Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4012, sondan 2225. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 42. ayetidir. Sâd Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 4228 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
Hz. Eyyûb’un sabrı Hz. Muhammed’e ve ümmetine örnek gösterilmektedir. Kitâb-ı Mukaddes’te anlatıldığına göre (Eyub, 1:1-8) Eyyûb’un yedi oğlu, üç kızı vardı; ayrıca çok büyük bir servete sahipti. Fakat Allah onu büyük bir imtihana tâbi tuttu, Eyyûb çocuklarını ve servetini kaybetti, ağır bir hastalığa tutuldu, bütün bedenini çıban sardı. Nihayet Eyyûb sabrıyla imtihanı başardığını ispatlayınca, Allah da onun hastalığını iyileştirdiği gibi kaybettiklerinin yerine iki mislini verdi; böylece Eyyûb yeni evlâtlara ve büyük servete sahip oldu. “Ve bundan sonra yüz kırk yıl daha yaşadı ve oğullarını ve torunlarını gördü, dört göbek” (Eyub, 1:1-8; 42:10-17). Müfessirlerin çoğunluğunun yorumunu dikkate alarak, “Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye çevirdiğimiz 41. âyetteki cümleyi İbn Âşûr, “Şeytan, hastalıktan çektiğim meşakkat ve acıyı kullanarak bana vesvese veriyor, hastalığı veren Allah’a karşı beni isyana zorluyor” veya “Hastalığın meşakkat ve acısı yanında bir de şeytanın vesvesesiyle uğraşıyorum!” şeklinde anlamanın daha isabetli olacağını belirtir (XXIII, 270). Eyyûb’un bu sızlanması, şeytandan gelen ve kendisini isyan etmeye zorlayan psikolojik baskıdan sıkıntı çektiğini ve bu baskıya karşı savaş verdiğini göstermektedir. 42. âyete göre Allah Eyyûb’un şifa bulmasını murat edince, ayağını yere vurmasını buyurdu; böylece yerden şifalı bir su fışkırdı. Âyette suyun “yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” şeklinde tanıtılması, Eyyûb’un bu sudan hem içerek hem de yıkanarak şifa bulduğuna işaret etmektedir. Eyyûb’un eşi, hastalığı süresince ona hizmetten bir an bile geri durmamıştı. Fakat bir defasında üzüntüsü yüzünden Eyyûb’u isyana teşvik eden bazı sözler söylemiş, buna canı sıkılan Eyyûb da iyileştiği zaman ona yüz sopa vurarak cezalandıracağına yemin etmişti. Ancak kadının maksadı kötü olmadığı, Eyyûb da sadakatinden ve hizmetinden dolayı onu çok sevdiği için 44. âyette Allah Teâlâ Eyyûb’a bu cezayı sembolik bir şekilde uygulama yolunu göstermiştir. Bu olay, cezadan maksadın, insanlara acı çektirmek değil, düzeni ve asayişi korumak, haksızlıkları engellemek olduğunu; uygulamada suçlunun özel durumunun, iyi halinin göz önüne alınması gerektiğini hatırlatması bakımından da önem taşımaktadır.
Mehmet Okuyan
(Biz de ona) “Ayağını yere vur! İşte hem soğuk yıkanılacak hem de içilecek (soğuk) bir su!” (demiştik).
(Biz de ona şöyle vahyettik:) “Ayağını depret (yere vur) . İşte yıkanacak ve içilip kanacak soğuk (bir su çıkacak, onunla sağlığına ve huzura kavuşacaksın) .”
Biz de, çektiği dert ve sıkıntılara sabırla göğüs geren bu kulumuza, “Ey Eyyub!” diye müjdeyi verdik, “Artık sıkıntılarından kurtulmanın zamanı geldi! Depreş, durma yürü. Sen sana düşeni yap ayağını yere vur da, katımızdan bir mûcize olarak yerden bir pınar fışkırsın; işte, yıkanabileceğin ve içebileceğin şifâ verici, serin bir su kaynağı!
1 Rekz: Üzengi tepmek, kanat çırpmak yere vurmak demektir. Allah, Eyyub (a.s)’ın duasına cevap olan mûcizesini verirken bile ona, önce böyle bir hareket emretmiştir. Yani Allah, kullarından bir hareket olmadığı müddetçe onlara lütufta bulunmamaktadır. Sünnetullah böyledir. Mucizeleri kabul etmemeyi veya sulandırmayı adet haline getirenler, Hz. Eyyub (a.s) eliyle gerçekleşen bu mucizeyi de, “Ayağınla yere vur” emrini, “düş yola” diye tercüme ederek amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır. İslami kaynaklardaki Eyyub (a.s.)’ın hastalığıyla ilgili bilgileri beğenmeyip, Yahudi kaynaklarını dayanak göstererek kabul etmişlerdir.
Muhammed Esed
[Bunun üzerine kendisine:] “Ayağını [yere] vur: İşte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!” 39 dedik.
[4082] Buradaki urkud, Tâhâ 77’deki ıdrıb gibi deyimsel bir kullanıma sahiptir. Bu ibâre gayretin mümkün olan her türüne teşvikle “ha gayret”, “çaba göster biraz”, “şifa ara”, “düş yola” anlamına gelen bir tabir olarak anlaşılmalıdır. Kıssanın görünen tarihsel kahramanı Hz. Eyyub ise de, gerçek ve zamanlar üstü kahramanı “sabır”dır. Sabrın bu bağlamdaki karşılığı hem direniş, hem göğüs geriş, hem de çare arayıştır. Eski Ahid’deki nakilden Hz. Eyyub’un ağır bir cilt hastalığına yakalandığı çıkarılabilir (Eyyub, 2:7).
Ömer Nasuhi Bilmen
Târaf-ı ilâhi'den de denildi ki, «Ayağın ile çarpıver, işte bu, soğuk, yıkanılacak ve içilecek bir su.»