En'am Suresi 44. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 833, sondan 5404. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 44. ayetidir. En'am Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 8001 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
فلما نسوا ما ذكروا به فتحنا عليهم ابواب كل شيء حتى اذا فرحوا بما اوتوا اخذناهم بغتة فاذا هم مبلسون
Harf Sayımı
Harf Sayımı
فلمانسواماذكروابهفتحناعليهمابوابكلشيءحتىاذافرحوابمااوتوااخذناهمبغتةفاذاهممبلسون
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Felemmâ nesû mâ żukkirû bihi fetahnâ ‘aleyhim ebvâbe kulli şey-in hattâ iżâ ferihû bimâ ûtû eḣażnâhum baġteten fe-iżâ hum mublisûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açmıştık. Sonunda kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakalamıştık; birdenbire bütün ümitlerini yitirmişlerdi.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Derken, kendilerine öğretilip hatırlatılan (İlahi gerçekleri ve uhrevi mesuliyetleri) unutup (Hakk’tan ve hayırdan sapıtarak bâtıla ve barbarlığa yanaştıklarında, Biz de tutup), onların üzerine (dünyalık zenginlik ve etkinlik gibi) her şeyin kapısını açtık. (Ve onları nefsi hevâları ve şeytanlarıyla baş başa bıraktık). Öyle ki, kendilerine verilen (bu fani ve fena lezzetlerle) ferahlanıp şımardıkları (zahiren mü’min ve müttaki rolü oynadıkları halde, hakikatte iman huzurunu, kulluk sorumluluğunu ve cihad şuurunu unutup gaflet içinde oyalandıkları) bir sırada, ansızın onları (ölümle) yakaladık. Artık bütün ümitleri tükenmiş (müblis ve müflis) kimseler olarak onları (mahrum ve mahcup şekilde Ahirete yolladık).
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken söylenenleri, verilen öğütleri unuttukları zaman her şeyin kapılarını açtık onlara ve onlar, kendilerine verilen şeylerle genişliğe ulaştıkları gibi hemen ve ansızın onları tutup alıverdik de bütün umduklarından mahrum oldular.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Ne vakit ki, kendilerine yapılan hatırlatmayı gözardı edip unuttular. Biz de, bütün güzel şeylerin kapılarını onlara, ardına kadar açtık ve kendilerine bağışlanan şeylerden, şımararak zevk alıp haddi aşarak yararlanmaya devam ederlerken, onları apansız yakaladık. İşte o anda bütün ümitlerini kaybettiler.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Kendilerine tebliğ edilenleri, uyarıları unuttuklarında, başlarındaki belâları ve sıkıntıları kaldırıp, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihâyet, kendilerine verilen nimetlerle sevinip zevke dalınca da, azabımızla ansızın onları yakalayıverdik. Onlar şaşkına dönüp, birdenbire bütün ümitlerini yitirdiler.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında onlara her şeyin kapılarını açtık. Kendilerine verilenden dolayı sevince daldıklarında onları ansızın yakaladık ve o an bütün her şeyden ümitleri kesildi.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyleki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Böylece, ne zaman ki yapılan ihtarları unuttular, üzerlerine nimet ve zevklerden her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, onları ansızın yakaladık. Artık o anda, bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Kendisiyle uyarıldıkları mesajı unuttuklarından her şeyin bereket kapısını onlara açtık. Ta ki içinde oldukları durumdan dolayı sevinçler içine boğulunca, onları aniden yakaladık. Ve onlar tam bir mahrumiyet ve üzüntü içinde kaldılar.
Besim Atalay
Besim Atalay
Ne zaman ki öğütlerini unuttuklarında, bütün kapıları açtık onlara, verdiğimiz şeye sevinirlerken, birdenbire yakaladık onları, umutların yitirdiler
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
(Derken) onlar kendilerine yapılan uyarıları unuttular. Biz de (önce) bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık ve nihayet kendilerine bahşedilen (bol) nimetler yüzünden şımarıklığa kapıldıkları (ve günaha daldıkları) bir sırada kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de bütün ümitleri sönüverdi!
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.  
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Kendilerine iletilen mesajı unuttuklarında kendilerine her şeyin kapısını ardına kadar açtık. Kendilerine verilenlerle şımarınca onları ansızın yakaladık ve böylece şaşkın ve umutsuz kaldılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Bu sebeble vaktâki edilen ıhtarları unuttular, üzerlerine her şey'in kapılarını açıverdik, nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbeslik ile tam ferahlandıkları sırada ansızın tuttuk kendilerini yakalayıverdik ne bakarsın hepsi bir anda bütün ümidlerinden mahrum düştüler
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, öğüd verildiyse onları unutunca üzerlerine her şey'in (her zevkin, her nimetin) kapılarını açdık, nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve o serbestlik) yüzünden (tam şımarıb) ferahlandıkları vakit da onları ansızın tutub yakalayıverdik ve artık o anda onlar bütün ümîdlerinden mahrum kaldılar.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Buna rağmen kendisiyle nasîhat edildikleri şeyleri unutunca, üzerlerine herşeyin(bütün ni'metlerin) kapılarını açtık (ve kendilerini bollukla imtihân ettik). Nihâyet kendilerine verilenler yüzünden (tam) ferahlandıkları zaman, onları ansızın yakaladık; bir anda hepsi ümidsizliğe düşen kimseler oldular.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Onlar, kendilerine hatırlatılan mesajları unuttukları zaman, onlara her şeyin kapısını açtık, kendilerine verilenlerle sevindiklerinde, bizde onları ansızın yakaladık. O zaman bütün ümitlerini birden bire kaybettiler.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Vaktaki kendilerine yapılan nasihati unuttular. Biz de onlara her şeyin kapılarını açtık [⁸]. Nihayet kendilerine verilen şey ile şâdolunca ansızın onları yakalayıverdik. Onlar da hemen nevmit oldular [⁹].
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Kendilerine verilene sevinince, ansızın onları yakaladık da böylece umutları suya düşenler oldular.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Derken, kendilerine yapılan bu öğüt ve uyarıları unuttular; Biz de ceza olarak, başlarındaki sıkıntı ve belâları kaldırdık ve önlerinde bütün nîmet ve refah kapılarını ardına kadar açtık. Ve nihâyet, kendilerine bahşedilen bu zenginlik ve nîmetler yüzünden küstahlık edip şımardıkları ve Allah’ı, âhireti unutarak zevk ve sefaya daldıkları bir sırada, bir âfet, bir deprem, bir kaza, bir hastalık, bir ölüm ile onları ansızın yakaladık ve işte o anda, bütün ümitleri sönüverdi!
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Hatırlatıldıkları şeyi unuttuklarında onlara her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen şeylerle (sevindirik olup) ferahlandıkları zaman onları ansızın yakaladık; o zaman ümitsiz kalmışlardır.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık. Sonunda tam kendilerine verilenlerle şımardıkları zaman, onları ansızın helâk ediverdik. İşte o anda tüm ümitlerini yitirerek şaşırıp kaldılar.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Sonra, kendilerine yapılan uyarıları gözardı ettiklerinde bütün [güzel] şeylerin kapılarını onlara ardına kadar açtık 33 ve kendilerine bağışlanan şeylerden zevk alarak yararlanmaya devam ederlerken onları apansız yakaladık: işte o anda bütün ümitlerini kaybettiler; 34
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Ve kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı ettiler. Biz de onlara bütün nimet kapılarını ardına kadar açtık ve sunulan nimetlerin hazzıyla şımarmış bir haldeyken, ansızın öyle bir cezalandırdık ki ümitsizlik girdabına düştüler. 11/10, 16/112, 23/64, 33/67, 34/34
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Onlar kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı edince, Biz de nimet kapılarını ardına kadar açtık.[1043] Onlar kendilerine verilen nimetlerin hazzıyla sermest bir hâldeyken, kendilerini apansız yakalayıverdik: İşte o vakit, tüm umutlarını yitirdiler.[1044]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, onlar kendilerine ne ile öğüt verildiğini unuttular, onların üzerine herşeyin kapılarını açıverdik, nihâyet kendilerine verilen şeyler ile ferahlandıkları vakit onları ansızın tuttuk. Artık onlar o anda bütün umduklarından mahrum kaldılar.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler!
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Kendileri yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire bütün umutlarnı yitirdiler.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Kendilerine hatırlatılan görevleri unuttukları zaman önlerine bütün kapıları açarız. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları yakalayıveririz. Birden bire umutsuzluğa düşerler.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp, azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Kendilerine verilen öğütü unuttuklarında, bu defa onlara bütün nimetlerin kapılarını açtık. Nihayet, kendilerine verilenle şımardıkları zaman, onları ansızın yakalayıverdik de umduklarından mahrum kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, her şeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
pes ol vaķt kim unıtlılar anı kim ögütlendiler anuñ açtuķ anlaruñ üzere her nesene ķapularını. tā ol vaķt kim şād oldılar aña kim virinildiler duttuķ anları [66a] añsuzda bayıķ ol vaķt anlar ümidsüzlerdür.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Pes ol vaḳt ki unutdılar özlerine naṣīḥat olanı. Açduḳ anlaruñ üstine herni‘metler ḳapusını. Ḥattā ol vaḳt ki sevindiler özlerine virilen nesne‐y‐ile,alduḳ anları añsuzın. Pes anlar helāk olup raḥmetden ıraḳ oldılar.