Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4001, sondan 2236. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 31. ayetidir. Sâd Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 29 ve toplam ebced değeri ise 3001 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (1) bulunuyor.
Tefsirlerde bu âyetlere, bizim tercih ettiğimizden oldukça farklı bir anlam daha verilmektedir. Buna göre söz konusu âyetlerin meâli şöyledir: Bir gün akşama doğru alımlı, soylu koşu atları Süleyman’ın önüne getirilmişti. Süleyman, “Ben mal sevgisini rabbimi anmaya tercih ettim (Mal sevgisi bana rabbimi anmayı, ikindi namazını kılmayı unutturdu)!” dedi. Artık güneş perdesinin arkasına çekilip gözden kaybolmuştu. Süleyman “Atları bana geri getirin” dedi; getirilince de (günah işlemesine sebep oldukları için) bacaklarını ve boyunlarını bir bir kestirmeye başladı.
Tefsirlerde her iki meâl istikametinde de yorumlar yer almaktadır. Ancak biz, bu ikinci meâli isabetli görmüyoruz. Çünkü öncelikle bir peygamberin, Allah’ı unutacak kadar kendisini mal sevgisine kaptırması, ayrıca çok sayıda (bazı rivayetlerde yirmi bin) atı katliamdan geçirecek kadar insafsız, kendi hatasının bedelini mâsum hayvanlara ödetecek kadar adaletten uzak olması mümkün değildir. Bu anlayışa bakılırsa Hz. Süleyman kendisini atların sevgisine kaptırmışken güneş batmış, ikindi namazının vakti geçmişti. Öncelikle âyette güneş kelimesi geçmiyor; atlardan söz edilirken mecazi bir ifadeyle onun / onların gözden kaybolduğu bildiriliyor (Burada “gözden kaybolma” anlamındaki “tevâret” fiilinin gizli öznesi tekil de çoğul da olabilir). Gözden kaybolanın atlar olması sözün akışına daha uygun düşmektedir.
Öyle anlaşılıyor ki Süleyman’ın peygamber kişiliğiyle bağdaşmayan, bu sebeple de bizim tercih etmediğimiz yorumun aslı İsrâiliyat kaynaklıdır. Ayrıca hikayeye ikindi namazı gibi bazı İslâmî unsurlar da katılmıştır. Yahudi geleneğinde babası Dâvûd gibi Süleyman da bir kral olarak telakki edildiği için ona peygamberlikle bağdaştırılması imkânsız bu tür kötü isnatlarda bulunulmuş olabilir (bazı örnekler için bk. Kitâb-ı Mukaddes, I. Krallar, 11:1-10). İslâm inancında Dâvûd gibi Süleyman da peygamber olduğundan, peygamberler hakkında son derece yüceltici ifadeler kullanan Kur’an’da Süleyman’ın Allah’ı unutacak kadar mal tutkunu, zalim ve insafsız biri olarak tanıtılması mümkün değildir. Nitekim Kitâb-ı Mukaddes’in anılan bölümünde Hz. Süleyman’ın âhir ömründe ecnebi asıllı eşlerinin telkiniyle tek tanrı inancından saptığı, putlara taptığı bildirilirken Kur’an-ı Kerîm’de bu iddialar, “şeytanların uydurmaları” olarak nitelenmekte ve Süleyman hakkında böyle bir inancı benimseyen yahudiler eleştirilmektedir (Bakara 2:102).
Mehmet Okuyan
Hani akşama doğru kendisine safkan atlar sunulmuştu.
Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne dikip (toprağı kazıyan), öbür üç ayağıyla da yerin (üzerinde çalımlı) duran, yağız (ve pahalı koşu) atları bağışlanmıştı.
Hani akşama doğru Süleyman'a üç ayağının üstünde duran ve ön ayaklarından birini büküp, tırnağını yere dayayan, savaş için koşu atları önüne getirilmişti de;
Atın üç ayağını basıp birinin tırnağını dikerek duruşuna “sufun” denilir. Bu duruşu gerçekleştiren ata “safin”, çoğuluna da “safinat” denilir. “Ciyad” ise, “koşuda hızlı olan cins at” demektir. Dolaysıyla buradaki “safinat” duruştaki asaleti, “ciyad” da gidişteki sürati ifade etmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.
1 Atın üçayağını basıp birinin tırnağını dikerek duruşuna “sufun” denilir ki bu, en güzel bir duruştur. Ekseriya halis Arab atları böyle dururmuş. Öyle duran ata “safin”, çoğuluna da “safinat” denilir. “Ciyad” ise, “cevad’ın veya cevdin” çoğuludur ve “koşuda seri olan cins at” demektir. Yani, buradaki “safinat” duruştaki güzelliği, “ciyad” da gidişteki güzelliği ifade etmektedir.
Muhammed Esed
[Ve] akşama doğru soylu koşu atları önüne getirildiğinde [bile],
[4072] Veya: “Poz veren atlar”. Atın tek ayağını öne atıp üç ayağı üzerinde duruşuna sufun, bu duruşun sahibi ata da sâfin (ç. sâfinât) denir. Ciyâd “cins ve favori” anlamını vermektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O vakti ki, O'na süratle yürür durur hâlis atlar, öğleden sonra gösterilmişti.