Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4014, sondan 2223. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 44. ayetidir. Sâd Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 6476 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (1) bulunuyor.
Arapça Metin
وخذ بيدك ضغثا فاضرب به ولا تحنث انا وجدناه صابرا نعم العبد انه اواب
Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.”[465] Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre, Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş, kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti.
Diyanet İşleri (Yeni) Sâd Suresi 44. Ayet Tefsiri
Hz. Eyyûb’un sabrı Hz. Muhammed’e ve ümmetine örnek gösterilmektedir. Kitâb-ı Mukaddes’te anlatıldığına göre (Eyub, 1:1-8) Eyyûb’un yedi oğlu, üç kızı vardı; ayrıca çok büyük bir servete sahipti. Fakat Allah onu büyük bir imtihana tâbi tuttu, Eyyûb çocuklarını ve servetini kaybetti, ağır bir hastalığa tutuldu, bütün bedenini çıban sardı. Nihayet Eyyûb sabrıyla imtihanı başardığını ispatlayınca, Allah da onun hastalığını iyileştirdiği gibi kaybettiklerinin yerine iki mislini verdi; böylece Eyyûb yeni evlâtlara ve büyük servete sahip oldu. “Ve bundan sonra yüz kırk yıl daha yaşadı ve oğullarını ve torunlarını gördü, dört göbek” (Eyub, 1:1-8; 42:10-17). Müfessirlerin çoğunluğunun yorumunu dikkate alarak, “Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye çevirdiğimiz 41. âyetteki cümleyi İbn Âşûr, “Şeytan, hastalıktan çektiğim meşakkat ve acıyı kullanarak bana vesvese veriyor, hastalığı veren Allah’a karşı beni isyana zorluyor” veya “Hastalığın meşakkat ve acısı yanında bir de şeytanın vesvesesiyle uğraşıyorum!” şeklinde anlamanın daha isabetli olacağını belirtir (XXIII, 270). Eyyûb’un bu sızlanması, şeytandan gelen ve kendisini isyan etmeye zorlayan psikolojik baskıdan sıkıntı çektiğini ve bu baskıya karşı savaş verdiğini göstermektedir. 42. âyete göre Allah Eyyûb’un şifa bulmasını murat edince, ayağını yere vurmasını buyurdu; böylece yerden şifalı bir su fışkırdı. Âyette suyun “yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” şeklinde tanıtılması, Eyyûb’un bu sudan hem içerek hem de yıkanarak şifa bulduğuna işaret etmektedir. Eyyûb’un eşi, hastalığı süresince ona hizmetten bir an bile geri durmamıştı. Fakat bir defasında üzüntüsü yüzünden Eyyûb’u isyana teşvik eden bazı sözler söylemiş, buna canı sıkılan Eyyûb da iyileştiği zaman ona yüz sopa vurarak cezalandıracağına yemin etmişti. Ancak kadının maksadı kötü olmadığı, Eyyûb da sadakatinden ve hizmetinden dolayı onu çok sevdiği için 44. âyette Allah Teâlâ Eyyûb’a bu cezayı sembolik bir şekilde uygulama yolunu göstermiştir. Bu olay, cezadan maksadın, insanlara acı çektirmek değil, düzeni ve asayişi korumak, haksızlıkları engellemek olduğunu; uygulamada suçlunun özel durumunun, iyi halinin göz önüne alınması gerektiğini hatırlatması bakımından da önem taşımaktadır.
Mehmet Okuyan
(Eyüp’e) “Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma.” (demiştik). Şüphesiz ki Eyüp’ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah’a) yönelen ne güzel bir kuldu.
Söylenmek istenen şudur: “Sen eline bir demet bitki al; onunla yola koyul; araman gereken şifayı Yüce Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul; böylece doğrudan sapmamış olursun.” Bu yaklaşıma göre Hz. Eyüp, eline bir demet bitki alıp peşinden yola çıkmış ve böylece yemin gerektirecek bir yanlışa düşmemiştir. Dolayısıyla bu durumda, ne önceden yapılmış bir yemin ne de onu bozmamak için başvurulmuş bir çıkış yolu söz konusudur. Zaten ayetin devamında gelen cümledeki “sabır” ifadesi de onun bu yoldaki sebatını ve kararlılığını göstermektedir.
Bayraktar Bayraklı
“Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma” dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.
1- Ayette yer alan “darabe” sözcüğüne, çevirilerde “vur, döv” anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyûb Nebi'ye, “Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkânı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık.” denmektedir. 2- Kararsız olma, haktan ayrılma. 3- Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrâîliyyât kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'î bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyûb Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrâîliyyât'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyûb Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.
Ahmet Akgül
"Ve eline bir deste (ekin sapı) al, böylece onunla (hanımına bir kere) vur ve andını bozma" (diyerek yemin kefaretini kolaylaştırdık) . Gerçekten, Biz onu (Eyyub'u) sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (Hep Rabbine sığınırdı.)
[Not: Yıllar süren hastalık ve darlık sırasında, hizmetinden usanıp sızlanan hanımına kızıp, ona 40 sopa vuracağına dair yemin lafı ağzından çıkmıştı. Bu ayetle hafif ve nahif (zayıf) olan 40 buğday sapını bağlayıp, eşine bir tane vurmasıyla bu yemininden kurtulacağı hatırlatılmıştı. Böylece tüm Müslümanlara da bu tür cezalarda bir kolaylık yolu açılmıştı.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Eline dedik, bir demet sap al da onunla vur ve yeminini.bozma. Şüphe yok ki biz onu, sabırlı bulduk, ne güzel bir kuldu ve şüphe yok ki o, daima Rabbine dönen, tövbe eden bir kuldu.
Hastalığı esnasında, yaptığı bir hatasından dolayı, hanımına yüz değnek vuracağına yemin eden Eyyub'a da sonunda dedik ki: “Şimdi eline bir demet sap al, onunla hanımına vur ve yeminini bozmuş olma, yerine getir!” Gerçekten biz O'nu her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı dirençli bulduk. O ne güzel bir kulumuzdu, daima bize yönelirdi.
Bir de: “Eline bir demet ot-çöp al da, onunla eşine vur. Yeminini bozmuş olma.” dedik. Gerçekten biz onu belâlara karşı sabırlı bulmuştuk. O ne iyi, bizi ilâh tanıyan, candan müslüman, saygılı bir kuldu. O daima, samimiyetle itaat ederek Allah'a yönelmekteydi.
"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kuldu! O (her tutumunda Allah'a) yönelen biriydi.
'Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.' Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
(Eyyûb bir işten dolayı karısına kızmış ve hastalıktan kalktığı vakit ona yüz değnek vurmayı yemin etmişti. Hem yemini bozmamak, hem de hafifletmek için Allah ona şöyle buyurdu): “- Eline (yüz başaklı) bir demet sap al da, onunla (zevcene) vur; yemininden durmazlık etme.” Dorusu biz, onu sabırlı bulduk... O ne güzel kuldu! Gerçekten o, tamamen Allah'a teveccüh etmişti.
Ve ona: “Eline bir demet değnek al, onunla vur, yeminini bozma!” dedik. Gerçekten onu sabırlı bir kul olarak gördük. Ne iyi kuldur o! Her zaman bize yönelirdi.
(Ve sonunda o'na dedik ki:) “Eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve yeminini bozma!” Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü O, tam bir teslimiyetle sürekli Allah'a yöneliş halinde idi.
Hz. Eyüp, gittiği yerden gelmek için geciken karısına çok kızıp, iyileştiği zaman yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Hâlbuki gecikmeden dolayı karısı yüz değneği hak etmemişti ve üstelik kocasına karşı da hizmette ve saygıda kusursuzdu. Allah, yemininden dolayı günahkâr olmasın diye Hz. Eyüp’e kolaylık göstermişti. Yüz değneği (sapı) bir araya getirip eşine vurmakla yemin yerine gelecekti. Böylece, Hz. Eyüp’e gösterilen bu yol, ruhsat meselesi olarak içtihada dayanak olmuştur. Bazıları bu durumu Allah’a hile yapmayı yakıştırmak olarak değerlendirse de bu doğru değildir. Zira bu yol yeminleri yerine getirmenin farklı bir versiyonudur. Burada esas olan Hz. Eyyub’un şahsında olduğu gibi kişinin Allah’a karşı sorumluluğunda hassasiyet gösterdiğini ve insanî ilişkilerde duyarlı ve bilinçli olduğunu ortaya koymasıdır. Yeminlerdeki maksat da zaten budur. Allah’ın koyduğu kurallar ceza vermeye değil, öğretmeye, eğitmeye, terbiye etmeye, kemâle erdirmeye matuftur.
Diyanet İşleri (Eski)
"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.
Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.
Rivayete göre Eyyûb (a.s.) hanımının bir hatasından ötürü sıhhate kavuşunca ona yüz değnek vurmaya yemin etmişti. Halbuki karısının, ona karşı hizmetleri, fedakârlıkları büyüktü. Onun için Cenab-ı Hak, yüz tâne ekin sapından oluşan bir demetle bir kere vurulmasını kâfi görmüştü.
Bundan sonraki âyetlerde, peygamberlerin kıssalarından bölümler hatırlatılır.
Edip Yüksel
"Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.
(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.
«Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemîninde durmazlık etme» (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, dâima (Allaha) dönen (bir zât) idi.
(Ona:) “Eline bir demet sap al da onunla (zevcene) vur ve yemînini bozma!”(dedik).(1) Gerçekten biz onu sabırlı bir kimse olarak bulduk. (O) ne iyi kuldu! Hakikaten o, dâimâ (Allah'a) yönelen bir kimse idi.
(1)Eyyûb (as) zevcesinin i‘tikāden yanlış bir konuşması sebebiyle, sıhhat bulduğu zaman, ona yüz değnek vuracağına yemîn etmişti. Fakat o hanımcağız, hastalık günlerinde kendisine gāyet fedâkârca hizmet ettiği için Allah-ü Teâlâ ona böyle, yüz fesleğen sapından oluşan bir demetle şeklî ve latîf bir cezâyı kâfî görmüştü. (Nesefî, c. 4, 66)
İlyas Yorulmaz
Eline bir demet kuru ot al ve o’nun ile vur ve yeminini bozma. Biz Eyyüb’ü çok sabırlı bulmuştuk. O ne güzel bir kuldu ve samimi olarak Rabbine yönelirdi.
Eyyup! Yaşı, kurusu karışık bir demet ot al, onunla zevcene vur da yemininde durmamazlık etme [¹]. Biz Eyyub/u sabırlı bulduk. O ne güzel kuldur! Çünkü daim Allah/a sığınır.
İsmail Hakkı İzmirli Sâd Suresi 44. Ayet Açıklaması
[1] Zevcesi bir iş için gitmiş, biraz gecikmişdi. Eyyup Aleyhisselâm da yüz değnek vurmağa yemin etmişti.
Kadri Çelik
“Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma.” Gerçekten biz onu sabredici bulduk. O, pek de güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelen biriydi.
Daha sonra ona, hastalığı esnasında eşi hakkında ettiği yemin ile ilgili bir çözüm yolu gösterdik: “Eline, yüz adet çöpten oluşan bir demet sap al ve onunla eşine vur; böylece hem vefakâr eşini incitmemiş, hem deyeminini yerine getirmiş olursun. Çünkü yemin, mutlaka yerine getirilmelidir.” dedik. Doğrusu Biz onun, en büyük acılara karşı sabırla göğüs gerdiğini gördük. Eyyub gerçekten ne güzel bir kuldu; çünkü o, dâimâ Rabb’ine yönelirdi.
Ve ona: “Eline bir deste (sap) al ve onunla (eşine) vur ve sakın yeminini bozma.”1 (dedik.) Gerçekten Biz, onu çok sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.
1 Rivâyetlere göre; Hz. Eyyub hasta iken, hanımını bir miktar sopa vurarak döveceğine yemin etmiş, ancak sağlığına kavuşunca, ettiği yeminden pişmanlık duymuştur. Allah da bu sorunu âyetteki gibi halletmiştir. Bu âyetten anlaşılan bazı kurallar da şunlardır: a- Hanefi ve Şafiilere göre, bir kimse hizmetçisine yüz sopa vurmaya yemin etse, yüz sopayı birleştirerek hizmetçinin vücuduna değmesi şartıyla vursa yemini yerine gelir. b- Yemin eden bir kimse, ettiği yemin doğru bir sebebe dayanmıyorsa bile yerine iyi bir iş yapmalıdır.
Muhammed Esed
[Ve sonunda o'na dedik ki:] “Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!” 41 Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük: o, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!
Eline şu otlardan bir demet al ve onu bir ilaç olarak uygula ve sakın sözünden dönme. Gerçek şu ki biz Eyyub’u çok sabırlı bulduk. O, ne güzel bir kuldu zira o, hep Allah’a sığınır ve O’na yönelirdi. 2/155, 39/10
(Ve dedik ki): “Eline bir deste bitki al ve onunla yola koyul! Sakın doğrudan şaşma”[4084] Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da)[4085] her daim Allah’a yönelirdi.
[4084] Veya: (Ve dedik ki:) “Eline bir deste bitki al ve onunla vur!” Bu alternatif anlamın dayanağı, Hz. Eyyub’un, hastalığı sırasında eşine yüz sopa vuracağına yemin ettiğine dair Eski Ahid’de yer alan anlatımdır. Tercih ettiğimiz anlamda iki hususa dikkat çekmekte yarar var: 1) İlk cümlede yer alan ıdrıb bihi ibaresi. Bu ibare “vurmak”tan daha çok, Bakara 273, Tâhâ 77, Âl-i İmran 156 ve Müzemmil 20’de kullanıldığı anlamıyla “yola koyulmaya” delâlet eder. Zira Kur’an’da ıdrıb emir filînin “vur/döv” anlamına gelmesi için, vurucusu insan değil melek olan iki yer (8:40; 47:27) dışında, her geldiği yerde mutlaka iki tümleçle gelir: Biri “ne ile vurulacağı”, ikincisi “nereye vurulacağı” (Bkz: 2:60, 73; 7:160). Burada gelen ıdrıb emir fiili, vurulacak yeri sükut geçmekle, bu kurala uymamaktadır. 2) İkinci cümlede yer alan lâ tahnes kelimesi. “Günah, vebal, doğrudan sapmak, ihanet” gibi anlamlara gelen el-hins, bu vurgusuyla Vâkı’a 46. âyette de kullanılır. Bu durumda bu âyetteki vurgusu “doğrudan şaşma, vebale girme!” olur. Bu takdirde akla bir soru gelecektir: “Eline bir deste bitki al!” emrinin hikmeti nasıl izah edilecektir. Buna cevabımız şudur: Araman gereken şifayı Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul! M. Muhammed Ali bu âyete, dığsın “bir miktar dünya malı” (Tâc) anlamından yola çıkarak şu manayı vermiştir: “Eline bir miktar dünya malı al ve onunla iyilik kazan ve bâtıla sapma!” (The Holy Qur’an) Allahu alem.
[4085] “O (da)”, yani sınava çekilen “Dâvud gibi” (Krş: 17. âyetin sonu).
Ömer Nasuhi Bilmen
(Ve O'na emrolundu ki) Eline otlardan bir küçük demet al, sonra onunla vur ve yeminini bozmuş olma. Muhakkak ki, Biz O'nu bir sabredici bulduk. Ne güzel kul! Şüphe yok ki, o (Hakk'a) dönendir.
Bir de ona: “Eline bir demet sap al, onunla vur! Yemininden dönen durumuna düşme! ” dedik. Doğrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah'a yönelirdi. {KM, Eyub 2, 8; 1, 21-22}
Denildiğine göre, Hz. Eyyub (a.s.), bir hadise dolayısıyla eşine yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Böylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine bildirilmişti (Bu, belki de bu hususî durum ve benzeri durumlara mahsus bir fetvadır. Mesela eşi buna takat getiremezdi, yahut bu kadar ağır bir cezayı hak etmemiş olabilirdi).
Süleyman Ateş
(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.
[*] Eyyûb (a.s.), hastalığının nedeninin şeytan olduğunu iddia ediyordu. Oysa Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisi veya yeteneği olmadığını bir nebi olarak çok iyi bilmeliydi. İşte bu nedenle, 44. ayette ikaz edildiğini görmekteyiz.
Şaban Piriş
-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!
“Eline bir demet alıp onunla vur; yeminini bozma” dedik.(6) Gerçekten Biz onu sabredici bulduk. Ne güzel bir kuldu o; doğrusu, Allah'a yönelmiş bir kimseydi.
(6) Bu konuda ileri sürülen ihtimallerin başında, Hz. Eyyub’un bir sebepten dolayı hanımına yüz değnek vurmaya yemin etmiş olması gelmektedir. Eğer bu doğru ise, hastalığı sırasında eşinin onca cefasını çeken bir hanımı incitmeyecek bir yolla Hz. Eyyub’a yeminini yerine getirmenin çaresi gösterilmiş olmalıdır. Böylece bir sadakat, vefa, şefkat ve zarafet dersi verilmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.