Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4042, sondan 2195. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 72. ayetidir. Sâd Suresi 72. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 3228 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer 1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar; 15:29 ayetleridir. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
Burada belirtilmemekle birlikte, başka âyetlerde meleklerin secde etmeleri emredilen bu ilk insanın Hz. Âdem olduğu bildirilmiştir. Bundan önceki âyetlerde melekler topluluğunun tartışmasına atıf yapılmasına ve ilk insan konusuyla münasebet kurulmasına bakılırsa burada Hz. Âdem’in yaratılışına ve İblis’in onun karşısındaki olumsuz tutumuna, bu yüzden Allah’a âsi olup rahmetten kovulmasına dair bilgilere yer verilmekle, bilhassa Hz. Muhammed’in bu bilgileri ancak vahiy yoluyla almış olabileceği ortaya konmuş; böylece ona vahiy geldiğine, dolayısıyla peygamberlik görevi verildiğine inanmayan müşrikler ikna edilmek istenmiştir. Ayrıca bu âyetler insanın, yaratıcısının kim olduğunu, kendi aslının ne olduğunu, nereden geldiğini anlayıp kavraması; şeytanî kışkırtmalara karşı dikkatli olması gerektiğini; Allah’a inanıp dayanan, ihlâsla Allah yoluna koyulanlar üzerinde şeytanî kışkırtmaların asla etkili olamayacağını, zira Allah’ın, yardımıyla onların yanında olduğunu bildirmektedir (âyetlerin ayrıntılı tefsiri için bk. Bakara 2:34; A‘râf7:11-18; Hicr 15:28-40).
Mehmet Okuyan
Ona düzgün şekil verip kendisine [rûh]umdan üflediğim zaman, onun için (bana) secde edin!”
Onu yaratılış amacına uygun olarak şekillendirdiğim, rahmetimle varettiğim, düzenin bir bölümü olan ruhumdan nûrânî dalgalar halinde onun bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdiğim, onu bilinçlendirdiğim zaman:
“Derhal secdeye kapanarak ona saygı gösterin” dedim.
(1)Buradaki “(Kendi yarattığım) rûhumdan üflediğim” ta‘bîriyle Cenâb-ı Hakk’ın rûhu ve üflemeyi kendine nisbet etmesi, rûhun şeref ve i‘tibârını yüceltmek içindir. Beytullah (Allah’ın evi), Nâkatullah (Allah’ın devesi)lafızlarında olduğu gibi. (Nesefî, c. 4, 84; Celâleyn Şerhi, c. 6, 405)
İlyas Yorulmaz
“Ben onu şekillendirip, ona (ruhumdan üflediğim de) benim diriliğim den verip, canlandırdıktan sonra, o yarattığım insan için bana secde edin” demişti.
“Ben ona muntazam bir insan kıvamında şekil verip de, kendisini yeryüzünün halîfesi konumuna yüceltmek üzere hayat ve üstün yetenekler bahşeden Ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secde ederek saygıyla boyun eğeceksiniz!”
71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan1 yaratacağım. Onu biçimlendirip2 ona rûhumdan üflediğim zaman3 derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.4
1 Beşer: Bir şeyin güzelliğiyle ortaya çıkması, görünmesi demektir. İnsana beşer denmesi, hayvanların aksine üzerinde yün, kıl ve tüy gibi şeylerin bulunmayıp derisinin olduğu gibi görünmesindendir. Yani beşer: İnsan, insanoğlu, âdemoğlu demektir. Aynı kökten gelen “beşere”: üst deri, derinin üst tabakası, “beşîr”: güzel yüzlü, müjdeleyici, “beşâre”: güzellik anlamına gelir. Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere “beşer” tabiri, insan hakkında, onun maddî yönü ve dış görünüşüyle ilgili olarak kullanılır. Burada beşerin maddî yönü ve şekli, bedeni söz konusu edilmektedir. İnsan yalnız beşerî yönüyle değil, vahiy alan yönüyle de insandır. Topraktan yaratılan insanın beşeriyet yanı, Kur’an’ın ifadeleriyle unutkanlığının, nankörlüğünün, aceleciliğinin, tartışmayı pek sevmesinin, bilgisizliğinin, zalimliğinin ve zayıflığının sembolüdür. 2 Biçimlendirme yaratmaktan sonra olduğuna göre, demek ki insan çamurdan yaratıldıktan sonra, bir de insan şeklini almak ve insanlık seviyesine gelmek için bir süre de biçimlendirilmeye tabi tutulmuştur. 3 Yani bu, “kendi rûhumun bir kısım özelliklerini taşıyan bir rûh verdiğim zaman” demektir. Yoksa kendi rûhumdan bir parça demek değildir. Ayrıca bu ifâde insana şeref için de olabilir.4 Âdem (a.s)’ın yaratılışıyla ilgili olarak Bk. (Bakara: 30, Hicr: 28)
Muhammed Esed
ona en uygun biçimi verip Kendi ruhumdan kattığım zaman onun önünde yere kapanın!” 56