Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4076, sondan 2161. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 18. ayetidir. Zümer Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 3553 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذين يستمعون القول فيتبعون احسنه اولئك الذين هديهم الله واولئك هم اولوا الالباب
“Sahte tanrılar” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki tâgt kelimesi insanlar tarafından tapılan bâtıl tanrıları; Allah Teâlâ’ya isyan edilmesine sebep olan, görünür ve görünmez varlıkları; insanlık tarihi boyunca hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterme gayretlerini yansıtan, bütün küfür ve ilhad faaliyetlerini ifade eden bir terim olarak kullanılır. Muhammed Esed’in bu kelimeye yüklediği “kişinin bütün mânevî bağlarını kaybetmesine ve duygularının esiri olmasına yol açan, belli bazı şeytanî ihtirasların veya arzuların... ifsat edici gücü” şeklindeki açıklamasına (III, 939-940) –diğer anlamları dışlamamak kaydıyla– biz de katılıyoruz (ayrıca bk. Mâide 5:60). Kendi dışında veya içinde bu şekilde sahte tanrılar üretip onlara tapmaktan kurtularak Allah’a yönelen insanlar, içten veya dıştan gelebilecek her türlü saptırıcı telkinlerden, baskılardan ruhlarını kurtardıkları için duydukları, öğrendikleri sözler içinde akıl ve sağduyularıyla en iyi ve en doğru bulduklarına değer verir, ona uyarlar. Râzî’ye göre duyulan bir söz doğru da yanlış da olabilir ve bunu ayıracak olan da aklî kanıttır. Râzî, bu âyetten yola çıkarak, aklın en iyi ve en doğru olanı ayırt etme konusundaki yetkisini iman, ibadet ve hukukî uygulamalara kadar bütün konulara genellemiş; insanın her konuda aklî kanıta (hüccetü’l-akl), eleştirel düşünmeye (nazar) ve mantıksal çıkarıma (istidlâl) değer vermesi gerektiği yönünde geniş açıklamalar yapmıştır (XXVI, 260-262). Râzî’ye göre “Bir insan akıllı ve kavrayışı güçlü değilse belirtilen gerçek bilgileri zihninde toplaması da mümkün olmaz.”
Mehmet Okuyan
Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğru yola ulaştırdığı kişilerdir. Öz akıl sahipleri de işte sadece onlardır.
Demek ki “en güzel söz en güzelin sözüdür” ki o da “Kur’an”dır. Benzer mesaj: Zümer 39:55. Yüce Allah övdüğü yiğit kullarının söze dair her şeye kulak verdiklerini, bir anlamda sözden korkmadıklarını, düşünceden ürkmediklerini belirtmekte, fikir özgürlüğüne dair ilkesini belirlemektedir. Farklı fikirler de dinlenmeli ki sözler, görüşler arasında kıyaslama yapılabilsin, sonunda en güzele uyulabilsin. Başka sözlerden korkmak kendi sözüne güvenmemek ve taraftarlarını kaybetme endişesi taşımak demektir. Böylece hem kendisine, hem görüşüne hem de taraftarlarına haksızlık ettiğini fark edememek söz konusudur. En güzel sözü söylemeyle ilgili ayet için de bkz. İsrâ 17:53.
Bayraktar Bayraklı
Sözleri dinleyip en güzeline uyanları müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ulaştırdığı bunlardır. Gerçek akıl sahipleri de bunlardır.
Ki onlar (müjdelenmiş mü’min kullar, her konuda yazılan ve konuşulan) sözü (dikkatle) dinleyip duyarlar, (ama bunlardan Kur’an’a ve vicdana en yakın bulduğuna ve) en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.
O kullarım ki sözü dinlerler de en güzeline uyarlar, onlar, öyle kişilerdir ki Allah, doğru yola sevk etmiştir onları ve onlardır aklı başında bulunanların ta kendileri.
O kullarım ki, söylenen her sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte Allah'ın dosdoğru yola eriştirdiği bunlardır ve gerçekten de aklı başında olanlar bunlardır.
Sözü Kur'ân'ı ve sünneti dinleyip, kendilerine emredilenlerin en güzelini, en faziletlisini tercih edip uygulayanları, konuşmaları, hikmetli sözleri dinleyip en iyisini, en doğrusunu benimseyenleri müjdele. İşte onlar, Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir. Onlar, işte onlar akıl ve vicdan sahibi kimselerdir.
O kullarım ki, (Kur'an'ı) dinlerler sonra da onun en güzelini (en açığını ve kuvvetlisini) tatbik ederler. İşte bunlar Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve bunlar gerçek akıl sahibleridir.
17,18. Puta tapınmaktan kaçıp, Allaha yöneyen kimseler için müjdeler vardır; söz dinleyen, güzel söze uyan kullarımı müjdele, Allahın doğru yola ilettiği kimseler, işte bunlar akıllılardır
17-18. Tağûta (şeytâni güçlere) kulluktan uzak durup gönülden Allah'a yönelenlere bir müjde vardır. (Ey Resul!) O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarıma bu müjdeyi ver! İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.
“Sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden” söylemi, her dinî yükümlülüğü vahiyle uzlaştırarak kendi akılları ışığında değerlendiren ve bu değerlendirme sonucunda akıllarının mümkün gördüklerini kabul edip görmediklerini reddeden kişileri tasvir etmektedir. Ayrıca bu cümleden anlıyoruz ki; insan her sözü mutlaka dinlemeli ve dinledikten sonra aklını kullanarak en doğrusuna ve en güzeline karar vermeli. Ve bu kararı verirken de aynı surenin 23. ayetini dikkate almalıdır!Arapça bir terim olan “Tağût” kelimesi tekil ve çoğul, dişi ve erkek için kullanılan bir cins isimdir. Mastarı “tuğyân” olup, “isyan etmek, haddi aşmak, azgınlık ve sapkınlık” gibi anlamlara gelmektedir. “Tâğût”, insanları azdırmak yoluyla inkâr ve isyana iterek Allah’tan uzaklaştıran, günaha ve kötülüğe sürükleyerek doğru yoldan koparan ve birer mâbud gibi değer verilip peşinden gidilen şeylere verilen genel isimdir.
Diyanet İşleri (Eski)
17,18. Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.
17, 18. Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. (Ey Muhammed!) Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.
Tâğut’un açıklaması için Nisâ 4:60. âyetin notuna bak. Vasıfları anlatılan kimselerin dinledikleri söz, Allah kelâmı, Hz. Peygamber’in sözleri veya selefin görüşleri olarak yorumlanmıştır. Sözün en güzeli kuşkusuz Kur’andır.
Edip Yüksel
Onlar ki sözü (kavl) dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, ALLAH'ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir
Kuran'ı terkedenlerin Muhammed'den sonra hadis, sünnet, icma diye adlandırdıkları kaynakları Kuran'a eş koşacaklarını bilen Tanrı, bu üç kelimeye, Tanrı ve Kuran için kullanılmaları dışında sürekli olarak olumsuz anlam yükler. Farklı sözleri dinlememizi öğütleyen bu ayet, ilginçtir ki, "hadis" değil "kavl" kelimesi kullanmıştır. Hadisleri ortak koşanlara istismar edecekleri bir örnek vermemek için! Bak 33:38; 66:3.
Elmalılı Hamdi Yazır
O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır.
Onlar ki sözü dinlerler, sonra da en güzelini tatbık ederler, işte onlar Allahın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir, ve işte onlardır o temiz akıllılar
(O kullarım ki) onlar söze (dikkatle) kulak verirler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlar Allahın kendilerine hidâyet etdiği kimselerdir, işte bunlar temiz akıl saahibleri olanların ta kendileridir.
Onlar ki, sözü dinlerler de onun en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidâyet verdiği kimselerdir ve işte onlar, (gerçek) akıl sâhiblerinin ta kendileridir.
Onlar, Allah ve Rasulünün sözünü dinler, Kur’an ve sünnette kendilerinden istenenlerin en güzelini, en faziletlisini alır, en güzel biçimde onu uygularlar. Çünkü sözlerin en güzeli Allah ve Rasulünün sözüdür.Ayrıca insanlar arasında konuşulan sözleri duyarlar. Ama onların en güzeline, hak olanına yani Allah ve Rasulünün sözüne uygun olanına uyarlar. Sözlerin en güzeli olan Kur’an’ı işittikleri zaman, inat ve önyargı ile onu inkâr etmezler. İşte, Allah’ın hidâyet ettiği doğru yola ilettiği kimseler bunlardır; gerçekten akıl ve sağduyu sahibi olanlar da yalnızca bunlardır.
17,18. Tağut’a1 kulluktan kaçınan ve Allah’a gönülden yönelenlere bir (kurtuluş) müjdesi vardır. Öyleyse hak sözü işiten ve onun en güzeline uyan2 kullarıma müjde ver. Çünkü onlar Allah’ın kendilerini hak yola eriştirdikleridir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.3
1 Tağut: kelime olarak azan, azgın, azman, azdırıcı demektir. Terim olarak ise: “Allah’a karşı zorla veya gönül rızası ile tapınılan, rab kabul edilen veya edilmeyen insan, şeytan, put ve her türlü düşünce ve sistem” demektir. Bk. (Bakara: 257 ve dipnotu, Nisâ: 60,76, Mâide: 60, Nahl: 36) 2 Yani bunlar; Peygamberlerin getirdiği bütün sözleri dikkatle dinleyen, müteşabihlerini kendi veya birilerinin keyfine göre dünyalık kazançlar elde etmek, itibar kazanmak veya paralel bir din icat etmek için yamultmayıp, o sözün en güzeli olan muhkemlerini yaşayan kimselerdir. 3 17. âyet; cahiliye döneminde dahi, “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyen, Zeyd b. Amr, Ebû Zer ve Selmân-ı Farisî (r.a) hakkında nâzil olmuştur. Hz. Ebû Bekir Müslüman olunca ona; Talha, Zübeyr, Osman b. Affan, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a) gelip durumunu sorarlar, o da Hz. Muhammed (a.s)’a îman ettiğini söyler ve onlar da Müslüman olurlar. Bunun üzerine de 18. âyet nâzil olur. (Vahidî)
Muhammed Esed
[şu] söylenen her sözü [dikkatle] dinleyen ve onların en güzeline uyan [kullarım]a: 22 [çünkü] Allah'ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar [gerçek] akıl-iz‘ân sahipleridir!
Bunlar, her türlü sözü dinleyip sonra en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın gösterdiği doğru yola uyan kimseler bunlardır. İşte gerçek ve temiz akıl sahipleri bunlardır. 23/1...12
O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar:[4118] İşte Allah’ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, aktif akıl sahipleridir.[4119]
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 18. Ayet Açıklaması
[4118] Sözün gücünün ve düşünceye saygının bundan daha iyi bir ifadesi olamaz.
[4119] el-Elbâb: Her ne kadar tekili zor söylendiği için çoğul kullanıldığı söylense de (İtkân II, 301), bizce bu kelimenin hep çoğul gelmesi tasavvur da dahil tüm akletme süreçlerini kapsadığı içindir. Tasavvur terimlerle oluşur, terim ve kavramların anlamları da toplumsal mutabakat yoluyla oluşur. Lebbe hem “gerekli ve sabit olana”, hem de “bir şeyin en kaliteli haline ve en değerli yanına” delâlet eder. Akla bu yüzden lubb denilir. Burada çoğul geldiğine göre sadece akla değil, başta akletme yeteneğinin çıkış noktası olan tasavvur olmak üzere akletme sürecinin tamamını ve bu sürece dahil olan akleden kalp, fıtrat, vicdan, muhayyile gibi yetileri ifade etse gerektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimseler ki sözü dikkatle dinlerler, sonra onun en güzeline tâbi olurlar. İşte onlar o kimselerdir ki, onları Allah hidâyete erdirmiştir. Ve işte selim akıllara sahip olanlar da ancak onlardır.
17, 18. Tağuta ibadet etmekten kaçınıp gönülden Allah'a yönelenlere müjdeler var! O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele! İşte onlardır Allah'ın hidâyetine mazhar olanlar ve işte onlardır akl-ı selim sahibi olanlar. [2, 256;7, 145]
Tağut: Azgınlık mânasına gelen bir masdardır. Belagatta sıfat yerine masdar kullanmak, o sıfatla nitelendirmenin pek ileri bir derecede olduğuna delalet eder. Biri hakkında “güzel” demekle, bir başkası hakkında “güzelliğin ta kendisi” demek arasındaki fark pek bârizdir. Allah’tan başkasına ibadet edene tağî (âsi, azgın)denir. Ama azgınlığın ta kendisi kesilmiş, kendisini tanrılaştırıp başkalarını kendisine kul yapmak isteyen ise “tağut” olur.[39,17] “En güzeli tatbik” ten maksat şudur: Dini meselelerden: vacib ile mendub arasında kaldıklarında vacibi, mübah ile mendub arasında kaldıklarında mendubu seçerler. Hasılı, Allah nezdinde ağırlığı en fazla olanı tercih ederler.Yahut çeşitli sözleri dinleyip en güzel olan Kur’ân’a uyarlar. Yahut kavl’den maksat Allah’ın emri olup “Allah’ın emrine kulak verip, en güzeline uyarlar” yani mesela, kısas ile af karşısında, af tarafını tercih ederler. Yahut hem iyi hem kötü tarafı olan sözün, iyi tarafını söyleyip, kötü tarafını terk ederler, şeklinde yorumlanmıştır.
Süleyman Ateş
Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir.
anlar kim işidürler sözi ya'nį ķur’ānı yā dükeli sözi pes uyarlar görklüsine anlar. anlardur kim ŧoġru yol gösterdi anlara Tañrı daħı anlardur 'aķıllar isleri.
Benüm ol ḳullarum ki sizi işidürler ve anuñ yaḫşısına uyarlar anlar. Olkişilerdür ki anlara hidāyet virdi Tañrı Ta‘ālā ve hem anlardur ‘aḳl issileri. |