Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4607, sondan 1630. ayet; 48. sure ve Fetih Suresinin 24. ayetidir. Fetih Suresi 24. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 4190 olarak hesaplanmıştır. Fetih Suresinin toplam ebced değeri 181941 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وهو الذي كف ايديهم عنكم وايديكم عنهم ببطن مكة من بعد ان اظفركم عليهم وكان الله بما تعملون بصيرا
O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
Hudeybiye Mekke’ye 17 kilometredir, –günümüzde de Mekke’de oturanların umre için mîkat yeri olan– Ten‘îm ise 8 kilometredir. Mekke şehir sınırının yakınlarında, Ten‘îm ve Hudeybiye’de, yani Mekke’nin neredeyse içinde veya –bir başka açıklamaya göre Hudeybiye aşağıda, vadide olduğu için– Mekke’nin aşağısında birkaç defa düşmanın özel harekat ve baskın güçleri yakalanmış, fakat barışı olumsuz etkilememesi için serbest bırakılmışlardır. O zamanlar müşrik olan Hâlid b. Velîd komutasında 200 kişilik bir güç, Usfân önünde bulunan Gamîm isimli bir tepeyi siper alarak mevzilenmiş ve müslümanlar namazda iken ansızın hücum etmeyi planlamışlardı. Müslümanlar öğle namazına niyetlendiler, sonra vazgeçip ikindiye bıraktılar. Hz. Peygamber ikindi namazını salâtü’l-havf (tehlike halinde namaz) usulü ile kıldırdığı ve böylece yüzleri düşman tarafına dönük bulunduğu için Hâlid, “Bu adam korunmaktadır” diyerek kararını gerçekleştiremedi (Mustafa Fayda, “Hâlid b. Velîd” , DİA, XV, 289-292).
Müşrikler, Kâbe’yi ziyarete gelenleri engellemek şöyle dursun onlara hizmet vermek şeklinde yerleşmiş bulunan geleneklerine aykırı olmasına rağmen, Câhiliye psikolojisinin, büyüklük kompleksinin, müslümanlara karşı kalplerinde besledikleri kin ve düşmanlık duygusunun etkisinde kalarak Medine’den gelen müminlerin Mescid-i Haram’ı ziyaretlerini engellediler; yanlarında getirdikleri yetmiş kadar kurbanlık devenin kesim yerine ulaştırılıp kurban edilmesine de mâni oldular. Peygamber efendimiz bulundukları yerde kurbanlarını kesip ihramdan çıkabileceklerini söyledi ise de, müslümanlar bir müddet şaşkınlık ve tereddüt geçirerek bunu yapmadılar ve onu üzdüler. Eşi Ümmü Seleme’nin tavsiyesine uyarak Hz. Peygamber kurbanını kesince işin ciddiyetini anlayan sahâbe bu defa acele ve heyecanla emri yerine getirmeye koyuldular (Müsned, IV, 323-326; Kurtubî, XVI, 270). Sahâbenin ahlâkı, edebi, Hz. Peygamber’den aldıkları eğitimi, Allah ve resulünün emirlerine tereddütsüz ve ertelemesiz teslim olmayı kaçınılmaz kılıyordu ve genellikle de böyle yaparlardı. Hudeybiye’de olup biten gerilime iki şey sebep olmuştu: a) Peygamber efendimizin gördüğü rüyaya dayanarak –o yıl gerçekleşeceği açıklanmadığı halde– ziyaretin hemen gerçekleşeceğine inanmaları, rüyayı eksik yorumlamaları, b) Mekke’yi ve Kâbe’yi özlemiş oldukları ve ona çok yaklaştıkları halde haksız olarak engellenmeleri karşısında öfke ve heyecanlarını kontrol edememeleri. Ama Allah’ın mânevî yardımı, Hz. Peygamber’in de kararlı tutumu sayesinde bu heyecan fırtınası yatıştı, sahâbe asıl çizgilerinin gerektirdiği davranışa döndüler ve her şey yoluna girdi.
Peygamberimizin ve ashabının kestikleri kurbanlar nâfile kurbanlar idi; çünkü tek başına umre ibadetinde kurban gerekli (vâcip) değildir. Hudeybiye’nin Harem bölgesi mi, serbestlik (Hill) bölgesi mi olduğu tartışılmıştır; Hanefîler’e göre bir bölümü Harem bölgesine dahildir. Hac ve umre kurbanı Harem bölgesinin her yerinde kesilebilir. Ancak hac kurbanının Mina’da, umre kurbanının ise Merve’de kesilmesi müstehaptır. Günümüzde Merve’de kurban kesme imkânı ortadan kalkmıştır.
Hudeybiye’de engellenen müminlerin, Mekke’de ya kendilerini henüz tanımadıkları veya bulundukları yerleri bilmedikleri müslümanlar vardı. Eğer savaşa karar verip Mekke’ye hücum etselerdi, kurunun yanında yaş da yanacak, bilmeden birçok müslümanın kanına girilecekti. Allah buna razı değildi, Mekke’nin daha uygun şartlarda ve kutsallığına yaraşır şekilde kan dökülmeden fethedilmesini takdir buyurmuştu, nitekim iki yıl sonra fetih böyle gerçekleşti.
Mekke’de müşriklerin içinde yaşayan müminler de bulunduğu için savaşın Allah tarafından engellenmiş olması fıkıhçıları, gerektiğinde düşmanı yenmek, tehlikeyi ortadan kaldırmak için böyle bir durumda savaşa girmenin câiz olup olmadığı konusunu tartışmaya yöneltmiştir. Ebû Hanîfe ve Süfyân es-Sevrî’ye göre başka çare bulunmaması halinde büyük zararı küçük zarar karşılığında önlemek için taarruz yapılır, bu arada müslümanlar da isabet alabilir. Mâlik ve Şâfiî’ye göre ise haram olan bir şeyi araç yaparak mubah olan bir sonuca ulaşmak câiz değildir. Meselâ müslüman esirlerin ölmesi pahasına bir kaleye hücum etmektense bundan vazgeçmek gerekir. Kurtubî iki grubun ittifak etmeleri gereken bir durumu şöyle dile getirmektedir: Ortada bütün müslümanları veya o bölgedeki müslümanların tamamını ilgilendiren küllî (genel) ve kesin bir zorunluluk varsa az sayıda müslümanın ölmesi ihtimali göze alınarak tehlike defedilmelidir; buna kimsenin itirazı olamaz. Müslüman esirleri siper yaparak müslümanların kalelerine veya mevzilerine doğru ilerleyen düşmana atış yapılma zarureti konumuza bir örnektir (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, IV, 1708; Kurtubî, XVI, 274).
Mehmet Okuyan
Sizi onlara üstün (galip) kıldıktan sonra, Mekke vadisinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O’dur. Allah yaptıklarınızı görendir.
Sizi onlara muzaffer kıldıktan sonra Mekke vadisinde onların ellerini sizin üzerinizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O'dur. Allah yapmış olduğunuz her şeyi görmektedir.
Sizi, Mekke'nin merkezinde onlara galip kıldıktan sonra, onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi de onlardan çeken O'dur¹. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Ve O Allah (C.C), Mekke vadisinde (Hudeybiye’de ve kıyamete kadar her dönemde) kâfirlere karşı Sana zafer verdikten sonra; onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çektirip (huzur ve güven ortamı sağlayandır.) Ve Allah, her ne yaparsanız hakkıyla görüp durmakta (ve kayıt altına aldırmaktadır).
Ve o, bir mabuttur ki, onlara karşı zafer kazandınız da ondan sonra Mekke vadisinde onların ellerini sizden çekti, sizin ellerinizi de onlardan ve Allah, ne yaparsanız hepsini görür.
Hûdeybiyye'de müşrikler, Müslümanların ahvalini anlamak ve onlarla savaşmak için kırk kişi göndermişlerdi. Bunlar tutulup Hz. Muhammed (s.a.a)'in huzuruna getirilmişti. Hz. Muhammed (s.a.a) bunları affedip koyvermişti. Sonra Hûdeybiyye sulhu bağlandı. Gönderilenlerin seksen kişi olduğu da rivâyet edilmiştir.
Abdullah Parlıyan
O Allah ki, sizi onların üzerine galip getirdikten sonra, Mekke'nin göbeğinde onların elini sizden, sizin elinizi onlardan çeken O'dur. Allah ne yaparsanız hepsini görür.
Allah sizi, onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, Hudeybiye-Mekke vâdisinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çektirendir. Allah işlediğiniz amelleri biliyor, görüyor.
24.Müslim, Tirmizi ve Nesai`nin Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiklerine göre müşriklerden silahlı seksen kişi Ten`im dağından Resulullah (a.s.)`ın ve ashabının üzerine baskın yapmak için girişimde bulundular. Ancak bunlar sahabiler tarafından yakalandılar. Resulullah (a.s.) daha sonra onları serbest bıraktı. Bu ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirildi.Bu olay müşriklerin barışı kabul etmelerine sebep olmuştur. Ayette: "Mekke yakınında onların ellerini sizden sizin ellerinizi onlardan çeken O`dur" denirken buna işaret edilmektedir.
Ali Bulaç
Onlara karşı size zafer verdikten sonra, Mekke'nin göbeğinde ellerini sizden ve sizin de ellerinizi onlardan çeken O'dur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Allah O'dur ki, sizi, Mekke vadisinde kâfirlere karşı sizi zafere erdirdikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekti (birbirinizle savaşmadınız). Allah bütün yaptıklarınızı görendir.
Yalnız ve yalnız Allah idi ki; Mekke’nin içinde size zafer kazandırdıktan sonra onlarla sizin aranıza engel oldu. (Boşuna kan dökülmedi) Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir.
(Ey mü'minler!) O (Allah ki), Mekke vadisinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.
Mekke sınırları içerisinde, Hudeybiye’ de Müslümanlar zafer elde etmişler ve bir grup düşman askerini esir alarak Hz. Peygambere getirmişlerdi. Hz. Peygamber de onları salıvermişti. Böylece Kureyşli müşriklerle Müslümanlar arasında barış sağlanmıştı.
Diyanet İşleri (Eski)
Sizi onlara üstün kıldıktan sonra, Mekke bölgesinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savaşı önleyen O'dur. Allah yaptıklarınızı görendir.
O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, Mekke'nin içinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Gerçekten Cenab-ı Hak, Mekke sınırları içinde yani Hudeybiye’de müslümanlara zafer bahşetmişti. Şöyle ki, düşmandan silahlı seksen kişi, müslümanların etrafını sarmışken, yakalanarak Hz. Peygamber’in huzuruna getirilmişler, Hz. Peygamber de onları affetmişti. İşte Kureyşlilerin barış istemelerine bu olay sebeb olmuştur.
Edip Yüksel
Sizi onlara karşı üstün getirdikten sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini yakanızdan sizin de ellerinizi onların yakasından çeken odur. ALLAH yaptıklarınızı görendir.
O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Ve o dur ki onların ellerini sizden sizin ellerinizi de onlardan çekti Mekke deresinde onlara karşı size zafer vermişken, hem Allah, her ne yaparsanız basîr bulunuyor
O, sizi Mekkenin karnında onlara karşı muzaffer kıldıkdan sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendi. Allah ne yaparsanız hakkıyle görücüdür.
O, Mekke'nin (sınırlarının) ortasında (Hudeybiye'de) onlara karşı size zafer verdikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Çünki Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir.
Allah, müşriklere karşı size kesin bir zafer verdikten sonra, artık bundan böyle Mekke’nin içinde müşriklerin ellerini sizden çeken ve sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah yaptıklarınızı görendir.
Sizi onlara galip kıldıktan [¹] sonra Harem-i Mekke dahilinde sulh ile onların elini sizden, sizin elinizi de onlardan çeken O/dur, Allah bütün yaptıklarınızı görüyor.
İsmail Hakkı İzmirli Fetih Suresi 24. Ayet Açıklaması
[1] Mekke fethinde veya Hüdeybiye'de. Çünkü Hüdeybiye'deyken Mekkelilerden seksen kişi bir sabah ehl-i İslâma hücum etmişlerdi. Ehl-i İslâm onları yakalayarak esir etti. Peygamberimiz onları azat eyledi. Kureyş anladı ki kendilerinden pervası yoktur, sulha razı oldu.
Kadri Çelik
Onlara karşı size zafer verdikten sonra, Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden ve sizin de ellerinizi onlardan çeken O'dur. Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
Bu yasaların nasıl işlediğini bizzat gözlerinizle gördünüz. Hani siz Hudeybiye’de konakladığınız sırada, Mekkeli müşriklerin gönderdiği 80 kişilik bir askerî birlik size saldırmıştı. İşte o saldırıda sizi onlara üstün getiren ve kâfirlerin başkenti olan Mekke’nin göbeğinde onların size, sizin de onlara saldırmanızı engelleyerek barış ortamını hazırlayan O’dur. Hiç kuşkusuz Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.Fakat Mekkeliler zannetmesinler ki, Allah onlara acıdığından bu savaşı engelledi! Hayır;
Onlara karşı size zafer verdikten sonra Mekke’nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O’dur.
Allah, ne işliyorsanız görmektedir.
Sizi onlara karşı galip getirdikten sonra,1 Mekke vadisinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken Odur. (O zaman) Allah, sizin ne yaptığınızı görüp duruyordu.
1 Müslümanların Hudeybiye’ye kadar varıp da orada ordu kurmaları bile bir zaferdi. Çünkü Halid b. Velîd iki yüz kadar Kureyş süvarisinin komutanı olarak gelmiş idi. Ashaba yaklaşmak istedi, Rasulullah da Abbad b. Bişr’i görevlendirdi. O da süvarileri ile ileri vardı ve karşılarında saf bağladı, öğle vakti olmuş idi. Rasulullah (s.a.v) korku namazı kıldı. Halid b. Velîd süvarilerini çekti ve gitti. Rasulullah (s.a.v) de yolun sağ tarafındaki yokuşa durup Hudeybiye’ye kadar vardı. Enes: “Müşriklerden seksen kişi sabah namazı vakti Peygamberimizi öldürmek kastiyle Ten'îm dağı tarafından Peygamber ve ashabının üzerine indiler. Bunlar yakalandılar, sonra da Peygamber (s.a.v) onları azat etti” diye rivayet etmiştir. (Tirmîzî) Bu âyet, bu olaya işaret etmektedir.
Muhammed Esed
Sizi onlara muzaffer kıldıktan sonra Mekke vadisinde onların ellerini sizin üzerinizden, sizin ellerinizi de onların üzerinden çeken O'dur; ve Allah yapmış olduğunuz her şeyi görmektedir. 28
Sizi onlara karşı zafere ulaştırdıktan sonra, Mekke vadisinde aranızda barışı sağlayan O’dur. Zaten Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir. 3/181, 57/4
Sizi onlara galip getirdikten sonra, Mekke vadisinde onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi de onlardan çeken O’dur:[4613] ve zaten Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.
Mustafa İslamoğlu Fetih Suresi 24. Ayet Açıklaması
[4613] Yani: savaşı önleyen. Burada şöyle bir soru akla gelebilir: Allah kâfirlerin elini mü’minlerin üzerinden çekti. Peki, mü’minlerin elini kâfirlerden niçin çekti? Cevabını bir sonraki âyet veriyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O, o (Hâlık-i Azîm) dir ki onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi de onlardan Mekke vadisinde çektirdi, sizi onların üzerlerine muzaffer kıldıktan sonra ve Allah, sizin bütün işlediklerinizi görücüdür.
Mekke vâdisinde size kâfirlere karşı zafer nasib ettikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O'dur. Allah bütün yaptıklarınızı görür.
Mekke'nin göbeğinde, sizi onlara galip getirdikten sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çeken O'dur. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Düşmandan silâhlı 80 kişi, müslümanların çevresini sarmışken yakalanarak Hz. peygamber'in huzurlarına getirildiler. Hz. peygamber, onları affetti. İşte düşmanların barış istemelerine bu olay sebebolmuştu.
Süleymaniye Vakfı
Mekke’nin yanı başında size zaferi gösterdikten sonra onların elini sizden, sizin elinizi de onlardan çekti. Allah ne yaptığınızı görüyordu.
Sizi onlara karşı zafere ulaştırdıktan sonra, Mekke'nin göbeğinde, onların ellerini sizden, sizin elinizi de onlardan çeken O'dur. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin ortasında onların elini sizden, sizin elinizi onlardan çeken de Odur. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.
O O'dur ki, sizi onlarla galip getirdikten sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan uzak tuttu. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.