Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3842, sondan 2395. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 54. ayetidir. Sâffât Suresi 54. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 862 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Tahtlar üzerinde karşılıklı oturan (44. âyet) cennet ehlinden bir grup arasındaki konuşmalardan bir kesit veren temsilî bir anlatım olup iki insan tipi, dolayısıyla iki inanç grubunun âkıbetleri arasında bir karşılaştırma yapılmakta; dünyadayken âhirete inanan ve hayatlarını bu inancın yüklediği sorumluluk bilinciyle geçirenlerin en sonunda inandıkları şeyin doğruluğunu görecekleri ve –41. âyetten itibaren özetlendiği şekilde– iyiliklerinin karşılığını cennetteki mutlu bir hayat olarak alacakları; âhirete inanmayan, dolayısıyla vicdanlarında nihaî sorumluluğa yer vermeyen ve sorumsuzca bir hayat geçirenlerin de cehennemde onulmaz bir bedbahtlığa gömülecekleri anlatılmaktadır.
Mehmet Okuyan
(Mümin kişi), “(O arkadaşımın durumunu) bilmek ister misiniz?” diyecektir.
54, 55. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi. İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
1 Bu cümlenin öznesi Allah, melekler ve konuşan mü’min kişi olabilir. Fakat özne değişse de anlam değişmemektedir. Bu âyet “(Allah/melekler): ‘Siz (onun şimdi) ne durumda olduğunu biliyor musunuz?’ diye soracak.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
[Ve] ekleyecek: “Bakmak [ve onu görmek] ister misiniz?”
54, 55, 56, 57. “Şimdi ister misiniz onu size göstereyim? ” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur. “Vallahi, nerdeyse beni de düştüğün o helâke sürükleyecektin! Rabbimin hidâyet nimeti yetişmeseydi, eli kolu kelepçeli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım! ” [7, 43]