Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 602, sondan 5635. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 109. ayetidir. Nisâ Suresi 109. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 2559 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ها انتم هؤلاء جادلتم عنهم في الحيوة الدنيا فمن يجادل الله عنهم يوم القيمة ام من يكون عليهم وكيلا
İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?
Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz; ama kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?
Mehmet Okuyan
Siz dünya hayatında onlara taraf olup savundunuz; peki kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak veya onlara kim [vekil] (güven kaynağı) olacakmış!
İşte siz böylesiniz; (haydi marazlı münafıkları sahiplenip) dünya hayatında onları savundunuz (diyelim...) Peki, kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunabilecektir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?
İşte siz o kişilersiniz ki dünya hayatında onları tuttunuz, onlar için uğraştınız; fakat kıyamet gününde, Allah'a karşı kim savunacak onları, yahut kim koruyacak onları?
Bakın ey mü'minler, siz, dünya hayatında münafıklar adına savunma yapıyorsunuz. Peki, kıyamet günü, Allah'ın huzurunda onlar adına kim savunma yapacak? Yahut yanlarında bulunarak onları kim himaye edecek?
İşte siz (Ey hâinleri müdafaa edenler) öyle kimselersiniz ki, cahiliyyet gayreti ile dünya hayatı uğrunda o hâinlerden yana mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde onlara azab edilirken, kendileri hesabına Allah'a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil olacak?
İşte siz, öyle kimselersiniz ki, dünya hayatında o (hainlik yapa)nlardan yana (haklı olduklarını sanarak) çekişip durursunuz. Ya kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?
Haydi siz dünya hayatında onları savunuverdiniz (diyelim). Peki kıyamet gününde Allah'ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktır?
İşte siz öyle kimselersiniz ki dünyâ hayaatı uğrunda onlardan yana mücâdeleye atılmışsınızdır. Ya kıyaamet günü onlar hesabına Allahla kim savaşacak? Yahud onlara kim vekil olacak?
İşte siz öyle kimselersiniz ki, haydi dünya hayâtında onlar (o hâinler)den yana mücâdele ettiniz; fakat kıyâmet günü onlar nâmına Allah ile kim mücâdele edecek, yâhut (ogün) kim onlara vekil olacak?
Sizler öyle kimselersiniz ki, dünya hayatında onlar için mücadele ediyorsunuz. Peki, söyleyin bakalım “Kıyamet günü onlar hakkında Allah’la kim mücadele edecek?” Yoksa onlara avukatlık yapacak birileri mi var?
Sizler [²] öyle kimselersiniz ki dünya diriliği uğurunda hainler tarafından cidalde bulunuyorsunuz; fakat kıyamet günü Allah/a karşı onlar tarafından kim cidalde bulunabilir? Ya onlar üzere kim vekil olabilir [³]?
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 109. Ayet Açıklaması
[2] Hıyanetlerini gizliyenlere hitaptır.[3] Onların işlerini kim deruhde eder de Allah'ın azabından onları kurtarabilir?
Kadri Çelik
Haydi siz dünya hayatında onları (günahkârları) savunuverdiniz (diyelim). Ama kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak ve onların üzerine kim vekil olacaktır?
Haydi siz, haklı olduklarını sanarak onları bu dünya hayatında savundunuz; peki Diriliş Gününde onları Allah’a karşı kim savunabilecek; yahut onlara kim vekil olabilecek?O hâlde, yol yakınken tövbe edip Rablerine yönelsinler:
Hadi, Dünya Hayatı’nda onlardan yana siz mücadele ettiniz; Kıyamet günü’nde onlardan yana Allah’a karşı kim mücadele eder? Yahut onlara kim vekîl olur?
Haydi siz dünya hayatında onları savundunuz. Peki, (yarın) kıyamet gününde onları Allah’a karşı kim savunacak? Yahut onların koruyuculuğunu, kim üzerine alacak?
Diyelim ki, dünya hayatında siz onları savundunuz. Peki, kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunur veya kim onlara vekil olur? 2/119, 4/105, 26/92-93, 39/19
İşte siz öyle kimselersiniz ki, dünya hayatı hususunda onlardan yana mücadelede bulundunuz, fakat Kıyamet gününde onlar tarafından Allah Teâlâ'ya karşı kim mücadelede bulunacak? Veya onların üzerine kim vekil olacak?
Haydi diyelim, siz bu dünya hayatı bakımından onları savundunuz, peki yarın kıyamet günü kim Allah'a karşı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak?
Benî Zafer kabilesinden Tu’me, komşusu Katade’nin zırhını çalmış, bir un dağarcığının içinde götürüp Zeyd adlı bir Yahudinin evine bırakmış. Katade Tu’me’den şüphelendiğini söylemiş. O ise, bilmediğine yemin etmiş, evi de aranmış, zırh bulunamamış. Sonra un izinin Katade’nin evinden Zeyd’in evine gittiği tesbit edilmiş. Zırh Zeyd’de çıkınca, bunu Tu’me’nin bıraktığını söylemiş. Delil Zeyd’in aleyhinde. Bazı Yahudiler Zeyd’in lehinde şahitlik edip suçsuz olduğunu söylemişler. Benî Zafer konuyu bir aile haysiyeti şeklinde ele alarak Tu’me’ye iftira edildiğini, hırsızın Zeyd olduğunu, zaten delillerin de bunu gösterdiğini öne sürerek davayı Hz. Peygamber (a.s.)’a götürdüler. Hz. Peygamber Tu’me’nin yeminine, Benî Zafer gibi Müslüman bir kabile mensuplarının tezkiyelerine ve zahirî delillere bakarak Tu’me’nin suçsuz olduğuna temayül eder gibi oldu. Fakat tam hüküm vereceği sırada 105-115. âyetler vahyedildi. Bu olay, Peygamberin risâletinin gerçekliğine ve Kur’ân’ın evrenselliğine, tarafsız ve Allah katından olduğuna parlak bir delildir. Kur’ân “Biz” den olan koca Müslüman bir kabilenin aleyhine olarak, mâsum bir Yahudinin haklılığını ilan etmekten çekinmez.
Süleyman Ateş
Haydi siz, dünya hayatında onları savundunuz; ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, ya da kim onlara vekil olacak?
Haydi siz tuttunuz dünya hayatında onlardan yana mücadele verdiniz. Ya (mezardan) kalkış günü onlardan yana Allah'a karşı mücadeleyi kim verecek veya onların savunucusu kim olacak?
Diyelim, siz onlar için dünya hayatında mücadele verdiniz. Peki, kıyamet günü Allah'a karşı onlar için kim mücadele verir, onlar hakkında kim vekillik yapar?
siz şunlar siz ŧartışduñuz anlardan yaķın dirlik içinde. pes kim ŧartışa Tañrı- y-ile anlardan ķıyāmet güni ya'nį 'aźāb eyleyincek yā kim ola anlaruñ üzere iş sürici.