Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3757, sondan 2480. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 52. ayetidir. Yâsîn Suresi 52. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 3217 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (2) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
قالوا يا ويلنا من بعثنا من مرقدنا هذا ما وعد الرحمن وصدق المرسلون
Sûra üflenip insanlar yeniden canlandığında ve hızla mahşer yerine doğru giderlerken dünyada bu gerçeği inkâr edenlerin önce neye uğradıklarını bilemez bir halde birbirlerine olup biten hakkında soru sormaya çalışacakları, hemen ardından da durumu anlayıp derin bir pişmanlık içinde Allah’ın vaadinin ve peygamberlerin bildirdiklerinin doğru çıktığını itiraf edecekleri canlı bir anlatımla tasvir edilmekte; böylece öldükten sonra dirilmeye inanma çağrısı soyut bir iman esası düzeyinde bırakılmayıp aklı eren herkesin durum muhasebesi yapmasına ve konu üzerinde daha bir ilgiyle düşünmesine imkân verilmektedir. Ayrıca, öldükten sonra dirilmenin sırf geleceğe dönük bir korku motifi olarak algılanmaması için insanın fıtratındaki adalet duygusuna hitap edilmekte, haşir gününün temel özelliği olarak herkesin yüce Allah’ın şaşmaz adaletinin güvencesi altında bulunduğu, hiç kimsenin en küçük bir haksızlığa uğratılmadan sadece yaptıklarının karşılığını göreceği belirtilmekte, dolayısıyla muhataplar dünya hayatından sonra böyle bir hesaba çekilmenin zaten gerekli ve hayata anlam kazandırıcı bir safha olacağını düşünmeye yönlendirilmektedir. 52. âyette geçen inkârcılara ait sözün –buradaki bir gramer özelliği dolayısıyla– “Vay başımıza gelenlere! Bizi yattığımız bu yerden kim diriltip kaldırdı? Rahmânın vaad ettiği (hakikatmiş), peygamberler de gerçekten doğru söylemişler” şeklinde anlaşılması da mümkündür (Râzî, XXVI, 89-90). Öte yandan, sadece soru kısmının inkârcılara ait, rahmânın vaadinin bu olduğuna ve peygamberlerin sözlerinin doğru çıktığına dair ifadenin ise melekler veya müminler tarafından onlara verilmiş cevap olması da muhtemeldir; Taberî, müminlerin sözü olması ihtimalini daha kuvvetli bulur (Taberî, XXIII,16-17; Şevkânî, IV, 428-429). “Yattığımız yer” mânasına gelen tamlamadan hareketle bazı müfessirler herkesin kendi öldüğü yerden, kabrinden kaldırılacağı yorumunu yapmışlarsa da, İbn Atıyye burada bir edebî sanat (istiâre ve teşbih) bulunduğunu, yoksa gerçek anlamıyla kabirlerin kastedilmediğini belirtir (IV, 458). 53. âyette “olup biten yalnızca bir ses” diye çevrilen cümledeki sayha, bu bağlamda kıyametin kopup hayatın sona ermesinden bir süre sonra, –yeniden dirilmeyi sağlayacak biçimde– sûrun ikinci defa üflenmesini ifade etmektedir (Râzî, XXVI, 88; ayrıca bk. 49. âyetin tefsiri).
Mehmet Okuyan
(Müşrikler) “Ah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırıp (uyandırdı)? Bu, Rahmân’ın vadettiği (gün)dür; (demek ki) elçiler gerçeği söylemiş!” diyecekler.
Buradaki [hâzâ] kelimesi hem kendinden önceki tamlamayla hem de kendinden sonraki cümleyle ilişkili bir konumda olduğu için [markadinâ] ve [hâzâ] ifadeleri arasında [sekte] vardır.
Bayraktar Bayraklı
İşte o zaman, “Vah bize, kim bizi bulunduğumuz yerden kaldırdı? Rahmân'ın vaad ettiği buymuş. Peygamberler doğru söylemiş” derler.
(Şaşkınlıkla ve pişmanlıkla) Diyecekler ki: “Eyvahlar bize, uykuya -bırakıldığımız yerden (görülen iyi veya kötü rüya gibi geçen kabir sürecinden,) bizi kim diriltip- kaldırıverdi? Herhalde bu, Rahman (olan Allah) ın va’ad ettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi) ler doğru söylemişlerdi!”
O esnada kimileri diyecekler ki: “Eyvah bize, vay başımıza gelenlere, şu yatıp uyuduğumuz kabirlerden, bizi kim kaldırıyor?” Bunun üzerine onlara şöyle denilecek: “İşte bu Rahmanın vaad ettiği gerçektir. Gördünüz mü, O'nun elçileri ne kadar doğru sözlülermiş.”
Onlar:
“Vah, eyvah başımıza gelenlere! Ölüm uykumuzdan bizi kim dirilterek uyandırdı? Rahman olan Allah'ın va'dettiği tehdidi bu imiş, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderilen peygamberler de doğru söylemişler.” derler.
Demişlerdir ki: 'Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahmanın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş'.
“-Eyvah başımıza gelenlere!...Kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? İşte bu, O Rahman'ın vaad buyurduğu (kıyamet)...Doğru imiş, o gönderilen peygamberler.” derler.
Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bizi bulunduğunuz yerden (ölüm uykumuzdan) kim diriltti? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Demek resuller doğru söylemişler.”
"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.
Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.
(O zaman şöyle) demişlerdir: «Eyvah bize! Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı? Bu (Ba's) çok esirgeyici (Allah) ın va'd etdiği şey. Gönderilen (peygamber) ler (meğer) doğru söylemiş».
«— Eyvah bize! Bizi, yattığımız yerden kim kaldırdı?» diyecekler. Onlara «— İşte bu, esirgeyen Tanrı/nın vaadettiği, gönderilen peygamberlerin gerçek söyledikleri gündür» denecek.
“Vay başımıza gelenler!” diye bağrışacaklar, “Kim bizi ölüm uykumuzdan uyandırdı? Eyvahlar olsun, diyecekler; demek Rahmân’ın vaadettiği şey buymuş; meğer Elçiler doğru söylemiş!”
(İşte o zaman): “Vay bizim halimize, kabirlerimizden bizi kim kaldırdı?” 1derler. (Onlara): “Bu Rahman (olan Allah)’ın vadettiği şeydir, Peygamberler (size) doğru söylemişlerdi.” denilir.
1 Bu âyetten kâfirlerin kabir azabının, kıyamet dehşetinden daha hafif olacağı anlaşılabilir.
Muhammed Esed
“Eyvah!” diyecekler, “Kim bizi [ölüm] uykumuzdan uyandırdı?” [Bunun üzerine onlara şöyle denecek:] “İşte Rahmân'ın vaad ettiği budur! Demek ki O'nun elçileri doğru söylemişlerdi!”
– İşte o zaman “Eyvahlar olsun bize, kim kaldırdı bizi kabirlerimizden?” Onlara şöyle karşılık verilecek “İşte bu Rahman’ın vaat ettiği şeydir!” Zaten elçiler hep doğruyu söylemişlerdi. 11/7, 34/7-8
“Eyvah! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı?”[3962] diyecek (ve cevabı kendileri verecek)ler: “Rahmân’ın vaad ettiği bu olsa gerek; demek ki gönderilen elçiler doğru söylemişler!”
Mustafa İslamoğlu Yâsîn Suresi 52. Ayet Açıklaması
[3962] Veya Hz. Ali ve İbn Abbas’ın min ba‘sina okuyuşuna dayanarak: “Dirilişimizden dolayı vay halimize!”
Merkad, “uyuma yeri”, “uyunulan mekân” demektir. Sadece bu âyet bile, tarih öncesinden kalma mebzul miktardaki “höyük” ve “tümülüs”lerden de açıkça anlaşılacağı gibi, dünyanın tüm animist inanışlarının ortak akidesi olan “kabir fetişizmi”nin İslam inancına dahil edilmiş tortularından kurtulmaya yeterlidir.
Kabir fetişminin iç çelişkisini fark eden bir mü’min şu soruyu sormuştu: “Kabirde meleklerle karşılaşan biri ‘Elçiler doğru söylemiş; âhiret varmış’ der mi?” İşte mü’minin imanının konusu olan âhiret hayatına ilişkin aslı faslı olmayan spekülasyonları ‘akide’ diye insanlara sunmanın zararı budur. Âhiret, imanın konusu olan ve hakkında konuşma tekeli Allah’a ait olan bir konudur. Bu konuda mü’mine düşen edeb Allah’ın verdiği bilgiyle yetinmek ve “gaybı taşlama” anlamına gelen spekülasyonlarla, imana şaibe bulaştırmamaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Demiş olurlar ki, «Eyvah bize! Bizi kim uyuduğumuz yerden kaldırdı? İşte bu, Rahmân'ın vaadettiğidir ve gönderilmiş olanlar, doğru söylemiş.»
Süleymaniye Vakfı Yâsîn Suresi 52. Ayet Açıklaması
[*] Bu sözü kâfirler söyler. Müminlerle ilgili olarak şöyle buyrulmuştur: "Sizi çağıracağı gün, Allah'ım ne iyi yaptın! diyerek karşılık verir; dünyada pek az kaldığınızı zannedersiniz." (İsra 17:52)
Şaban Piriş
-Eyvah bize, mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın tehdididir. Demek ki elçiler doğru söylemiş, derler.