Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3837, sondan 2400. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 49. ayetidir. Sâffât Suresi 49. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 1104 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Yukarıda inkârcıların âhiretteki durumları hakkında bilgi verilmişti; burada da müminlerin nâil olacakları nimetlerden örnekler sıralanmaktadır. “Bilinen bir nasip” ifadesiyle ne kastedildiği hususunda şu yorumlar yapılmıştır: a) Vakti bilinen rızıklar. Nitekim başka bir âyette (Meryem 19:62) “Orada, sabah akşam rızıkları hazırdır” buyurulmuştur; b) Niteliği bilinen rızıklar. Buna göre cennet nimetlerinin tadı, kokusu ve görünüşüyle kendilerine mahsus özellikleri olacaktır; c) Bir görüşe göre cennetteki rızıkların bilinmesinden maksat, dünya nimetlerinin aksine sürekliliğinden emin olunmasıdır; d) Veya herkesin, dünyadaki iyiliklerine göre hak ettiği miktar ne ise o ölçüde rızıklara nâil olmasıdır (bk. Râzî, XXVI, 136). İbn Âşûr, üçüncü yorumu tercih etmiştir (XXIII, 111). Cennet meyveleri, aynı olmamakla beraber, dünya meyvelerine benzerlikler taşıyacağı için bu yönden “bilinen meyveler” denilmiş olabilir. 42. âyetteki “türlü meyveler” ifadesi bir önceki âyette geçen rızıkların ne olduğunu açıklamaktadır. Müfessirlere göre “meyveler” kelimesi, cennet nimetlerinin beslenme amaçlı değil, lezzet amaçlı olduğunu göstermektedir; çünkü orada yaşamak için dünyadaki gibi beslenmeye ihtiyaç duyulmayacaktır. Taberî’nin 45. âyetin tefsiri münasebetiyle Süddî’den naklettiğine göre Araplar şarap dolu kaba “ke’s” (kadeh), boş olanına da “inâ’” (kap) derlerdi (XXIII, 53). Taberî ve sonraki müfessirler, Süddî’nin verdiği bu bilgi yanında Katâde, Dahhâk gibi başka âlimlere dayanarak bu kelimenin Kur’an’da da özellikle “şarap dolu kâse” anlamında kullanıldığını belirtirler. “İçenleri sarhoş etmez” diye çevirdiğimiz 47. âyetin ilgili kısmına, kıraat farkından dolayı, “İçilmekle tükenmez” şeklinde de mâna verilmiş; 48. âyetteki “kısa bakışlı, ürkek bakışlı kadınlar” anlamına gelen “kåsırâtü’t-tarf” ise mecazi bir ifade olup “sadece eşlerine bakan, eşlerinden başkasında gözü olmayan kadınlar” şeklinde açıklanmıştır (bk. Taberî, XXIII, 54-56; İbn Atıyye, IV, 472-473).
Cemal Külünkoğlu Sâffât Suresi 49. Ayet Açıklaması
Bu cümle, deve kuşunun yumurtalarını korumak için kuma gömmesinden esinlenerek söylenmiş eski bir Arap deyimidir. Bu ayetlerle ilgi yorumları yaparken olaya sadece cinsel isteklerin tatmini penceresinden bakmamak gerekir. Cennet hayatıyla ilgili yorumlar sadece dünya algısıyla yapıldığı için yanıltıcı olabilir. Dolaysıyla cennete cinsel arzuların zirve yaptığı ve bu arzuların hurilerle giderildiği bir yer olarak bakmak saygısızlık olur.
Diyanet İşleri (Eski)
48,49. Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
İsmail Hakkı İzmirli Sâffât Suresi 49. Ayet Açıklaması
[6] Tenleri tozsuz.[7] Deve kuşu yumurtası biraz sarıya çalar beyaz ve temiz bir renkte olmakla renklerin en makbulü sayıldığından dolayı Arap âdeti üzere vârit olmuştur. Yani renkleri çok güzel demektir.
Kadri Çelik
Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (bembeyaz ve pürüzsüz eşler).
1 Bakışlarını ve gamzelerini sadece eşlerine hasretmiş, gözleri onlardan başkasını görmeyen, başkasına bakmayan sadık eşler.2 (بَيْضٌ مَكْنُونٌ) ifâdesi, “deve kuşunun yumurtalarını korumak için kuma gizlemesi” demektir. Bu ifâdeden anlaşıldığına göre Müslüman kadınlar ölüp toprağa gömüldükten sonra, tıpkı topraktan kusursuz ve çok güzel bir şekilde çıkan deve kuşu yumurtası gibi âhirette kusursuz tertemiz ve çok güzel bir şekilde cennette eşlerinin yanında olacaklardır. Bu mecâzî bir ifâde olduğu için yukarıdaki tercüme tercih edilmiştir.3 Bu eşler; Allah’ın cennette ikram edeceği başka eşler olabilirse de kusursuz bir halde yeniden yaratılmış, dünyadaki eşleri olması daha kuvvetlidir. Konuyla ilgili olarak Bk. (Vakıa: 35-37)
Muhammed Esed
gizlenmiş [deve kuşu] yumurtaları 20 gibi [kusursuz] eşler.
48, 49. Yanlarında, kocalarından başkasının yüzüne bakmayan, yumuşak bakışlı, güzel gözlü, gün yüzü görmemiş yumurtanın pembe beyaz renginde eşleri de olacaktır.
(8) Orijinal ifade: saklı yumurtalar gibi. Bu ise kum altında saklanarak tozdan, topraktan korunan devekuşu yumurtalarını anlatır ve güzel kadınları tasvir için kullanılır. Ancak aynı kelimelerle tercüme edildiğinde bu anlam çıkmayacağından, aynı anlamı vermek üzere Türkçede yaygın bir teşbihi tercih ettik.