Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4161, sondan 2076. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 28. ayetidir. Mü'min Suresi 28. ayetinin kelime sayisi 39, harf sayısı 146 ve toplam ebced değeri ise 9645 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (12) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال رجل مؤمن من ال فرعون يكتم ايمانه اتقتلون رجلا ان يقول ربي الله وقد جاءكم بالبينات من ربكم وان يك كاذبا فعليه كذبه وان يك صادقا يصبكم بعض الذي يعدكم ان الله لا يهدي من هو مسرف كذاب
Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.”
Firavun’un ailesinden olduğu bildirilen bu mümin kişinin, Firavun’un amcasının oğlu, Kıptî asıllı biri olduğu rivayet edilir (Zemahşerî, III, 368; Râzî, XXVII, 58). İbn Âşûr’a göre ismi bilinmeyen bu kişi muhtemelen dinî arayışı olan, bu hususta düşünüp taşınan aklı selim sahibi ve erdemli biriydi. Mûsâ’nın davetini öğrendiğinde aradığı gerçeği bulduğunu düşünmüş ve ona iman etmiştir. Daha sonra Firavun’un Mûsâ’yı öldürmeye karar verdiğini öğrenince onun huzuruna çıkarak kendisini bu kararından vazgeçirmek istemiş, Firavun ise kendi toplumundan olduğu için onu suçlamamış, aksine tavsiyesini dikkate almıştır. İbn Âşûr, Tevrat’ın Çıkış kitabında (10:7) geçen, “Ve Firavun’un kulları kendisine dönüp dediler: Ne vakte kadar bu adam bize tuzak olacak? Adamları salıver de Allahları rabbe ibadet etsinler...” ifadesiyle bu zata işaret edildiği kanaatindedir (XXIV, 128-129).
Ukbe b. Ebû Muayt isimli putperestin, Kâbe’de bulunan Hz. Peygamber’e saldırarak boğazına sarıldığını gören Hz. Ebû Bekir, saldırganı ellerinden yakalayarak Resûllah’ı kurtarmış; daha sonra burada kendisinden bahsedilen mümin kişinin sözlerini nakleden âyetin, “Adamı, ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için öldürecek misiniz? Oysa o size rabbinizden âyetler getirmiştir” meâlindeki bölümünü aynen tekrarlamıştır (Buhârî, “Tefsîr”, 40:1; Müsned, II, 204). Hz. Ali’nin, “Allah’a yemin ederim ki Ebû Bekir’in davranışı Firavun ailesinden olan mümin kişininkinden daha da önemlidir. Çünkü o kişi imanını saklamıştı, oysa Ebû Bekir inandığını açıkça ifade etmiş, malını ve canını bu yola adamıştır” dediği rivayet edilir (Bezzâr, III, 15).
Mümin kişinin, Mûsâ ile ilgili olarak “Eğer yalancı biriyse yalanı kendi zararınadır; ama eğer doğru söylüyorsa size bildirip uyardığı şeyin bir kısmı başınıza gelecektir” ifadesi, Mûsâ’nın ortaya koyduğu gerçekler hakkında kuşkusu olduğu anlamına gelmez. Bu ifadesiyle o, Firavun ve taraftarlarının fevrî davranarak Mûsâ’yı öldürmelerini önlemeyi, onun tebliğleri hakkında soğuk kanlı ve sağlıklı olarak düşündükten sonra bir karar vermelerini sağlamayı amaçlamıştı. Bu ifade, aynı zamanda farklı bir düşünce ve inanç ortaya koyanlar karşısında ölçülü, soğukkanlı davranmak, sağ duyuyla hareket etmek; bunların doğruluğu ve yanlışlığı üzerinde düşünüp taşındıktan sonra bir karara varmak ve tavır belirlemek gerektiği yönünde genel bir ders ve uyarı anlamı taşımaktadır. 29. âyet ise siyasî güç ve hâkimiyetin, zorbalık, baskı ve haksızlık aracı olarak kullanılmaması gerektiğini; aksine davranmakta ısrar edenlerin, sonunda ilâhî cezaya çarptırılmalarının kaçınılmaz olduğunu hatırlatması bakımından son derece önemlidir.
Firavun’un, “Ben sadece kendi gördüğümü size gösteriyorum ve sizi yalnızca doğru yola yönlendiriyorum” şeklindeki ifadesinden, mümin kişinin söylediklerinin başkaları tarafından haklı görüldüğü veya en azından Firavun’un Mûsâ’yı öldürme düşüncesinin doğru olup olmadığı konusunda onların zihninde tereddüt uyandırdığı anlaşılmaktadır.
Mehmet Okuyan
Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen bir mümin adam şöyle demişti: “Siz bir adamı ‘Rabbim Allah’tır!’ diyor diye öldürecek misiniz? (Oysa) o, size Rabbinizden apaçık deliller getirmiştir. O (Musa) yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiği (azab)ın bir kısmı olsun gelip size isabet eder. Şüphesiz ki Allah haddi aşan, yalancı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.
Firavun ailesinden olup imanını gizleyen bir mümin şöyle dedi: “Siz bir adamı, ‘Rabbim Allah'tır diyor' diye öldürecek misiniz? Halbuki o, Rabbinizden size apaçık mucizeler getirmiştir. Eğer o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği azabın bir kısmı olsun gelip size çatar. Şüphesiz Allah, haddi aşan ve yalancı kimseyi doğru yola eriştirmez.”
Firavun taraftarlarından imanını gizleyen bir kimse, şöyle dedi: “Rabb'im Allah'tır dediği için mi bir adamı öldüreceksiniz? Oysaki o, size Rabb'inizden açık kanıtlarla geldi. Eğer yalancı biriyse yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa uyardığı şeylerin bir kısmı size isabet edecektir. Allah, aşırı giden yalancı bir kimseyi doğru yola iletmez.
Firavun’un aile çevresinden (olup), imanını gizleyen bir mü’min şöyle demişti: “Siz, benim Rabbim Allah’tır diyen bir adamı öldürmeye mi kalkışıyorsunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş bulunuyor. Eğer o (Peygamberlik ve dini rehberlik) iddiasında yalancı ise, bu yalanın (bize zararı yok, sonunda ortaya çıkacak) ve kendi aleyhine olacaktır. Ama eğer doğru söylüyorsa (o durumda, inkâr ve itiraz ettiğinizden dolayı) size va’ad ettiği (musibet ve mahcubiyetlerin) bir kısmı (bile) size dokunacak olsa (böylece pişman ve perişan hale geleceksiniz) . Şüphesiz Allah, ölçüyü taşırıp haddini aşan, çokça yalan konuşan kimseyi hidayete eriştirmeyecektir."
Ve Firavun'un soyundan inanan ve inancını gizleyen bir er, dedi ki: Rabbim Allah'tır dediği için mi adam öldüreceksiniz ve gerçekten de o, Rabbinizden apaçık deliller de getirmiştir size ve yalancıysa yalanı kendisine ait ve doğru söylüyorsa size vaadettiklerinin bir kısmına uğrarsınız; şüphe yok ki Allah, haddini aşan ve çok yalan söyleyen kişiyi doğru yola sevketmez.
Adının Ciba olduğu rivâyet edilen bir zat. İbn-i Abbas, Firavun soyu içinde bu adamdan ve bir de kadından başka inanmış yoktu demiştir. 28. sûrenin 20. âyetinde de bahsedilen zat, budur.
Abdullah Parlıyan
O anda, inancını o güne kadar gizlemiş olan Firavun ailesinden bir mü'min şöyle haykırdı: “Rabbim Allah'tır dediği için, bir adamı öldürecek misiniz? Oysa O size Rabbinizden açık belgeler, kesin deliller getirmiştir. Eğer O bir yalancı ise, yalanı kendi aleyhine dönecektir. Ama gerçeği söylüyorsa, sizi uyardığı azabın bir kısmı başınıza gelecek. Çünkü Allah, ölçüyü taşıran ve çok yalan söyleyeni hidayete erdirmez.
Firavun hanedanından, devlet görevlilerinden, imanını gizleyen yiğit bir mü'min (emniyet müdürü):
“Siz, liyâkatli ve güvenilir bir adamı, Rabbim Allah'tır, dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden apaçık mûcizeler ve delillerle gelmiştir. Eğer o yalancı ise, yalanının vebali, zararı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği azâbın bir kısmı, sizin başınıza mutlaka gelir. Allah, cahilce davranarak meşruiyet sınırlarını aşan, ağır-adaletsiz hükümler içeren kanunlar koyup uygulayan, saygısız, yalancılığı meslek edinmiş kimseleri doğru yola iletme lütfunda bulunmaz.” dedi.
Firavun ailesinden imanını gizleyen mü'min bir adam dedi ki: "Bir adamı 'Rabbim Allah'tır' dediğinden dolayı öldürüyor musunuz? Oysa o size Rabbinizden apaçık deliller getirmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru sözlüyse o zaman size vaadettiklerinin bir kısmı başınıza gelir. Şüphesiz Allah aşırıya giden yalancı bir kimseyi doğru yola iletmez.
Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mü'min bir adam dedi ki: 'Siz, benim Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldürüyorusunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş bulunuyor. Buna rağmen o eğer bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir; ve eğer doğru sözlü ise, (o zaman da) size va'dettiklerinin bir kısmı size isabet eder. Şüphesiz Allah ölçüyü taşıran, çok yalan söyleyen kimseyi hidayete erdirmez.'
İmanını gizlemekte olan Firavun ailesinden mümin bir adam da şöyle dedi: “-Siz, Rabbim Allah'dır, diyen bir adamı öldürür müsünüz? Hem size Rabbinizden mucizeler getirmiştir. Bununla beraber eğer (söylediğinde) yalancı ise, cezası kendine. Fakat doğru ise, sizi korkuttuğu azabın bir kısmı olsun, size isabet eder. Muhakkak ki Allah, haddi aşan her yalancıyı hidayete erdirmez.
Firavun milletinden, imanını gizleyen bir mümin dedi ki: “Rabbinizden size mucizeler getirerek “Rabbim Allah’tır” diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Eğer bu adam yalancı ise, yalanı ona olur. Eğer doğru ise, size vaadettiklerinin bir kısmı size gelir. Şüphesiz Allah, müsrif ve yalancıları sevmez.
Firavun'un ailesinden inanını gizi iyen bir er dahi dedi ki: «Tanrım Allahtır! diyen bir kimseyi, öldürmek mi dilersiniz? O Tanrınız katında sizlere mucizelerle geldi, eğer o yalancıysa, yalanı kendisine, eğer ki gerçekse, sizlere söylediği şeylerin, birtakımı başınıza gelecek, her fesatçı yalancıyı, Allah doğru yola iletmez»
Firavunun yakın çevresinden olan ve imanını gizleyen bir adam da şöyle dedi: “Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Hâlbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Buna rağmen o eğer bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Fakat eğer doğru söyleyen ise, (o zaman da) size vaadettiklerinin bir bölümü size isabet eder. Çünkü Allah, haddi aşarak Kendisi hakkında yalan söyleyen hiç kimseyi başarıya ulaştırmaz, doğru yola iletmez.”
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 28. Ayet Açıklaması
Yani Musa yalan söylüyor da Allah’ın elçisi değilse onu öldürmenize gerek yok çünkü o zaten başarıya ulaşamayacaktır. Ama doğru söylüyor da gerçekten inandığınız Rabbinizden deliller getiren bir elçi ise ona ve getirdiklerine inanmak zorundasınız. İnanmazsanız o taktirde onun vaad ettiği azap size isabet edecektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Firavun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez."
Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen bir mümin adam şöyle dedi: Siz bir adamı «Rabbim Allah'tır» diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirmiştir. Eğer o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiğinin (azâbın), bir kısmı olsun gelip size çatar. Şüphesiz Allah, haddi aşan, yalancı kimseyi doğru yola eriştirmez.
Firavun’un ailesinden imanını gizleyen bu kişinin, Firavun’un amcazâdesi olduğu söylenmiş, ismi hakkında da ihtilâf edilmiştir.
Edip Yüksel
Firavun'un tarafından inancını gizleyen inanan bir adam dedi ki, "Siz 'benim Rabbim ALLAH'tır' diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Halbuki size Rabbinizden apaçık deliller getirmiş bulunuyor. Yalancı ise, bu onun problemidir; yok doğru sözlü ise onun size anlattıkları gerçekleşir. Kuşkusuz ALLAH sınırı aşan yalancıları sevmez."
Firavun ailesinden imanını saklayan bir adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz."
Âli Fir'avnden mü'min bir er de -ki iymanını saklıyordu- â, dedi: bir adamı rabbım Allah diyor diye öldürecek misiniz? Size rabbınızdan beyyinelerle de gelmiş iken? Hem o bir yalancı ise çok sürmez yalanı boynuna geçer, fakat doğru ise size yaptığı vaîdlerin bir kısmı olsun başınıza gelir, şübhe yok ki Allah musrif bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz
Fir'avn ailesinden olub îmânını gizlemekde bulunan bir mü'min (şöyle) dedi: «Siz bir adamı, Rabbim Allahdır demesiyle öldürür müsünüz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mu'cizeler de getirmişdir. Bununla beraber, eğer o, bir yalancı ise yalanı kendisine. Eğer doğrucu ise sizi tehdîd edegeldiği (azâb) ın bir kısmı olsun (gelir) sizi çarpar. Şübhesiz Allah, haddi aşan, (iddiasında) çok yalancı olan kimseyi muvaffak etmez».
Fir'avun âilesinden (olup) îmânını gizleyen mü'min bir adam ise(1) şöyle dedi: “Bir adamı, (sırf) 'Rabbim Allah'dır!' diyor diye öldürecek misiniz? Hâlbuki (o) size Rabbinizden mu'cizeler getirmiştir. Zaten yalancı olursa, o takdirde yalanı kendi aleyhinedir. Yok doğru(söyleyen) bir kimse ise, sizi tehdîd ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelir! Şübhesiz ki Allah, haddi aşan, çok yalan söyleyen o kimseyi hidâyete erdirmez!”
(1)Âyette zikri geçen mü’min adamın, Fir‘avun’un amcasının oğlu olduğu söylenmiştir. Böylesine azılı bir din düşmanının karşısına îmânıyla dikilen bu kahraman insana izâfeten bu sûreye “Mü’min Sûresi” denilmiştir. (Nesefî, c. 4, 112)
İlyas Yorulmaz
Firavun ailesinden iman etmiş ve imanını gizlemiş olan birisi “Bir adamın “Benim Rabbim Allah” demesinden dolayı, onu öldürecek misiniz? Rabbinizden size açık ayetler getirmiş, eğer yalan söylüyorsa yalanı kendinedir. Yok, eğer doğru söylüyorsa, size vaat ettiklerinin bir kısmı sizin başınıza isabet edecektir. Allah ölçüsüz davranan yalancıları doğru yola ulaştırmaz” dedi.
Firavun ailesinden olup mü/minken imanını gizleyen bir adam Firavun/un etrafında bulunanlara dedi ki «— Rabbim Allah/tır, diyen ve size Rabbinizden açık mûcizeler getiren adamı öldürecek misiniz? Bilfarz o yalancıysa yalanın vebali kendinedir, şayet sözünde gerçekse size vaadettiği azabın bir kısmı başınıza gelir. Çünkü Allah haddin geçeni, yalana dadananı hidayete erdirmez»;
Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mümin bir kişi dedi ki: “Siz, benim Rabbim Allah'tır diyen ve size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş bulunan bir kimseyi öldürür müsünüz? Eğer o bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir ve eğer doğru söyleyen ise, (o zaman da) size vaat ettiklerinin bir bölümü size isabet eder. Şüphesiz Allah, ölçüyü taşıran ve çok yalan söyleyen kimseyi hidayete erdirmez.”
O anda, inancını o güne kadar gizlemiş olan Firavun hanedanından bir mümin, ayağa kalkıp şöyle haykırdı: “Siz bu adamı, ‘Rabb’im Allah’tır!’ dediği için mi öldüreceksiniz? Oysa o, sözlerinin doğruluğunu ispatlamak üzere size Rabb’inizden apaçık deliller getirdi. Düşünün; eğer o bir yalancıysa, yalanının cezasını kendisi çekecektir, fakat eğer doğru söylüyorsa, onu inkâr ettiğiniz takdirde, sizi uyardığı dünya ve âhiret azâbının bir kısmı dünyadayken başınıza gelecektir! Çünkü Allah, haddi aşarak Kendisi hakkında yalan söyleyen hiç kimseyi başarıya ulaştırmaz, doğru yola iletmez.”
Firavun’un ailesinden, imanını gizleyen MÜ’MİN bir adam dedi ki:
-“Size rabbinizden Beyyineler / Açık Belgeler ile gelmiş iken, bir adamı, ‘benim rabbim Allah’tır’ diyor diye öldürürüyorsunuz, öyle mi?
Yalancı çıkarsa, yalanı kendi aleyhinedir.
Doğru sözlü çıkarsa, size vaad ettiğinin bir kısmı başınıza gelir.
Allah, yalancı müsrif / aşırı gitmiş kimseyi hidayete eriştirmez”.
(Bunun üzerine) Firavun’un ailesinden, (o zamana kadar) îmanını gizleyen inanmış bir adam,1 şöyle dedi:2 “Siz, Rabbim Allah’tır dediğinden dolayı, size Rabbinizden apaçık belgeler getiren bir adamı mı öldüreceksiniz? (Sonra) eğer o yalancı ise yalanı kendi zararınadır. Yok, eğer doğru söylüyorsa (o zaman) sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelebilir. Şüphesiz Allah ölçüyü kaçıranı, çok yalan söyleyeni, hak yola asla ulaştırmaz.”
1 Bazıları bu zatın İsrail oğullarından olduğunu zannetmişlerse de (مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ) ifadesi bu zatın daha ziyade Mısırlılardan ve belki Firavunun kendi hanedanından olduğuna delalet eder. Bu mü’min kimse hakkında pek çok rivayet vardır ama verilen bilgiler sıhhatli değildir. Bu zat hakkında söylenecek en güzel söz; “o, Allah’ın Firavunun karşısına çıkardığı, önce imanını gizleyerek bir müddet Firavunu avutmuş ise de nihayet Hz. Musa’nın katli kararı karşısında meydana çıkmak lüzumunu hissederek evvelâ nasihate başlamış, sonra da açıktan bir mücahede meydanına atılmış imanlı bir mü’min kuldur”dan ibarettir.2 Bu âyete göre; bir kişi kalben Allah’a îman eder fakat bunu dili ile söylemezse mü’min’dir. Ancak îmanını açıklamadıkça Müslümanlar arasında mü’min işlemi göremez. Yine bir kimse de kalben inkâr ederse kâfir olur, bunu dili ile söylemezse Allah katında münâfıktır. Eğer bir Müslüman’ın can korkusu söz konusu ise, îmanını gizlemesinde bir sakınca yoktur. Bunu Şia’daki “takiyye” ile karıştırmamak gerekir. Zira Şiiler arasında takiyye iman esaslarından sayılarak; “takiyye vacibdir ve onu terk eden, namazı terk etmiş gibi olur” denilmiştir. Takiyye, kâfirlere karşı kullanılacak bir silahtır. Ancak ayrı anlayışta olan bir başka Müslüman kesime karşı, -şiilerin, Sünnilere karşı kullandıkları gibi- kullanılamaz. Takıyye ile ilgili olarak Bk. (Âlu İmran: 28, Nahl: 106 ve dipnotları.)
Muhammed Esed
O anda, inancını [o güne kadar] gizlemiş olan 19 Firavun ailesinden bir mümin [şöyle] haykırdı: “‘Rabbim Allah'tır’ dediği için adam mı öldüreceksiniz? Oysa o, size Rabbinizden kanıtlar getirmiştir. Eğer o, bir yalancı ise yalanı kendi aleyhine dönecektir; ama gerçeği söylüyorsa, sizi uyardığı [azabın] bir kısmı başınıza gelecek: çünkü Allah, [kendileri hakkında] yalan söyleyerek 20 kendi kişiliklerini harcayanları doğru yola ulaştırmaz.
Firavun hanedanından olan ve o güne kadar inancını gizleyen bir adam şöyle dedi: – Siz bir adamı “Rabbim Allah’tır” dediği için mi öldüreceksiniz? Hâlbuki o size Rabbinizden apaçık deliller getirmiş bulunuyor. Şayet yalan söylüyorsa yalanının cezasını çeker. Yok, eğer doğru söylüyorsa sizi uyardığı azap başınıza gelip çatar. Bilin ki Allah haddi aşanları ve yalancıları asla emellerine ulaştırmaz. 10/90-91
Firavun’un yakın çevresinden olup da imanını gizleyen mü’min bir adam şöyle çıkıştı:[4190] “Bir adamı sırf ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için, üstelik size Rabbinizden, hakikatin apaçık delilleriyle geldiği halde öldürecek misiniz? Kaldı ki, eğer yalancıysa yalanının zararı yalnızca kendisinedir; yok eğer gerçeği söylüyorsa, tehdit ettiklerinin hiç değilse bir kısmı gelip sizi bulacaktır: çünkü Allah yalan dolanla kendini ziyan eden birini[4191] asla hedefe ulaştırmaz.”
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 28. Ayet Açıklaması
[4190] Saraydaki gizli mü’minin kimliği yoruma açıktır. Süddi’ye göre Firavun’un amca oğludur. Asiye diyenler vardır. Bir ihtimal daha var: hanedanlar tarihinde istisnaî bir kırılma olan muvahhid kral Ahneton. Ahneton iktidara gelince putperest Amon dinini yasakladı, sarayı halka açtı, Ahataton (Tanrı’ya adanmış şehir) adlı yeni bir başkent kurdu. Nihaî tahlilde bu âyet imanın gücünü temsil eden bir örnektir. Zımnen verilen mesaj şudur: ‘Allah dilerse, küfrün ve zulmün kalbinde dahi yiğit mü’minler var eder.’ Tabii ki Allah’ın ne zaman dileyeceği de, değişmez ve bozulmaz sünnetullah ile belirlenmiştir. Kullar elinden geleni yaptığı zaman.
[4191] Musrifin açılımıdır (Bkz: 39:53).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Fir'avun'un ailesinden olup imânını saklayan bir mü'min kişi dedi ki: «Bir erkeği, «Rabbim Allah'dır' dediğinden dolayı öldürecek misiniz? Halbuki, size Rabbinizden apaçık mûcizeler ile gelmiştir. Ve eğer yalancı ise onun yalanı kendi aleyhinedir ve eğer doğru ise korkuttuklarının bir kısmı size isabet edecektir. Şüphe yok ki Allah müsrif yalancı olan kimseyi doğru yola iletmez.»
28, 29. Firavun hanedanından olup o zamana kadar iman ettiğini saklayan biri kalkıp şöyle dedi: “Ne o, siz bir insan “Rabbim Allah'tır! ” dedi diye kalkıp onu öldürecek misiniz? Halbuki o Rabbiniz tarafından açık belgeler ve mûcizeler de getirdi. Eğer yalan söylüyorsa, yalanı zaten kendi aleyhinedir. Ama şayet doğru söylemişse, en azından onun sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şu bir gerçektir ki Allah haddi aşan, yalancı kimseleri iflah etmez. Ey (benim) sevgili milletim! Bugün hakimiyet sizindir, ülkede üstünlük sizdedir. Ama yarın Allah'ın azabı başımıza gelir çatarsa, söyler misiniz hangi kuvvet bizi kurtarabilir? ”Buna karşılık Firavun: “Ben size sadece kendimce uygun bulduğum görüşü bildiriyor ve size tutulması gereken doğru yolu gösteriyorum” dedi.
“Firavunun sarayındaki mümin” kıssası, Tevratta ve Talmud’da yer almayan bir kıssa olup, İsrail tarihi ile ilgili olarak Kur’ân’ın dünya tarihine bir armağanıdır. Bu zat hissiyattan uzak, tarafsız konuştuğu intibaını vermeğe ihtimam göstermekte ve münazarada insaf prensibini uygulamaktadır. Zira önce onun yalancı olma faraziyesini, sonra vâd ettiği her şey olmasa dahi, bir kısmının gelme ihtimalinin bile onları nasıl düşündürmesi gerektiğini anlatmak istemiştir. Bu zat imanını belirtmeksizin müphem bir ifade ile şöyle demek istiyor: “Sizler Mûsâ’nın dürüst olduğunu tesbit etmekle beraber yalancılıkla itham ediyorsunuz. Bu iki zıt vasıf bir arada bulunamaz. Şu halde insanlara bile yalan söylemeyen bir kimse, Allah’ın elçisi olmadığı halde hiç Allah adına yalan uydurur mu? “O, beni size elçi olarak gönderip şöyle şöyle dedi’” diyerek en müthiş, en tehlikeli yalanı söyler mi?” Yahut muhataplarına şunu anlatmak istemektedir: “Siz haddi aşıp Mûsâ’yı öldürürseniz bilin ki Allah böyle yapanları asla iflah etmez!” Öyle anlaşılıyor ki Firavun, kabinesindeki bu zatın iman ettiğini fark etmemişti. Zira ona kızdığına dair bir alâmet zikredilmiyor. Bununla beraber, sözlerinin gereğini yapma cihetine de gitmiyor.
Süleyman Ateş
Fir'avn ailesinden imanını gizleyen mü'min bir adam (şöyle) dedi: "Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı öldürüyor musunuz? Oysa o size Rabbinizden kanıtlar getirmiştir. Eğer yalancı ise yalanı kendi zararınadır. Ve eğer doğru söylüyorsa, size va'dettiklerinin bir kısmı başınıza gelir. Şüphesiz Allah aşırı giden, yalancı kimseyi doğru yola iletmez."
Firavun ailesinden, imanını gizleyen bir mümin kalkıp dedi ki: "Bir adamı, Sahibim Allah'tır, dediği için mi öldürüyorsunuz? Halbuki size, Sahibinizden o açık belgelerle(mucizelerle) gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanının cezasını çeker. Dürüstse, yaptığı tehditlerin bir kısmı başınıza gelebilir. Allah, aşırılık eden yalancı birini yola getirmez.
Firavun ailesinden, imanını gizleyen bir adam dedi ki:-Rabbim Allah'tır, dedi diye bir adamı öldürecek misiniz? Size Rabbinizden belgeler getirmiş. Eğer yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğruysa, sizi tehdit ettiği şeylerden bir kısmı başınıza gelebilir. Allah, saçmalayan yalancılara asla yol göstermez.
Firavun ehlinden, imanını gizleyen inanmış bir adam dedi ki: “Siz, 'Rabbim Allah'tır' dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden apaçık deliller getirmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Fakat doğru söylüyorsa, vaad ettiklerinden bir kısmı olsun başınıza gelir. Çünkü Allah haddini aşan yalancıları amaçlarına ulaştırmaz.
Firavun hanedanından, imanını gizleyen bir adam şöyle konuştu: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürüyor musunuz? Üstelik size, Rabbinizden açık-seçik deliller de getirdi. Eğer yalancıysa yalancılığı kendi aleyhinedir. Eğer doğru sözlü ise size vaat ettiklerinden bir kısmı başınıza gelir. Kuşkusuz, Allah, haddi aşan yalancıları doğruya ulaştırmaz."
daħı eyitti bir er mü’min fir'avn ķavumından gizler įmānın “iy depeler misiz bir eri eyitdüginden ötürü çalabum Tañrı’dur? bayıķ getürdi size ḥüccetler çalabuñuzdan. daħı eger olur-ise yalancı anuñ üzere yalanı [251a] daħı eger olur ise ŧoġru dege size bir nicesi anuñ kim ķorķıdur sizi. bayıķ Tañrı ŧoġru yol göstermez aña kim ol fesād eyleyici dür ya'nį müşriķ gey yalancı.”
Daḫı eyitdi bir mü’min kişi Fir‘avn ḳavminden ki ṣaḳlardı īmānını: Öldü‐rür misiz, bir kişiyi benüm Tañrım Allāhdur didügi‐çün? Daḫı sizemu‘cizātlar‐ıla geldi sizüñ Tañrıñuzdan. Eger yalancı ise pes yalanınuñvebāli özi üstinedür ve eger girçek ise yitişür siz[e] va‘de itdüginüñ nicesi.Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmez her yalancı müsrife.