Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3746, sondan 2491. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 41. ayetidir. Yâsîn Suresi 41. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 35 ve toplam ebced değeri ise 2319 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (3) س (0) bulunuyor.
İnkârcılıkta direnenlere yüce Allah’ın kendileri üzerindeki nimetleri düşünüp ibret almaları için yakın çevrelerinden bir delil gösterilmekte, taşımacılığı kolaylaştıran ulaşım araçlarının da O’nun insanlara sağladığı bir imkân ve bir lutuf olduğu hatırlatılmaktadır. Dolu dolu gemilerin batmadan suların üzerinde seyredebilmesi ve insan neslinin bu gemilerde taşınabilmesi Allah Teâlâ’nın koyduğu yasalar sayesinde gerçekleşmektedir. İnsanların üzerlerinde egemenlik kurup binek olarak kullandıkları hayvanlar da Allah tarafından yaratılmıştır. 42. âyetle, o gün bilinen ve bilinmeyen diğer deniz araçlarına işaret edilmiş olması ihtimali lafız ve bağlam açısından daha güçlü görünmektedir. Böylece 41 ve 42. âyetlerde iki tür nimete dikkat çekilmiş olmaktadır: İnsanın hayatını kolaylaştıracak doğa yasaları ve bunlardan yararlanmayı mümkün kılacak akıl nimeti Allah’ın bir lutfudur; bu dolaylı nimetlerin yanı sıra yine hayatı kolaylaştırmada yararlandığımız birçok imkân doğrudan O’nun tarafından yaratılmıştır.
41. âyetteki zürriyet kelimesinin “gelecek nesiller” anlamını esas alan müfessirler bu âyetteki ifadeyi mecaz (istiâre) olarak düşünmüşler, “yüklü gemi” mânasına gelen el-fülkü’l-meşhûn tamlamasıyla annelerin rahimlerinin, zürriyet kelimesiyle de bu rahimlerdeki ceninlerin kastedildiği yorumunu yapmışlardır. Bu kelimeyi “geçmiş nesiller” mânasına alanlar yüklü gemiden maksadın Hz. Nûh’un gemisi olduğu kanaatindedirler. Bu yorumla bağlantılı olarak birçok müfessir 42. âyette genel olarak gemilerin veya küçük gemilerin kastedildiğini düşünür (bk. Taberî, XXIII, 9; İbn Atıyye, Hz. Nûh’la beraber olanlar yorumunu yapmak için zürriyet kelimesine “atalar” anlamının verilmesini –bu kelimenin dilde böyle bir anlamı bulunmadığı gerekçesiyle– eleştirir; IV, 455). Şevkânî, ana rahmi benzetmesine dayalı yorumu oldukça tuhaf, Nûh’un gemisi yorumunu da zayıf bulur (IV, 425-426).
Bize göre yukarıdan beri Allah “Onlar için bir kanıt da…” cümlesini tekrar ederek “onlar”dan, kulluk için yaratılan insanları kastetmiş ve onlara çeşitli kanıtlar göstermişti. Burada da “nesillerini” diyerek nesiller boyu insanları murat etmiş, deniz, kara ve diğer yollardan onlara taşınma, seyahat imkânı vermiş olmasını bir başka kanıt olarak zikretmiştir.
“Fülk” kelimesi gerek tekil gerekse çoğul anlamına göre kullanılabildiğinden meâlin “... yüklü gemilerde...” şeklinde verilmesi mümkündür. 43. âyetin “kimse onların yardımına koşamaz” anlamı verilen kısmı “Onlar için feryat eden bulunmaz” şeklinde de tercüme edilebilir (İbn Âşûr, XXIII, 29).
Mehmet Okuyan
Nesillerini dolu bir gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Onlar için bir alamet, ibret de; soylarını herşeyden birer çift doldurulmuş olan Nuh'un gemisinde veya hemcinslerini denizlerdeki gemilerle taşımamızdır.
Kudretimizi gösteren, onlar için bir delil de, tufan sırasında, bizim onların neslini istiap haddi aşılarak yüklenmiş, donanımlı gemilerde taşımamızdır.
Nuh tufanı ve benzerlerinde olduğu gibi insan neslini, kendilerine nice fayda verecek yüklerle dolu gemilerde taşımamız da, onlara kudret ve merhametimizi gösteren bir delildir.
1 “Yüklü gemi” denilince öncelikle, “Hz. Nûh’un gemisi” hatıra gelir. Fakat burada, (ذُرِّيَّتَهُمْ) “onların zürriyetlerini” ifadesi bunu anlamaya manidir. Bu karîne ile burada “yüklü gemi” ifadesi “hâmile kadınların rahimlerinden” mecâz, beliğ bir istiâre olabilir. Yani bu ayet: “babanın sulbünden bir tûfân ile atılan zürriyetler, anaların rahimlerinde Hz. Nûh’un gemisi gibi bir kurtuluş gemisi bulur.” şeklinde de anlaşılabilir. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Onlar için bir işaret de, soylarını/hemcinslerini dolu gemilerle 22 [denizlerde] taşımamızda
Mustafa İslamoğlu Yâsîn Suresi 41. Ayet Açıklaması
[3954] Veya zurriyyetenin “ata” anlamına dayanarak: “onların atalarını”. Tercihimizin açılımı: Muhatapların nesillerini; genel anlamda “Âdemoğullarını”.
[3955] el-Fulk, geçtiği 23 yer ve felek ile akrabalığı göz önüne alındığında, suda veya havada yüzen her tür vasıta anlamına gelir. Yalnız üç yerde gelen sefîne ise sadece suda yüzeni ifade eder. Elmalılı âyetteki el-fulku “ana rahmi” olarak yorumlar. Bu takdirde mana “onların nesillerini rahimlerde taşımamızda onlar için bir ders vardır” olur. Fakat el-fulke “rahim” manası vermenin lugavî bir delile isnat etmemesinin yanında, bu tercihin, devamında gelen el-meşhûn, yerkebûn, nuğrikhum, yunkazûn ibareleriyle telifi de zor görünmektedir.
[3956] Suya kaldırma kuvveti veren ilâhî yasaya atıf.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlar için bir alâmettir, onların çoluk çocuklarını dolmuş bir gemiye muhakkak bizim yükletmiş olmamız.
Eski tefsirlerimizin çoğu burada Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisini düşünürler. Merhum Elmalılı M. H. Yazır ise, nesillerin ana rahimlerinde boğulmaksızın, emniyetle taşınmasını düşünür. Bu mânâ -tek tek bütün insanlarla ilgili olup, hepsinin devamlı görüp durduğu bir hâdise olması itibariyle- daha münasip sayılabilir.
Süleyman Ateş
Onlar için bir ayet de, onların çoçuklarını dolu gemide taşımamız,
(17) Bu ifadeden genellikle anlaşılan mânâ Nuh’un gemisi veya bütün gemilerdir. Bundan başka, âyetin insanın genetik kodlarını taşıyan erkek ve dişi hücrelerin anne rahminde yaptıkları uzun, zorlu ve maceralı yolculuğa atıfta bulunduğunu ileri süren yorumlar da vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Zürriyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayettir.