Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 783, sondan 5454. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 114. ayetidir. Mâide Suresi 114. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 97 ve toplam ebced değeri ise 5296 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قال عيسى ابن مريم اللهم ربنا انزل علينا مائدة من السماء تكون لنا عيدا لاولنا واخرنا واية منك وارزقنا وانت خير الرازقين
Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi.
Havârilerin “Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” şeklindeki sorusunu “Rabbinin buna gücü yeter mi?” anlamında düşünen müfessirler, o esnada havârilerin henüz tam bir teslimiyet içinde olmadıkları ve imanlarında zaaf bulunduğu yorumunu yapmışlardır. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre ise bu sorudaki yardımcı fiili “güç yetirme” anlamına göre düşünmemek gerekir. Zira onların bu talebi –müteakip âyette ifade edildiği üzere– olumlu amaçlara yöneliktir. Şu halde bu soruyu, –Arap dilindeki örneklerin ışığında– “Rabbin bize gökten bir sofra indirir mi, indirmesi O’nun hikmetine uygun olurmu; Allah’ın âdetine (sünnetullah) göre bu olabilir mi; sen rabbinden bize gökten bir sofra indirmesini isteyebilir misin, istersen rabbin buna rızâ gösterir mi veya isteğini yerine getirir mi?” gibi mânalarda anlamak daha uygun olur. 111. âyette onlardan “İman ettik, şahit ol ki bizler yürekten teslimiyet içindeyiz, demişlerdi” şeklinde söz edilmiş olması da bu anlayışı desteklemektedir. Gerçi Hz. Îsâ “Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allah’a saygılı olun” cevabını vererek, onları Allah hakkındaki düşünce ve ifadelerinde daha saygılı olmaları gerektiği yönünde uyarmış ve mûcize talep etmenin gönülden inanmış insanlara yaraşmayacağını hatırlatmıştır. Fakat konuşmanın akışı dikkate alınırsa bu, onları itham etme niteliğinde değil, bilâkis onların neyi amaçladıklarını açıklamalarına imkân veren bir cevaptır. Nitekim havârilerin niçin böyle bir istekte bulunduklarını açıklamaları üzerine Hz. Îsâ onları reddetmeyip isteklerini yüce Allah’a arzetmiştir. Havâriler gökten sofra indirilmesini istemelerinin sebeplerini şöyle açıklamışlardı: “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz güvenle dolsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna tanık olalım.” Böylece onlar buna hem kendi ihtiyaçlarının bulunduğunu hem de Hz. Îsâ’nın tebliğini sonraki nesillere aktarmada bunun önemli bir role sahip olacağını ifade etmiş oluyorlardı. Onların buna ihtiyaç duyması, o esnada aç oldukları şeklinde açıklandığı gibi, böyle kutlu bir sofradan yiyerek mânevî hazza erişme arzusu olarak da anlaşılmıştır. “Kalplerinin güvenle dolmasını” istemeleri ise Hz. İbrâhim’in Bakara sûresinin 260. âyetinde aktarılan konuşmada geçen isteğine benzetilmiştir. Bu konuşma şöyle cereyan etmiştir: İbrâhim, “Rabbim! Ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster!” deyince rabbi, “Yoksa inanmıyor musun?” demişti. O, “Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye” cevabını verdi. Bunun üzerine yüce Allah onu mûcizevî bir olaya tanık kılarak kalbinin güvenle dolmasını sağladı. Havâriler bu taleplerinin yerine getirilmesiyle, Hz. Îsâ’nın doğru söylediğinden, önce kendileri emin olacaklar, gözleriyle görüp tanık olunca onun öğretilerini tebliğ ederken bu tanıklıklarını tekrar tekrar ifade edip bundan güç alacaklardı. Hz. Îsâ’nın duasında yer alan ve “ziyafet” diye çevirdiğimiz îd kelimesi “dinî, millî, yöresel bayramlar veya belirli münasebetlerle yapılan toplantılar ve sevinçlerin paylaşıldığı özel günler” anlamındadır. Bazı müfessirler Hz. Îsâ’nın “Bize gökten öyle bir sofra indir ki, ilk gelenimizden son gelenimize kadar bizler için bir ziyafet ... olsun” ifadesini “ki o günü ibadet ederek kutlayalım, biz ve bizden sonrakiler onu tâzim edelim” şeklinde açıklamışlardır. Aynı duadaki “Senden bir işaret olsun” ifadesi, “Benim peygamberliğime ve söylediklerimin doğruluğuna kanıt (mûcize) olsun” demektir; fakat burada “senden” kaydı konarak asıl kudret sahibinin Allah Teâlâ olduğuna ve hıristiyanların Hz. Îsâ’yı rab olarak nitelemelerinin yanlışlığına dikkat çekilmiş olmaktadır. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre Hz. Îsâ’nın bu duası üzerine gökten bir sofra indirilmiştir. Tefsir kitaplarında bu sofrada hangi yiyeceklerin yer aldığı, bu ziyafetin ne kadar bir süre devam ettiği ve kimlere nasip olduğu hususunda ayrıntılı açıklamalar yer almıştır. Fakat bu bilgileri destekleyen sahih rivayetler bulunmamaktadır. Bazı tâbiîn bilginlerinden gelen bir rivayeti esas alan müfessirlere göre yüce Allah’ın “Kuşkunuz olmasın, ben onu size indireceğim; fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, varlıklar âleminde hiç kimseye etmediğim azabı ona edeceğim” buyurması üzerine, sofra indirilmesini isteyenler bu taleplerinden vazgeçmişler ve sofra indirilmemiştir. Reşîd Rızâ, hıristiyanların kutsal kitabı olan İnciller’de bu konuda bir bilginin bulunmamasını ve bunun hıristiyanlar arasında bilinegelen bir olay olmamasını bu yorumu destekler nitelikte bulur, İnciller’deki Hz. Îsâ’nın yiyecekleri bereketlendirmesiyle ilgili bilgilerin gökten sofra indirilmesi mûcizesiyle ilgisinin bulunmadığını açıklar. Şu var ki İnciller’de bu konuda bilgi bulunmamasını bu görüşe destek kılmak isabetli görünmemektedir. Zira sofranın indirilip indirilmediği bir yana –Kur’an’ın haber verdiği– havârilerin bu isteği ve Hz. Îsâ’nın bu duası da İnciller’de zikredilmemektedir. Taberî, Resûlullah’tan, ashabından ve Selef bilginlerinden nakledilen rivayetleri dikkate alarak ve Allah Teâlâ’nın vaadini mutlaka yerine getirmiş olduğunu düşünerek sofranın indiği görüşünü tercih etmek gerektiğini savunur. Ancak Taberî’ye göre, neler içerdiğini belirleme cihetine gitmeksizin üzerinde yiyecekler bulunan bir sofra indiğini kabul etmekle yetinilmelidir; zaten bunları bilmenin bir yararı olmadığı gibi, bilmemenin de bir zararı yoktur (Taberî, VII, 133-135; İbn Atıyye, II, 261-262; Reşîd Rızâ, VII, 256-260; İnciller’de Hz. Îsâ’nın az miktardaki yiyecekleri bereketlendirip çok sayıda insanı doyurması hakkında bk. Markos, 6:38-44; Luka, 9:13-17).
Mehmet Okuyan
Meryem oğlu İsa şöyle dua etmişti: “Allah’ım! Rabbimiz! Bize hem bizim hem de öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir delil olacak şekilde gökten bir sofra indir! Bizi rızıklandır! Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
Meryem oğlu Îsâ şöyle demişti: “Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir, Havarilerle bana, şu anki nesillerimize ve gelecekteki nesillerimize bir bayram ve senden bir delil olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en cömerdisin.”[110]
[110] Gök sofrası/mâide hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 207-208.
Erhan Aktaş
Meryem oğlu İsa: “Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet.¹ Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın.” dedi.
Meryem oğlu İsa: “Ey Rabbimiz (olan) Allah'ım! Bize gökten bir sofra (maide-faide) indir ki; öncemiz ve sonramız için bir bayram (şöleni) ve Senden de bir (mucize) belgesi olsun. Bizi (her türlü nimet ve faziletinle) rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın” demişti.
[Not: Maide; “Tepsi şeklindeki arz dairesi (ekvator)üzerinde, (yani yeryüzünde) Hakk davetimizin hâkimiyetiyle bizleri sevindirip şereflendir.” şeklinde bir teşbih ve temenni de olabilir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Meryemoğlu İsa, Rabbimiz demişti, bize gökten bir sofra yemek indir de bugün, hem önce gelenlerimize bayram olsun, hem sonra gelenlerimize, hem de senden bir delil olsun; sen bizi rızıklandır ve sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
Meryem oğlu İsa, dua ederek dedi ki: “Ey Allah'ım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten öyle bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için, o gün bir bayram olsun ve senden de bir alamet ve ibret olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
Meryem'in oğlu Îsâ:
“Ey Rabbimiz, bize gökten mükellef bir sofra indir. Bizim için, geçmişimiz ve gelecek nesillerimiz için bayram olsun. Senin kudretine, Rasulünün görevinin tasdikine bir işaret, bir mûcize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi.
Meryem oğlu İsa: "Ey Rabbimiz olan Allah'ım! Bize, öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bayram ve senin katından bir mucize olacak bir sofra indir. Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.
Meryem oğlu İsa: 'Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram (şölen) ve Sen'den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın' demişti.
Meryem oğlu Îsa şöyle yalvardı: “- Ey Allah'ım, Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim hem evvelimiz, hem de âhirimiz için bir bayram ve kudretinden bir mûcize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.
Meryemoğlu İsa, “Ey sahibimiz olan Allah’ım! Bize gökten öyle bir sofra indir ki, ilklerimiz ve sonlarımız için bir bayram olsun ve Sen’den bir mucize olarak kalsın. Bize rızık ver, rızık verenlerin en iyisi Sen’sin!” dedi.
Meryem oğlu İsa dedi ki: «Ey Allahım! Gökten bize sofra indir, bizden öncekilere de, bizden sonrakilere de bayram günümüz ola, senden belge olarak, bize azık ver, azık verenlerin hayırlısısın»
Bunun üzerine Meryem oğlu İsa şöyle dedi: “Ey Allah'ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için, geçmiş ve geleceğimiz için bir bayram ve senin bize gösterdiğin bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
Cemal Külünkoğlu Mâide Suresi 114. Ayet Açıklaması
Havarilerin bu talebini imanlarındaki zayıflığa, Hz. İsa’ya güvensizliğe bağlamamak lazım. Zira bir önceki ayetin açıklamasında da anlatıldığı gibi, benzer bir talebi Hz. İbrahim’de yapmıştı. Onlar Allah’ın istediği şekilde tam teslim olmasaydı zaten kendilerine “havarî” denmezdi.
Diyanet İşleri (Eski)
Meryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.
Meryem oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
Meryem oğlu İsa: "Tanrımız, Rabbimiz, bize gökten bir ziyafet indir de hepimiz ve herbirimiz için bir bayram ve Sen'den bir delil olsun. Bizi rızıklandır. Sen en iyi rızık verensin," dedi.
114-115 Kuran'ın matematiksel mucizesi, büyük mucizelerden olduğu için (74:35), onu öğrenenlerin sorumluluğu da büyüktür. Ayrıca, Tanrı'nın İsa'ya sürekli olarak "Meryem oğlu" diye seslenmesi dikkat çekicidir. İncilde de sık sık "insan oğlu" olarak tanımlanan İsa'nın, buna rağmen "Tanrı'nın biricik oğlu" olarak anılması, insanların kahramanları putlaştırma eğilimlerinin delillerinden biridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.
Isâ ibni Meryem şöyle yalvardı: Ya Allah! ey bizim yegâne rabbımız! bize Semadan bir mâide indir ki bizim için hem evvelimiz, hem ahırımız için bir bayram ve kudretinden bir nişane ola ve bizleri merzuk eyle ki sen hayrurrazikînsin
Meryem oğlu İsâ (düâ ederek) dedi ki: «Hey Allah, hey bizim Rabbimiz, üstümüze gökden bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem âhirimiz için bir bayram ve senden bir âyet (mu'cize) olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızk verenlerin en hayırlısısın».
“Meryemoğlu Îsâ: 'Ey Rabbimiz olan Allah! Bize gökten bir mâide (bir sofra)indir ki, (o iniş günü) bizim için, hem evvelimiz, hem âhirimiz (sonra gelenlerimiz) için bir bayram ve senden bir mu'cize olsun! Bizi rızıklandır; çünki sen, rızık verenlerin en hayırlısısın' demişti.”
Meryem’in oğlu İsa “Ey Rabbimiz olan Allah’ım! Gökten bize bir sofra indir ki bizim için bayram ve ilk iman edenle son iman edenlerimize senden bir işaret/ibret olsun. Bizi rızıklandır. Zira sen rızık verenlerin en hayırlısısın” demişti.
Meryem oğlu İsa dedi ki «Allah/ım! Ey Rabbimiz! Bize bugün gökten bir sofra yemek indir de ilkimize de, sonra gelenlerimize de bir bayram olsun. Senin tarafından bir nişan olsun, bizi merzuk kıl, sen merzuk kılanların hayırlısısın.
Meryem oğlu İsa, “Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve senden bir ayet olarak gökten bir sofra indir ve bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın” dedi.
Bunun üzerine Meryem oğlu İsa, “Ey Rabb’imiz, ey yüce Allah’ımız!” diye yalvardı, “Bize gökten öyle bir sofra indir ki, geçmiş ve gelecek bütün nesillerimiz için kutlanacak bir bayram ve senin tarafından bize bahşedilmiş bir mûcize olsun. Ve göndereceğin bu ilâhî sofra ile bizibesleyip rızıklandır; zira sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.”
Meryem oğlu İsa:
-“Ey Allah’ım! Rabbimiz! Bizim için, evvelimiz ve âhirimiz için bir bayram, senden bir âyet olmak üzere, bize Gök’ten bir MÂİDE / sofra indir!
Bizi rızıklandır! Sen Rızık Verenler’in en hayırlısısın” dedi.
Meryem oğlu Îsâ da: “Ey Rabbimiz olan Allah’ım! Bize, bizim geçmiş ve geleceklerimiz için bir bayram ve senden bir mûcize olmak üzere gökten bir sofra indir ve bizi, onunla rızıklandır. Çünkü Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” dedi.
İsa, Meryem'in oğlu, “Ey Allah'ım, ey Rabbimiz!” dedi, “Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için -ilkimizden sonuncumuza kadar- sürekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin!”
Meryem oğlu İsa da şöyle yalvarmıştı: “Ey Allah’ım! Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu sofra hem bizim için hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve sevinç ve senin sonsuz kudretinin bir işareti olsun. Bize bu rızkı lütfet. Zira sen, rızık verenlerin en hayırlısısın. 34/39
Meryem oğlu İsa dedi ki: “Allah’ım! Rabbimiz! Gökten bize bir sofra indir: o, bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli bir sevinç ve Senden bir delil olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira rızık verenlerin en ayırlısı Sensin.[1008]
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 114. Ayet Açıklaması
[1008] Mücâhid, bunun misal verme kabilinden olduğunu söyleyerek “Allah onlara hiçbir şey indirmemiştir” der (Taberî). İmam Ata da bu anlatımın “mesel” olduğu kanaatindedir (İbn Kesir). Havarilerin bu talebini Hz. İsa saygı ve güven zaafı olarak değerlendirmiştir. Onların makamı tam teslimiyet makamıdır. 112. âyetteki hel yestati‘u (güç yetirebilir mi) ifadesi derinlerde yatan endişe ve sınama duygusunu ele vermektedir. Bu âyetlerin tüm çağlara ve insanlara verdiği öğüt şudur: Allah sınar, sınanmaz; kula düşen Allah’ı sınamak değil, O’na kayıtsız şartsız teslim olmaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Meryem'in oğlu İsâ dedi ki: «Ey Allah! Ey bizim Rabbimiz! Bizim üzerimize gökten bir mâide indir ki, bizim evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir âyet olsun ve bizi merzûk et ve Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.»
Meryem'in oğlu İsa: “Ey büyük Rabbimiz! Ey yüce Allah! Bize gökten bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem âhirimiz (yani ümmetimizin tamamı) için o gün bir bayram olsun ve Sen'den bir mûcize olsun. Bizi rızıklandır, zira rızık verenlerin en hayırlısı Sen'sin. ” dedi. {KM, Çıkış 16, 4; Tesniye 8, 3; Matta 26, 26-28; Markos 14, 22-24}
Meryem oğlu Îsa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay) Senden de bir mu'cize olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"dedi.
Meryem oğlu İsa dedi ki “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir. Bizim için, öncekiler ve sonra gelenlerimiz için bir bayram hem de senden bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
Meryemoğlu İsa dedi ki:-Allah'ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
Meryem oğlu İsa dedi ki: “Ey Rabbimiz olan Allahım! Bize gökten bir sofra indir ki bizim evvel gelenlerimize ve sonra gelecek olanlarımıza bir bayram ve Senden bize bir âyet olsun. Bizi rızıklandır; çünkü Sen rızıklandıranların en hayırlısısın.”
Meryem oğlu İsa şöyle yakardı: "Allahım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi! Rızık verenlerin en hayırlısı sensin!"
Eyitdi Meryem oġlı ‘Īsā: İy bizi yaradan Tañrımuz, indür bizüm üstümüzebir ṣofra yimek gökden, bayram ola bizüm öñümüze ve ṣoñumuza. Daḫıbir mu‘cizāt ola senden, daḫı rızḳ vir bize sen. Yigregisin rızḳ viricilerüñ.