Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3946, sondan 2291. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 158. ayetidir. Sâffât Suresi 158. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 2452 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وجعلوا بينه وبين الجنة نسبا ولقد علمت الجنة انهم لمحضرون
Müfessirlerin çoğu, “görülmez varlıklar” diye çevirdiğimiz 158. âyetteki cinne kelimesiyle meleklerin kastedildiğini, gözle görülemez oldukları için meleklerin böyle anıldığını belirtirler; bu kelimenin bütün gayri cismanî yaratılmışları kapsadığı da söylenmektedir (İbn Atıyye, IV, 488; Şevkânî, IV, 474). 158. âyet, Câhiliye döneminde bazı Arap topluluklarının Allah, cin, melek gibi metafizik varlıklar arasında akrabalık bağının bulunduğu yönünde bir inanca sahip olduklarını gösterir (bu yöndeki inançlara dair bazı örnekler için bk. Taberî, XXIII, 107-108). 159. âyette Allah Teâlâ bu tür saçma yakıştırmalardan tenzih edilmektedir. Aslında Mekke putperestlerinin Allah ile görülmez varlıklar arasında akrabalık ilişkisi kurmaları ve Allah’a evlât isnat etmeleri, ulûhiyyetle ilgili bâtıl inançların bir örneği olup –159. âyetin de işaret ettiği gibi– bu bağlamda, hangi dönemde ve kimler tarafından ileri sürülürse sürülsün, (Mecûsîlik’teki düalist tanrı inancı, Hıristiyanlık’taki teslîs inancı gibi) Allah’ın birliğine ve şanının yüceliğine yakışmayan her türlü inanç ve isnat dolaylı olarak reddedilmektedir. Nitekim Râzî, 158. âyetle ilgili farklı yorumları sıralarken şöyle bir görüşten de söz eder: “Zenâdikadan bir topluluk, Allah ile İblis’in kardeş olduğunu, Allah’ın iyilik ve cömertliği, İblis’in kötülük ve cimriliği temsil ettiğini söyler. 158. âyetin ‘Onlar Allah ile görülmez varlık türleri arasında da bir soy birliği yakıştırdılar’ meâlindeki kısmıyla bu anlayış kastedilmiştir. Bana göre âyet hakkındaki yorumların doğruya en yakın olanı budur. Söz konusu sapkın anlayış, Yezdan ve Ehrimen diye iki tanrı kabul eden Mecûsîler’in anlayışıdır” (XXVI, 168).
Mehmet Okuyan
O’nunla (Allah ile) cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Yemin olsun ki cinler de (Allah’ın huzurunda) hazır kılınacaklarını bilirler.
İbn Abbâs’tan gelen bir rivayetle de destekleneceği üzere, burada sözü edilenler İblis ve onun arkadaşları anlamında cinlerdir. Bazı müfessirler burada geçen [el-cinneh] kelimesiyle kastedilenin “melekler” olduğu kanaatindedirler. Onlara göre melekler de görünmez varlıklar oldukları için konu melekler üzerinden değerlendirilmelidir (Taberî, [Câmi‘u’l-beyân], XXIII, 108). En‘âm 6:100-101 gereği kastedilenin cinler olduğu görüşü diğerine göre daha doğrudur.
Bayraktar Bayraklı
Allah ile, görünmeyen varlıklar arasında bir soy bağı kurdular. Oysa görünmeyen varlıklar, müşriklerin cehenneme hazır edilecekler olduğunu bilmektedirler.[475]
Bir de onlar, (hiç utanmadan) Kendisiyle (Allah ile) cinnler (görünmeyen enerji varlıklar) arasında bir soy bağı kurdular. Oysa andolsun, cinnler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilip durmaktadır.
Ve onunla cinler arasında bir.akRabalık uydurmadalar ve andolsun ki cinler de onun tapısına götürüleceklerini, orada hazır bulunacaklarını bilmişlerdir.
O inkârcılar, Allah ile cinler arasında soy birliği olduğunu ileri sürdüler. Halbuki cinler de bilirler ki, yakalanıp hesaba çekilecekler veya cinler de, Allah ile cinler arasında soybirliği uyduranların, yakalanıp azaba getirileceklerini bilirler.
Allah ile görünmeyen varlıklar, melekler ve cinler arasında da bir hısımlık, bir akrabalık uydurdular. Andolsun melekler ile cinler de, onların hesap yerine ihzarlı getirileceklerini bilirler.
158.Beyhaki`nin Şi`abu`l-İman`da Mücahid`den rivayet ettiğine göre Kureyşin ileri gelenleri: "Melekler Allah`ın kızlarıdır" deyince Hz. Ebu Bekir (r.a.): "Peki o zaman anneleri kimdir?" diye sordu. Müşrikler de: "Cinlerin seçkinleri" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Bazı tefsirlerde burada cinler denirken meleklerin kastedildiği belirtilmektedir.
Ali Bulaç
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azab için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir.
Bir de Mekke kâfirleri, Allah ile cinler (melekler) arasında tuttular bir hısımlık uydurdular. Gerçekten cinler bilirler ki, onlar yakalanıb cehenneme götürüleceklerdir.
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir.
Bir de Onunla cinler arasında bir hısımlık uydurdular. Andolsun ki bizzat cinler dahi onların behemehal (cehenneme) ihzaaren getirileceklerini (pek iyi) bilmiş (ler) dir.
Bir de (Allah'ın) kendisi ile cinler arasında bir neseb (bağı) uydurdular. And olsun cinler de bilirler ki, gerçekten onlar (bu sözü uyduranlar) elbette (o gün Cehennemde) hazır bulundurulacak olan kimselerdir.
Onlar, Allah ile mahiyetlerini bilmedikleri cinler (melekler) arasında nesep (akrabalık) bağı oluşturdular. Ama o cinler (melekler), Rablerinin karşısında (görev almak için) hazır bekletildiklerini bilmekteler.
İsmail Hakkı İzmirli Sâffât Suresi 158. Ayet Açıklaması
[1] Yani Allah ile melekler arasında. Periler, melekler gayri mahsus olmakla meleklere peri dediler, böylece melekler Allah'tan oldu demişlerdi. Veya Allah ile melekler arasında yakınlık iddia eylemişler veya melekler Allah'ın kızlarıdır iddiasında bulunmuşlardı. Yahut: «— Allah ile şeytan iki kardeştir. Allah hayr-i kerim, şeytan şerr-i leim demişlerdi» ki Yezdan ve ehriyemine kail olan Mecusların mezhebidir.[2] Öyle itikat edenlerin. Yahut şeytanlar kendilerinin.
Kadri Çelik
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında da bir soy bağı kurdular. Oysa cinler de onların (putperestlerin) gerçekten (azap için) hazır bulundurulacaklar olduğunu bilmişlerdir.
Bazıları da, cinlerde esrarengiz ilâhî güçler olduğunu iddia ederek, Allah ile cinler arasında bir çeşit akrabalık bağı, bir yakınlık olduğunu öne sürüyorlar! Oysa bizzat cinler de bilir ki, diğer bütün yaratıklar gibi kendileri de Hesap Günü yargılanmak üzere Allah’ın huzuruna getirilecekler.
1 Yani soy bağı uydurarak cinlerin, Allah’ın ilâhlığına ortak olduklarına, insanları inandırmaya kadar gittiler. Aslında “şeytanın Allah’ın kardeşi, meleklerin de Allah’ın kızları olduğu” kanaati Mecusîlerden alınmıştır. Bazı Müslümanlar da hâlâ ne olduğunu bile bilmedikleri rûhanîlerin, cinlerin, meleklerin ve bazı şeyhlerin Allah’a yakınlıkları olduğuna, onların aracılığı olmaksızın Allah’a yaklaşamayacaklarına ve şeytanın kötülük tanrısı gibi olağan üstü güçlerinin olduğuna inanarak, îmanlarına şirk bulaştırmaktadır. Aslında tamamen müşriklere ait bu inanç sistemine, genellikle Mecusîlikten İslâm’a dönmüş ve ertesi günü de şeyh olmuş, “kasıtlı toplum mühendislerince” İslâmî kılıf giydirilerek, Müslümanların inanç sistemi altüst edilmiştir.
Muhammed Esed
Bazıları 66 da Allah ile bütün görünmez varlık türleri 67 arasında bir yakınlık uydurdular; oysa bu görünmez varlıklar [da] pekala bilir ki, onlar, [bu şekilde Allah'a isnadda bulunanlar,] mutlaka [Hesap Günü O'nun huzurunda] yargılanacaklardır: 68
Tutmuşlar bir de Allah ile görünmeyen varlıklar arasında bir soy bağı olduğunu ileri sürüyorlar. Oysa böyle bir iddiada bulunanların cezalandırılacağını o görünmeyen varlıklar da çok iyi biliyorlar. 6/130, 51/56
Bir de O’nunla görünmez ve ruhanî varlıklar arasında bir soy bağı vehmettiler; oysa bu görünmez ve ruhanî varlıklar da bilirler ki, onlar elbette yargılanacaklar.[4038]
Mustafa İslamoğlu Sâffât Suresi 158. Ayet Açıklaması
[4038] Bedevi Araplardan bir kısmının inancına göre Allah -hâşâ- cinlerden olan güzel hanımlara evlilik teklif etmiş, onlar da bu teklifi kabul etmişler, melekler bu evlilikten doğmuştur. Burada bedevi Arapların bu sapık inançları reddedilmektedir. (Krş: 34:40-41) Çıkarılacak ders şudur: Müşrik akıl cin ve melek gibi ‘gayb’ın konusu olan şeyleri putlar üzerinden ‘şehadet’in konusu haline getirdiler. Bu, ilâhî sistemi zihinde ters çevirmek anlamına geliyordu. Çarpıttıkları hakikat kendilerini çarptı ve ahlaki bir pisliğe gömüldüler. Bugün de aynı şeyi yapan aynı sonuçla karşılaşır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve bir de O'nunla cinler arasında bir neseb (iddiasında) bulundular. Andolsun ki, cinler bilmişlerdir ki, elbette onlar (cehenneme) ihzar edilmiş kimselerdir.
Bir de tutup Allah ile melekler arasında bir soy bağı uydurdular! Ama o melekler, bunu iddia eden müşriklerin yargılanıp cehenneme tıkılacaklarını pek iyi bilirler.
Burada iki ma'nâ olasıdır: 1) Halbuki cinler de kendilerinin yakalanıp hesâba çekileceklerini bilmişlerdir. 2) Halbuki cinler de, Allah ile cinler arasında soybirliği, akrabâlık olduğunu söyleyenlerin yakalanıp hesâba çekileceklerini bilmişlerdir.
Süleymaniye Vakfı
Ama onlar, Allah ile o cinler arasında bir soy bağı kurdular. Hâlbuki onlar, kendilerinin de yargı önüne çıkarılacaklarını iyi bilirler.
Allah'la cinler arasında bir nesep oluşturdular. Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah'ın huzuruna mutlaka çıkarılacaklarını.