Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4666, sondan 1571. ayet; 50. sure ve Kaf Suresinin 36. ayetidir. Kaf Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 2257 olarak hesaplanmıştır. Kaf Suresinin toplam ebced değeri 106894 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ق (3) bulunuyor.
Arapça Metin
وكم اهلكنا قبلهم من قرن هم اشد منهم بطشا فنقبوا في البلاد هل من محيص
Bu sûrede olduğu gibi başkalarında da, Hz. Peygamber’in muhatabı olan Araplar’dan önce gelip geçmiş topluluklara ve medeniyetlere işaret edilmiş; çok güçlü kavimlerin, bazan izleri bile kalmaksızın yok olup gittikleri, güçlerinin, ihtişamlarının, bilgi ve becerilerinin korkunç âkıbetlerini engelleyemediği anlatılmıştır. Bu anlatılanlardan ve tarih bilgisinden istifade edebilmek ve ibret alabilmek için ya insanda gördüklerini değerlendirerek sonuç çıkarabilecek bir aklî kapasiteye ya da anlatılanları peşin hükümden ve şartlanmışlıklardan arınarak dinlemeye ihtiyaç vardır. Bütün mârifet ve sorumluluk tebliğ edende, anlatanda değildir, dinleyene de iş düşmektedir.
Mehmet Okuyan
Biz onlardan önce kendilerinden çok daha güçlü olan ve (ölümden kurtulmak için) “Sığınılacak bir yer var mı?” diye diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir.
Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?
Biz bunlardan önce de nice nesilleri ve yerleşim merkezlerini yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmeye kalkmak ve sindirip pusturmak) bakımından kendilerinden daha şedit ve üstün (insanlardı; bunlar bulundukları) beldeleri (ve bölgeleri, ziraat ve madencilik amaçlı çalışmalarla yerin altını üstüne getirmiş, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etme (imkânı bulmuşlardı. Ama sonunda) kaçacak bir yer var mı? (Allah’ın elinden nasıl kurtulacaklardı?)
Ve nice nesiller helak ettik onlardan önce; onlar, bunlardan daha çokluktu, daha güçlü kuvvetliydi, derken şehirleri delikdeşik etmişlerdi, her tarafı ellerine geçirmişlerdi, fakat bir kaçacak yer mi var?
Bu inkârcılardan önce, nice nesilleri helak etmiştik ki, onlar kuvvetçe bunlardan daha üstün ve çetin idiler, şehirleri imar etmek üzere veya ölümden kaçmak üzere, nice ülkeleri işgal etmişlerdi. Böyle iken sığınacak bir yer mi buldular?
Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar, bunlardan daha çok karşı koyacak güce sahip zorba idiler. Diyar diyar, ülke ülke dolaşarak kaçacak, sığınacak yer aradılar. Kaçıp kurtulacak yer var mı hiç?
Onlardan önce nice nesilleri helak ettik ki onlar bunlardan daha güçlüydüler. Öyle ki memleketleri delik deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
Biz onlardan önce nice nesilleri yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
Onlardan (senin kavminden) önce, biz nice nesilleri helâk ettik ki, onlar senin kavminden daha kuvvetli idiler. Öyle ki, memleketleri delik deşik etmişler, (her tarafı dolaşmışlar, ölümden kurtulmağa çare aramışlardı). Kaçacak bir yer var mı?
Biz onlardan önce, kendilerinden daha kuvvetli nice nesilleri (yaptıkları yüzünden) helâk ettik de (ölmemek için) bölge bölge dolaşıp kaçacak delik aradılar. Ama kaçacak bir yer mi var?
Biz, bunlardan evvel nice nesilleri helak etdik ki onlar kuvvetçe kendilerinden daha (üstün ve) çetin idiler, (Öyle ki ölümden kurtulmak için) memleketlerde delikler aramışlardı. (Fakat) firara bir (çâre) var mıydı?
(Biz) onlardan (Mekke'lilerden) önce, nice nesilleri helâk ettik ki, onlar kendilerinden kuvvetçe daha şiddetli idiler; bu yüzden diyar diyar dolaştılar. (Hiç ölümden)kurtuluş var mı?
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. O yok ettiklerimiz, onlardan daha güçlü ve daha zorba nesiller oldukları halde (azabımız geldiğinde) “Sığınacak yer yok mu?” diye koşuşturdular.
Bunlardan evvel nice tabakayı helak ettik ki onlar bunlardan daha kuvvetli şecaatliydiler. Ticaretle memleket memleket dolaşıp zengin olmuşlardı. Böyleyken azaptan kaçacak yer bulabildiler mi?
Biz onlardan önce, kendilerinden çok daha güçlü nice toplumları yok etmiştik de, azâbımız başlarına çöküverince şehirlerde çil yavrusu gibi sağa sola kaçışmışlardı fakat azâbımızdan kurtulmaya imkân var mı!
Onlardan önce nice kuşakları helâk ettik.
Tutuş bakımından onlar bunlardan daha çok çetindi.
Beldeler’de / Ülkeler’de dolaşıp durdular.
Hiçbir "kaçıp kurtulacak yer" var mı?
“(Ey Muhammed!) Biz onlardan önce kendilerinden kuvvet bakımından daha üstün nice nesilleri helâk ettik. Ve onlar şehirlerde kaçacak delik aradılar. (Bu helâkten) hiç kurtuluş var mı?”1
1 Bu âyet; “(Ey Muhammed!) Biz, onlardan önce, kendilerinden kuvvet bakımından daha üstün ve yeryüzünü delik deşik eden nice nesilleri, helâk ettik. (Bu helâkten) hiç kurtuluş var mı?” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
BU[GÜN hakikati inkar ede]nlerden önce -onlardan çok daha güçlü olan- kaç nesli yok ettik: 25 ama [her ne zaman azabımız başlarına geldiyse] yeryüzünde gezginler gibi dolaşıp sığınacak bir yer aradılar. 26
Biz önce gelip geçmiş üstelik onlardan daha güçlü ve ülke ülke gezip hâkimiyetler kurmuş nice memleketleri helak ettik. Peki, onlardan hiç kurtulan var mı? 10/13, 14/44-45
BİZ, onlardan önce nice uygarlıkları helâk etmişiz; onlar güç ve kudret olarak bunlardan çok daha ileriydiler; fakat “Bir sığınak yok mu?”diye sığınacak delik aradılar.[4690]
[4690] Zımnen: Allah’tan kaçmaya çalıştılar, fakat başaramadılar (Krş: 75:10 ve 51:50).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlardan evvel nice nesilleri helâk ettik ki, onlar kuvvetçe bunlardan daha şiddetli idiler, beldelerde dolaşıp durdular. Hiç kaçıp kurtulacak bir yer var mıdır?
Kendilerinden önce Biz öyle nesiller helâk ettik ki onlar, bunlardan daha güçlü kuvvetli idiler. Hakimiyetlerini yaymış, şehir şehir dolaşmış, “ölümden kaçıp kurtulacak bir yer yok mu? ” diye her tarafı delik deşik etmişlerdi, ama hep eli boş dönmüşlerdi.
Bunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı?
Âyetteki æîâñîÈïèÇ áé ÇäÈäÇÏ (nakkabû fî'l-bilâd): gezip dolaştılar anlamını verirse de "tenkîb"in asıl anlamı delmek, yırtmaktır. Bunda "helâkten kurtulmak için şuraya buraya kaçmağa çalıştılar" mânâsı yanında ülkeleri deldiler, büyük binalar yapmak için derin temeller, yürümek için yollar, sulamak için kanallar açtılar mânâsı da vardır..
Süleymaniye Vakfı
Onlardan önce, daha üstün vurucu güce sahip nicelerini etkisizleştirdik (gücünü kırdık). Ülkelerinde kazmadık yer bırakmamışlardı. Onlardan geriye kalan var mı?
[*] Önceki nesillere ait yerleri gezip görmek (kültür gezileri), araştırıp incelemek (arkeoloji ve tarih), Allah'ın bize emirlerindendir. Pek çok ayette bu göreve dikkat çekilmektedir. Bunlardan biri Muhammed 47:8-11 sureleridir.
Şaban Piriş
Onlardan önce nice kuşakları yıkıma uğrattık. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler ve ülkelerde dolaşıp durmuşlardı. Kaçıp kurtulacak bir yer var mı?
Biz onlardan önce nice nesiller helâk ettik ki, onlardan çok daha güçlüydüler; fakat diyar diyar kaçacak delik aradılar. Allah'ın azabından sığınılacak yer mi olur?
Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik ki, vuruş ve tutuşları bunlardan daha zorluydu. Ülkelerde delikler açmışlardı/beldelerde kaçacak delik aradılar/beldeleri boydan boya dolaştılar. Var mı bir kaçacak yer?
Niceleri helāk itdik ki onlar ehl‐i Mekkeden ḳuvvet ciheti‐y‐le çoḳ ḳavī ve şedīdidiler. Onlar her biri ṭolaşup çoḳ māllar cem‘ itdiler. Onlarıñ üzerlerine ḳażā nāzilolunca ḳaçup ṣıġınacaḳ hīç bir mekān ve me’vā buldılar mı?