Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4080, sondan 2157. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 22. ayetidir. Zümer Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 4731 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
افمن شرح الله صدره للاسلام فهو على نور من ربه فويل للقاسية قلوبهم من ذكر الله اولئك في ضلال مبين
Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
Yağmur ve onun sayesinde yetişen bitki çeşitleriyle tabiatın canlanması, ardından bitkilerin kuruyup toza toprağa karışması örneğinden yola çıkılarak, ilâhî kudret ve iradenin evren üzerindeki mutlak hükümranlığına dikkat çekilmekte; daha sonra aynı güç ve iradenin, insanın mânevî gelişimindeki tesirine atıfta bulunulmaktadır. Yağmurla tabiatı canlandıran irade, hidayetiyle de insanın gönlünü İslâm’a açmakta; ona, ilâhî buyruklara teslim olan bir ruh yapısı kazandırmakta, bu suretle kendisinden gelen bir ışıkla aydınlanmasını sağlamaktadır. “Allah’ı anma konusunda kalpleri katılaşanlar”dan maksat, gönüllerinde Allah’a yer vermeyen, –putperest Araplar’ın yaptığı gibi– sorulduğunda O’na inandıklarını söyleseler bile, hayatlarında bu inancın izi görülmeyen, kendilerine yapılan uyarılardan akıllarını kullanarak yararlanmasını bilmeyen, hakikatlere karşı duyarsız hale gelmiş kimselerdir. İnanç ve değerler konusunda doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırma kaygısı taşımadıkları, bu husustaki yeteneklerini de körelttikleri için âyette bunların “apaçık bir sapkınlık” içinde bulundukları bildirilmektedir.
Mehmet Okuyan
Allah’ın, göğsünü (kalbini) İslam’a açtığı, kendisi de Rabbinden bir [nûr] üzere olan kişi (kötü olanlarla bir) olur mu? Allah’ı anmada kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindedir.
Bu cümle iradesini doğrudan yana kullananlarla ilgilidir. Bu ayette ve En‘âm 6:39 ile 125 gibi ayetlerde Yüce Allah’ın dilediğini “doğru yola iletmesi” ifadesi hak eden, kendileri akıllarını ve iradelerini kullanarak [sırât-ı müstakîm] denen “doğru yol”u benimseyenler bu hak edişlerinin karşılığında o yola yani İslam’a eriştirilecek ve orada kalacaklardır. Hem sapkınlıkta bırakmada hem de hidayete erdirmede Yüce Allah’ın kararı “sonuç”tur; bunun “sebep”i ise kulun iradesidir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, kimin gönlünü İslâm'a açmışsa, o, Rabbi'nin katından bir nur üzere olmaz mı? Gönülleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar, apaçık sapıklık içindedirler.[492]
[492] İslâm kelimesi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 359-362; IV, 222-223.
Erhan Aktaş
Allah'ın, gönlünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Allah, kimin göğsünü (gönlünü) İslam'a açmışsa, artık o Rabbinden bir nur üzerine değil midir? (Elbette öyledir.) Fakat Allah'ın zikrinden (Kur’an’ı talim ve tatbik etmekten yana) kalpleri katılaşmış olanların ise vay haline! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Allah'ın, İslam için gönlünü açtığı kişiye kim benzer ki o, gerçekten de Rabbinden bir ışığa, bir aydınlığa nail olmuştur; yazıklar olsun Allah'ı anmıya karşı yürekleri kaskatı olanlara, onlardır apaçık bir sapıklık içinde olanlar.
Allah kimin göğsünü İslâm'a açmışsa, artık o Rabbinden bir nur, bir aydınlık üzeredir değil mi? Bunun için kalpleri Allah'ı anmaya karşı katılaşmış olanların vay haline, onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Kalpleri kararmış, katılaşmış, kafaları kalınlaşmış, yüzlerinin nuru silinmiş kimseler, Allah'ın kafalarını, gönüllerini İslâm'a açarak ferahlık verdiği, Rablerinden gelen bir nûra, Kur'ân'a kavuşmuş olan kimseler gibi midir? Allah'ı zikirden, Allah'ın övünç kaynağı Kur'ân'ından ve namazdan uzak, kalpleri katılaşmış, kafaları kalınlaşmış olanların vay haline! Onlar başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindedirler.
Allah'ın kalbini İslâm'a açtığı kimse Rabbinden bir nur üzere değil midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri kaskatı olanların vay hallerine! İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Allah'ın İslâm nuru ile kalbine genişlik verdiği kimse, kalbi mühürlü nursuz gibi midir? Elbette o, Rabbinden bir hidayet üzeredir. O halde, vay o Allah'ın zikrini terk eden kalbleri katılara!...Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Allah’ın, İslam için gönlünü açtığı ve (dolayısıyla) Rabbinden gelen bir nur üzere olan zat (ile kalbi katı olup karanlıklar içinde kalan kişi bir olur mu?) Artık Allah’ın zikrine karşı kalbi katı kalanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Bir midir yüreği bozuk olanla, Allahın İslâmlığa yüreğini açtığı? İmdi bu kimse, Tanrısından nur üzredir, Allahı anmaya karşı, gönülleri katı olan kimselere yazıklar ola; işte bunlar açık sapkınlıktalar
Allah kimin kalbini (iyi niyetinden dolayı) İslam'a açmışsa o, Rabbinden gelen bir nur üzere olmaz mı? Yazıklar olsun kalpleri Allah'ı hatırlayıp anmaya karşı kaskatı kesilmiş talihsizlere! Böyleleri, açık bir sapıklık içindedirler.
Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa, o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı? Kalbleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.
Allah kimin gönlünü İslâm'a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
ALLAH kimin göğsünü İslama açarsa o Rabbinden bir ışık üzerindedir. ALLAH'ın mesajına karşı kalpleri katılaşanların vay haline. Onlar açık bir sapıklıktadır.
Allah, kimin bağrını İslâm'a açmış ise işte o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Artık Allah'ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Demek ki her kimin Allah bağını islâma açmış ise işte o rabbından bir nur üzerinde değil mi? O halde vay o Allahın zikrinden kalbleri katılara onlar bir açık dalâl içindedirler
Öyle ya, Allahın, göğsünde müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o, Rabbinden bir nuur üzerindedir — (kalbini mühürlediği kişi gibi) midir? Artık kalbleri Allahın zikrinden (bomboş ve) kaskatı kalmış olanlar (ın) vay (haaline)! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
O hâlde Allah'ın, kalbini İslâm'a açıp da, Rabbisinden bir nûr (bir hidâyet) üzere olan o kimse (küfründeki inadından dolayı kalbi mühürlenen kimse gibi) midir? Öyleyse Allah'ın zikrinden kalbleri katılaşmış olanların vay hâline! İşte onlar apaçık bir dalâlet içindedirler.
Allah kimin göğsünü İslam’a açarsa, o kimse Rabbinden aydınlık bir yol üzerindedir. Allah’ın anılmasından dolayı kalpleri kaskatı kesilenlere yazıklar olsun. Böyleleri apaçık bir sapıklık içerisindedirler.
Allah, kalbini İslâm için açmakla Rabbi tarafından büyük bir nura [¹] mazhar olan kimse, katı yürekli kimseyle bir midir? Allah/ı zikre karşı münşerih olacak yerde katı yürekli olanların vay hâline! İşte bunlar açık bir sapıklık içindedir.
İsmail Hakkı İzmirli Zümer Suresi 22. Ayet Açıklaması
[1] Allah'ın âyetlerini müşahade esnasında kalbine feyezan eden lûtf-u ilâhi'ye, tevfik-i süphaniye, marifet-i bariye, hidayet-i rabbaniyeye.
Kadri Çelik
Hiç Allah'ın, göğsünü İslâm'a (teslim olmak için) açıp genişlettiği sebebiyle Rabbi tarafından bir nur üzere olan kimse, (kalbi katılaşan kimse gibi olur mu?) Yazıklar olsun kalpleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara! İşte onlar besbelli bir sapıklık içindedirler.
Yaptığı güzel davranışlar sayesinde, Allah tarafından gönlü İslâm’a açılan ve böylece, Rabb’inden gelen Kur’an gibi bir ışık ile yolunu aydınlatan kimse, gönlünü her türlü güzelliğe kapamış inatçı bir kâfir ile aynı olabilir mi? O hâlde, Allah’ın zikri olan bu Kur’an ayetlerine karşı kalpleri katılaşmış olanların vay hâline! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Allah’ın, göğsünü İslam’a açtığı kimse mi? Artık o, kendi rabbinden bir nûr üzerindedir.
Yazıklar olsun kalbleri, Allah’ın zikrinden Katılaşmış Olanlar’a!
İşte onlar, açık bir sapkınlık içindedir.
Allah’ın göğsünü İslâm’a açtığı kimse, hiç Rabbinden bir nur üzere olmaz mı? Allah’ı anmaya karşı yürekleri katılaşmış olanlara da yazıklar olsun. Çünkü onlar apaçık bir sapkınlık içerisindedirler.1
1 Bu âyet iki tip insanın karşılaştırması için indirilmiştir. Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı kimseler; Hz. Hamza ve Hz. Ali, Allah’ı anmağa karşı yürekleri katılaşmış olanlar da; Ebû Leheb ve oğludur. (Vahidî)
Muhammed Esed
Öyleyse Rabbinden [gelen] bir ışıkla aydınlansın diye, Allah'ın, kalbini kendisine tam teslimiyet arzusuyla genişlettiği kimse [kalbi kör ve sağır olanla bir] olur mu? Kalpleri Allah'ı anmaya karşı katılaşmış olanların vay haline! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler!
Şimdi Rabbinden gelen bir nur Kuran üzere olan böylece kalbini Allah’ın dini İslam’a açan kimse ile kalbi Allah’ın zikri Kuran’a karşı kaskatı olan kimse bir olur mu? Yazıklar olsun kalpleri katılaşmış olanlara ki onlar apaçık bir sapkınlık içindeler. 13/19, 38/28, 39/9
Ne o! Yoksa Allah’ın gönlünü İslâm’a açtığı ve böylece Rabbinden bir ışık[4122] üzere olan kimse, Allah’ı hatırlamaktan uzaklaşıp kalpleri katılaştığı için kendisine yazık eden kimseyle bir tutulur mu?[4123] Böyleleri apaçık[4124] bir sapıklık içindedir.
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 22. Ayet Açıklaması
[4122] Vahyin sıfatı olan nûr, kaynağı görünmeyip eşyayı görünür kılan ışıktır.
[4123] İbn Mes’ud aktarıyor: Bu âyeti Nebi okuduğunda “Allah kişinin gönlünü İslâm’a nasıl açar?” diye sordum. Şöyle cevap verdi: “Nûr (akleden) kalbe girer, kalp aydınlanır ve arınır” (Râzî).
[4124] Mubîn, “açık ve açıklayıcı” (Bkz: 12:1, not 2). Yani: örtülemeyecek kadar açık ve sapıtma sebeplerini tüm unsurlarıyla gözler önüne seren bir sapıklık.
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimse ki, Allah onun göğsünü islâmiyet için genişletmiş de o, Rabbinden bir nûr üzere bulunmaktadır. (O, hiç kalbleri kararmış kimseler gibi midir?) Artık Allah'ın zikrinden kalbleri kaskatı kesilmiş olanların vay hallerine! İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Hiç Allah'ın, göğsünü İslâm'a açması sebebiyle, Rabbi tarafından nûra kavuşan kimse, kötü tercihinden ötürü fıtratını değiştiren, kalbi katılaşan, göğsü daralan kimse gibi olur mu? Yazıklar olsun, kalpleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara! İşte onlar besbelli bir sapıklık içindedirler. [6, 122-125]
Bu nûr ilahî bir lütuftur ki tekvinî (kâinat kitabındaki) ve tenzilî (Kur’ân kitabındaki) âyetlerin müşahede edilmesi ile insana feyizler verir; onu Hakk’a sevk eder, Cenab-ı Hak da kendisine tevfik ihsan eder.
Süleyman Ateş
Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Allah'ı anmağa karşı yürekleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Allah gönlünü İslam’a açtığı için Rabbinin verdiği aydınlığa kavuşan kişi, başkasıyla bir olur mu? Allah’ın sözü karşısında kalpleri taşlaşmış gibi olanların vay haline! Onlar, açık bir sapıklık içindedirler.
Allah'ın, gönlünü İslam'a açtığı kimse, Rabbi'nden bir aydınlık(yol) üzerinde değil midir? Allah'ın uyarılarına karşı kalpleri katı olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir dalalettedirler.
Allah kimin gönlünü İslâma açmışsa, o kimse Rabbinden bir nur üzerinde olmaz mı? Yazıklar olsun Allah'ın zikrine karşı kalpleri katılaşmış olanlara! Onlar apaçık bir sapıklık içindedir.
Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabbinden bir ışık üzerinde olmaz mı? Allah'ın zikrine/Kur'an'a karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlardır, açık bir sapıklık içindekiler.