Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3833, sondan 2404. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 45. ayetidir. Sâffât Suresi 45. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 598 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Yukarıda inkârcıların âhiretteki durumları hakkında bilgi verilmişti; burada da müminlerin nâil olacakları nimetlerden örnekler sıralanmaktadır. “Bilinen bir nasip” ifadesiyle ne kastedildiği hususunda şu yorumlar yapılmıştır: a) Vakti bilinen rızıklar. Nitekim başka bir âyette (Meryem 19:62) “Orada, sabah akşam rızıkları hazırdır” buyurulmuştur; b) Niteliği bilinen rızıklar. Buna göre cennet nimetlerinin tadı, kokusu ve görünüşüyle kendilerine mahsus özellikleri olacaktır; c) Bir görüşe göre cennetteki rızıkların bilinmesinden maksat, dünya nimetlerinin aksine sürekliliğinden emin olunmasıdır; d) Veya herkesin, dünyadaki iyiliklerine göre hak ettiği miktar ne ise o ölçüde rızıklara nâil olmasıdır (bk. Râzî, XXVI, 136). İbn Âşûr, üçüncü yorumu tercih etmiştir (XXIII, 111). Cennet meyveleri, aynı olmamakla beraber, dünya meyvelerine benzerlikler taşıyacağı için bu yönden “bilinen meyveler” denilmiş olabilir. 42. âyetteki “türlü meyveler” ifadesi bir önceki âyette geçen rızıkların ne olduğunu açıklamaktadır. Müfessirlere göre “meyveler” kelimesi, cennet nimetlerinin beslenme amaçlı değil, lezzet amaçlı olduğunu göstermektedir; çünkü orada yaşamak için dünyadaki gibi beslenmeye ihtiyaç duyulmayacaktır. Taberî’nin 45. âyetin tefsiri münasebetiyle Süddî’den naklettiğine göre Araplar şarap dolu kaba “ke’s” (kadeh), boş olanına da “inâ’” (kap) derlerdi (XXIII, 53). Taberî ve sonraki müfessirler, Süddî’nin verdiği bu bilgi yanında Katâde, Dahhâk gibi başka âlimlere dayanarak bu kelimenin Kur’an’da da özellikle “şarap dolu kâse” anlamında kullanıldığını belirtirler. “İçenleri sarhoş etmez” diye çevirdiğimiz 47. âyetin ilgili kısmına, kıraat farkından dolayı, “İçilmekle tükenmez” şeklinde de mâna verilmiş; 48. âyetteki “kısa bakışlı, ürkek bakışlı kadınlar” anlamına gelen “kåsırâtü’t-tarf” ise mecazi bir ifade olup “sadece eşlerine bakan, eşlerinden başkasında gözü olmayan kadınlar” şeklinde açıklanmıştır (bk. Taberî, XXIII, 54-56; İbn Atıyye, IV, 472-473).
Mehmet Okuyan
45,46. Onlara (içleri) pınardan (doldurulmuş) berrak, içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılacaktır.
1 (كَاْسٌ) içi dolu camdan yapılmış kadeh, kâse demektir. Kadeh kelimesi Türkçede genellikle sarhoş edici içecekler için kullanıldığından yukarıda kâse kelimesi tercih edilmiştir.
Muhammed Esed
Aralarında dupduru pınarlardan [içecekle doldurulmuş] bir kâse dolaştırılacak,
Mustafa İslamoğlu Sâffât Suresi 45. Ayet Açıklaması
[4002] Ke’s, eşanlamlısı gibi duran fakat asla eşanlamlısı olmayan kûbden farklıdır. Ke’s ille de dolu olan bardak/kadeh için kullanılır ve sadece camdan yapılanına denir (Se’alibî). Kûb, dolu veya boş, camdan, ağaçtan, topraktan veya metalden mamul her bardak için kullanılır. 47. âyette kadehin içindeki içecekten iki şey nefyedilmiştir: zahmet ve sarhoşluk. Özellikle sarhoşluğun nefyedilmiş olması sunulan bu içeceğin sudan çok öte bir şey olduğunu gösterir. Râzî’nin Ahfeş’ten nakline göre hem bardağa/kadehe hem de içindeki “içki”ye ke’s denilir. Muhammed sûresinin 15. âyetinde, cennette sunulacak bu meşrubat hamrin şeklinde belirsiz formla gelir. Bu da, dünyada bildiğimiz “içki” türlerinden bir tür değil, asla tatmadığımız, akıl sır ermez mükemmel ve muhteşem bir içecek olduğuna delâlet eder. Bu cennet içeceğine “şarap” (hamr) adının verilmesi, dünyevî içkinin geçici ve uçucu hazzından vazgeçen insanlara Allah’ın ahirette vereceği bir karşılık olduğunu beyan içindir. Yani dünyada hayra nail olmak için hazdan vazgeçenler, ahirette o hazzı mükemmel bir biçimde yaşayacaklar. Dolayısıyla hem hayra nail olacaklar, hem yarara, hem de kesintisiz hazza... Henüz içki yasağının olmadığı bir dönemde inen bu tür âyetler, mü’minleri alkolsüz bir geleceğe hazırlama amacına matuf olarak okunabilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onların üzerlerine ırmaktan bir bardak ile dolaşılır.
43, 44, 45, 46, 47. Naim cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde otururlar. Kaynağından taze doldurulmuş, berrak mı berrak, içenlere pek hoş gelen, içinde zararlı ve sersemletici şey olmayan, sarhoş da etmeyen içecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır dönen hizmetçiler tarafından ikram edilir. [56, 17-19; 78, 34]
Başka yerlerden, cennette hizmet edenler arasında çocukların da bulunduğu anlaşılmaktadır (52,24; 76,19). Bâliğ olmamış müşrik çocukları cennetlik olup, annesi babası cehenneme gitmiş bu çocuklar, mutlu olsunlar diye, cennetliklere hizmet etmek üzere vazifelendirilirler.Dünya içkilerinin kokusu ve tadı pis olup mideyi olumsuz yönde etkiler. Daha sonra beyne tesir edip baş döndürür, karaciğerin çalışmasını aksatarak bünyeyi harap eder.
Süleyman Ateş
Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.