Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4575, sondan 1662. ayet; 47. sure ve Muhammed Suresinin 30. ayetidir. Muhammed Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 3473 olarak hesaplanmıştır. Muhammed Suresinin toplam ebced değeri 180303 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولو نشاء لاريناكهم فلعرفتهم بسيميهم ولتعرفنهم في لحن القول والله يعلم اعمالكم
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed Suresi 30. Ayet Tefsiri
İslâm’ın açık düşmanları duygularını açıkça ortaya koyuyor, gizli düşmanları, yani münafıklar ise durumlarını gizlemeye çalışıyorlardı. Allah bunların kalplerindeki kin ve düşmanlığı birçok vesile ile ortaya çıkardı, zaman içinde pek çoğunun foyası meydana çıktı. Davranışlarını kontrol ederek duygularını gizleyenlerin ise listesi verilmedi, herkes tarafından kolayca tanınmaları için yüzlerine bir nişan konmadı. Fakat Hz. Peygamber ile birkaç yakını Allah’ın yardımı ile onları hem simalarından hem de konuşma tarzlarından anlar ve tanırlardı.
Mehmet Okuyan
Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın; konuşma tarzlarından da tanıyorsun (tanıyor olurdun).Allah işlerinizi bilmektedir.
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.
Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
(Ey Elçimiz!) Eğer dilersek, elbette onları (münafıkları) Sana gösterir (ve bildiririz), böylelikle onları simalarından tanırsın. Yemin olsun ki, zaten Sen (o münafık dönekleri) sözlerini konuşma tarzından (ve gerçekleri çarpıtma ve hıyanetlerine bahane uydurma tavırlarından da) anlarsın... Allah (hepinizin niyetlerini ve) amellerinizi bilip durmaktadır.
Ve dileseydik onları, sana gösterirdik de yüzlerinden tanırdın elbet ve elbette sözlerinden tanırsın, anlarsın onları ve Allah, yaptıklarınızı bilmektedir.
Biz dileseydik, o münafıkları sana gösterirdik, ama onları sen yüz çizgilerinden tanırsın, hiç şüphesiz konuşmalarından da tanıyacaksın. Allah tüm yaptıklarınızı bilmektedir.
Bizim sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, onları, münafıkları ve hasta ruhluları sana gösterirdik. Sen onları simalarından tanırsın. Andolsun ki, sen, onları, incitici konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah amellerinizi biliyor.
Eğer dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
Dilesek, biz onları (münafıkları) sana gösteriverirdik de kendilerini bütün simaları ile tanırdın. Fakat mutlaka sen, onları, lâkırdılarının edasından tanırsın. Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.
Eğer isteseydik, onları sana gösterirdik. Ve sen, onları yüzlerinden tanırdın. Ve elbette sen onları söz ve üsluplarından tanırsın. Allah ise, bütün yaptıklarınızı bilir.
(Ey Muhammed!) Eğer dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları konuşma tarzlarından (seslerinin tonundan) da tanırsın. Allah, bütün yaptıklarınızı biliyor.
Eğer dileseydik, Biz onları sana gösterirdik; sen de onları yüzlerinden tanırdın. And olsun ki sen, onları konuşmalarından da tanırsın; Allah işlediklerinizi bilir.
Biz dileseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.
Rivayet edildiğine göre, bu âyetin nüzulünden sonra Hz. Peygamber’e hiçbir münafık gizli kalmıyor, hepsini simalarından tanıyordu. Münafıkların tanınan bir başka yönleri de konuşmalarıydı. Çünkü onlar Resûlullah’ın huzurunda konuşurlarken müslümanlar hakkında üstü kapalı incitici konuşmalar yaparlardı.
Edip Yüksel
Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.
Ey Muhammed! Eğer biz dileseydik onları sana gösterirdik. Sen de onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.
Dilesek biz onları sana gösteriverirdik de kendilerini bütün sîmâlarıyle tanırdın ve her halde sen onları lakırdılarının edasından tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir
Eğer biz dilersek sana onları her halde gösteririz de sen de kendilerini mutlakaa simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerinin üslûbundan da tanırsın. Allah amel (ve hareket) terinizi bilir.
Hâlbuki dileseydik, onları (o münâfıkları) elbette sana gösterirdik de kendilerini muhakkak sîmâlarından tanırdın.(1) Yine de onları mutlaka konuşma(larının) üslûbundan tanırsın. Allah ise, amellerinizi bilir.
Hayrat Neşriyat Muhammed Suresi 30. Ayet Açıklaması
(1)“Kur’ân’ın, münâfıkların şahıslarını ta‘yîn etmeyerek (belirlemeyerek), umum bir sıfatla, onlara işâret etmesi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın siyâsetine daha münâsibdir. Zîrâ münâfıkların şahıslarının ta‘yîni ile kabâhatleri yüzlerine vurulsa idi, mü’minler, nefsin desîsesiyle (hîlesiyle) vesveseye düşerlerdi. Hâlbuki, vesvese havfa (korkuya), havf riyâya (gösterişe), riyâ nifâka müncer olur (götürür). Ve kezâ eğer Kur’ân onları ta‘yîn ile takbîh etse (kötülese) idi; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mütereddiddir(kararsızdır); etbâına (kendine tâbi‘ olanlara) emniyeti yoktur denilecekti. Ve kezâ bazen kötülük ifşâ edilmese (duyurulmasa) tedrîcen (yavaş-yavaş) zâil olması (geçmesi) ihtimâli vardır. Fakat teşhîr edildiği takdirde, kötülüğü yapan kimsenin hiddetini tahrîk eder. Fenâlığı daha fazla yapmasına bâis (sebeb) olur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 77)
İlyas Yorulmaz
Biz dilersek sana o ikiyüzlüleri gösteririz. Zaten sen onları yüzlerinden tanırsın ve tutarsız konuşmalarından da onları kesinlikle teşhis edersin. Allah sizin yaptıklarınızı biliyor.
Biz dileseydik, onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Sen yine onları sözlerinin ahenginden tanırsın. Allah amellerinizi bilir.
Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle sen onları simalarından tanımış olursun. Şüphesiz sen onları, sözlerinin anlatım biçiminden de tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
(Durr’ul Mensur c.6 s.66–68’de yer aldığına göre İbn-i Merduye’nin nakline esasınca İbn-i Mes’ud şöyle demiştir: “Biz Hz. Resulullah’ın getirdiği dine iman etmeyen münafıkları Ali’ye olan buğzlarından tanırdık.”
Mahmut Kısa
Heyhât! Eğer dileseydik, ey Muhammed, gaybın perdelerini açar ve münâfıkların maskesini düşürerek onları sana gösterirdik ve sen onları görür görmez yüzlerinden tanırdın. Fakat imtihân hikmeti gereğince, size gaybı bildirmeyeceğiz. Ama yine de sen, onları davranışlarından ve konuşma tarzlarından tanıyabilirsin. O hâlde, ey müminler! İkiyüzlülerin saf dışı bırakıldığı bir İslâm toplumu oluşturmak için var gücünüzle çalışın. Unutmayın ki, Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir.
Dilersek onları sana gösterirdik; onları simalarından da tanırdın.
Onları Söz’ün uslûbundan da elbette tanıyorsun.
Allah, amellerinizi / işlediklerinizi biliyor.
Eğer Biz, dileseydik elbette o (münafıkları) sana bildirirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Aslında sen onları konuşma tarzlarından da tanırsın.1 Ve Allah, bütün yaptıklarınızı çok iyi bilir.
1 Sen onları sözlerinin söyleniş tarzı, edası, üslubundan yahut eğimi ve kırımından tanırsın.
Muhammed Esed
Eğer dileseydik onları sana açıkça gösterirdik ki görünür/dış işaretlerine bakıp 35 onları kesin olarak teşhis edebilesin: ama [öyle olsa bile,] sen onları seslerinin tonundan 36 mutlaka tanırsın. Ve Allah yaptığınız her şeyi bilir [ey insanlar:]
Biz isteseydik onları sana tek tek gösterirdik. Sen de simalarından tanırdın. Sen onları konuşmalarındaki tarz ve üsluptan zaten tanıyorsun. Unutmayın ki Allah yapıp ettiğiniz her şeyi bilmektedir. 4/62, 9/42
Eğer isteseydik, onları sana kesin gösterirdik ve elbet sen de onları kendi (gerçek) yüzleriyle tanımış olurdun;[4573] yine de sen onları, konuşma tarzından mutlaka tanırsın; ama Allah bütün yaptıklarınızı bilir.
Mustafa İslamoğlu Muhammed Suresi 30. Ayet Açıklaması
[4573] Sîmâ, “yüzleri birbirinden ayıran alamet-i farika”. Sözgeliminden ve devamındaki cümleden: “ama istemedik”. Yani, kimseye insanın kalbini okuma yetkisi vermedik. Allah Rasûlü’nün Üsame’yi “Kalbini yarıp baktın mı?” (es-Sîra, VI, 34) diye azarlaması ve “Ben insanların kalbini açıp bakmak için gönderilmedim” buyurması, hep bu ilâhî inşânın sonucudur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer dilesek elbette onları sana gösteriveririz de onları herhalde simâlarıyla bilirsin. Andolsun ki, onları lâkırdılarının üslûbundan da bilirsin. Ve Allah ise bütün amellerinizi bilir.
Eğer dileseydik onları sana tek tek gösterirdik, sen de onları simalarından tanırdın. Hatta sen onları ifadelerinden, ses tonlarından kesinlikle tanırsın. Allah bütün işlerinizi bilir.
Tercihimiz farklı olsaydı onları sana gösterirdik, sen de yüzlerinden tanırdın. Ama onları, sözlerinin içeriğinden tanıyabilirsin. Allah bütün işlerinizi bilir.
Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırsın. Konuşma uslûblarından da onları tanıyabilirsin. Allah, çalışmalarınızı bilir.
Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.
Eger biz dilese‐y‐dük anları saña gösterürdük. Bilürsin anları ‘alāmetleri‐y‐le. Daḫı bilürsin anları sözi egri söylemekde. Tañrı Ta‘ālā bilür anlaruñ ‘amel‐lerini.