Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4275, sondan 1962. ayet; 42. sure ve Şûrâ Suresinin 3. ayetidir. Şûrâ Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 2245 olarak hesaplanmıştır. Şûrâ Suresinin toplam ebced değeri 244522 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (0) ق (1) bulunuyor.
Arapça Metin
كذلك يوحي اليك والى الذين من قبلك الله العزيز الحكيم
Allah Teâlâ’nın gerek Hz. Muhammed’e gerekse daha önceki peygamberlere vahyediş tarzının bu sûrede açıklandığı şekilde olduğu belirtilmektedir ki, bu açıklama 51. âyette gelecektir (Elmalılı, VI, 4220). Âyeti şöyle anlamak da mümkündür: Yüce Allah bu sûrenin içeriğinin benzerini hem başka sûrelerde sana hem de senden önceki peygamberlere vahyetmiştir. Bir başka ifadeyle, O bu anlamları Kur’an’da ve diğer ilâhî kitaplarda tekrar tekrar vurgulamıştır (Zemahşerî, III, 396). Bu yorumlarda âyetin Resûl-i Ekrem’e gelen vahyin biçim ve / veya içerik olarak önceki vahiylerle benzerliğine dikkat çekmesi esas alınmıştır. “Vahyediyor” şeklinde şimdiki zaman fiili kullanılmasının da bu mânalara göre izahları yapılmıştır. Fakat fiilin şimdiki zaman olmasından hareketle, asıl konunun Resûlullah’a verilmekte olan vahiy olduğu ve bunun o sağ olduğu sürece devam edeceği bildirilerek müşriklerin vahyin kesileceği yönündeki beklentilerini kırmanın amaçlandığı, diğer peygamberlere verilenden ise dolaylı olarak bahsedildiği de söylenebilir (İbn Âşûr, XXV, 23).
“Böyle” anlamına gelen işaret isminin değinmek istediği şey, sözün akışı içinde daha önce geçmediğinden buna, “işte şu anda vahyedildiği şekilde” mânası verilmektedir. Bu ögenin cümlenin başına konmasındaki amaç, işaret edilen hususun önemine dikkat çekmek ve zihinleri bu konu üzerinde düşünmeye hazırlamaktır. İbn Âşûr başka bazı âyetlerde de örnekleri görülen bu üslûba Arap dilinde daha önce rastlanmadığını ve bunun Kur’an’ın orijinal özelliklerinden olduğunu belirtir (XXV, 27).
Mehmet Okuyan
Güçlü, doğru hüküm veren Allah senden öncekilere (olduğu gibi) sana da işte böyle vahyetmektedir.
İzzet, kudret ve hikmet sahibi, hükümran olan Allah, hurûf-ı mukattaaları ve sûreleri sana, geçmiş kutsal kitaplardaki benzerlerini, senden önceki peygamberlere vahyettiği gibi, Kur'ân'ı sana vahyetmeye devam ediyor.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de açıkladığı hususların özünü daha önceki kitaplarda da bildirmiştir. Özellikle Hâ, Mîm ve Ayn, Sîn, Kaf gibi kesik harfler rumuz ve sır olarak bütün peygamberlere vahyedilmiştir.
Edip Yüksel
Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahyeder.
(2)“Hiç mümkün müdür ki, bir Sâni‘-i Hakîm (hikmetle yaratan san‘atkâr), bütün zîhayat (canlı) ve zîşuûr (şuûr sâhibi) masnu‘larını (san‘atlı mahlûklarını) birbiriyle konuştursun ve dillerinin binler çeşitleriyle birbiriyle söyleştirsin ve onların sözlerini ve seslerini bilsin ve işitsin ve ef‘âliyle (fiilleriyle) ve in‘âmıyla (ni‘met vermesiyle) zâhir bir sûrette (açıkça) cevab versin. Hem hiçbir ihtimâl var mı ki; mâdem bilbedâhe (açıkça)konuşur ve mâdem konuşmasına karşı tam anlayışlı muhâtab en başta insandır. Elbette, başta Kur’ân olarak meşhur kütüb-i mukaddese (mukaddes kitablar) O’nun konuşmalarıdır.” (Şuâ‘lar, 2. Şuâ‘, 33)
İlyas Yorulmaz
Böylece sana ve senden öncekilere, güçlü ve her şeyin hükmünü veren Allah vahiy ediyor.
1 Bu sûrenin içerdiği manalar öyle manalardır ki; Allahu Teâlâ onun mislini hem bu Sûrenin dışında sana vahyetmiştir hem de senden evvelki Peygamberlere vahyetmiştir. Bu suretle Allahu Teâlâ bu manâları Kur’an’da ve Semavî kitapların hepsinde tekrar buyurmuştur. Çünkü bunlarda önceki ve sonraki kullarına belîğ bir tembih ve büyük bir lütuf vardır. (Zemahşeri)
Muhammed Esed
KUDRET ve hikmet Sahibi olan Allah, [ey Muhammed,] sana ve senden öncekilere [hakikati] şöyle vahyetti: 2
[4300] Yani: “muhatapların konuştuğu dil aracılığıyla”. Veya “birbirine benzer biçim ve içerikte”. Önceki vahiylerle Kur’an vahyi arasındaki benzerlik yönü 51. âyette açıklanan vahyin iniş şekilleriyle de açıklanabilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte böyle vahyediyor. Sana ve senden evvel olanlara o azîz, hakîm olan Allah.