Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3780, sondan 2457. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 75. ayetidir. Yâsîn Suresi 75. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 2318 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (2) س (1) bulunuyor.
İlk âyette geçen en‘âm kelimesini (tekili neam) belirli tür hayvanlarla sınırlandırarak tercüme etmek de mümkün olmakla beraber (bilgi için bk. Mâide 5:1), kelime bu bağlamda insanların binmek, etlerinden, sütlerinden vb. ürünlerinden yararlanmak üzere kendi hâkimiyetleri altına alabildikleri hayvanlar için kullanılmıştır. Âyetin devamından ve müteakip iki âyetten bu mâna zaten anlaşıldığı için meâlde “hayvanlar” şeklinde mutlak bir karşılık verilmiştir. 71. âyetin “kendi kudretimizin eserlerinden” şeklinde çevrilen kısmı lafzan “kendi ellerimizle yaptıklarımızdan” mânasına gelmektedir. Burada insanlara lutfedilmiş bir nimet olarak zikredilen hayvanların meselâ tarımsal veya endüstriyel ürünlerde olduğu gibi insanın da katkılarıyla oluşan ürünlerden farklı ve doğrudan doğruya ilâhî kudretin eserleri olduğunu belirtmek üzere böyle bir üslûp kullanıldığı düşünülebilir. Ayrıca bu hayvanların doğasına güdülme, üzerinde hâkimiyet kurulabilme özelliğini yerleştirenin de Cenâb-ı Allah olduğu bu âyetlerde açıkça ifade edilmiştir. Âyetlerin asıl amacının da Allah Teâlâ’nın insanlara lutfettiği nimetlerin kadrini bilmediklerini, gereğince şükretmediklerini, üstelik kendilerine hiçbir yararı dokunmayan varlıkları tanrı edindiklerini hatırlattıktan sonra Resûlullah’a teselli vermek ve onların sözlerinden ötürü üzülmesine gerek olmadığını bildirmek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 77 ve 78. âyetlerde müşriklerin küstahlık derecesine varan had bilmez tavırları için canlı bir örnek üzerinde durulacaktır. Burada verilmek istenen mesajın da şu olduğu söylenebilir: Bunca nimetine karşılık Allah’a şükretmek şöyle dursun bir de O’na ortak koşarak nankörlüğün en büyüğünü yapan bu insanların Hz. Peygamber hakkında ağır hakaretlerde bulunmaları ve haksız sözlerle onu incitmeleri yadırganacak bir şey değildir. Şu halde Resûlullah ve onun yolunu izleyen müminler bu durumdan müteessir olmamalı, haklı mücadelelerini azimle sürdürmelidir. 74. âyette müşriklerin düzmece tanrılardan yardım göreceklerini umdukları belirtilirken, putların –dünya işleriyle ilgili olarak– Allah katında kendileri için şefaatçilik yapacağı yönündeki inançlarına işaret edilmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 71). 75. âyetin ilk cümlesinde meâl öznenin sahte tanrılar (putlar), tümlecin müşrikler oluşuna göre verilmiştir; bunun aksini düşünmek de mümkündür. Yine, bu âyetin ikinci cümlesindeki zamirlerden ilkinin müşriklerin, ikincisinin ise sahte tanrıların (putların) yerini tuttuğu görüşü esas alındığında âyetin meâli değişir ve açıklaması şöyle olur: Halbuki o putlar âhirette müşriklerin çarptırıldığı azabı seyretmek üzere toplanmıştır ve sayıları da çok olduğu halde onlara yardım edemezler (İbn Atıyye, IV, 463; İbn Âşûr, XXIII, 71).
Mehmet Okuyan
(Oysa) onlar kendilerine yardım edemezler; onlar diğerlerinin (birbirlerinin) hazırlanmış askerleridir.
Ne var ki onların (o sahte ilahların), kendilerine (gerçek anlamda) yardım etmeye güçleri yetmez; (tam aksine) kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.
[Not: Olur ki yardım görürler, makam ve menfaate erişirlerumuduyla, zalim ve kâfir merkezlerin; AB, ABD ve NATO gibi hain güçlerin güdümüne girenlerin, bunların açık ve yaygın zulümlerine alet ve ortak olunmaması için dikkat edilmelidir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Onların, güçleri yetmez yardım etmeye onlara ve asıl onlardır o uydurma mabutların hizmetine hazırlanmış askerler.
Oysa bu sözde ilâhların onlara yardım edecek güçleri yoktur; aksine, asıl kendileri, onları korumakla görevli asker durumundalar! Hepsi birbirine muhtaç, hepsi birbirinin yardımını bekleyen güçsüz ve âciz varlıklar!
1 Onlar o sözde ilâhlara yardım için kullanılırlar. Onlara körü körüne taparlar, onlar için birçok fedakârlıkta bulunurlar ve o ilahların veya ilahlaştırılmış kimselerin hizmetinde bulunurlar. Yani ilâhları, onların yardımına muhtaç, âciz ve hayâl mahsulü varlıklardır.
Muhammed Esed
bunlar bağlılarına 44 yardım eli uzatamazlar, hatta onlara [yardım için] çağrılmış askerler ol[arak görün]seler bile.
Mustafa İslamoğlu Yâsîn Suresi 75. Ayet Açıklaması
[3980] Veya zamirlerin aidiyetine göre: “onlar kendileri için..” Tercihimiz, şirkin yasaklanmasının en temel nedenine dayanmaktadır. O da şirkin, şirk koşan kimseyi şirk koşulan karşısında nesneleştirmesidir. Allah’a ait bir niteliği bir başka varlığa yakıştıran insan, o andan itibaren tanrılık yakıştırdığı şirk nesnesinin “emre âmâde askeri” durumuna düşer.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlara yardım etmeğe güçleri yetmez.Onlar ise bunlar için hazırlanmış yardımcı erlerdir.
Şirkin asıl çelişkisi şuradadır: Müşrik, putundan yardım bekler; amma aslında müşriğin yardımı olmasa put varlığını devam ettiremez. Hazır kuvvet halinde nöbettarlık, bekçilik eden putperesttir ki, şirki devam ettirir. Yani o ona asker, öbürü buna asker! Âyet-i kerime bu iki anlamı mükemmel bir tarzda toplamaktadır.
Süleyman Ateş
(O tanrılar) Kendilerine yardım edemezler. Tersine kendileri onlar için hazırlanmış askerlerdir (Onları korumaktadırlar).