Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 610, sondan 5627. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 117. ayetidir. Nisâ Suresi 117. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 1786 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان يدعون من دونه الا اناثا وان يدعون الا شيطانا مريدا
“Dişi putlar” diye tercüme edilen inâs kelimesi sözlükte “dişiler” anlamına gelmektedir. Bunu “dişi putlar” şeklinde çevirmemizin sebebi, bunlardan maksadın “Lât, Uzzâ ve Menât” şeklindeki dişil isimlerle anılan meşhur putlar olduğuna dair açıklamalardır (Taberî’nin de tercihi bu yöndedir, V, 280). Burada Araplar’ın, kadınları aşağıladıkları halde putlarını dişilere mahsus isimlerle anmalarındaki çelişkiye de işaret edilmiştir. Kelimeyi doğrudan “put” mânasına gelen vesen kelimesinin çoğulu olarak “vüsünen” şeklinde okuyanlar da olmuştur. Gerek bu okuyuşu ve gerekse inâs kelimesinin kökünde bulunan “edilgenlik” mânasını göz önüne alarak âyeti daha genel çerçevede yorumlayan tefsirciler, şu ilgi çekici açıklamayı getirmişlerdir: Allah’tan başka hiçbir varlık, kendisine tapanlara bir fayda sağlayamaz, onlara yönelen bir kötülüğü engelleyemez; aksine tapanlar taptıklarına birtakım özellikler verir, menfaatler sağlarlar. Bu bakımdan “Allah’tan başka bir varlığın tanrı kabul edildiği” hiçbir din farklı ve müstesna değildir, buradaki “Allah’ı bırakıp...” ifadesi bu gerçeği dile getirmektedir.
İnsanın bilgi edinmesini, karar vermesini, arzu etmesini ve eyleme geçmesini sağlayan psikolojik yapı içinde yanıltıcı, olumsuz, çirkin ve günah olan kararlara, eylemlere götüren, iten unsurlar da vardır. Her bir fert psikolojik hayatında, şahsî tecrübesinde içindeki iyi ile kötüyü, iyiliğe çeken güçle kötülüğe çeken gücü tanır, hisseder, yaşar. Bunlar akıl denilen melekeyi de etki altına alır, yanlış bilgi ve kanaat üretmesine, yanlış yöne gitme kararı almasına sebep olabilirler. İnsanın ruh yapısında mevcut olan bu ikilinin iyi olanı rahmâna, O’nu dinlemeye, O’na itaat etmeye; kötü olanı ise şeytana, onu dinlemeye ve onunla iş birliğine açıktır, yatkındır. Şeytanların başı İblîs Allah’ın emrine karşı gelmiş, onun hemcinsleri de bu özelliği devralmışlardır. Başta putperestlik olmak üzere hak ve hakikate ters düşen dinlere intisap eden kimseler olsun, müslüman oldukları halde günah işleyen, amelde kusuru olan şahıslar olsun bu inanış ve davranışlarıyla günaha girmiş olmaktadırlar. Onları bu günaha iten güçler arasında şeytan da vardır. Şu halde puta tapan aslında şeytana tapmakta, ona itaat etmektedir. Çünkü putların insanları etkileme güçleri yoktur, etkileyenlerin başında Allah’ın buyruğuna karşı gelen şeytan vardır.
Mehmet Okuyan
117,118. (Müşrikler) O’nun (Allah’ın) peşi sıra birtakım dişilerden (dişi isimli putlardan) başkasına yalvarmıyorlar. Onlar, Allah’ın kendisine lanet ettiği inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar ki o şöyle demişti: “Şüphesiz ki kullarından belirli bir pay edineceğim.
(Müşrikler) Onlar, O'nu (Allah’ı) bırakıp da (birtakım) dişilere (ve kadın ismi taktıkları heykellere ve şehvetlerine) tapınmaktadırlar. Onlar aslında o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş inatçı şeytana kulluk yapmakta (ona yalvarıp durmaktadırlar).
Onlar Allah'ı bırakıp, yalnızca dişilere ve dişi saydıkları putlara ibadet edip, yalvarıp yakarıyorlar. Böylece de inatçı şeytandan başkasına tapmış olmazlar.
Onlar, Allah'ı bırakıp, kulları durumundaki mabud tasavvur ettikleri hayali kadına, cansız dişi putlara, kadınlar gibi yalvarırlar. Kesinlikle, mütemadiyen bozgunculuk ve kötülük yapan şeytandan dilekte bulunmuş olurlar.
Mekke müşrikleri Allah'ı bırakıp da yalnız dişi putlara (lât, Uzza ve Menat'a) tapıyorlar. Onların bu putlara tapmaları da ancak inatçı bir şeytana ibadet etmektir.
Onlar, (müşrikler) Allah'ı bırakıp yalnızca dişilere (kadın ismi taktıkları tanrıçalara, heykellere) tapıyorlar. Hâlbuki onlar (böyle yaparak) sadece isyankâr ve inatçı şeytana tapmış oluyorlar.
Bkz. 34:41, 37:158-159, 43:19, 53:19Âyette geçen “inas” kelimesi dişi varlık anlamına gelen “ünsan”ın çoğulu olup cahiliye Araplarının putlarına verdikleri addır. Mekkeli müşrikler, Allah’ın varlığını ve birliğini itiraf ettikleri halde “Lat”, “Menat” ve “Uzza” gibi dişi isimli tanrıçaları da ilah ediniyorlardı. Yani onları aracı kullanarak Allah’a sığınmaya/ulaşmaya çalışıyorlardı. Onlarsız dua ederlerse dileklerinin karşılık bulmayacağına inanıyorlardı. Bugün ise canlı-cansız farklı putlar aracı kılınarak Allah’tan yardım talebinde bulunuluyor. Üstelik buna karşı çıkanlar küfürle itham ediliyor. Türbelerden yardım dilenmek, yatırlara çaput bağlamak, su kuyularına para atmak yoluyla dilekte bulunmak; yaşayan veya cesedi çoktan toprağa dönmüş insanları farklı adlarla kutsayıp onları aracı olarak tutmak cahiliye müşriklerinin yaptığının farklı bir versiyonudur. Arada sadece isim ve cisim farkı vardır.
Diyanet İşleri (Eski)
117,118,119. Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
(O müşrikler) O'nu (Allah'ı) bırakıp sâdece (Lât ve Uzzâ gibi) birtakım dişi(isimli put)lara tapıyorlar ve ancak inadcı (isyankâr) bir şeytana tapıyorlar.
Allah’a ortak koşanlar, (dişi isimler verdikleri, meleklerin sembolü olan putlara) dişilere dua ediyorlar. Böyle yapmakla, yalnızca aldatıcı şeytana dua etmiş oluyorlar.
Onlar, Allah’ın varlığını ve kudretini kabul etmekle birlikte, O’nu bırakıp, isteklerine boyun eğdirebilecekleri birtakım dişi tanrıçalara ve sembollere tapıyorlar ve aslında, serseri, inat bir şeytandan başkasına tapmış olmuyorlar.
1 Yani bunlara göre ilâh mefhumu, her şeyden önce bir kadın hayalidir. Bundan dolayı da putlarının çoğunluğunu, kadın şeklinde düşünürler, kadın isimleriyle isimlendirirler ve kendilerine put olarak, âcizleri seçerlerdi. Arap müşrikler, Allah isminin dişili olarak “el-lât”, “el-azîz” isminin dişili olarak da “el-uzzâ” ismini verdikleri putlara taparlardı. Arapların her kabîlesinin bir putu vardı ve onları, “filân oğullarının dişisi” diye anarlardı. Yani putlara, “dişi” derlerdi. Hattâ Allah’ın meleklerini de dişi olarak kabul ederlerdi. Yunanlılar ve diğer putperest toplumların da putları genellikle “dişi” idi. Böylece varsayılan güzellere (kadınlara) taparak yaşayan güzelleri (yani kızlarını ve eşlerini) aşağılarlar ve onları, en sefil oyuncaklar haline sokarlardı. 2 Bu âyet (إِنَاثاً) kelimesi hal olarak düşünülürse; “Onlar Allah’ın dışındakilere, kadın gibi yalvarırlar.” şeklinde de anlaşılabilir. Yani bu; “Peygamberlere ve Allah’a karşı diklenirler ama diğerlerine gelince kadınlar gibi yalvarırlar.” demektir.
Muhammed Esed
Onlar, Allah'ı bırakıp yalnızca cansız sembollere 140 sığınıyorlar; böylece isyankar bir Şeytan'a sığınmış oluyorlar,
Onlar, Allah ile aralarına bir takım dişi varlıkları koyup onlara yalvarıyorlar. Oysa onlar, azgın şeytandan başkasına dua etmiyorlar. 6/63-64, 7/55, 10/106, 28/87
Mustafa İslamoğlu Nisâ Suresi 117. Ayet Açıklaması
[831] İnâs ile cahiliyye toplumunun taptığı “tanrıçalar” kastedilmektedir. Taberî, İbn Abbas, Katâde ve Hasan Basri’den inâsın karşılığının, ağaç, taş vs. gibi maddelerden yapılan tüm cansız nesneler olduğunu nakleder. Tabii ki bunlar sıradan taş ve ağaç değil, sembol olma özelliği taşıyan heykellerdi. İnâs kelimesinin dilsel karşılığının “dişi nesneler” olduğu da hatırlanacak olursa, bu cansız nesnelerin genellikle kadın dişiliğini yansıtan “cinsel objeler” olduğunu cahiliyye dönemi şirk sembolleri hakkında bize kadar gelen bilgiler doğrulamaktadır. Yine kesin olarak bilinen gerçeklerden biri de, o dönemde “kadın kişiliğinin” horlanması ve eş seçme, mal edinme, mirasçı olma, şahitlik yapma gibi temel hak ve özgürlüklerden mahrum olduğudur. Dahası kadının en temel hakkı olan yaşama hakkından dahi kimi gerekçelerle mahrum edildiğini Kur’an haber vermektedir. Kadının “kişiliğini” yok sayıp onu horlayan cahiliyye putperest kültürünün kadının “dişiliğini” kutsaması, modern dünyanın kadına karşı ikiyüzlü yaklaşımını hatırlatmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
O müşrikler Cenâb-ı Hakk'a değil, ancak dişilere taparlar ve ancak ziyâde isyankar bir şeytana tapıverirler.
Allah'tan başka onlar sadece bir kısım kadınlara tapıyorlar ve onlar, aslında Allah'ın lânet ettiği o inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. [53, 19; 43, 19; 37, 158-159; 34, 41]
Süleymaniye Vakfı Nisâ Suresi 117. Ayet Açıklaması
[*] "(Müşrikler) Allah'tan önce öyle şeye kul oluyorlar ki, kendilerine ne bir faydası dokunur ne de zarar verebilir. Bir de derler ki "Bunlar, Allah'ın huzurunda bizim şefaatçilerimiz olacaklar." De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şey var da onu mu haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak saydıkları şeylerden uzak ve yücedir." (Yunus 10:18) Mekkeliler, Allah'ın kızları saydıkları melekleri araya koyuyorlardır. Allah Teala bunlarla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: Siz, Lat'ı ve Uzza'yı hiç düşündünüz mü? Ya diğerini; üçüncüsü olan Menat'ı? (Size göre bunlar Allah'ın kızlarıdır.) Erkekler sizin olsun, kızlar da Allah'ın, öyle mi? (Size göre) bu, haksız bir paylaşma olmaz mı? Bunların kendileri yok, sadece adları vardır. O adları, siz ve atalarınız dillendiriyorsunuz. Allah onlarla ilgili bir belge indirmedi. Sadece varsayımlarınızın ve canınızın istediği şeyin peşinden gidiyorsunuz. Bakın işte size Sahibinizden bir rehber geldi. Acaba insan her istediğini elde edebilir mi? (Aklınızı başınıza alın!) Her şeyin sonu da Allah'ındır, başı da.(Siz melekleri ilah ediniyorsunuz;) Göklerde çok melek var ama onların şefaati işinize yaramaz. İşe yaraması için şefaatin, şirkten uzak kalmayı tercih etmiş bir kişi lehine, Allah'ın izni ve rızası ile olması gerekir. Ahirete inanmayanlar meleklere hep kız ismi takarlar. Bu konuda ellerinde bir bilgi de yoktur, sadece varsayımlarıyla hareket ederler. Varsayım, gerçeğin yerini tutamaz. (Necm 53:20-28)
Şaban Piriş
Allah'ı bırakıp yalnızca putlara dua ediyorlar. Oysa azgın şeytandan başkasına dua etmiyorlar.
(35) Müşrikler, taptıkları putların çoğuna dişi isimleri verirlerdi. Halbuki aynı insanlar, toplumda kadına değer vermeyen ve kız babası olmaktan utanan kimselerdi. Nazarlarında bu kadar değersiz olan birşeye dua ederek Allah’tan beklenecek şeyi onlardan beklemek, kendileri için hiç de övünülecek birşey olmamalıydı! Diğer yandan, kulluk etmenin ölçüsü olarak “mâbuda itaat eder gibi itaat etmeyi sonuç veren bir muhabbeti” gösteren âyetler (2:165 ve 3:31 gibi) dikkate alındığında, dünya hayatının anlamını hayvanî zevklerin tatmininden ibaret gören, bu zevklerin odak noktasına da kadını—diğer üstün özelliklerinden soyutlayıp sadece dişilik niteliğiyle—yerleştiren bir medeniyet anlayışı da âyetin kapsamından çok uzak gözükmüyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın berisindekilere davet/dua edenler sadece dişilere/dişileşmiş halde davet/dua ederler. Ve onlar inatçı bir şeytandan başkasına çağırıp yakarmıyorlar.