Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4162, sondan 2075. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 29. ayetidir. Mü'min Suresi 29. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 101 ve toplam ebced değeri ise 5570 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (11) bulunuyor.
Arapça Metin
يا قوم لكم الملك اليوم ظاهرين في الارض فمن ينصرنا من بأس الله ان جاءنا قال فرعون ما اريكم الا ما ارى وما اهديكم الا سبيل الرشاد
“Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun, “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi.
Firavun’un ailesinden olduğu bildirilen bu mümin kişinin, Firavun’un amcasının oğlu, Kıptî asıllı biri olduğu rivayet edilir (Zemahşerî, III, 368; Râzî, XXVII, 58). İbn Âşûr’a göre ismi bilinmeyen bu kişi muhtemelen dinî arayışı olan, bu hususta düşünüp taşınan aklı selim sahibi ve erdemli biriydi. Mûsâ’nın davetini öğrendiğinde aradığı gerçeği bulduğunu düşünmüş ve ona iman etmiştir. Daha sonra Firavun’un Mûsâ’yı öldürmeye karar verdiğini öğrenince onun huzuruna çıkarak kendisini bu kararından vazgeçirmek istemiş, Firavun ise kendi toplumundan olduğu için onu suçlamamış, aksine tavsiyesini dikkate almıştır. İbn Âşûr, Tevrat’ın Çıkış kitabında (10:7) geçen, “Ve Firavun’un kulları kendisine dönüp dediler: Ne vakte kadar bu adam bize tuzak olacak? Adamları salıver de Allahları rabbe ibadet etsinler...” ifadesiyle bu zata işaret edildiği kanaatindedir (XXIV, 128-129). Ukbe b. Ebû Muayt isimli putperestin, Kâbe’de bulunan Hz. Peygamber’e saldırarak boğazına sarıldığını gören Hz. Ebû Bekir, saldırganı ellerinden yakalayarak Resûllah’ı kurtarmış; daha sonra burada kendisinden bahsedilen mümin kişinin sözlerini nakleden âyetin, “Adamı, ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için öldürecek misiniz? Oysa o size rabbinizden âyetler getirmiştir” meâlindeki bölümünü aynen tekrarlamıştır (Buhârî, “Tefsîr”, 40:1; Müsned, II, 204). Hz. Ali’nin, “Allah’a yemin ederim ki Ebû Bekir’in davranışı Firavun ailesinden olan mümin kişininkinden daha da önemlidir. Çünkü o kişi imanını saklamıştı, oysa Ebû Bekir inandığını açıkça ifade etmiş, malını ve canını bu yola adamıştır” dediği rivayet edilir (Bezzâr, III, 15). Mümin kişinin, Mûsâ ile ilgili olarak “Eğer yalancı biriyse yalanı kendi zararınadır; ama eğer doğru söylüyorsa size bildirip uyardığı şeyin bir kısmı başınıza gelecektir” ifadesi, Mûsâ’nın ortaya koyduğu gerçekler hakkında kuşkusu olduğu anlamına gelmez. Bu ifadesiyle o, Firavun ve taraftarlarının fevrî davranarak Mûsâ’yı öldürmelerini önlemeyi, onun tebliğleri hakkında soğuk kanlı ve sağlıklı olarak düşündükten sonra bir karar vermelerini sağlamayı amaçlamıştı. Bu ifade, aynı zamanda farklı bir düşünce ve inanç ortaya koyanlar karşısında ölçülü, soğukkanlı davranmak, sağ duyuyla hareket etmek; bunların doğruluğu ve yanlışlığı üzerinde düşünüp taşındıktan sonra bir karara varmak ve tavır belirlemek gerektiği yönünde genel bir ders ve uyarı anlamı taşımaktadır. 29. âyet ise siyasî güç ve hâkimiyetin, zorbalık, baskı ve haksızlık aracı olarak kullanılmaması gerektiğini; aksine davranmakta ısrar edenlerin, sonunda ilâhî cezaya çarptırılmalarının kaçınılmaz olduğunu hatırlatması bakımından son derece önemlidir. Firavun’un, “Ben sadece kendi gördüğümü size gösteriyorum ve sizi yalnızca doğru yola yönlendiriyorum” şeklindeki ifadesinden, mümin kişinin söylediklerinin başkaları tarafından haklı görüldüğü veya en azından Firavun’un Mûsâ’yı öldürme düşüncesinin doğru olup olmadığı konusunda onların zihninde tereddüt uyandırdığı anlaşılmaktadır.
Mehmet Okuyan
Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hâkim kişiler olarak hükümdarlık sizindir. (Fakat) Allah’ın azabı bize gelip çatarsa bize kim yardım edebilir ki!” Firavun ise “Ben size sadece kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum!” demişti.
Firavun’un ailesinden olan bu yiğit kişi, bir süre imanını gizlese de bunu devam ettirmemiş, gerektiğinde ilgililere mesaj vermeyi ihmal etmemiştir. Bu yiğit kişi, Firavun’un şeklen sahip olduğu dünyevi iktidar ve gücünün aslında çok bir anlam ifade etmediğini, Yüce Allah’tan gelebilecek herhangi bir azap karşısında yardımcısız kalacaklarını muhataplara, hatta zalim hükümdar Firavun’un yüzüne haykırabilmiştir.
Bayraktar Bayraklı
“Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah'ın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım edebilir?” Firavun, “Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum” dedi.
Ey halkım! Bugün yeryüzünde gücü elinizde bulunduranlar olarak mülk¹ sizindir. Şayet gelecek olursa Allah'ın azabından bizi kim kurtarabilir? Firavun: “Ben size, gördüğüm şeyden başkasını göstermiyorum. Ve ben, sizi reşadın² yolundan başkasına iletemem.” dedi.
(Ve şöyle devam etmişti:) "Ey Kavmim, bugün mülk (ve fırsat) sizindir, yeryüzünde hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah'tan dayanılmaz bir azap gelecek olursa, kim bize yardımcı olabilir?" (Bu sözleri dinleyenlerin vicdanını etkilediğini gören ve panikleyen) Firavun: "Ben, size yalnızca gördüğümü (kendi görüşlerimi ve gözle görülen dünya gerçeğini) gösteriyorum ve ben sizi doğru yoldan da başkasına yöneltmiyorum" diye (itiraz etmişti. Çünkü kâfirler sadece gözle görülenlere, mü’minler ise gaybe iman etmektedirler).
Ey kavmim, bugün saltanat sizin, üstünsünüz yeryüzünde, fakat Allah'ın azabı gelince kim kurtaracak bizi? Firavun dedi ki: Ben size hangi reyi işaret ediyorsam o, tamamıyla doğrudur ve ben sizi, doğrudürüst yoldan başka bir yola sevketmiyorum.
Ey kavmim! Bugün hükümranlık sizindir ve yeryüzünün en güçlüsü sizlersiniz, fakat Allah'ın cezası başımıza gelirse, bizi ondan kim kurtaracak?” Firavun dedi ki: “Ben size, ancak doğru gördüğümü gösteriyorum ve ben sizi ancak, doğru yola götürüyor ve o yola çağırıyorum.”
“Ey kavmim, bugün mülk, devlet ve hâkimiyet sizindir. Ülkede, yeryüzünde hâkim kimselersiniz. Ama Allah'ın azâbı, hışmı bize gelip çatarsa, bizi ondan kim kurtarabilir?”
Firavun:
“Ben size kendi görüşümü (Mûsâ'nın öldürülmesi gerektiğini) söylüyorum. Ve yine size ancak, doğru, huzurlu ve aydınlık yolu gösteriyorum.” dedi.
Ey kavmim! Bugün (bu) yerde hükümranlık sizindir; hakim olanlar sizsiniz. Fakat Allah'ın şiddetli azabı bize gelirse ona karşı bize kim yardımcı olur?" Firavun dedi ki: "Ben size yalnızca gördüğümü [1] gösteriyorum ve sizi ancak doğru yola iletiyorum."
1.Yani "doğru gördüğümü" veya "sahip olduğum görüşü".
Ali Bulaç
'Ey Kavmim, bugün mülk sizindir, yeryüzünde hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah'tan dayanılmaz bir azab gelecek olursa bize kim yardım edecek?' Firavun dedi ki: 'Ben, size yalnızca gördüğümü (kendi görüşümü) gösteriyorum ve ben sizi doğru yoldan da başkasına yöneltmiyorum.'
Ey benim kavmim! Bugün mülk sizin, Mısır arazisinde galib bulunuyorsunuz; fakat başımıza gelir çatarsa, Allah'ın azabından bizi kim kurtarır?” Firavun dedi ki: “- Ben, size fikrimden başkasını göstermem ve muhakkak ki ben, size doğru yolu gösteriyorum.”
Ey kavmim! Bugün yeryüzünde açık olarak iktidar ve idare sizin elinizdedir. Allah’ın azabı bize gelirse, kim bize yardım edecektir?” Firavun ise: “Ben ancak kendi görüşümü size gösteriyorum (emrediyorum.) Ve sizi doğru, kararlı bir yoldan başka bir yola iletiyor da değilim.” dedi.
Ey ulusum ! Siz burada çok kuvvetli olarak, ülke sizindir; Tanrının azabı size gelince, kim yardım eder? Firavun dedi ki: «Ben düşündüğüm oyumu vermiş bulunuyorum; ancak, doğru yolu ben sizlere gösterdim»
(Musa) “Ey benim halkım! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama eğer Allah'ın cezasına maruz kalırsak O'nun azabından bizi kim kurtarır?” Firavun da şöyle dedi: “Ben size kendi görüşümden başkasını uygun görmüyorum ve ben size ancak doğru yolu gösteriyorum.”
"Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah'ın baskını bize çatınca, O'na karşı bize kim yardım eder?" Firavun: "Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum" dedi.
Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah'ın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım eder? Firavun: Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum dedi.
"Ey halkım, yönetim bugün sizindir ve ülkede siz egemensiniz. Ancak ALLAH'ın hışmı bize gelirse kim ona karşı bize yardım edebilir?" Firavun da, "Size kendi görüşümü öğütlüyorum; size doğru yolu gösteriyorum," dedi.
"Ey kavmim! Bugün mülk sizindir. Dünyada yüze çıkmış bulunuyorsunuz. Eğer gelecek olursa Allah'ın hışmından bizi kim kurtarır?" Firavun: "Ben size görüşümden başkasını göstermiyorum ve herhalde ben size doğru yolu gösteriyorum" dedi.
Ey benim kavmım! Bu gün mülk sizin, Arzda yüze çıkmış bulunuyorsunuz, fakat Allahın hışmından bizi kim kurtarır şayed gelirse bize? Fir'avn, ben, dedi: size re'yimden başkasını göstermem ve her halde ben size reşad yolunu gösteriyorum
«Ey kavmim, bugün bu yerde, siz gaalib (kimse) ler olmak üzere, mülk sizindir. Fakat Allahın hışmı bize gelib çatarsa kim bize yardım eder»? Fir'avn dedi ki: «Ben size hangi re'yde bulunuyorsam ondan başkasını işaret etmiyorum. Size doğru yolun hilafını da göstermiyorum».
“Ey kavmim! Bu memlekette üstünlük sağlamış kimseler olarak bu gün mülk(hâkimiyet), sizindir. Şâyet bize gelirse, Allah'ın azâbından (korumak üzere) bize kim yardım edebilir?” Fir'avun dedi ki: “(Ben) size ancak kendi gördüğümü gösteriyorum (siz buna bakacaksınız) ve size ancak doğru yola rehberlik ediyorum.”
Musa “Ey kavmim! Bu gün yeryüzündeki şeyler görünüşte sizin olabilir. Bize Allah’ın azabı geldiğinde kim yardım edebilir ki?” dedi. Firavun “Ben size ancak gördüğümü gösteriyorum ve sizi dosdoğru bir yola sevk ediyorum” dedi.
«— Ey kavmim! Bugün saltanat sizindir, Mısır toprağında İsrail oğullarına galipsiniz. Musa/yı öldürünce bize Allah/ın azabı gelecek olursa bizi ondan kim kurtarabilir?» Firavun dedi ki «— Ben size ancak muvafık gördüğüm reyi bildiriyorum [¹] ben size ancak doğru bir yol gösteriyorum».
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 29. Ayet Açıklaması
[1] Hakkınızda muvafık gördüğüm rey Musa'yı öldürmektir. Bu bapta başka bir reyim yoktur. Onu da size bildirdim; bunun sözüne kulak asmayın. Benim işime mâni olmayın.
Kadri Çelik
“Ey Kavmim! Bugün mülk sizindir, yeryüzünde de hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah'tan dayanılmaz bir azap gelecek olursa bize kim yardımcı olabilecek?” Firavun dedi ki: “Ben, size yalnızca gördüğümü (kendi görüşümü) gösteriyorum ve ben sizi doğru olan yoldan da başkasına yöneltmiyorum.”
“Ey halkım! Bugün yeryüzünde iktidar ve egemenlik sizin elinizde! Fakat Allah’ın bahşettiği bunca nîmetlere karşı nankörlük ederseniz, yarın Allah’ın azâbı gelip başımıza çökecek olursa, bizi ondan kim kurtarabilir?” Bu sözlere karşılık Firavun, “Ben size, yalnızca doğru olduğuna inandığımgörüş ve düşüncelerimi belirtiyorum ve tek amacım, sizi doğru yola iletmektir!” dedi.
-“Ey kavmim!
Bugün Ülke’de geçerli olan Mülk / İktidar sizindir.
Allah’tan bir sıkıntı geldiğinde, kim bize yardım eder?”.
Firavun: -“Size gördüğüm şeyden başkasını göstermiyorum; sizi ancak Rüşd’ün / Doğruluğun yoluna eriştiriyorum” dedi.
“Ey kavmim! Buraların güçlüleri olarak bugün hâkimiyet sizdedir. Eğer Allah’tan bir azap gelirse, bize kim yardımcı olabilir?” dedi. (Bunun üzerine) Firavun da: “Ben, size sadece kendi görüşümü gösteriyor ve sizi en doğru yola yöneltiyorum.” dedi.1
1 Böylece Firavun, başka bir seçenek bırakmayarak tam bir despot olduğunu açıkça ifade etmiş oldu.
Muhammed Esed
Ey kavmim! Bugün hükümranlık sizindir; [ve] yeryüzünün en güçlüsü sizlersiniz: fakat, Allah'ın cezası başımıza gelirse, bizi ondan kim kurtaracak? Firavun ‘Ben’ dedi, ‘size yalnız kendi gördüğümü gösteriyorum; 21 ve sizi yalnız doğruluk yoluna çağırıyorum!’”
Ey halkım, bugün ülkede iktidar sizin elinizde ve güçlü olan sizsiniz şayet azap bir gün başımıza gelirse Allah’ın azabına karşı bize kim yardım edecek? Firavun: – Ben size sadece kendi görüşümü söylüyorum ve ben sizi doğru yoldan başka bir yola da sevk etmem, dedi. 28/38...41
“Ey kavmim! Bugün iktidar sizin tekelinizde, ülkede ezici güçsünüz; tamam ama, eğer Allah’ın cezasına maruz kalırsak bize kim yardım edecek?” Firavun dedi ki: “Ben size sadece kendi görüşümü bildiriyorum; ve sizi doğru olan alternatifsiz bir yola[4192] yöneltiyorum.”
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 29. Ayet Açıklaması
[4192] Mâ…illâ… kalıbının bu bağlamdaki en uygun karşılığı.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ey kavmim! Bugün mülk sizin içindir. Yerde yükselmişler bulunuyorsunuz. Fakat eğer bize Allah'ın azabı gelirse bize kim yardım edebilir?» Fir'avun dedi ki: «Ben size muvafık gördüğüm reyim ne ise ancak onu gösteriyorum ve ben doğru yoldan başkası için size rehberlik etmekte değilim.»
28, 29. Firavun hanedanından olup o zamana kadar iman ettiğini saklayan biri kalkıp şöyle dedi: “Ne o, siz bir insan “Rabbim Allah'tır! ” dedi diye kalkıp onu öldürecek misiniz? Halbuki o Rabbiniz tarafından açık belgeler ve mûcizeler de getirdi. Eğer yalan söylüyorsa, yalanı zaten kendi aleyhinedir. Ama şayet doğru söylemişse, en azından onun sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şu bir gerçektir ki Allah haddi aşan, yalancı kimseleri iflah etmez. Ey (benim) sevgili milletim! Bugün hakimiyet sizindir, ülkede üstünlük sizdedir. Ama yarın Allah'ın azabı başımıza gelir çatarsa, söyler misiniz hangi kuvvet bizi kurtarabilir? ”Buna karşılık Firavun: “Ben size sadece kendimce uygun bulduğum görüşü bildiriyor ve size tutulması gereken doğru yolu gösteriyorum” dedi.
“Firavunun sarayındaki mümin” kıssası, Tevratta ve Talmud’da yer almayan bir kıssa olup, İsrail tarihi ile ilgili olarak Kur’ân’ın dünya tarihine bir armağanıdır. Bu zat hissiyattan uzak, tarafsız konuştuğu intibaını vermeğe ihtimam göstermekte ve münazarada insaf prensibini uygulamaktadır. Zira önce onun yalancı olma faraziyesini, sonra vâd ettiği her şey olmasa dahi, bir kısmının gelme ihtimalinin bile onları nasıl düşündürmesi gerektiğini anlatmak istemiştir. Bu zat imanını belirtmeksizin müphem bir ifade ile şöyle demek istiyor: “Sizler Mûsâ’nın dürüst olduğunu tesbit etmekle beraber yalancılıkla itham ediyorsunuz. Bu iki zıt vasıf bir arada bulunamaz. Şu halde insanlara bile yalan söylemeyen bir kimse, Allah’ın elçisi olmadığı halde hiç Allah adına yalan uydurur mu? “O, beni size elçi olarak gönderip şöyle şöyle dedi’” diyerek en müthiş, en tehlikeli yalanı söyler mi?” Yahut muhataplarına şunu anlatmak istemektedir: “Siz haddi aşıp Mûsâ’yı öldürürseniz bilin ki Allah böyle yapanları asla iflah etmez!” Öyle anlaşılıyor ki Firavun, kabinesindeki bu zatın iman ettiğini fark etmemişti. Zira ona kızdığına dair bir alâmet zikredilmiyor. Bununla beraber, sözlerinin gereğini yapma cihetine de gitmiyor.
Süleyman Ateş
Ey kavmim, bugün mülk sizindir; buraya siz hakimsiniz. Eğer bize (Allah'ın hışmı) gelirse kim bizi ondan kurtarır? Fir'avn dedi: "Ben size yalnız (doğru) gördüğümü gösteriyorum ve ben sizi ancak doğru yola götürüyorum."
Ey halkım, bugün yetki sizdedir, bu toprak sizin hâkimiyetiniz altındadır. Başımıza Allah’tan bir bela gelirse bize kim yardım eder?" Firavun dedi ki "Size sadece kendi gördüğümü gösteriyorum. Size sadece doğru yolu gösteriyorum."
-Ey halkım, bugün, yeryüzünde güçlü bir iktidarınız var. Ama, bize Allah'tan azap gelirse, bize yardım edecek kimdir? Firavun:-Ben size kendi görüşümden başka bir şey göstermiyorum, ben size sadece doğru yolu gösteriyorum, dedi.
“Ey kavmim! Bugün, bu ülkede üstünlüğü elde tutan kimseler olarak egemenlik sizindir. Ya Allah'ın azabı başımıza gelecek olursa bize kim yardım edecek?” Firavun ise “Ben size ancak kendi görüşümü anlatır, yalnızca doğru yolu gösteririm” dedi.
"Ey toplumum, bugün bu toprakta, birbirine destek veren insanlar olarak mülk ve yönetim sizin. Peki, karşımıza dikildiği zaman Allah'ın azabından bizi kim kurtaracak?" Firavun şöyle dedi: "Ben size kendi fikrimden başkasını göstermem. Ve ben, aydınlık/doğruluk yolundan başkasına da kılavuzlamam."
“iy ķavmum! sizüñdür pādişāhlıķ bugün ġālib olıcılarken yirde pes kim yardım vire bize Tañrı 'aźābından eger gelür-ise bize?” eyitti fir'avn dilemezin size “görmezin ben illā anı kim görürin ya'nį gendüzümi daħı yol göstermezin size illā ķurtılmaķ yolını.”
İy ḳavmüm, mülk bu gün sizüñdür, pādişahlarsız yir yüzinde. Pes kimḳurtara bizi Tañrı ‘aẕābından bize geldükde? Fir‘avn eyitdi: Ben size dileme‐zin, illā öz nefsüme diledügüm nesneyi. Daḫı size hidāyet virmezem,illā ḳurtulacaḳ yola, didi.