Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 641, sondan 5596. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 148. ayetidir. Nisâ Suresi 148. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 2280 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
لا يحب الله الجهر بالسوء من القول الا من ظلم وكان الله سميعا عليما
Yaşlandığı için evinde namaz kılmak ve yakınlarına da kıldırmak isteyen birisi Hz. Peygamber’i, bir kere olsun evinde namaz kılması için ve onun kıldığı yeri, evin namazgâhı (mescid) haline getirmek maksadıyla davet etmişti. Kabul buyurdular, namazı kıldıktan sonra ev sahibi ikramda bulundu. Oradakilerden birisi, komşulardan Mâlik b. Duhşüm isimli kişiyi sordu, bir diğeri de “O münafıktır, Allah’ı ve resulünü sevmez” dedi. Hz. Peygamber, “Böyle söyleme, görmüyor musun ki o, yönünü Allah’a çevirerek (samimi olarak) lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu. Adam, “Allah ve resulü daha iyi bilir. Biz onun yönünü münafıklara çevirdiği, onlarla samimiyet kurduğu kanaatinde olduğumuz için böyle söyledik” deyince de “Allah rızâsını dileyerek, samimi olarak ‘lâ ilâhe illallah’ diyen kimseye Allah cehennemi haram kılmıştır (onu cehenneme sokmaz)” buyurdu (Buhârî, “Salât”, 46; “Et‘ime”, 15). İbn Âşûr gibi, bu olayla âyet arasında, haklı olarak ilgi kuranlar olmuştur. Bir kimse hakkında başkalarına, o kişinin aleyhinde kötü, incitici bir söz söylemek kaide olarak câiz değildir. Âyete göre bunun istisnası haksızlığa uğrayan kimsedir; böyle bir kimse uğradığı haksızlığı, kendisine yapılan kötülüğü açıklamak, ilgililere duyurmak mecburiyetindedir. Aslında bu da “vuran, kıran, çalan, çarpan, yalan söyleyen, sözünde durmayan...” bir kimse hakkında kötü söz söylemektir. Bundan zarar gören kimse için bunları açıkça söylemek, başkalarına duyurmak câiz görülmüş, Allah tarafından izin verilmiştir. Bir kimseye karşı haksızlık yapan ve zarar veren kimsenin yaptığı kötülüğü açıklamak câiz olunca, zulmü ve kötülüğü, bireyi aşarak bir gruba veya topluma zarar veren kimsenin durumunu açıklamak elbette câiz olacaktır. Daha ileri giderek gıybet, iftira, küfür derecelerine varan aleyhte konuşma ise câiz görülmemiştir.
Mehmet Okuyan
Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; haksızlığa uğrayan(ın sözü) hariç!Allah duyandır, bilendir.
Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Allah, zulme (haksız itham ve iftiralara) uğrayanlar(ın hâkim karşısında konuşup hakkını savunması) dışında, kötü sözün (ve çirkin işlerin) açığa vurulup söylenmesini sevmez. (Fitneyi azdırıcı ve huzur kaçırıcı konuşmalardan ve dedikodulardan sakınmak lazımdır.) Her şeyi hakkıyla İşiten ve Bilen Allah’tır.
Allah, kendisine haksızlık edilen kişi dışında, hiç kimseden açıkça kötü söz söylemesini sevmez. Zulme uğrayan kimse feryad edip, zalimin kötülüğünü söyleyip, ona beddua edebilir. Şüphesiz Allah, mazlumun âhını işiten ve olup biten herşeyi bilendir.
Allah, mahkeme huzurunda, devlet yetkilileri önünde, zulme uğrayan, zarar gören tarafından dile getirilen bilgilerin dışında, kötülüğün açıkça söylenmesini, ilanını, yayılmasını sevmez. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.
25.Burada kötü sözün açıktan söylenilmesinin hoş olmadığının bildirilmesi gizlice söylenilmesinde bir sakınca olmadığı anlamı taşımaz. Kötü sözün açıktan söylenilmesi de gizlice söylenilmesi de yasak edilmiştir. Burada anlatılmak istenen kötü sözün açıktan söylenilmesinin daha çirkin ve toplum açısından daha zararlı bir hareket olduğudur. Ayetteki "haksızlığa uğratılan dışında" istisnası bu gibilerin yakışıksız ve çirkin sözleri açıktan söylemelerinin bir sakıncası olmadığı anlamına değil kendilerine yapılan haksızlığı açıktan söylemelerinde bir sakınca olmadığı anlamındadır. Bazı tefsirlerde ayetin: "Allah, haksızlığa uğratılandan başkasının bir kötülüğü sözle açıklamasından hoşlanmaz" anlamında olduğu bildirilmektedir. Ancak dil kuralları açısından yukarıda verilen meal ayeti kerimenin metnine daha yakındır ve çoğu müfessirler de bu anlamı esas almışlardır.
Ali Bulaç
Allah, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah işitendir, bilendir.
Allah fena sözün açıklanıp söylenmesini sevmez. Ancak zulme uğrayanlar müstesnadır (o, zâlime söyliyebilir). Allah her şeyi işitici, her şeyi bilicidir.
Allah kendisine haksızlık edilen kişi dışında (hiç kimseden) aşikârca kötü söz söylenmesini sevmez. Muhakkak Allah, (mazlumun ahını) işiten, (her şeyi hakkıyla) bilendir.
Allah, zulme uğrayanların dışında hiç kimsenin açıkça kötü söz söylemesini sevmez. Hiç kuşkusuz Allah (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Allah, çirkin ve kırıcı sözlerin konuşulmasını, hele bunların toplum ahlakının yara almasına etki edecek şekilde açıkça söylenmesini sevmez. Ancak haksızlığa uğrayan ve canı yanan kimsenin tepkisine izin verir. Hz. Ebubekir, kendisine hakaret eden bir inkârcıya aynı dille karşılık verince Hz. Peygamber bundan rahatsızlık duydu ve bunun üzerine bu ayet nazil oldu. Allah, zulüm ve haksızlıktan canı yananların tepkisine saygısızlığın karşısına geçmek adına cevaz veriyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.
Çirkin söz, arkadan çekiştirme, söz taşıma, jurnal etme, yalan, iftira... kötü sözler cümlesindendir. Bunlar insanın içinden geçebilirse de başkasına açıklamak ve söylemek caiz değildir. Bir kimse diğerine bir kötülük, bir haksızlık yaptığında bunu başkasına söylemek de kötü söze girer; ancak kötülük ve haksızlık gören kimse, ya ıslah etmek yahut da suçlunun ceza görmesini sağlamak maksadıyla bunu açıklamak mecburiyetindedir, buna izin verilmiştir.
Edip Yüksel
ALLAH kötü dil kullanılmasını sevmez. Zulme uğrayanlar başka. ALLAH İşitendir, Bilendir.
Allah, kötü sözün (bilhassa) açıkça söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayan müstesnâ.(1) Çünki Allah, Semî' (söylediklerinizi tamâmen işiten)dir, Alîm (kalblerinizdeki herşeyi bilen)dir.
(1)“Gıybet, mahsus (husûsî) birkaç maddede câiz olabilir. Birisi: Şekvâ (şikâyet) sûretinde bir vazîfedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izâle etsin (gidersin) ve hakkını ondan alsın. Birisi de: Bir adam onunla teşrîk-i mesâî etmek (berâber çalışmak) ister. Senin ile meşveret eder(danışır). Sen de sırf maslahat için garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: ‘Onun ile teşrîk-i mesâî etme, çünki zarar göreceksin!’ Birisi de: Maksadı, tahkīr (aşağılama) ve teşhir değil; belki maksadı, ta‘rîf ve tanıttırmak için dese: ‘O topal ve serseri adam filan yere gitti.’ Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecâhirdir. Yani fenâlıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiâtla (kötülükle) iftihâr ediyor, zulmü ile telezzüz ediyor (lezzet alıyor), sıkılmayarak âşikâre bir sûrette (açıkça) işliyor. İşte bu mahsus maddelerde garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet câiz olabilir. Yoksa gıybet, nasıl ateş odunu yer bitirir, gıybet dahi a‘mâl-i sâlihayı (güzel amelleri) yer bitirir.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 103)
İlyas Yorulmaz
Allah, sözlerden kötü olanları, zulüm ve baskı altında olan kimsenin dışındakilerin, uluorta açıkça söylemelerini sevmez. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
Allah, çirkin ve kırıcı sözlerin konuşulmasını, hele bunların açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan kimse hariç. Çünkü zulüm ve haksızlıktan canı yananların, zâlimlere karşı feryat ile bedduâ etmeleri, hattâ aynen karşılıkta bulunmaları suç değildir. Ayrıca, insanların kusurunu, günahını açığa vuran ve normal şartlarda dedikodu sayılan bazı sözlerin de, bir kimsenin kötülüğünden sakındırmak veya bir şâhit olarak olayı anlatmak gibi meşru sebeplerle söylenmesi günah değildir. Unutmayın ki, Allah her şeyi iştendir, bilendir.Bununla birlikte, sabredip efendice davranmanız, —zulmün devamına sebep olmadığı takdirde— elbette daha güzeldir:
148,149. Allah zulme uğrayanların dışında kötülüğün sözle, açıkça söylenmesinden hoşlanmaz.1 Şüphesiz Allah, sizin bir iyiliği açıkça veya gizlice yaptığınızı da bir kötülüğü bağışladığınızı da hakkıyla işiten ve bilendir. Şunu bilin ki Allah çok affedicidir, her şeye güç yetirendir.
1 Yani Allah, kötülüğün, sözle bile ortaya konulmasını istemez. Ancak mazlum olan kimse feryat edebilir, zâlimler aleyhine beddua edebilir veya onun kötülüklerini söyleyip, kötü sözlerine karşılık verebilir. Bir gün Peygamberimizin huzurunda bir adam Hz. Ebu Bekir’in yüzüne karşı hakaret etmiş, o da bir kaç kere sükût ettikten sonra sonunda dayanamayıp aynısıyla mukabelede bulunmuş. Bunun üzerine Efendimiz (a.s) oturduğu yerden kalkmış. Hz. Ebu Bekir: “o bana hakaret ederken oturuyordunuz ben mukabelede bulununca kıyam buyurdunuz” deyince, Rasulullah da: “bir melek senin tarafından cevap veriyordu. Sen reddedince o melek gitti, şeytan geldi, şeytan gelince ben de oturmadım” buyurdu. Bunun üzerine bu âyet nâzil oldu. Bir rivayete göre de bir kavme bir misafir gelmiş, yemek vermemişler, şikâyet etmiş, şikâyetinden dolayı da cezalandırılması üzerine, bu âyet nâzil olmuş. Hakkına riayet edilmeyen misafirin mazlûm hükmünde bulunduğu ve şikâyete hakkı olduğu beyan buyurulmuştur. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Allah, bir kötülüğün, [ondan] zarar gören tarafından söylenmesi dışında, açıkça zikredilmesini sevmez. 161 Allah gerçekten her şeyi duyan, her şeyi bilendir;
Mustafa İslamoğlu Nisâ Suresi 148. Ayet Açıklaması
[853] Âyet iki şeye delâlet eder: 1) Münafıkların ve tevbe etmiş günahkârların suçlarını yüzlerine vurmak hoş görülmüyor. 2) Haksızlığa uğrayanın tepkisine izin veriliyor. İniş nedeni olan olay manidardır: Hz. Ebubekir kendisine hakaret eden birine karşılık verir. Allah Rasûlü bundan rahatsız olur ve der ki: “Senin yerine bir melek ona cevap veriyordu, sen başlayınca o melek gitti yerine şeytan geldi.” (Ebu Dâvud, Edeb, 41).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ çirkin lâkırdının açıklanmasını sevmez, zulmedilmiş olan başka. Ve Allah Te-âlâ bihakkın işiticidir, bilicidir.
(38) Kötü sözün açığa vurulması her ne kadar Allah’ın hoşlanacağı birşey değil ise de, bu durum, mazlumun şikâyet veya bedduasını önleyecek ve zalimin eline bir fırsat verecek şekilde de yorumlanmamalıdır ki, âyetteki istisna, bu hususu vurgulamaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Zulme uğratılan kişi müstesna. Allah Semî'dir, Alîm'dir.