlama ve kavrama yeteneğine yani geniş, kapsamlı vahiy bilgisine sahip olanlar, Allah'tan gereği biçimde korkarlar. Çünkü Allah güçlüdür, O'nun gücüne hiçbir güç erişemez ve O Allah çok bağışlayandır.
İnsanlar, canlı mahlûklar ve sağmal hayvanlar da çeşit çeşit renklere sahip. Bitkilerde ve tabiatta da bu çeşitlilik var. Kulları arasından ancak âlimler gereğince saygı duyarak Allah'tan korkarlar. Allah kudretli ve hükümrandır. Her şeyi koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da böyle renkleri değişik olanlar vardır. Kulları içinde Allah'tan ancak alimler korkar. Allah yücedir, bağışlayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da böyle çeşitli renkleri var. Allah'dan, kulları içinde, ancak (kudret ve azametimi bilen) âlimler korkar: Şüphe yok ki Allah Azîz'dir= her şeye gâlibdir, Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da, onlar gibi değişik renkliler vardır. Artık gerçek bir şekilde Allah’tan ürperti duyanlar, ancak âlimlerdir. Şüphesiz Allah, izzet, kudret ve mağfiret sahibidir. (Sonsuz kudretine karşı insanların yaptığı hataları affeder.)
İnsanlardan da, hayvanlardan da, yılkılardan da, türlü türlü renkliler var, Allahın kullarından ancak bilgin olanlardır çekinen kişiler, Allah emre, Allah bağışlayıcı
İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. İşte (Allah'a karşı kulluk da farklılıkta) böyledir. Allah'a kulları içinde yalnızca (yaratılışın kulluğun amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar. Hiç şüphe yok Allah, üstün güç sahibidir, bağışlayandır.
“Allah’a kulları içinde yalnızca (yaratılışın ve kulluğun amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar.” cümlesi insanı Allah’ı anlamak ve tanımak konusunda gayret göstermeye davet ediyor. İnsan bir şeyi ne kadar bilirse ona o kadar değer verir ve o derece saygı duyar. Allah’a hakkıyla saygı duymak O’nu tanımakla alakalıdır. Örneğin Kur’an’ın pek çok yerinde Allah’ın rahmetinden, bağışlayıcılığından, tevbeleri kabul edişinden bahsedilirken, sadece azap ayetlerine bakarak ve cehennemini hayal ederek Allah’ı tanımaya kalkarsak o zaman Allah’tan sadece korkar ve O’na ulaşmak için araya aracılar sokmaya kalkarız ve böylece iyice yanlışa düşeriz. Ama O’nun rahmetinin enginliğini düşünerek, dünya ve âhiret nimetlerini tefekkür ederek O’nu anlamaya çalışırsak işte o zaman O’nu severiz ve sayarız. O’na doğrudan ulaşmak ve O’nun istediği gibi bir hayat ortaya koymak isteriz. O’nun rızasını kazanacak çalışmalar yapar ve O’nun istediği gibi erdemli bir duruş sergileriz.
Diyanet İşleri (Eski)
İnsanlar, yerde yürüyenler ve davarlar da böyle türlü türlü renktedirler. Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan, ancak bilginlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.
Âlimler, Allah’ı bilen ve O’na tazimde bulunarak saygı besleyenlerdir. Bir hadiste «Rütbelerin en yükseği ilim rütbesidir» denilir. Âyette bahsi geçen ilim, imanla birleşen ilimdir. Çünkü iman ahiret hayatını da garanti altına alır; imansız ilim ise insanlara sadece geçici dünya faydaları sağlar.
Edip Yüksel
Aynı şekilde, insanlar, hayvanlar, çiftlik hayvanları da çeşitli renklerdedir. Bundan dolayıdır ki kulları arasında ALLAH'ı gereği gibi sayanlar bilim adamlarıdır. ALLAH Üstündür, Bağışlayandır.
Yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde Allah'tan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.
İnsanlardan: hayvanlardan, davarlardan da kezâlik türlü renklileri var, ancak Allah saygısını kullarından bilenler duyar, haberiniz olsun ki Allah azîz bir gafûrdur
(Gerek) insanlardan, (gerek) yerde yürür hayvanlardan, (gerek) davarlardan da yine böyle renkleri (nevileri) muhtelif olanlar vardır. Allahdan, kulları içinde, ancak âlimler korkar. Şübhe yok ki Allah mutlak gaalibdir, çok yarlığayıcıdır.
İnsanlardan, (yeryüzündeki) hareketli canlılardan ve sağmal hayvanlardan da böyle renkleri muhtelif olanlar vardır. Kulları içinde Allah'dan ancak âlimler korkar. Muhakkak kiAllah, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Gafûr (çok bağışlayan)dır.
İnsanlardan, canlılardan ve hayvanlardan çok çeşitli renkte olanlar var. İşte böylece Allah’dan (en çok bunları) bilenler korkar. Allah çok güçlü ve bağışlayıcı olandır.
İnsanları da, yerde yürür hayvanları da, davarları da böyle çeşit çeşit renkte yaptık. Allah/tan, kulları içinde yalnız âlimler korkarlar. Çünkü Allah yegâne galiptir, yarlıgayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise, Allah'tan ancak ilim sahibi olanlar içleri titreyerek korkar. Hiç şüphe yok Allah, üstün güç sahibidir, bağışlayandır.
Aynı şekilde hem insanlar, hem de yabani ve evcil havanlar türlü türlü renkler taşıyor. Dünyanın her yerindeki siyah, beyaz, kızıl, sarı renklerde insan ırkları; hayranlık veren şekil ve renkleriyle insanı büyüleyen kuşlar, kelebekler, vahşî ve evcil hayvanlar, Allah’ın renkeriyle sanatının mükemmel bir örnek olarak karşınızda duruyor. Dikkat edin; Allah’ın kulları arasından, ancak Kur’an’ın dile getirdiği bu gerçekleri bilenler O’na yürekten saygı duyarlar! Hiç kuşkusuz Allah, sonsuz kudret sahibidir, çok bağışlayıcıdır. Peki, kimdir bu ilim sahipleri?
İnsanlar’dan, Hareketli (Dâbbe)ler’den ve Ehil Hayvanlar’dan da böyle çeşitli renkliler vardır.
Doğrusu O’nun kullarından Âlimler / Bilginler, sadece Allah’tan çekinir.
Allah, gafûr azîzdir.
(Aynen) bunlar gibi, insanları, hayvanları ve davarları da renk renk (yarattık.) Allah’tan ancak âlim kulları, (hakkıyla) korkar.1 Şüphesiz Allah, çok şerefli bir affedicidir.2
1 Çünkü bir şeye saygı ve hürmet, ancak onu bilmekle olur ve saygının derecesi, o bilginin derecesiyle orantılıdır. Yani bir kulun, Allah’ını tanıması ne kadar fazlaysa, Ona olan saygısı da o kadar mükemmel olur. Onun için Peygamberimiz: “Sizin içinizde Allah’tan en çok korkan ve sakınan benim” buyurmuştur. İlmin önemi de sadece bilmekle değil, o bildiklerini hayatına uygulamakladır. Esas ilim, “Allah’ı ve Allah’ın dinini” bilmektir. “Gerçek bilginin kitabı gönüllerde yazılı olandır” diye saçmalayıp sonra da: “İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır” diyenler uydurdukları ne idüğü belirsiz bir bilgiyi Allah’ın bilgisine alternatif olarak getirdiklerinin belki farkındadırlar da, onu dillerine dolayanlar ne yaptıklarının farkındalar mı acaba? Ayrıca “Bilimsellik” adına bir kısım teori bile olma haysiyeti olmayan şeyler uydurup, bunları bilim diye insanlara pazarlamak da asla ilim değildir. Allah Müslümanları bunların şerrinden korusun. 2 Allah, yalnız affedici ve merhametli değil, aynı zamanda Aziz’dir de. Yani hiç bir şeye mağlûp olmayan, hiç bir baskı altına alınma ihtimâli bulunmayan, dilediğini dilediği anda helâk eden, çok kuvvetli, çok azametli bir affedicidir. Onun için Allah’ı bilmeyenler, her türlü kötülüğü rahatlıkla yaparlar. Onu bir kul ne kadar iyi bilirse, Ona karşı o kadar çok saygılı, o kadar çok hürmetkâr olur.
Muhammed Esed
ve [nasıl ki] insanlar, sürüngenler ve hayvanlar türlü türlü renkler taşıyor! 19 Kulları arasından yalnız anlama ve kavrama yeteneğine 20 sahip olanlar Allah'tan [hakkıyla] korkarlar: [çünkü yalnız onlar bilir ki] Allah kudret Sahibidir, çok bağışlayıcıdır.
Aynı şekilde çeşitli renklerde insanlar, canlılar ve hayvanlar yarattık. Ancak kullarından bu konuda bilgili olanlar Allah’a derin bir saygı duyarlar. Zira Allah, üstün bir güç sahibi ve eşsiz bir bağışlayıcıdır. 30/22, 49/13
Dahası insanlar, (vahşi) canlılar ve evcil hayvanlar da (uyumlu) bir farklılığın renklerini taşıyorlar. İşte (kullar da farklılıkta) böyledir[3909] ve Allah’a kulları içinde yalnızca (bunun hikmet ve amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar: çünkü Allah çok üstün ve yücedir, tarifsiz bir bağışlayıcıdır.
Mustafa İslamoğlu Fâtır Suresi 28. Ayet Açıklaması
[3909] Kezalike her iki cümleye de dahil olabilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve insanlardan ve yürür hayvanlardan ve davarlardan da böylece renkleri muhtelif olanlar (vardır) ve Allah'tan kulları arasında da ancak ilim sahipleri olanlar korkar. Şüphe yok ki, Allah galiptir, yarlığayıcıdır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan yine böyle türlü renklerde olanlar vardır. Kulları içinde ancak âlimler, Allah'ı gerektiği tarzda tazim ederler. Muhakkak ki Allah, azîz ve gafurdur (mutlak galiptir, çok affedicidir).
Kur’ân, Allah’ı tanıtırken kalbe hitab ettiği gibi birçok defa da akla hitab eder. İçinde yaşadığımız âlemin fizik yapısının iyice incelenmesini ister. Böylece Allah’ın rahmet, kudret, hikmet ve san’atının oradaki görünümlerini de dikkat nazarlarına sunar.Bu iki âyette muhataplar, bitkiler âleminde, yer küresinin kabuğunda, dağlarda ve topraklarda, insanlar ve hayvanlar âleminde tezahür eden muazzam ve muhteşem çeşitliliği incelemeye dâvet edilmektedirler. Aynı su ile sulanan, aynı toprakta yetişen, aynı güneşten yararlanan bitkiler âleminde birbirinden güzel desenler, renkler, şekiller, tatlar, kokular, özellikler ve faydalar...Madenlerin depoları olan damar damar dağlardaki farklı toprak yapıları, renkler, çeşitler, özellikler, faydalar... Sadece bir petrolün milyonlarca yıllarla ifade edilen oluşumunu, mermer damarlarında Nakkaş-ı Ezelinin tecellilerini düşünelim: O harika renkler, şekiller, sağlam, muhkem özellikler.İnsanların ihtiyaçları için hazırlanmış demir, bakır, altın, gümüş, krom, çinko, kurşun, fosfat, kalay, uranyum, volfram, kömür, boraks... filizleri ve yatakları... Trilyonlarca yaratığın yüz binlerce yıl boyunca muhtaç oldukları ne varsa hazırlanmış. Tesadüfe en ufak bir yer bulunabilir mi? Azıcık bilenin buna ihtimal vermesi mümkün değil. O, sadece bu âyette bildirildiği gibi Yüce Yaradan’ın azametine hayranlık duymaktan başka bir şey yapamaz. Böylece Kur’ân fizik, kimya, jeoloji, botanik, zooloji gibi tabiat bilimlerini bu ve başka birçok âyetle teşvik eder, ta ki kâinat kitabının okunmasına kapılar aralasın.
Süleyman Ateş
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak bilginler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah daima üstündür, çok bağışlayandır.
Çünkü O'nun yaptıklarındaki incelikleri öğrendikçe onların Allah'a karşı saygıları artar.
Süleymaniye Vakfı
İnsanların, hayvanların ve malın-davarın da farklı renklerde olanları vardır. Allah’tan korkanlar, sadece onu bilen kullardır. Allah güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.
İnsanların, canlıların ve hayvanların da böyle çeşit çeşit renkleri vardır. Ancak kullarından bilgili olanlar Allah'tan korkar. Allah, güçlüdür, bağışlayıcıdır.
İnsanlardan, hayvanlardan, davarlardan da böyle türlü renklerde olanlar vardır. Kulları içinde ancak bilginler Allah'tan korkar. Şüphesiz ki Allah'ın kudreti herşeye üstündür ve O çok bağışlayıcıdır.
Aynı şekilde, insanlardan, hayvanlardan, davarlardan da çeşitli renklerde olanlar var. Kulları içinde Allah'tan ancak bilginler ürperir. Allah Azîz'dir, Gafûr'dur.