Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4281, sondan 1956. ayet; 42. sure ve Şûrâ Suresinin 9. ayetidir. Şûrâ Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 60 ve toplam ebced değeri ise 3521 olarak hesaplanmıştır. Şûrâ Suresinin toplam ebced değeri 244522 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (0) ق (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ام اتخذوا من دونه اولياء فالله هو الولي وهو يحـي الموتى وهو على كل شيء قدير
İnkârcılıkta direnenlerin bu tutumlarının sonucuna katlanmak durumunda oldukları ve yüce Allah’ın dünya hayatını böyle bir irade sınavı için var ettiği hatırlatılmakta, müşriklerin iman etmeleri ve kurtuluşa ermeleri için çırpındıkları halde tam sonuç alamayan Hz. Peygamber ve ona gönülden bağlanan müminler teselli edilmektedir. 6, 8 ve 9. âyetlerde geçen velî (çoğulu: evliyâ) kelimesi “dost, koruyucu, hâmi, destekçi, kendisine uyulan önder” gibi mânalara gelir. Kur’an’da sıkça kullanılan bu kelimeye bağlama göre bu ve benzeri mânalardan biri verilebilir (meselâ bk. A‘râf 7:3, 30; Hûd 11:20, 113; İsrâ 17:97; Ankebût29:41. Allah’ı dost edinmenin anlamı hakkında bk. Bakara 2:257; Nisâ4:125; En‘âm 6:14). 7. âyette geçen ve “anakent, yerleşim yerlerinin merkezi” anlamlarına gelen ümmülkurâ tamlaması Kur’an’da Mekke şehrini ifade etmek için kullanılır (bk. Âl-i İmrân 3:96-97; En‘âm 6:92). Âyetin “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplar’la sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da (meselâ bk. Zemahşerî, III, 397), birçok müfessir İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek burada bütün insanların kastedildiğini savunur (meselâ bk. Râzî, XXVII, 147-148. Kur’ân-ı Kerîm’in Arap dilinde indirilmiş olması konusunda bk. Yûsuf 12:2; Ra‘d 13:37; Nahl16:103; Zümer 39:28). Kur’ân-ı Kerîm’de farklı bağlamlarda, hem “insanlar başlangıçta tek bir ümmet idi” anlamına hem de 8. âyette olduğu gibi “Allah dileseydi insanları (aynı inançta) tek bir ümmet kılardı” mânasına gelen ifadeler yer alır (bunların izahı için bk. Bakara 2:213; Mâide 5:48; Yûnus 10:19; Hûd 11:118; Nahl 16:93; ümmet kavramı hakkında bk. Bakara 2:128). Burada âyet kümesinin genel amacı doğrultusunda, Resûlullah’a ve müminlere, insanların bir sınavdan geçmekte olduğu, hür iradeleriyle hareket ettikleri, bu sebeple de herkesin aynı çizgi üzerinde bulunmadığı bildirilmektedir.
Mehmet Okuyan
Yoksa onlar, Allah’ın peşi sıra başka dostlar mı edindiler! (Oysa) Allah -işte O- gerçek dosttur. O ölüleri diriltecektir; O her şeye gücü yetendir.
Yoksa onlar, O'nun (Allah’ın) dışında birtakım veliler (hüküm vericiler ve sahipler) mi edindiler? İşte Allah; (gerçek) Veli O'dur, ölüleri dirilten O'dur. O, her şeye güç yetirendir.
Yoksa, onu bırakıp kendilerine sahip olacak başka mabutlar mı kabul ettiler? Gerçekten de kudret sahibi ancak o Allah'tır ve odur ölüyü dirilten ve onun, her şeye gücü yeter.
Yoksa onlar Allah'ı bırakarak, O'ndan başka dostlar mı edindiler. Halbuki asıl dost ve sahip çıkan ancak Allah'tır. Çünkü yalnız O'dur, ölüye can veren ve yalnız O'dur, herşeye gücü yeten.
Yoksa onlar, Allah'ın dışında kulları durumundakilerden, veliler, koruyucular, emirlerine uyacakları otoriteler mi edindiler? Halbuki asıl koruyucu, asıl emirlerine itaat edilecek otorite Allah'tır. Ölülere de O hayat verir. O'nun gücü kudreti her şeye yeter.
Hayır, onlar, Allah dışında kendilerine mabudlar edindiler. (Hâlbuki) gerçek mabud ve dost Allah’tır. (Çünkü) O, ölüleri diriltendir. (Çünkü) O, her şeye gücü yetendir.
Gerçek bu iken, Allah'tan başka koruyucular edinebileceklerini mi sanıyorlar? Oysa yalnızca Allah'tır gerçek dost, gerçek koruyucu. Ölüleri diriltecek olan da O'dur ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Din adamlarını putlaştıranlar (9:31; 42:21), özellikle Pakistan ve Hindistan'daki din adamlarını "Mevlana" yani "velimiz, sahibimiz" diye çağırmakta ve din adamları da bunu dini bir ünvan olarak kabul etmektedirler. Bak 2:286.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Oysa asıl dost Allah'tır. Ölüleri diriltecek olan da O'dur. O'nun her şeye gücü yeter.
Yoksa onlar Allah’dan başkasını mı korumacılar mı (veliler) edinecekler? Hâlbuki yalnızca koruyucu (veli) olan ve ölüyü dirilten O dur ve O, her şeyi bir plan ve hesaba göre yapandır.
Yoksa O'nun dışında birtakım veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli olan ancak O'dur; ölü olanları dirilten da ancak O'dur. O, her şeye güç yetirendir.
(Yöneticilik anlamında velayet, münezzeh olan Allah’a mahsustur. Zira ef’alî tevhit ve de her şeyde gerçek etkili varlığın Allah olduğu esasınca Allah’tan başka herhangi bir şeyin veya şahsın kendi adına yönetici olması düşünülemez. Bu yüzden hakiki velayet, Allah’a mahsustur.)
Mahmut Kısa
Demek onlar, Allah’ın yanı sıra başka yardımcılar, kurtarıcılar ve dostlar ediniyorlar, öyle mi? Oysa asıl koruyucu, gerçek dost yalnızca Allah’tır. Çünkü ancak O’dur,tüm canlılara hayat bahşeden! Ve sadece O’dur, her şeye kadir olan!
Yoksa onlar, Onu bırakıp da birtakım velîler1 mi edindiler? Oysa asıl dost, Allah’tır. Ölüleri diriltecek olan da Odur. Çünkü Onun her şeye gücü yeter.
1 Burada ilâhlar denilmeyip de velîler denilmesi, özellikle gizli şirki işaret içindir. Ayrıca gösteriş yaparak Allah’a ibâdet edenler, bu ibâdetlerini ve kendileri gibi insanları şeyh, önder, kurtarıcı ve vasıta edinip ilâhlaştıranlar, onları Allah’ın dışında velî edinmiş olurlar.
Muhammed Esed
Yoksa onlar, Allah'tan başka koruyucular edi[nebileceklerini mi sa]nıyorlar? Hayır, yalnız Allah'tır [bütün varlıkların] koruyucusu; çünkü yalnız O'dur ölüye can veren ve yalnız O'dur her şeye kâdir olan.
Şimdi onlar Allah ile aralarına bir takım evliya/otoriteler mi koyuyorlar? Hâlbuki gerçek veli Allah’tır. Zira ölüleri dirilten O’dur, her şeye gücü yeten de O’dur. 2/257, 7/196
Yoksa onlar O’nun dışında hâmîler mi edinmeye kalkıyorlar? Oysa asıl himâye edici Allah’tır; zira ölüye can veren sadece O’dur, her şeye kadir olan da O’dur.
Gerçek bu iken, bilakis onlar Allah'tan başka birtakım hâmiler edindiler. Olacak iş midir bu! Hâmi ancak Allah'tır, ölüleri diriltecek de O'dur ve O her şeye kadirdir.