Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3971, sondan 2266. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 1. ayetidir. Sâd Suresi 1. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 2139 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (1) bulunuyor.
Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız.
Diyanet İşleri (Yeni) Sâd Suresi 1. Ayet Tefsiri
Sûrenin başında yer alan “sâd”, hurûf-ı mukattaa denilen harflerdendir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2:1).
İlk âyetteki “Kur’an” kelimesiyle Kur’an-ı Kerîm’in bütünü veya özellikle bu sûre kastedilmiş olabilir. “Öğüt ve uyarı” diye çevirdiğimiz aynı âyetteki zikr kelimesi “şeref, şan” anlamına da gelmektedir. Bu anlam dikkate alındığında ilgili cümleyi, “Şerefli, şanlı Kur’an’a andolsun ki” şeklinde anlamak gerekir. Birinci anlama göre Kur’an’ın, insanları bâtıl inançlardan kurtarıp doğru inançlara yöneltmeyi; hak ve adaletle bağdaşmayan, insanlık onuruna yakışmayan tutum ve davranışlardan arındırıp temiz bir hayata, erdemli davranışlara kavuşturmayı amaçlayan buyruk ve yasaklarına, aydınlatıcı ve uyarıcı mahiyetteki açıklamalarının önemine dikkat çekilmekte; ikinci anlama göre bu ifade, anılan özellikleriyle Kur’an’ın müslümanlar için gelecekte bir şeref kaynağı olacağı, Kur’an sayesinde müslümanların şanlı bir uygarlık kuracakları müjdesini içermektedir. Nitekim sûrenin son âyetinde de bu müjdenin mutlaka gerçekleşeceği bildirilmektedir.
İnkârcıların genel tutumu, öğüt ve uyarı dolu Kur’an’ı Allah kelâmı saymama ve onun bu özelliklerini tanımama yönünde olduğu için 2. âyetin başındaki “bel” edatını, “bu uyarıya kulak verecekleri yerde” şeklinde çevirmeyi uygun bulduk. Burada inkârcıların belirtilen tutumlarının haklı bir gerekçeye dayanmadığı, yani onların inkârlarının, Kur’an’ın gerçekten bir öğüt ve uyarı taşımamasından yahut bir değer eksikliğinden kaynaklanmadığı; aksine câhilce bir gurur, büyüklenme ve benlik duygusuyla inatlaşma ve düşmanlık psikolojisinden doğduğu bildirilmektedir (İbn Âşûr; XXIII, 204-206). Nitekim Bakara sûresinde de (2:206) aynı tutum, “Ona, ‘Allah’tan kork!’ dense gururu kendisini günaha sürükler” şeklinde dile getirilmiştir.
Mehmet Okuyan
[Sâd.] [Zikr](itibar) sahibi Kur’an’a yemin olsun.
Kur’ân’a yeminle başlayan sûre tevhid ve peygamberliği inkâr edip alaya alanların birgün alaya aldıkları şahsın kendilerine galip geleceğini anlatarak, kâfirleri uyarmış arka arkaya dokuz peygamberden bahsedilerek Davud, Süleyman ve Eyyüb peygamberlerin imtihan edilişleri de anlatılarak, kevnî ayetlere de genişce yer verilir ve Rasûlullah (sav)’in esas görevi de anlatılarak son bulur. Sûreye Davud adı da verilir.
Ahmet Tekin
Sâd. Hakları ve sorumlulukları, ilâhî emirleri ve günahtan korunma yollarını, dini ve şeriatı, şanınızı ve şerefinizi yükseltecek hükümranlık esaslarını içeren, zikir ve öğütlerle dolu, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'an'a andolsun! (Durum onların zannettikleri gibi değil)
(*) Salât (namaz,) sabır, rahmet manasına gelen salâvat kelimelerine işaret olabilir. Manen Peygamber’e şöyle diyor: “Sana inen rahmet, zikir dolu ve i’cazlı Kur’an ve namaz ile dayan, kâfirlere karşı sabret!
İsmail Hakkı İzmirli Sâd Suresi 1. Ayet Açıklaması
[1] Mekke'de nâzil olmuş (88) âyettir.[2] Veya «amelini kur'an'a arzet, evamirini işle, nevahisinden kaçın».[3] Veya şöhretli, nasihati havi. Yemin edilen şey mahzuftur «Muhammed gerçek peygamberdir veya Kur'an-ı Kerîm mûcizedir veya bu sûreye asla nazire getiremezler» demektir.
Kadri Çelik
Sâd. Uyarı dolu Kur'an'a andolsun (ki sen peygamberlerdensin).
(Mekke’de nazil olmuştur ve 88 ayettir. İsmini birinci ayette yer alan Sâd harfinden alır.)
Mahmut Kısa
Sad! Dinle, ey insan! Rabb’in, bu harflerle, hiçbir zaman benzeri yapılamayacak mükemmel eşsiz bir kitap gönderdi: İşte, insanları eğitip mükemmel bir toplum oluşturabilmek için ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü hikmet, öğüt, uyarı ve ibret dersleriniiçerisinde barındıran ve size, dillere destan olacak şan, şeref, onur, itibar, yücelik kazandırmaya ve gündem belirlemeye tek yetkili olan bu şanlı Kur’an’a yemin olsun ki, insanlığı dünyada ve âhirette mutluluğa, kurtuluşa ulaştıracak tek yol, İslâm yoludur!
1 Burada zikir: 1. Namı anılan, şerefli ve şanlı, 2. Va'd, uyarı, şeriat, ahkâm, geçmiş ümmetlerin kıssalarından haber veren, 3. Dinde ihtiyaç olan şeyleri anlatmak manasına, yani nasihatli, din öğreten, ibret dersi veren manalarına gelebilir.
Muhammed Esed
Sâd. 1 DÜŞÜN 2 öğüt ve uyarılarla dolu olan 3 bu Kur’an'ı!
[4044] Anlamı her ne olursa olsun, Allah Rasûlü’nün vahyin bir tek harfini dahi zayi etmeden ulaştırdığının açık delilidir (Bkz: 68:1, not 1).
[4045] Veya: “öğüt veren ve uyaran”; ya da “yüce ve anlamaya açık”. Zikr, vahyin insan diline dönüşümünü ifade eder. Mesela, Kur’an vahyi Arapça zikredilmiştir. Fakat asıl zikr “şeref ve itibar” anlamına gelir. Son vahyin “okumanın tüm olumlu anlamlarıyla sürekli okunan” mânasına gelen Kur’an adını alması da şeref ve itibarındandır. Zira şerefli ve itibarlı olan sık sık anılır ve dillerden, akıllardan, gönüllerden düşmez (Bkz: 43:44).
[4046] Yemin vavı ile başlayan 16 sûrenin ilki olan 93:1’in ilk notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sâd, şeref ve şan sahibi olan Kur'an hakkı için (iş o kâfirlerin dedikleri gibi değildir).