Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4541, sondan 1696. ayet; 46. sure ve Ahkaf Suresinin 31. ayetidir. Ahkaf Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 60 ve toplam ebced değeri ise 4004 olarak hesaplanmıştır. Ahkaf Suresinin toplam ebced değeri 191977 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
يا قومنا اجيبوا داعي الله وامنوا به يغفر لكم من ذنوبكم ويجركم من عذاب اليم
Cinlerin Hz. Peygamber’i dinlemeleri ve ona iman ederek kendi topluluklarını da uyarmak üzere harekete geçmeleri, inkârda direnen müşriklerin ibret ve örnek almaları amacına yöneliktir (cinlerin mahiyet ve sıfatları konusunda bk. Bakara 2:275; En‘âm 6:100; Cin 72:1-3). Peygamber efendimizin Kur’an’ı dinlemek üzere cinleri davet edip etmediği, bu sırada cinleri görüp görmediği konusunda farklı rivayetler vardır (Kurtubî, XVI, 204 vd.). İbn Kesîr (VII, 272-275), her iki iddianın da sağlam rivayetleri bulunduğunu göz önüne alarak şöyle bir yorum yapmıştır: Hz. Peygamber ile cinlerin bir araya gelmeleri birden fazla olmuş, birincisinde onlar dinlemiş, o görmemiş, diğerlerinde ise Peygamber efendimiz davet etmiş, onları görmüş ve konuşmuş, en azından bir görüşmede İbn Mes‘ûd da bulunmuş, fakat uzakta durduğu için konuşulanları işitmemiştir (ayrıca bk. Buhârî, “Ezân”, 105, “Menâkıbü’l-ensâr”, 32; Müslim, “Salât”, 149-153). 29. âyet, Allah’ın yönlendirmesi ile dinleme arzusunun cinlerden geldiğini ifade etmektedir. Yine bu âyetler grubu, cinlerin de inançları ve dinleri bulunduğuna, inanç ve amellerine göre karşılık göreceklerine delalet etmektedir. Tevrat ile Kur’an arasında Zebûr ve İncil de gelmiş olduğu halde cinlerin bunlardan söz etmemeleri, Tevrat’ın iman, ibadet ve muâmelât hükümlerini tam olarak ihtiva etmesi bakımından diğerlerinden farklı ve onların da atıf kaynağı olmasına dayanmaktadır. Bazı tefsirciler cinlerin bu ifadelerinden hareket ederek onların da çeşitli dinlere mensup bulundukları, burada sözü geçen cinlerin yahudi oldukları sonucunu çıkarmışlardır (Kurtubî, 209).
Mehmet Okuyan
Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine (çağrısına) cevap verin ve O’na iman edin ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem verici bir azaptan korusun.
"Ey kavmimiz, Allah'a davet edene icabet edin ve O’na iman edin; ki, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun (ve kurtarsın) ."
“Ey kavmimiz, Allah'ın dinine davet edene icabet edin, uyun. O'na iman edin. Allah da sizin günahlarınızın bir kısmını bağışlasın. Sizi can yakıp inleten müthiş bir azaptan korusun.”
Âyetin belirttiğine göre cinler, Allah yolunun dâvetçisi olan Hz. Muhammed’e kavimlerinin uymalarını isterken Allah’ın, günahlarının bir kısmını bağışlayacağını beyan etmişlerdir. Çünkü kul hakkıyla ilgili günahlar, hak sahibinin rızası olmadıkça bağışlanmaz.
Edip Yüksel
"Ey halkımız, ALLAH'a çağıranı yanıtlayın. O'na inanın ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı azaptan korusun."
«Ey kavmimiz, Allahın da'vetcisine icabet edin. Ona îman edin ki (Allah) sizin günahlarınızdan bir kısmını yarlığasın ve sizi çok elem verici bir azâbdan kurtarsın.
“Ey kavmimiz! Allah'ın da'vetçisine icâbet edin ve ona îmân edin ki (Allah) sizin için günahlarınızdan (bir kısmını) bağışlasın ve sizi (pek) elemli bir azabdan kurtarsın!”
Ey kavmimiz Allah’a çağıran o elçinin çağrısına icabet edin ve O Allah’a inanın ki, size hatalarınızı bağışlasın ve acı veren bir azaptan sizi korusun.”
«— Ey kavmimiz! Allah/a dâvet eden peygambere icabet edin, ona iman edin ki Allah bazı günahlarınızı [³] yarlıgasın, sizi acıklı bir azaptan kurtarsın».
“Ey halkımız! Bizleri Allah yoluna çağıran bu mesaja kulak verin ve derhal ona iman edin ki, Allah da günahlarınızı bağışlasın ve Hesap Günü sizi can yakıcı azaptan korusun!”
(Ve devamla): “Ey Kavmimiz! (Allah’ın) günâhlarınızdan bir bölümünü1 bağışlaması ve sizi, acıklı bir azaptan koruması için Allah’a davet eden (Muhammed’e) uyun ve ona îman edin...”2
1 Burada (مِنْ) ba’zıyet ifâde ettiği için bağışlanacak günâhlar, Allah’a karşı işlenen günâhlardır. Zîrâ kulların hakları olan günâhlar, sadece îman ile bağışlanmaz. Ayrıca buradan, cinlerin de sevap ve günâh, cezâ ve mükâfat yönünden aynen insanlar gibi bir muameleye tabi tutulacağı anlaşılmaktadır.2 Bu ifâdeden, Hz. Peygamberin hem insanlara hem de cinlere Peygamber olarak gönderildiği anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
“Ey halkımız! Allah'ın çağrısına uyun ve O'na iman edin: O, [geçmişte işlediğiniz bütün] günahlarınızı affedecek ve [öteki dünyada] sizi acıklı azaptan koruyacaktır.
Ey kavmimiz, Allah’ın yoluna çağıran bu davetçiye uyun. Allah’a inanıp güvenin ki O da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun. 16/125, 41/33, 42/15
Ey kavmimiz! Allah’ın davetine icâbet edin ve O’na iman edin (ki), günahlarınızın üzerini çizip sizi bağışlasın ve sizi elem verici bir azaptan korusun!”
«Ey bizim kavmimiz! Allah'ın dâvetçisine icabet edin ve O'na inanın, sizin için günahlarınızdan mağfirette bulunsun ve sizi elîm bir azabtan kurtarsın,»
“Ey milletimiz! Allah yoluna dâvet eden bu elçinin çağrısını kabul ve ona iman edin kiAllah da sizin günahlarınızı affetsin ve gayet acı bir azaptan sizi kurtarsın.
Muteber rivayetlerden anlaşıldığına göre, 30. âyette zikredilen olaydan sonra cinler, peş peşe heyetler halinde Hz. Peygamber (a.s.)’ın huzuruna gelmişlerdir. Bu hadisenin en az altı kere vâki olduğu, hadislerden anlaşılmaktadır.
Süleyman Ateş
Ey kavmimiz, Allah'ın da'vetçisine uyun ve O'na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi, acı azabdan korusun.