Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 544, sondan 5693. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 51. ayetidir. Nisâ Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 94 ve toplam ebced değeri ise 7147 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم تر الى الذين اوتوا نصيبا من الكتاب يؤمنون بالجبت والطاغوت ويقولون للذين كفروا هؤلاء اهدى من الذين امنوا سبيلا
Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a[121] inanıyorlar. İnkâr edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar.
“Cibt”, put, sihirbaz, kâhin, Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. “Tâğût” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime, “şeytan”, “nefis”, “putlar”, “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Kısaca cibt ve tâğût, insanları azdıran, saptıran şeylerin hepsini ifade eder. (Tâğût için ayrıca bakınız: Bakara sûresi, âyet, 256-257; Nisâ sûresi, âyet, 60,76; Mâide sûresi, âyet, 60; Nahl sûresi, âyet, 36; Zümer sûresi, âyet, 17.)
Uhud Savaşı’ndan sonra Medine yahudilerinden bir grup Kâ‘b b. Eşref, Huyey b. Ahtab gibi reislerinin peşine takılarak Mekke’ye gelmişler, müslümanlara karşı savaşmak üzere Mekke müşrikleriyle bir antlaşma yapmak istemişlerdi. Mekkeliler bunların okur yazar ve Ehl-i kitap olduklarını göz önüne alarak kendi din ve gelenekleriyle Hz. Peygamber’in getirdiği din ve yaptığı işler hakkında bilgi vermişler, yahudilerden bir değerlendirme yapmalarını istemişlerdi. Yahudiler İslâm aleyhine, şirk lehine hüküm verdiler ve değerlendirme yaptılar, şirkin İslâm’dan daha hayırlı olduğunu söylediler, hatta müşriklerin isteği üzerine putlara (cibt) secde ettiler. Âyet-i kerîme –başkalarına da ibret olmak üzere– bu çirkin, ahlâksız, ikiyüzlülüğe dayalı, kendi kutsal kitaplarına da aykırı (Çıkış, 20:3-4) davranışı kınamak ve sahiplerinin hak ettikleri cezayı bildirmek için gönderildi (“bâtıl” diye çevirdiğimiz tâgut kelimesi hakkında bilgi için bk. Mâide 5:60).
Mehmet Okuyan
Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? Putlara ve [batıl]a (sahte ilahlara) iman ediyor; sonra da kâfir olanlar için “Bunlar, (Allah’a) iman edenlerden daha doğru yoldadır.” diyorlar!
Ayette geçen [el-cibt] kelimesi “putlar”, [et-Tağut] sözcüğü ise “batıl ve azgın olan her şey”dir.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine kitabın/Tevrat'ın bilgisi verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtıla iman ediyorlar; sonra da kâfirler için, “Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar.
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cipte¹ ve Tağuta² inanıyorlar ve gerçeği yalanlayan nankörler için: “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadırlar.” diyorlar.
1- Put, büyü, büyücüler, şeytan ve hurafeler. 2- Allah'a isyan etmek anlamına gelen “tağa” kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kâhin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. Tağut, insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurumu ifade etmektedir.
Ahmet Akgül
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri (ama bu bilgi ve becerilerini nefsi hevesler ve dünyevi hedefler için istismar edenleri ve halk arasında âlim ve fâzıl bilinen münafık tipleri) görmez misin? Onlar tağut’a (şeytani rejimlere ve zalim güçlere) ve Cipt’e (Siyonist ve Haçlı liderlere) inanıp (peşlerine takılıyorlar) ve (saldırgan) kâfirler için: “Bunlar, mü’minlerden daha doğru bir yoldadır!?” diyorlar. (Hakk nizam kurulsun diye çalışanları fitne-fesat çıkarmakla suçluyorlar.Oysa asıl kendileri fasık ve münafık kişilerdir.)
Metinde "cibt" ve "tâgut" diye geçmektedir. Cibt Tanrıdan başka her tapılan şeydir (al-Müfredât, s. 83), Tâgut da Tanrıdan başka tapılan her şeye, zâlime, büyücüye, kâhine, cin ve Şeytan taifesine, hayırdan meneden her şeye denir (Aynı kitap, s. 307).
Abdullah Parlıyan
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Asılsız, saçma sapan şeylere ve şeytâni güçlere inanırlar ve şöyle derler: “Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, mü'minlerden daha doğru bir yoldadırlar.”
Bu mükemmel kutsal kitaptaki bir kısım emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu tutulan ehl-i kitap âlimlerini görmüyor musun? Putlaştırılmış, hiçbir hayrı olmayan heykellere; putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlere, idarelere şeytanî güçlere, tağuta inanıyorlar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler için:
“Bunlar, iman edenlerden, mü'minlerden daha doğru yoldadırlar" diyorlar.
Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilenleri görmüyor musun ki, saçmalığa ve puta inanıyorlar ve inkar edenler hakkında: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadırlar" diyorlar.
51.Ahmed bin Hanbel ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre yahudi Ka`b bin Eşref Mekke`ye geldiğinde Kureyşiler ona: "Şu çekilmez kavminden kopmuş adamı görmüyor musun? Kendinin bizden üstün olduğunu ileri sürüyor. Oysa biz hacılara hizmet eden, Ka`be`nin hizmetinde bulunan ve hacılara su dağıtan kimseleriz" dediler. Ka`b bin Eşref de: "Siz daha üstünsünüz" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Yine Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan nakledilen bir başka rivayete göre de bazı müşrikler yahudilerin bilginlerine: "Bizim dinimiz mi daha üstündür yoksa Muhammed`in dini mi?" diye sordular. Yahudi bilginleri de: "Sizin dininiz daha üstündür" cevabını verdiler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer inkâr edenler için: 'Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır' diyorlar.
Şu, kendilerine okuyup yazmaktan biraz nasib verilenlere bakmaz mısın? Kendileri, ruhlu ve ruhsuz putlara inanıyorlar da küfredenler için: “- Bunlar iman edenlerden daha doğru bir yoldadır” diyorlar.
Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Bunlar, putlara, sihirbazlara, kâhinlere, şeytanlaşmış idarecilere inanırlar. (Dinsiz) kâfirler için, “bunlar Müslümanlardan daha doğru bir yoldadır” diyorlar.
Kendilerine ilahi kelamdan bir pay verilenleri görmüyor musun? Onlar, cibt'e (hükmüne kayıtsız şartsız boyun eğdikleri kişilere) ve tağûta (ilahi kanunlara aykırı hükümler veren azgın güçlere) iman ediyor ve sonra da mü'minlerden daha doğru yolda bulunduklarını söylüyorlar.
“Cibt” put, büyücü, şeytan ya da hiçbir gücü ve özelliği olmadığı halde kendisine güç vehmedilen şeydir. “Tağût” ise, azgın, sapkın, zorba, kötülük önderi, haddini aşan, Allah’ın emirlerinin karşısında olan, insanlara kaba kuvvetle hükmetmeye çalışan kişi ya da düzen demektir.Medine’den gelen Yahudiler müşriklere güven vermek ve Müslümanlara karşı bir ittifak oluşturmak için müşriklerin komutanı Ebu Sufyan’a, “Allah için söylenecekse, siz hakka Muhammed’den daha yakınsınız.” diyerek inançlarını bile ayaklar altına alıyorlardı. Yeter ki Müslümanlara zarar verilsin, İslam’ın yayılması engellensin ve Muhammed’in varlığı ortadan kalksın… Gaye ve amaçları bu yöndeydi.
Diyanet İşleri (Eski)
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar" dediklerini görmedin mi?
Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtıla (tanrılara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: «Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha doğru yoldadır» diyorlar!
Ehl-i kitaptan Kâ’b b. el-Eşref Medine’den Mekke’ye gelmiş, müşrikleri Hz. Peygamber ve müslümanlar aleyhine kışkırtarak beraber mücadeleye çağırmıştı. Bu arada müşrikler «Bizim dinimiz mi, yoksa Muhammed’in dini mi haktır, hangimiz doğru yoldayız?» diye sormuşlar ve «Siz doğru yoldasınız» cevabını almışlardı. 51. âyet bu hadise üzerine nâzil olmuştur.
Edip Yüksel
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Putperestliğe ve yanlış doktrinlere inanıyorlar ve inkar edenler için, "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır," diyorlar.
"Şu kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun! Onlar puta ve şeytana inanıyorlar. Ve Allah'ı tanımayanlara, "Bunlar, müminlerden daha doğru yoldadır." diyorlar.
Bakmaz mısın şu kendilerine okuyub yazmaktan biraz nasıb verilmiş olanlara? Cibt-ü taguta inanıyorlar da Allahı tanımıyanlara bunlar mü'minlerden yolca daha doğru diyorlar
Bakmadın mı şu kendilerine kitabdan biraz nasıyb verilenlere? kendileri haça, şeytana inanıyorlar, diğer küfredenler için de: «Bunlar îman edenlerden daha doğru bir yoldadır» diyorlar.
Kendilerine kitabdan bir nasib verilenleri görmedin mi? Putlara ve tâğûta (Allah'ın yerine koydukları şeylere) inanıyorlar ve inkâr edenler için: “Bunlar îmân edenlerden daha doğru bir yoldadır” diyorlar.
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Uydurma tanrılara ve azgınlara inanıyorlar ve inkâr edenleri Allah’a inananlara tercih ederek “ Şu inkâr edenler, inananlardan daha doğru yoldadır” diyorlar.
Görmüyor musun ki Kitaptan hissedar olanlar [¹⁴] haça, Tâğut/a [¹⁵] iman ediyorlar da müşrik olan kâfirlere «kendilerinin [¹⁶] tuttukları, yol iman edenlerin tuttukları yoldan daha doğrudur» diyorlar.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 51. Ayet Açıklaması
[14] Müşriklere yardıma giden Yahudiler.[15] Veya sahte mâbutlara yahut «Cebet» ile «Tağut» namlarındaki putlara demektir.[16] Müşriklerin.
Kadri Çelik
Kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun; puta ve tağuta iman ediyor ve küfre sapanlar için, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadırlar” diyorlar!
Kendilerine Kitaptan bir pay verilenlere bir baksana;hükmüne kayıtsız şartsız boyun eğdikleri din adamlarına, yani cibt’e ve ilâhî kanunlara aykırı hükümler veren azgın güçlere, yani tağut’a inanıyorlar. Ayrıca, putperest kâfirler için, “Bunlar ne kadar müşrik olsalar da, Müslümanlardan daha doğru yoldadırlar!” diyorlar. Aslında böylece, kendi dinlerini de inkâr etmiş oluyorlar.
Bir de, şu kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Onlar puta1 ve tağuta inanıyorlar. Ve kâfirler için, “bunlar, Müslümanlardan daha doğru yoldadır.” diyorlar.2
1 Cibt: sözlükte: "kendisinde hayır bulunmayan bayağı şey, put, kâhin, alçak, sihir, şeytan" demektir. Terim olarak ise; “Allah’tan başka ilâh edinilen canlı ve cansız ilahlar, putlar ve Allah’ın hâkimiyetine karşı çıkan her türlü İslâm dışı şahsiyet, düşünce, hukuk, devlet ve hâkimiyet anlayışı” anlamında kullanılmıştır. Kur’an’da sadece bu ayette zikredilen cibt kelimesi tağut kelimesiyle aynı anlamda hatta biri diğerinin yerine de kullanılmıştır.2 Bk. (Bakara: 256-257, Maide: 60, Nahl: 36, Zümer: 17)
Muhammed Esed
Kendilerine ilahî kelâmdan bir pay verildiği halde [şimdi] asılsız muammalara ve şeytanî güçlere inananların 69 ve hakikati inkara şartlanmış olanların, müminlerden daha doğru yolda olduklarını iddia edenleri görmüyor musun?
Şu kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Uğur/uğursuzluğa ve şer odaklarına inanıyorlar. Bir de kâfirler için: “Onlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır.” diye iddia ediyorlar. 16/36, 39/17
Kendilerine vahiyden bir pay verilen (Yahudileri) görmüyor musun? (Allah’ın kelâmına sırt dönüp) hurafeye[790] ve putlaştırılmış azgınlara[791] inanıyorlar ve müşriklerin mü’minlerden daha doğru bir yolda olduğunu iddia ediyorlar.
[790] Cibt, gerçekte hiçbir güce sahip olmadığı hâlde kendisinde güç vehmedilen şeydir. En genel anlamıyla sihir, illüzyon ve her tür hurafi uğur ve uğursuzluk atfı cibttir. Allah Rasûlü de cibti bir hadisinde böyle tefsir etmiştir: “Iyâfe (zecru’t-tayr da denilir ve kuşun isimleri, sesleri ve geçtiği yerlerden uğur ya da uğursuzluk anlamları çıkarmaktır), tıyera (önünden ceylan veya tavşanın sağdan sola geçmesini uğursuzluk, soldan sağa geçmesini uğur saymak) ve tark cibttendir” buyurur (Ebu Dâvud 3907; krş: el-Muvafakat II, 71). Çevirimizin gerekçesi budur.
[791] Tâğût, “azdı” anlamına gelen tağâdan türetilmiştir. “Haddini aşmak” anlamına gelen tuğyân ve “azgın” anlamına gelen tâğî de aynı kelimenin farklı kalıplarıdır. Tâğûta bu bağlamda verilebilecek en uygun karşılık “putlaştırılmış, haddini aşmışlığın dibini bulmuş azgın kişi”dir. Kelime Sami dil ailesinden olan Fenikece’de tâût olarak telaffuz edilir. Fenikece’ye Eski Mısırca “Thot”tan geçmiş olması muhtemeldir. Thot, eski Mısır tanrılarından hikmet ve bilgi tanrısıdır. Aslında Thot’un Mısır’lı Hermes ile özdeş olduğunda konunun uzmanları fikir birliği içindedirler. Memfis’in hemen dışındaki Sakkara’da bulunan MÖ 2. ve 3. yüzyıllara ait Demotik lehçeyle yazılmış metinlerde “Hermes Trismegistos” ismi okunmuştur. Bu kişi, eski bir Mısır bilgesidir ve öyle anlaşılıyor ki, bu hikmet ve ilim sahibi zât sonradan tanrılaştırılarak bir put hâline getirilmiştir (Bkz. Martin Bernal, Kara Atena 211-224, İstanbul-1998). Kur’an’da Tağut, Allah’a rağmen hüküm kaynağı ve otorite olarak görülen, yani tanrılaştırılan insan gibi somut ya da şeytan gibi soyut her tür varlıktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Görmedin mi o kendilerine kitaptan bir nâsip verilmiş kimseleri ki, Cibt ve Tâğût'a imân ediyorlar ve kâfirler için, «Bunlar mü'minlerden daha doğru bir yoldadırlar,» deyiveriyorlar.
Baksana o kendilerine kitaptan bir nasip verilenlere! Putlara, kâhinlere, şeytanlara, ne kadar batıl varsa hepsine iman ediyorlar ve yetmezmiş gibi, Bir de kalkıp kâfirler hakkında “Onlar, Müslümanlardan daha doğru yoldadır” diyorlar!
Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar) cibt ve tağut'a inanıyorlar ve inkar edenler için: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır" diyorlar.
(59) Cibt: put; tâğût: şeytân, bâtıl demektir. (60) Yahûdî ileri gelenlerinden bazıları, Kureyşi müslümanlara karşı savaşa kışkırtmak için Mekke'ye gitmişlerdi. Müşrikler, Kitap ehli ve bilgili kabul ettikleri bu adamlara, kendilerinin dîninin mi, yoksa Muhammed'in dîninin mi daha doğru olduğunu sordular. Bunlar da düşmanlık ve kin yüzünden: "Sizin dîniniz, onun ve ona uyanların dîninden daha doğrudur!" diyerek şirki tevhîdden, yani putataparlığı Allah'a tapmaktan üstün gösterdiler (Câmi'u'l-beyân: 5:79). İşte âyet, onların bu davranışını anlatmaktadır.
Süleymaniye Vakfı
Allah’ın Kitabı’ndan bilgi sahibi olanları görmedin mi? Putlara ve azgınlara güveniyorlar da ayetleri görmezlikte direnenleri (kâfirleri) memnun etmek için "Bunların yolu, müslümanların yolundan daha doğrudur." diyorlardı.
Kitaptan bir nasip verilenleri görmüyor musun? Cibt ve tağuta inanıyorlar da kafirler için şöyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır.”
Görmedin mi kendilerine kitaptan bir nasip verilenleri ki, bâtıl ilâhlara ve tâğuta(23) iman ediyorlar; bir de, inkâr edenler için, “Bunlar iman edenlerden daha doğru bir yolda” diyorlar.
(23) 2:256’nın dipnotunda da geçtiği gibi, insanları azdırarak inkâr ve isyana sürükleyen ve bir mâbud gibi değer verilerek peşinden gidilen azgınlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Görmedin mi şu kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanları? Puta, tâğuta inanıyorlar; küfre batmışlar için, "Bunlar inananlardan daha doğru yoldadır!" diyorlar.
Görmez misin ol kişileri ki naṣīb virildi anlara kitābdan? İnanurlar ṣanem‐lere, şeyṭānlara. Eydürler kāfir olanlar‐çun: Bunlar doġru yol üstinedürlerīmān getürenlerden.