Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3779, sondan 2458. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 74. ayetidir. Yâsîn Suresi 74. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 2552 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (1) س (0) bulunuyor.
İlk âyette geçen en‘âm kelimesini (tekili neam) belirli tür hayvanlarla sınırlandırarak tercüme etmek de mümkün olmakla beraber (bilgi için bk. Mâide 5:1), kelime bu bağlamda insanların binmek, etlerinden, sütlerinden vb. ürünlerinden yararlanmak üzere kendi hâkimiyetleri altına alabildikleri hayvanlar için kullanılmıştır. Âyetin devamından ve müteakip iki âyetten bu mâna zaten anlaşıldığı için meâlde “hayvanlar” şeklinde mutlak bir karşılık verilmiştir. 71. âyetin “kendi kudretimizin eserlerinden” şeklinde çevrilen kısmı lafzan “kendi ellerimizle yaptıklarımızdan” mânasına gelmektedir. Burada insanlara lutfedilmiş bir nimet olarak zikredilen hayvanların meselâ tarımsal veya endüstriyel ürünlerde olduğu gibi insanın da katkılarıyla oluşan ürünlerden farklı ve doğrudan doğruya ilâhî kudretin eserleri olduğunu belirtmek üzere böyle bir üslûp kullanıldığı düşünülebilir. Ayrıca bu hayvanların doğasına güdülme, üzerinde hâkimiyet kurulabilme özelliğini yerleştirenin de Cenâb-ı Allah olduğu bu âyetlerde açıkça ifade edilmiştir. Âyetlerin asıl amacının da Allah Teâlâ’nın insanlara lutfettiği nimetlerin kadrini bilmediklerini, gereğince şükretmediklerini, üstelik kendilerine hiçbir yararı dokunmayan varlıkları tanrı edindiklerini hatırlattıktan sonra Resûlullah’a teselli vermek ve onların sözlerinden ötürü üzülmesine gerek olmadığını bildirmek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 77 ve 78. âyetlerde müşriklerin küstahlık derecesine varan had bilmez tavırları için canlı bir örnek üzerinde durulacaktır. Burada verilmek istenen mesajın da şu olduğu söylenebilir: Bunca nimetine karşılık Allah’a şükretmek şöyle dursun bir de O’na ortak koşarak nankörlüğün en büyüğünü yapan bu insanların Hz. Peygamber hakkında ağır hakaretlerde bulunmaları ve haksız sözlerle onu incitmeleri yadırganacak bir şey değildir. Şu halde Resûlullah ve onun yolunu izleyen müminler bu durumdan müteessir olmamalı, haklı mücadelelerini azimle sürdürmelidir. 74. âyette müşriklerin düzmece tanrılardan yardım göreceklerini umdukları belirtilirken, putların –dünya işleriyle ilgili olarak– Allah katında kendileri için şefaatçilik yapacağı yönündeki inançlarına işaret edilmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 71). 75. âyetin ilk cümlesinde meâl öznenin sahte tanrılar (putlar), tümlecin müşrikler oluşuna göre verilmiştir; bunun aksini düşünmek de mümkündür. Yine, bu âyetin ikinci cümlesindeki zamirlerden ilkinin müşriklerin, ikincisinin ise sahte tanrıların (putların) yerini tuttuğu görüşü esas alındığında âyetin meâli değişir ve açıklaması şöyle olur: Halbuki o putlar âhirette müşriklerin çarptırıldığı azabı seyretmek üzere toplanmıştır ve sayıları da çok olduğu halde onlara yardım edemezler (İbn Atıyye, IV, 463; İbn Âşûr, XXIII, 71).
Mehmet Okuyan
Kendilerine yardım edileceğini umarak Allah’ın peşi sıra ilahlar edindiler.
1- Günümüz Müslümanları(!) tıpkı müşrikler gibi şefaat inancı çerçevesinde ve Allah'ın seçkin kulları olduğuna inanılan kimseler bağlamında Allah'ın yanı sıra yardım umdukları birçok ilah edinmiş bulunmaktadırlar; Mürşit, evliya, şeyh, efendi, üstat, alim vb. unvanlı kimseler, Allah'ın yanı sıra yardım umulan ilahlardır.
Ahmet Akgül
(Onlardan) Yardım görürler diye Allah’tan gayrı ilahlar edinip (süper güç sanılan tanrılara, zalim tağutlara ve işbirlikçi iktidarlarına) tutunuverdiler.
Ama tam tersine, insanlardan bir kısmı, Allah'a şükür yerine kendilerine yardım edecekleri ümidiyle, Allah'tan başka ilahlar, tanrılar edindiler. Oysa bilmezler ki,
Ayette kastedilen “Allah’la beraber başka ilahlar”; hayali güçler, çaput bağlanan ağaçlar, yatırlar, tanrılaştırılan kişiler, azizler, para, mal mülk, makam, evlat vb.dir. Bunun acı örneklerine maalesef günümüzde çok sık rastlanılmaktadır. Küçücük bir dünya menfaati için dininden taviz verenler, başkalarına tanrısal nitelikler yükleyerek onlardan medet umanlar, makam ve mansıp için kul köle olmaya hazır olanlar, derdine yatırda derman arayanlar; hastalığına şifa bulmak, seçimi kazanmak, imtihanda başarılı olmak, müşteri çekmek, para kazanmak, iyi bir makama gelmek, gelinen makamda kalmak ve başarılı olmak için türbelere akın edenler, ağaçlara çaput bağlayanlar; mal için, evlat için her şeyini feda edenler, her türlü yolsuzluğa, hırsızlığa başvuranlar bu ayeti düşünerek hayatlarını sorgulamalı.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler.
Fakat bu nankörler, Allah’ın yanı sıra birtakım putları, metafizik güçleri, melekleri tanrı kabul ederek veya dînî ve siyâsî önderlere taparcasına bağlılık göstererek, onları kendilerine ilâhlar edindiler, güya böyleceonlardan yardım görecekler!
1 Aslında o ilâhların kendilerine yardım etmeyeceklerini bildikleri halde, ilâhlar edinmelerinin ve o ilahlarını sıkı sıkıya korur gibi görünmelerinin esas sebebi; kendi hayatlarına karışan bir ilâh istemediklerinden ve o ilahları bir sömürü aracı olarak kullanmalarından dolayıdır.
Muhammed Esed
Ama [tam tersine,] onlar, kendilerine yardım edecekleri [ümidiyle] Allah'tan başka ilahlar 43 edindiler, [oysa bilmezler ki]