Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4082, sondan 2155. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 24. ayetidir. Zümer Suresi 24. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 60 ve toplam ebced değeri ise 4964 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
افمن يتقي بوجهه سوء العذاب يوم القيمة وقيل للظالمين ذوقوا ما كنتم تكسبون
Âyette, azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan, her şeyden evvel tüm imkânlarıyla yüzünü sakınır. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü, korunma aracı olarak kullanacak olması, onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir.
Tefsirlerde, 24. âyette inanç yönünden iki insan tipinin durumu arasında bir karşılaştırma yapıldığı kabul edilir. Bunlardan inkârcı olması sebebiyle cehenneme atılacak olan zikredilmekle birlikte, bunun kiminle karşılaştırılabileceği belli olduğu için âyette onun zikredilmesine gerek görülmemiştir. Müfessirler, bu karşılaştırmada zikredilmeyen tarafı belirtmek üzere, “âhirette kendisini ateşten korumak gibi bir tehlikeyle karşılaşmayacak olan mümin” veya “mutluluğu hak eden mümin” ya da “cennette olan mümin” gibi içerik olarak birbirinden farklı olmayan değişik açıklamalar yapmışlardır (Taberî, XXIII, 212; Şevkânî, IV, 526).
İnsan, bir tehlikeye karşı yüzünü başka bir uzvu ile korumaya çalışır ama yüzünü bir koruma aracı olarak kullanması mümkün değildir. Buna göre 24. âyetteki “şiddetli azaba karşı kendini yüzüyle korumaya çalışma” ifadesi, cehenneme atılan birinin, artık en değerli varlığı olan yüzünü dahi koruma imkânından yoksun kalacağı, tamamen çaresizlik içinde bulunacağı anlamına gelmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 393). Sonuçta âyet, “zalimler”in yani Allah’a ait olan tanrılığı Allah’tan başkasına tanımak yahut O’nu inkâr etmekle en büyük haksızlığı işleyenlerin ve daha başka haksızlıklar yapanların acıklı durumunu dile getirmekte; bunun sebebinin de yine onların bizzat kendileri, kendi kazandıkları olduğunu hatırlatmaktadır. 25-26. âyetlerde ise ilâhî hakikatleri yalan sayıp inkâr ve isyanlarını sürdüren eski toplulukların, daha bu dünyada belâlarını buldukları, rezilliği tattıkları, âhirette ise daha ağır cezaya çarptırılacakları belirtilerek insanlığa dünya ve âhiret hayatlarını kurtarmaları hususunda hayatî bir uyarıda bulunulmaktadır.
Mehmet Okuyan
Kıyamet gününde yüzünü azabın şiddetinden korumaya çalışan kimse, (güvendeki gibi) midir? Zalimlere “(Dünyadayken) kazandıklarınızı tadın!” denir.
(Mü’min ve mücahit kimseler) Kıyamet günü o kötü azaptan kendi yüzünü korumaya çalışan (pişmanlık ve perişanlık içindekilerle) bir midir? Ve (o gün) zalimlere "Kazandığınızı tadın!" denilir.
Yüzünü cehennemin şiddetli azabına karşı kalkan yapan kimse, yani çaresiz kalmış kimseler, hertürlü azaptan emin olan kimseler gibi olur mu? O gün yaratılış gayesi dışında yaşayanlara, hayatta iken kazandıklarınızın cezasını şimdi tadın bakalım denilecektir.
Kıyamet günü, azap yüzü görmeden muradına erecek olanlar, dehşetli, şiddetli bir azaptan, yüzü ile kendisini koruyan kimse gibi midir? İnkârda, isyanda, şirkte ısrar eden zâlimlere:
“İşlediğiniz amellerin, yüklendiğiniz günahların karşılığını, tadın” denilir.
Kıyamet günü, o şiddetli azabdan yüzünü kaçındıran (bu suretle kendini ateşten korumak isteyen) kimse, hiç o azabdan emin olan kimse gibi olur mu? O kâfirlere (cehennem melekleri tarafından) şöyle denir:” - Tadın bakalım (dünyada) yaptıklarınızın cezasını...”
Kıyamet günü, yüzüyle azabın en kötüsünden korunmaya çalışan (ile emniyet ve güven içinde olan bir olur mu?) O gün zalimlere “Artık kazandığınızın azabını tadın!” denilir.
Kıyamet gününde (elleri bağlı olduğu için) azabın şiddetinden kendisini yüzüyle korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi olur mu? Ve (o gün,) zalimlere: “Kazandıklarınızın karşılığını tadın (bakalım)!” denecektir.
O hâlde kıyâmet günü, yüzü ile azâbın kötüsünden (onun şiddetinden) korun(maya çalış)an kimse (azabdan emîn olan kimse gibi) midir? Ve zâlimlere: “Tadın, kazanmaktaolduklarınızı(n vebâlini)!” denilir.
Kıyamet günündeki azabın en kötüsünden kendini koruyanla, korumayan bir midir? Azaptan korunmayan zalimlere “Kazandıklarınızın karşılığı olarak, azabı tadın” denir.
Kıyamet günü eli bağlı olup yaman bir azaptan yüzü ile kendini koruyan kimse, azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere kazandığınız amellerin cezasını çekiniz denir.
Kıyamet gününde kendisini (eli bağlı olduğundan) yüzü ile azaptan korumak için çabalayan kimse (ile azaptan güven içinde olan müminin durumu hiç bir olur mu?). Ve zalimlere “Kazanmakta olduğunuzu tadın” denilir.
Kıyâmet Günü, elleri ayakları zincirlenmiş olan zâlimlere, “Yaptıklarınızın acı meyvelerini bugün tadın bakalım!” denildiğinde, o korkunç azâba karşı kendilerini ancak yüzleriyle korumaya çalışanlar mıdaha hayırlıdır, yoksa cennet bahçelerinde mutluluğun tadını çıkaran müminler mi?
1 Bu soru inkâr içindir. Yani; “o kâfirlerin yüzünü cehennem azabından koruyacak kimse yoktur.” demektir.
Muhammed Esed
Kıyamet Günü, [çıplak] bir yüzden başka, [başına gelecek] korkunç azaptan kendisini koruyacak bir şeyi olmayan 31 kimse [Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyan kimse gibi] olur mu? [O Gün] zalimlere: “[Hayatta iken] kazandıklarınızı [şimdi] tadın bakalım!” denilecektir.
Kıyamet günü, yüzünü kötü azaptan koruyan kimse mi; “Kazanmış olduklarınızın azabını tadın!” denilen yanlışta ısrar eden zalimler mi? 23/99...108, 45/21
Ne o! Yoksa Kıyamet Günü azabın en beterinden kendisini yüzüyle[4129] korumaya çalışan kimse, (güven içindeki) kimseyle aynı olur mu? Zalimlere (o gün) “Daha önce kazandıklarınızı şimdi tadın bakalım!” denilecek.
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 24. Ayet Açıklaması
[4129] Zımnen: “ellerini kullanamadığı için”. Bunun nedeni ise, ya azabın gözleri yuvalarından fırlatan ve sahibini panikleten dehşetinden elin kolun tutmaması (21: 97,103) ya da kelepçelenmiş olmasıdır (14:49 ve 38:38). Kendisini azaptan yüzüyle korumak, zımnen çaresiz kalmak ve korunamamak demektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kıyamet günü azabın en şiddetlisinden yüzü ile (kendisini) koruyan kimse ve zalimler için, kazanır olduğunuz şeyi tadın denilmiş olduğu vakit bunlar o azaptan emin olanlar gibi midirler?
Büyük duruşmanın olacağı kıyamet gününde elleri kelepçeli olduğundan, kendisini en şerefli uzvu olan yüzü ile azaptan korumak için çabalayan kimsenin hali ile güven içinde olan müminin durumu hiç bir olur mu? Zalimlere: “Kazandığınız şeylerin meyvesini tadın bakalım! ” denilir. [67, 22; 54;48; 41, 40]
Son derece âcizliğe işaret eder. Az çok gücü yeten insanlar, eli, kolu gibi diğer organlarını siper ederek yüzlerini korumaya çalışırlar. Ancak çaresiz olan insanlar yüzlerine darbe alırlar.
Süleyman Ateş
Kıyamet günü, (elleri bağlı olduğu için) yüzüyle o en kötü azabdan korunmağa çalışan (ile güven içinde bulunan bir olur) mu? (O gün) Zalimlere: "Kazandığınız(ın tadın)ı tadın!" denmiştir.
Kıyamet gününde, zalimlere “Kazandıklarınızı şimdi tadın bakalım” dendiğinde, o kötü azaptan kendisini yüzüyle korumaya çalışan(11) kimsenin hali nice olacak?
(11) Yüz bütün organların en değerlisi ve diğer bütün organlar tarafından korunmaya lâyık iken, kişinin kendisini yüzüyle korumaya kalkması, çaresizliğinin derecesini gösteriyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Zalimlere, "Kazanmış olduğunuzu tadın!" denildiğinde, kıyamet günü o kötü azaptan yüzünü kim koruyabilir?