Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4634, sondan 1603. ayet; 50. sure ve Kaf Suresinin 4. ayetidir. Kaf Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 3745 olarak hesaplanmıştır. Kaf Suresinin toplam ebced değeri 106894 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ق (2) bulunuyor.
Hz. Peygamber’in Kur’an (vahiy) yoluyla alıp tebliğ ettiği inanç esasları içinde en önemlileri; bir tek Allah’a kulluk (tevhid) ve öldükten sonra yeniden dirilme, hesap verme, cennet veya cehenneme girmedir (âhiret). Müşriklerin yeniden dirilişi inkâr etmeleri üzerine onları ikna etmek maksadıyla Allah’ın ilmine, kudretine dikkat çekilmekte; insanlar ilk yaratılış ile çevrelerinde olup bitenlere, içinde yüzdükleri nimetlere bakarak yeniden yaratma ve diriltmenin mümkün olduğu konusunda düşünmeye teşvik edilmektedir. Müşriklerin hep tekrarladıkları bir şüpheleri vardır: “Çürüyüp dağılmış, başka maddelere dönüşmüş bedene can vermek nasıl mümkün olabilir?” Kur’an’ın bu şüpheye karşı ileri sürdüğü delilin iki önemli unsuru vardır: 1. Her şeyi yok iken var eden Allah yeniden var etmeye elbette kadirdir. 2. Ölen insanda neyin kaldığını, neyin eksildiğini, nelerin başka maddelere dönüştüğünü Allah eksiksiz olarak bilmektedir; bunların benzerini yaratmak ve ruhu bu bedene iade etmek O’nun için zor değildir. 774 yılında (1372) vefat eden tarihçi ve tefsirci İbn Kesîr 1. âyetin tefsirinde “Kâf”ı açıklarken, gelenekte ilim, tenkit ve aklın ne ölçülerde kullanıldığını gösteren şu önemli tesbit ve görüşleri ortaya koymuştur: “Eskilerden (selef) bazıları –Arap alfabesinden bir harf olan– Kâf’ın bir dağ olduğunu ve bütün dünyayı kuşattığını... ifade etmişlerdir. Sanırım bu da, Ehl-i kitap’tan bazı şeylerin alınıp nakledilebileceği görüşüne dayalı olarak İsrâiloğulları’ndan (İsrâiliyat’tan) alınmıştır. Bana göre bu gibi sözler, onların zındıkları tarafından, insanların din konusundaki bilgi ve inançlarını bozmak için uydurulmuştur. Bizim ümmetimizde bile bu kadar büyük din âlimleri, önderleri, hadis uzmanları bulunduğu ve aradan da fazla zaman geçmediği halde Peygamberimiz adına hadis uydurulduğuna göre –peygamberlerinden sonra bu kadar zamanın gelip geçtiği, âlimlerinin kitabı tahrif ettiği ve fâsıklığa saptığı bilinen– İsrâiloğulları’nda bu gibi hurafelerin uydurulup yayılması tabiidir. İsrâiloğulları’ndan bazı şeylerin nakledilebileceğini söyleyen rivayet, aklın câiz gördüğü haber ve bilgilerle sınırlıdır. Akıl yönünden imkânsız ve asılsız olduğu açık olan, yalan olduğu konusunda kuvvetli kanaat bulunan hurafeler bu cevaz (nakledilmesi câiz görülen haberler ve bilgiler) sınırı içine girmez” (VI, 395).
Mehmet Okuyan
Biz toprağın onlardan neleri eksiltmekte olduğunu elbette bilmekteyiz. Katımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.
Oysa elbette Biz, yerin (toprağın) onlardan (vücutlarından) ne eksilttiğini (ve bedenlerinden çürütüp toz haline getirdiğini de, bedenin tohumu gibi kuyruk kemiğinde bulunan ve çürümeyecek olan yerini de) bilip durmaktayız. (Üstelik) Katımızda (bütün bunları) saklayıp koruyan bir kitap vardır.
Muhakkak ki biz, toprak, onların bedenlerinden neleri yeyip eksilttiğini bilmişizdir. Bizim katımızda (her şeyi) tesbit eden bir kitab (Levh-i Mahfûz) vardır.
Şüphesiz biz, toprağın onların bedenlerinden neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Bizim katımızda, (istisnasız her şeyin ve bütün verilerin) kayıtlı bulunduğu ve (silinmekten, kaybolmaktan) korunan bir kitap vardır.
“Toprağın onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz” ifadesi, Allah’ın yeniden diriltme vaadinin ve ölü bedenlerin dağılıp çürümesi, toprak olması gerçeğini işaret etmektedir. Toprakta çerçöp haline gelen bitkiler bahar yağmuruyla nasıl yeniden canlanıyorsa, insan da öylece yeniden yaratılacaktır. Kaldı ki, Kur’an’ın da çok defa ifade ettiği gibi, yaratılan bir şeyi yeniden meydana getirmek, ilk yaratmaktan çok daha kolaydır.Ayetin son cümlesindeki “korunan kitap” tan maksat, insanın bütün yaptıklarıyla beraber, ölümü ve yeniden yaratılışı için gerekli olan kayıtlı bilgidir ki, genetik kodlar bu tanıma uymaktadır. Yeryüzünde çürüyüp gittiği zannedilen her şey en ince ayrıntısına kadar insanın eylemleriyle beraber Allah katında sağlam bir yerde koruma altına alınır. Öyle ki; orada onlar ne değişir ne bozulur ne de kaybolur. Hepsi orada muhafaza edilir. İşte Kur’an buna “Levh-i Mahfuz” diyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlardan kimlerin ölüp toprağa karıştığını biliyoruz. Katımızda her şeyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır.
Gerçekten âyette belirtildiği gibi toprağın cesetleri eksiltip bitirmesi, dirilme olmayacağı anlamına gelmez. Üstelik toprak, dünya hayatının kaynağı ve mayasıdır.
Edip Yüksel
Yeryüzünün onlardan kimi alıp götürdüğünü bilmişizdir. Yanımızda koruyan bir kayıt vardır.
Gerçekten (biz, onlar öldükten sonra) yerin kendi (cesed)lerinden neleri eksilttiğini bilmişizdir. Ve katımızda (herşeyi) kaydeden bir kitab (Levh-i Mahfûz) vardır.
Biz toprağın onlardan neyi eksiltip aldığını çok iyi biliriz. Bizim katımızdaki korunaklı olan yazılı belgeler halinde (insanın toprağa karışmış her parçası) kayıtlıdır.
İsmail Hakkı İzmirli Kaf Suresi 4. Ayet Açıklaması
[4] Yâni ne kadarı çürüyeceğini.[5] Veya her türlü tağyir ve tebdilden mahfuz.[6] Nazm-ı kerîm Cenab-ı Hak'kın bütün eşyayı inceliklerine varıncaya kadar bildiğini temsil yahut Levh-i Mahfuz'daki sübutu ile ilmini te'kit ediyor.
Kadri Çelik
Doğrusu biz, yerin onlardan ne eksilttiğini (kimlerin öldüğünü) biliriz. Katımızda (bütün bunları) saklayıp koruyan bir kitap vardır.
Oysa Biz, yeryüzünün onlardan her geçen gün neleri koparıp götürdüğünü gâyet iyi biliriz. Dolayısıyla, onların çürüyüp toprağa karışan bedenlerini, Mahşer Günü nasıl yeniden hayata kavuşturacağımızı da iyi biliriz. Zaten katımızda, her şeyi kaydeden bir kitap vardır.
1 Yani Allah, yeryüzünde çürüyüp yok olduğu zannedilen her şeyi en ince teferruatına kadar bilir. Onun katında korunan, değişmez, bozulmaz bir kitap vardır. Hepsi onda mazbuttur. Az ve çok hiç bir şeyi kaçırmaz, hatta onların amellerini de bütün tafsilatıyla muhafaza eder. O da Levh-i mahfuz’dur.
Muhammed Esed
Biz toprağın onların bedenlerini nasıl çürütüp yok ettiğini 3 iyi biliriz, çünkü katımızda şaşmaz bir sicil vardır.
Doğrusu biz toprağın onların cesetlerinden neleri yok edeceğini çok iyi bilmekteyiz, zira bizim katımızda bu konuda korunmuş bir yasa vardır. 34/2, 57/4
Biz toprağın, onların bedenlerini (hücre hücre) nasıl çürüttüğünü tafsilatıyla biliriz. Zaten yanımızda her şeyin kayıtlı olduğu şaşmaz bir sicil vardır.
(1) Âyet, insanın yeniden yaratılışı için gerekli olan “kayıtlı bilgiden” söz ediyor ki, genetik kodlar bu tanıma uymaktadır. İnsan dahil olmak üzere, canlıların genetik kodları ise, bütün hücrelerinin çekirdekçiklerine tek tek kopyalanmış ve orada sağlam bir koruma altında saklanmıştır. Bunlar, bir bakıma, Allah katındaki ana kitaba (Levh-i Mahfuz) işaret etmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Toprağın onlardan neyi eksilttiğini pek iyi bilmişizdir biz. Her şeyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda.