Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4631, sondan 1606. ayet; 50. sure ve Kaf Suresinin 1. ayetidir. Kaf Suresi 1. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 576 olarak hesaplanmıştır. Kaf Suresinin toplam ebced değeri 106894 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ق (2) bulunuyor.
Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.
Diyanet İşleri (Yeni) Kaf Suresi 1. Ayet Tefsiri
Hz. Peygamber’in Kur’an (vahiy) yoluyla alıp tebliğ ettiği inanç esasları içinde en önemlileri; bir tek Allah’a kulluk (tevhid), peygamberliğe iman (nübüvvet), öldükten sonra dirilmeye ve ondan sonraki ebedî hayata (âhiret) inanmaktadır. Müşriklerin yeniden dirilişi inkâr etmeleri üzerine onları ikna etmek maksadıyla Allah’ın ilmine, kudretine dikkat çekilmekte; insanlar ilk yaratılış ile çevrelerinde olup bitenlere, içinde yüzdükleri nimetlere bakarak yeniden yaratma ve diriltmenin mümkün olduğu konusunda düşünmeye teşvik edilmektedir. Müşriklerin hep tekrarladıkları bir şüpheleri vardır: “Çürüyüp dağılmış, başka maddelere dönüşmüş bedene can vermek nasıl mümkün olabilir?” Kur’an’ın bu şüpheye karşı ileri sürdüğü delilin iki önemli unsuru vardır: 1. Her şeyi yok iken var eden Allah yeniden var etmeye elbette kadirdir. 2. Ölen insanda neyin kaldığını, neyin eksildiğini, nelerin başka maddelere dönüştüğünü Allah eksiksiz olarak bilmektedir; bunların benzerini yaratmak ve ruhu bu bedene iade etmek O’nun için zor değildir.
774 yılında (1372) vefat eden tarihçi ve tefsirci İbn Kesîr 1. âyetin tefsirinde “Kâf”ı açıklarken, gelenekte ilim, tenkit ve aklın ne ölçülerde kullanıldığını gösteren şu önemli tesbit ve görüşleri ortaya koymuştur: “Eskilerden (selef) bazıları –Arap alfabesinden bir harf olan– Kâf’ın bir dağ olduğunu ve bütün dünyayı kuşattığını... ifade etmişlerdir. Sanırım bu da, Ehl-i kitap’tan bazı şeylerin alınıp nakledilebileceği görüşüne dayalı olarak İsrâiloğulları’ndan (İsrâiliyat’tan) alınmıştır. Bana göre bu gibi sözler, onların zındıkları tarafından, insanların din konusundaki bilgi ve inançlarını bozmak için uydurulmuştur. Bizim ümmetimizde bile bu kadar büyük din âlimleri, önderleri, hadis uzmanları bulunduğu ve aradan da fazla zaman geçmediği halde Peygamberimiz adına hadis uydurulduğuna göre –peygamberlerinden sonra bu kadar zamanın gelip geçtiği, âlimlerinin kitabı tahrif ettiği ve fâsıklığa saptığı bilinen– İsrâiloğulları’nda bu gibi hurafelerin uydurulup yayılması tabiidir. İsrâiloğulları’ndan bazı şeylerin nakledilebileceğini söyleyen rivayet, aklın câiz gördüğü haber ve bilgilerle sınırlıdır. Akıl yönünden imkânsız ve asılsız olduğu açık olan, yalan olduğu konusunda kuvvetli kanaat bulunan hurafeler bu cevaz (nakledilmesi câiz görülen haberler ve bilgiler) sınırı içine girmez” (VI, 395).
Bu sûre de öldükten sonraki dirilme ve haşre önem verir. Bu gerçekleri kesin ve parlak delillerle ele alır. İçerisindeki teşvik ve korkutma unsurlarıyla ruhları hayrete düşürür. Allah’ın yüce kudretine kevnî ayetlerle dikkat çeken sûre geçmiş toplumlardan Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud’un da yalanlayıp ne hale geldiklerinden bahsederek sûra üfürülecek günün dehşetini haber vererek sona erer.
Ahmet Tekin
Kaf. Keremi, bereketi, şerefi ve ulviyeti olan Kur'ân'a andolsun. (Mutlaka diriltileceksiniz.)
(Mekke’de nazil olmuştur ve 45 ayettir. “Kaf” harfi ile başladığı için bu adı almıştır.)
Mahmut Kısa
Kâf! Dinle, ey insanoğlu! İşte böyle harflerden meydana gelen fakat bütün insanların bir benzerini yapmakta acze düştükleri eşsiz bir mucize olan şanlı Kur’an’a yemin olsun ki, hepiniz öldükten sonra yeniden diriltilecek ve büyük mahkemede yargılanacaksınız!
1 (وَالْقُرْاٰنِ) kelimesinin önündeki (و) harf-i kasem yani yemin bildiren bir harf-i cerr’dir ve “yemin olsun” diye tercüme edilir. Bilgiçlik taslayarak Kur’an’ın metnine müdahaleyi adet haline getirenlerin bu kasem harfine “değerini bilin” diye anlam vermeleri olsa olsa ortaya yeni bir Kur’an koymanın provasıdır.
[4657] Mukatta’ât hakkında ayrıntılı bir tahlil için nüzul sürecinde ilk geçtiği 68:1’in 1 nolu notuna bakınız.
[4658] Hem özünde şerefli olan ve hem de hayatını onunla inşâ edene şeref ve onur katan...
[4659] Mukatta‘âttan sonra gelen ve cevabı olmayan vav’ları bu şekildeki çevirimizin gerekçesi için bkz: 43:2, not 2. Bu sûre ile Sâd sûresi, iniş yılları farklı olsa da giriş ve konu itibarıyla benzerlik ve tamamlayıcılığa sahiptir. Sâd sûresi tevhide, bu sûre âhirete ilişkindir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kâf. Ve bereketi pek ziyâde olan Kur'an hakkı için. Habibim! O kâfirler, seni tasdik etmediler.