Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 564, sondan 5673. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 71. ayetidir. Nisâ Suresi 71. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 4982 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا خذوا حذركم فانفروا ثبات او انفروا جميعا
Allah’a ve resulüne itaat emredilip bunun gerçek imanla alâkası etkili bir şekilde açıklandıktan sonra ilâhî buyrukların en ağırlarından biri olan savaş konusuna intikal ediliyor. Müslümanların düşmanlarına karşı savaşmalarına daha önce izin verilmiş ve 6. yılda gelen bu sûreden önce Bedir, Uhud, Hendek gibi savaşlar gelip geçmiş bulunduğuna göre bu âyetlerde teşvik edilen savaşın Mekke fethi olması ihtimali kuvvetli görünmektedir.
Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra müslümanlar biraz nefes alma imkânı bulmuşlardı. Fakat Mekkeli müşriklerle Medineli münafıklar iş birliği içinde çalışıyor, müslümanların kökünü kazımak için planlar yapıyor, tuzaklar kuruyorlardı. Ayrıca Mekke’de ve başka yerlerde, kâfirler arasında kalmış, baskı altında yaşayan müminlerle dinleri ne olursa olsun zayıf, arkasız ve yoksul oldukları için hakları yenen, zulme uğrayan insanlar vardı. Hem bunları kurtarmak hem de gerektiğinde kendilerini savunmak için müminlerin uyanık ve güçlü olmaları gerekiyordu. Bu âyet müslümanları, antlaşmaya güvenerek tedbirsiz davranıp gafil avlanmaya karşı uyarmaktadır. Müminler daima uyanık ve cenge hazır durumda olacaklar, gerektiğinde savaşacaklar ve düşmanı mağlûp edebilmek için –topyekün taarruz, küçük gruplar halinde tâciz ve vurkaç harekâtı gibi– hangi taktiği uygulamak gerekirse onu uygulayacaklardır.
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Önleminizi alın; (ya) bölük bölük savaşa çıkın; veya (gerektiğinde) topyekün savaşın!
Yüce Allah müminlere emretmekte ve gerektiğinde küçük gruplar halinde, gerektiğinde topluca hareket ederek düşmana karşı konulmasını, hem kendilerini korumaları gerektiğini hem de karşı tarafı geri çekilmek zorunda bırakmak için güçlü, hazırlıklı, donanımlı ve teçhizat bakımından gereken her türlü önlemi almış olmayı bir zorunluluk olarak ortaya koymakta, bu anlamda fedakârlık yapılması için gerektiği şartlarda ve boyutlarda evrensel anlamda bütün müminlere seslenmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! İster küçük gruplar halinde ister toplu halde savaşa giderken tehlikelere karşı hazırlıklı olunuz!
Ey iman edenler! (Düşmanlarınıza karşı uyanık bulunup her türlü) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın (ihtiyatlı ve hazırlıklı davranın) da bölük bölük, ya da (gerekirse) hep birlikte (cihada çıkıp, topyekûn düşman üzerine) gidin.
“Ey iman edenler, düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alın. Ya peşpeşe küçük birlikler halinde hızlı hareket edin veya topyekün evlerinizden fırlayarak seferber olun."
Ey iman edenler! Düşmana karşı hazırlığınızı görün ve silâhlarınızı takınarak cenge hazır olun da birlikler halinde savaşa çıkın, yahut toptan seferber olun.
Bkz. 2:190 ve dipnotu, 22:39 ve dipnotu.Düşmanlara karşı ihtiyatlı davranmak, savaş siyasetinin bir gereğidir. Zamana ve şartlara göre farklı stratejilerle düşmanın karşısına nasıl çıkılması gerekiyorsa o şekilde çıkılmalı. Toplu halde çıkılması gerekiyorsa toplu halde, küçük gruplar hâlinde çıkılması gerekiyorsa da küçük gruplar hâlinde çıkılmalı ama mutlaka çıkılmalı. Hiç kimse, “Ben Müslüman’ım ama savaşla işim olmaz, dünya zaten geçicidir ben ahiretimi bilirim, haksızlıkları da alır bağrıma basarım, ibadetimle meşgul olur, kulluğumu yerine getiririm” diyemez. Eğer birileri, -hangi dinden ve düşünceden olursa olsun, isterse Müslüman kimliğiyle yaşayan bir toplum olsun, -dünyanın huzurunu bozuyor, barışı tehdit ediyor, güveni ortadan kaldırıyor, kardeşliği, birliği, dayanışmayı dinamitliyor ve insanların hayat haklarını ellerinden almaya çalışıyorsa, o kimselere karşı savaşmak farzdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Barış içinde yaşamak arzu edilir bir şey olmakla beraber, tarih boyunca devamlı gerçekleştiği görülmemiştir. Uzun tecrübelerden sonra sulh, dirlik ve düzenlik isteyenlerin ancak savaşa hazır olmakla bunu elde edebilecekleri anlaşılmış, «Hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salâh» denilmiştir. İslâm meşrû müdafaa için, yeryüzünden zulmü, baskıyı kaldırmak, gerçek din ve vicdan hürriyetini sağlamak için savaşa izin vermiş, müslümanları cihada çağırmıştır. Müslümanların vazifesi her zaman cenge hazır olmak, fakat meşrû sebep bulunmadıkça onu yapmamak, hazırlığı sulhun teminatı kılmaktır.
Edip Yüksel
İnananlar! Tetikte durun. Bölük bölük ya da topluca harekete geçin.
Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.
Ey îman edenler! (Düşmanlarınıza) karşı her türlü savunma tedbirinizi alın.1 Onlarla küçük birlikler halinde2 savaştığınız gibi, (gerektiğinde de) topyekûn savaşın.3
1 Âyetin bu bölümünden; İslâm Devletinin, kendi güvenliğini sağlayabilmesi için bir ordusunun olması, bu ordunun da düşmanlarına korku verebilmesi için her türlü teçhizata sahip bulunması ve eğitiminin sürekli olması yani her an savaşa hazır durumda bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. 2 Sübat: Sübe’nin çoğulu olup; ondan fazla kişiden meydana gelen süvari topluluğu, takımı, mangası demektir. Âyetin bu bölümünden; Müslümanların gerektiğinde düşmanlarıyla seriyyeler halinde gerilla savaşı yapabilecekleri de anlaşılabilir.3 Bu ifâdeyle de; bir seferberlik durumunda tüm Müslümanların İslâm ordusuna katılmalarının gerektiği emredilmektedir.
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! İster küçük gruplar halinde ister toplu halde, savaşa giderken tehlikelere karşı hazırlıklı olun. 87
Uhud savaşında Müslümanların yarı mağlubiyetleri, Medine etrafındaki kabileleri aleyhte cesaretlendirmişti. Müslümanlar, Medinenin her tarafından tehlike çemberi içine alınmışlardı. İslâmı öğretmek üzere dışarıdan dâvet edilen müslümanlar da suikasda mâruz kalıyorlardı. Bu âyet, müminlerin yeterli tedbir almalarını emrediyor.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, (uyanık bulunup) korunma(tedbirleri)nizi alın, bölük bölük, ya da hep birlikte savaşa gidin.