Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5144, sondan 1093. ayet; 59. sure ve Haşr Suresinin 18. ayetidir. Haşr Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 7034 olarak hesaplanmıştır. Haşr Suresinin toplam ebced değeri 129416 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا اتقوا الله ولتنظر نفس ما قدمت لغد واتقوا الله ان الله خبير بما تعملون
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Müminler imanlarının gereği konusunda nefis muhasebesi yapmaya çağırılmakta, Allah’ı unuttukları için kötü âkıbete duçâr olanların durumuna düşmeme uyarısı yapılmakta, bu dünyada insanlara diledikleri yolu seçme özgürlüğü verilmiş olmasının onların sınanması amacına bağlı olduğu ve burada yapılıp edilenlerin cennet ve cehennem şeklinde birbirine zıt iki karşılık bulacağı hatırlatılmaktadır.
18. âyette geçen ve “yarın” anlamına gelen gad kelimesinin Kur’an’da zarf olarak kullanımları bulunmakla beraber bu şekilde (“yarın için” mânasında) kullanıldığı tek âyet budur. Bir taraftan mecazi bir anlatımla hesap gününün çok yakın olduğuna dikkat çekilirken, diğer taraftan da kelime nekre (belirsiz) şekilde kullanılarak o günün önemine, dehşetine ve mahiyetinin insanlar tarafından bilinemezliğine îmada bulunulmaktadır. Âyette nefs kelimesinin nekre olarak kullanılması ise, (yükümlü olan) her şahsın tek tek bu muhasebeyi yapma durumunda olduğunu belirtmek içindir; bu sebeple “herkes” şeklinde çevrilmiştir (Zemahşerî, IV, 84). Burada herkesin yarın için ne hazırladığına bakması istenirken öncelikli mânanın âhiret hazırlığı ve nefis muhasebesi yapmak olduğu açıktır. İnsanın ömrünü yaratılış amacına uygun geçirmek üzere dünya hayatıyla ilgili olarak geleceğe dönük plan yapması da son tahlilde bu mânanın dışında değildir. Hatta Allah Teâlâ’nın bağışlayıcılığına ve içtenlikle yapılan tövbeleri kabul ettiğine vurgu yapan âyet ve hadisler ışığında, bu ifadeden, müminin geçmişte ne kadar kusurlu davranmış olursa olsun samimi bir pişmanlık duyarak Allah’a yalvarması ve kalan zamanını doğru yönde değerlendirmesinin, bakışını ileriye yöneltmesinin istendiği anlamı da çıkarılabilir. Gerçek kişiliği bulunmamakla beraber amacı olan varlıklar olduğu için ticarî şirket ve dernek gibi tüzel kişiler de, plan hedeflerine ulaşıp ulaşmadıkları ve bu açıdan hangi noktada bulundukları hususunda belirli zaman aralıklarında bir değerlendirme yapmak; tüzel kişiliğin özelliğine göre meselâ kâr-zarar bilançosu, geçmiş dönemle ilgili faaliyet raporu hazırlamak, bunları ve geleceğe yönelik tasarılarını ilgili organlarında karara bağlamak durumundadır. İnsanların da gerek birey gerekse toplum düzeyinde, hayat yolunda varlık gayelerine uygun bir mesafe alıp almadıklarını, kendilerine verilen imkânları yerli yerince kullanıp kullanmadıklarını, tükettikleri imkânlarla elde ettikleri semereler arasında denge bulunup bulunmadığını sık sık gözden geçirmeleri gerekir. Ömrün ne zaman sona ereceği bilinmemekle beraber her an sona erebileceği ihtimali bulunduğundan bu muhasebenin sabit periyotlara bağlanması da doğru olmaz. Hayatın akışı içinde nefis muhasebesini ihmal edenler için hastalanma, yakın çevresindeki ölümler gibi bazı hatırlatıcı işaretler bulunduğu gibi, yüce dinimizde, zamanın süratle akıp gittiğine daha bir dikkatle bakabilmemiz ve bu görevi hatırlamamız için (cuma günü ve Kadir gecesi gibi) bazı mübarek gün ve geceler de belirlenmiştir.
Bu âyette iki defa geçen “sakınma” (ittikā) ifadesinden ikincisi pekiştirme amacı taşımaktadır. Bağlam dikkate alınarak, bunlardan ilkini Allah’a sevgi ve bağlılık gösterip emirlerini yerine getirme, ikincisini ise Allah’a karşı gelmekten sakınıp yasaklarına uyma konusunda titizlik göstermeye çağrı olarak düşünmek mümkündür (Zemahşerî, IV, 84). İkinciyi, “Belirtilen hali koruyun, takvâda dâim olun” mânasıyla açıklayanlar da vardır (İbn Âşûr, XXVIII, 112).
19. âyetteki “Allah’ı unutmak”tan maksadın, Allah’ın kulu olduğu bilincinden yoksunluk ve O’na karşı kulluk borcunu umursamama olduğu anlaşılmaktadır. Tevbe sûresinin 67. âyetinde aynı fiil kullanılarak münafıkların Allah’ı umursamadıkları, Allah’ın da onları kendi hallerine bıraktığı yani O’nun inâyetine lâyık görülmedikleri ve kendi tercihlerinin sorumluluğuyla baş başa kaldıkları belirtilmiştir. Burada “Allah’ı unutma”nın yaptırımı ve sonucu, “Allah’ın da onlara kendilerini unutturması” şeklinde ifade edilmiştir ki bu, Allah bilincine sahip olmayan kişinin kâmil mânada insan olma şuurunun da zayıflayacağı anlamına gelir. Bir başka anlatımla, etrafını kuşatan bunca kanıta ve kendisine verilen akıl nimetine rağmen Allah’ı unutan, O’na kul olma idraki içinde olmayan kişi gerçek anlamda kendine yabancılaşmaya, dolayısıyla hayatını boşa geçirmeye mahkûmdur. İnsanın ömür nimetini bu şekilde heder etmesi ise karşılıksız kalmayacak, 20. âyette belirtildiği üzere, –bu dünyadakinden farklı olarak– âhirette, sorumluluğunun idraki içinde davrananlardan tam olarak ayırt edilip hak ettiği muameleyi görecektir. Müfessirlerin birçoğu tarafından 19. âyet, Allah’ın, kendisine karşı görevlerini yerine getirmeyenlere, iyilik yapmayı ve kötülüklerden sakınmayı unutturması, onları bu paydan ve mutluluktan mahrum etmesi şeklinde açıklanmıştır (Taberî, XXVIII, 52-53; Şevkânî, V, 237). Bu âyetten, insanın kendini tanıması yani var oluş amacını idrak edip onu unutmaması halinde rabbini de bilmiş ve tanımış olacağı mânası da çıkarılabilir. Hz. Ali’den nakledilen “Sen kendini bil ki rabbini de bilesin” ve “Kendini bilmeyen rabbini de bilmez” anlamındaki vecizeler bu yorumu destekleyici niteliktedir (İbn Atıyye, V, 291).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Çeşitli ayetlerde geçen [ğad] kelimesi “yarın” demektir. Bu kelime gün olarak 24 saat sonrasını değil, çok yakın bir zaman anlamını içermektedir ve kastedilen “ahiret”tir. Ahirete “yarın” denmesinin muhtemel sebebi, Me‘âric 70:7 ve Nebe’ 78:40. ayetler gereği çok yakın olduğu bilincini vermektir. Son Saat’in ne zaman geleceğini Yüce Allah’tan başka hiç kimse bilemediği için ölüm de Son Saat de “yarın” denecek kadar yakındır
Bu ayet müslümanın hayata ve mahşere karşı hazırlıklı ve bilinçli olması gerektiği mesajını içerir.,Benzer mesaj: Mâide 5:8.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan sakının! Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ey inananlar! Allah'a karşı takva sahibi olun! Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Ey ehli iman! Allah’tan (hakkıyla) korkup (günahlardan çekinin) ve herkes yarın (ahiret) için ne (gibi amel hazırlayıp) gönderdiğine bakıversin. Allah’tan (emirlerine muhalefetten ve hükmüne itirazdan) korkup (her türlü küfür ve kötülükten) vazgeçin. Zira Allah her yaptığınızdan hakkıyla Haberdardır. (Bütün amellerinizi görmekte ve niyetlerinizi bilmektedir.)
Ey inananlar, sakının Allah'tan ve herkes, yarın için ne hazırladı, ona baksın ve çekinin Allah'tan; şüphe yok ki Allah, ne yapıyorsanız hepsinden haberdar.
Ey iman edenler! Sizler yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulun ve herkes yarın için, ne hazırladığına bir baksın ve yolunuzu, Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın. Çünkü Allah, ne yapıyorsanız hepsinden haberdardır.
Ey iman edenler; Allah'dan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Hem Allah'dan korkun; çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ey iman edenler! Allah’ın yasaklarını yapmaktan sakının. Herkes yarınına ne hazırladığına baksın. Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınsın. Bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Ey inananlar! Allah'a karşı sorumlu olun ve O'nun emirleri doğrultusunda yaşayın! Herkes yarın (âhiret) için ne gönderdiğine dikkat etsin. Allah'a karşı gönülden saygılı olun ve O'na karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.
Ey o bütün iyman edenler! Hep Allaha korunun ve baksın bir nefis yarın için ne takdim etmiş, hem Allahdan korkun, çünkü Allah her ne yaparsanız şübhesiz habîrdir
Ey îman edenler, Allahdan korkun. Herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Allahdan korkun. Çünkü Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdârdır.
Ey îmân edenler! Allah'dan sakının! Ve her nefis, yarın (kıyâmet günü) için ne takdîm ettiğine (ne hazırladığına) baksın! Ve Allah'dan sakının! Çünki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdâr olandır.
Ey İman edenler! Allah’dan korunun. Bir nefis, yarın için kendisine ne hazırlamış bir baksın. Allah’dan korunun, zira Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ey iman edenler! Allah'tan korkup sakının. Herkes yarın için neyi takdim edip gönderdiğine baksın. Allah'tan korkup sakının. Hiç şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.
O hâlde, ey iman edenler! Allah’tan gelen ilkelere sımsıkı sarılın ve şeytanın adımlarını izlemekten titizlikle sakının! Herkes kendisini şimdiden hesaba çeksin ve yarınki ebedî hayat için ne hazırladığına baksın! Evet, Allah’a yürekten bir saygıyla bağlanın! Hiç kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ey iman edenler!
Allah’tan sakınıp korunun!
Bir nefis yarın için ne hazırladığına baksın!
Evet, Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, ne işliyorsanız haberlidir.
Ey îman edenler! Allah’a karşı hata etmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın.1 Allah’a karşı hata etmekten (sürekli) sakının. Çünkü Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.
1 Yani herkes, hesaba çekilmeden önce kendisini hesaba çeksin. Kıyamet günü için “yarın” ifâdesi, kıyametin, yarın olacakmış kadar yakın olduğuna veya Allah’ın katında “bu günün” dünya hayatı, “yarının” da âhiret hayatı olduğuna işaret olabilir.
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; herkes yarın için ne hazırladığına baksın! Ve [bir kez daha:] Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır;
Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten sakının! Şimdi herkes, yarın için ne hazırladığına bir baksın. – Evet, Allah’a karşı gelmekten sakının, Çünkü Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır. 2/110, 18/49, 58/6
SİZ ey iman edenler! Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu bilin! Şimdi herkes, (kendisine) malum olmayan bir yarın için ne hazırladığına bir baksın! Ve (bir kez daha): Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu bilin! Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.[5028]
[5028] Allah, kendisine karşı sorumluluk yolunda ne çaba sarf ettiğinizi ve nereye kadar gücünüz olduğunu bilir. Nifakla ilgili bir pasajın ardından âhiretin gelmesi tesadüf değildir. Nifak probleminin temelinde tek dünyalılık yatar. Tek dünyalı olanın iki yüzü olur. Devamındaki âyet, nifakın temelinde neyin yattığını ifade eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân etmiş olanlar! Allah'tan korkunuz ve her nefs, yarın için ne takdim etmiş olduğuna baksın ve Allah'tan korkunuz. Şüphe yok ki Allah, ne yapar olduğunuzdan haberdardır.
Ey iman edenler! Allah'ın azabına mâruz kalmaktan korunun. Herkes yarın âhireti için ne gönderdiğine dikkat etsin. Allah'ın azabına dûçar olmaktan korunun. Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın; Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun çünkü Allah yaptıklarınızın iç yüzünü bilir.
Ey iman edenler! Allah'tan korkun! Ve her benlik, yarın için önden ne gönderdiğine bir baksın. [Allah'tan korkun.] Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.