Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4698, sondan 1539. ayet; 51. sure ve Zâriyât Suresinin 23. ayetidir. Zâriyât Suresi 23. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 2990 olarak hesaplanmıştır. Zâriyât Suresinin toplam ebced değeri 116578 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Yüce Allah vahiy ile bildirilenlerin ne kadar gerçek olduğuna yemin ederken, insanların bunu iyice kavramaları için en yakınlarındaki bir hakikati, onların temel özelliklerinden olan konuşma yeteneğini örnek göstermiştir. Âyetin sonunda fiil halinde geçen “nutk” kavramı, “konuşma” yanında “düşünme” anlamını da içermekte olup doğru düşünmenin yöntemlerini gösteren mantık terimi de bu kökten gelmektedir. Şu halde buradaki yemin ifadesinin, konuşan varlık olmanın aynı zamanda muhakeme eden ve gözlemlediklerinden sonuçlar çıkaran varlık anlamına geldiği bilincini taşıyan ve bunun gereğini yerine getiren insanların onuruna onur kattığı söylenebilir. Nitekim Resûlullah’tan rivayet edilen bir hadiste, âyetteki yemine rağmen konumunun ve kendisine verilen değerin şuuruna varamayan ve O’nu inkârda direnen kimseler ağır bir dille eleştirilmiştir (bk. Taberî, XXVI, 206-207; İbn Atıyye, V, 176-177, bu söz Arap diline yapılmış bir atıf gibi de düşünülmüştür).
Mehmet Okuyan
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun: Bu (vadedilen gün) konuşmanız gibi gerçektir.
1- Size söylenen ve söz verilen şey; ölümden sonraki hayat, hesap günü.
Ahmet Akgül
İşte göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz o (va’ad edilen dünyada hâkimiyet, sonra kıyamet ve ahiret haberi) sizin kendi aranızda konuşup (yaşadıklarınız) kadar elbette kesin bir gerçektir.
İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, vaat olunduğunuz ceza, hesap, cennet, cehennem gibi şeyler, tıpkı söylediğiniz sözün, kendi sözünüz olduğunda şüpheniz olmadığı gibi doğrudur ve mutlaka gerçekleşecektir.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, O Kur'ân sizin kullandığınız düşünce usullerine, mantığınıza, konuşma üslûbunuza benzer bir üslupla indirilen hakça düzeni içeren hak bir kitaptır.
İsmail Hakkı İzmirli Zâriyât Suresi 23. Ayet Açıklaması
[7] Söylediğiniz sözün kendinizin sözü olduğunda nasıl şüphe etmiyorsanız vaadolunan hususlarda da şüphe yoktur
Kadri Çelik
İşte göğün ve yerin Rabbine andolsun ki hiç tartışmasız o (rızık ve vaat edilenin gökte olduğu), sizin (kendi aranızda) konuştuklarınız kadar kuşkusu olmayan kesin bir gerçektir.
Hayır; göklerin ve yerin Rabb’ine andolsun ki, sizin kendi konuşmanız ne kadar gerçekse, bu Kur’an’ın haber verdiği olaylar da en az o kadar gerçektir! Kendi varlığınızdan, benliğinizden, konuşmanızdan kuşku duyabilir misiniz? Elbette hayır! Bu Kur’an, bundan çok daha açık bir gerçektir! İşte Kur’an’ın anlattığı ibret verici gerçeklerden biri:
Mustafa İslamoğlu Zâriyât Suresi 23. Ayet Açıklaması
[4716] 20. âyetteki “yeryüzü” 22. âyetteki “gökyüzü” ile birlikte bir karşıtlık oluşturur. 23. âyetle birlikte bu karşıtlıktan yola çıkarak, muhatabın, dünya-âhiret çiftine zihnî intikali istenmektedir. Konuşma yeteneği ile yeniden diriliş arasında benzerlik kurulması, zımnen, “âhiretin gerçekliğini adınız gibi biliniz” mânasına gelir. Bu benzetmenin iki unsuru (âhiret ve konuşma yetisi) arasında farklı benzerlikler de kurulabilir: Nasıl ki, konuşma düşünme sürecinin kaçınılmaz sonucuysa, âhiret de yaşama sürecinin doğal sonucudur. Nasıl ki, kişisel düşüncelerimiz ve yargılarımız ifade kalıplarına dökülünce gerçek değerimizi ele veriyorsa; yaşama süreçlerinin son aşaması olan âhiret de, her birimizin gerçek değerini ortaya koyacaktır. Konuşma nasıl düşünmenin âhiriyse, yeniden diriliş de yaşamanın âhiridir. Nasıl ki, nesnelerin zihindeki tasavvurlarının aslı o nesnelerin fizikî varlıklarıysa, bu fizikî varlıkların aslı da öte âlemdeki hakikatlerdir. Pasajın başından itibaren alınırsa: Yer nasıl göksüz düşünülemezse, dünya da âhiretsiz düşünülemez. Yer içkin olanı gök aşkın olanı, yer maddî olanı gök mânevî olanı temsil eder. İnen yağmur nasıl bu hayat için kaçınılmazsa, inen vahiy de öbür hayat için kaçınılmazdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte o göğün ve yerin Rabbine kasem olsun ki o (size vaadedilen) herhalde sabittir, sizin söz söyler olmanız gibi (bir hakikattır).