Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5162, sondan 1075. ayet; 60. sure ve Mümtehine Suresinin 12. ayetidir. Mümtehine Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 39, harf sayısı 173 ve toplam ebced değeri ise 10785 olarak hesaplanmıştır. Mümtehine Suresinin toplam ebced değeri 98928 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها النبي اذا جاءك المؤمنات يبايعنك على ان لا يشركن بالله شيـا ولا يسرقن ولا يزنين ولا يقتلن اولادهن ولا يأتين ببهتان يفترينه بين ايديهن وارجلهن ولا يعصينك في معروف فبايعهن واستغفر لهن الله ان الله غفور رحيم
Ey Peygamber! Mü’min kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek,[541] hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Bu ifade ile, zina mahsulü çocuğun kocaya isnat edilmemesi kastedilmiş olabileceği gibi genel olarak iftirada bulunulmaması (yalan söylenmemesi ve sahtekârlık yapılmaması) da kastedilmiş olabilir.
“Biat etme” ve “biatı kabul etme” anlamları verilerek çevrilen fiiller, “satma ve satın alma” mânalarına gelen bey‘ masdarından türetilmiş olup aynı kökten gelen bey‘at (biat) kelimesi, “satım sözleşmesinin tamamlandığını gösteren el sıkışma hareketi, itaat hususunda söz verme ve söz alma, bir kimsenin yöneticiliğini kabul etme” gibi anlamlara gelir. Fetih sûresinin 10 ve 18. âyetlerinde Resûlullah’a “bağlılık yemini etme” anlamıyla kullanılan bu fiilin burada Hz. Peygamber’e “dinin temel buyruk ve yasaklarına uyma hususunda söz verme”yi ifade ettiği görülmektedir.
Resûl-i Ekrem, tebliğ görevinin dönüm noktası sayılan bazı zamanlarda ve gerekli durumlarda gerek kadınlardan gerekse erkeklerden biat almıştır. Onun, peygamberliğinin 12 ve 13. (m. 621-622) yıllarında –hicretten sonra Medine adını alacak– Yesrib’den gelen müslümanlarla yaptığı biatlar “Akabe biatları” diye anılır ve bunlardan birincisinde alınan sözlerle konumuz olan âyette belirtilen biatın içeriği hemen hemen aynıdır. Yukarıda değinildiği üzere, Hz. Âişe’nin verdiği bilgiye göre Resûlullah, Hudeybiye barışından sonra hicret ederek gelen mümin kadınlardan burada zikredilen biat ifadeleriyle söz alıyor ve 10. âyette yapılması istenen sınamayı bu şekilde gerçekleştirmiş oluyordu. Mukatil’den, Hz. Peygamber’in Mekke’nin fethi günü Safâ tepesinde erkeklerden bu âyette belirtildiği şekilde biat aldığı, aşağı tarafta da onun adına Hz. Ömer’in kadınlardan biat aldığı, dolayısıyla âyetin o sıralarda inmiş bulunduğu rivayet edilmiş olmakla beraber, Hz. Âişe rivayetinde belirtildiği üzere daha önce indiği ve Mekke fethi sırasında aynı ifade kalıplarıyla biat alındığı da düşünülebilir (Resûlullah’ın bu konudaki uygulamalarına ilişkin örnek olaylar için bk. Taberî, XXVIII, 78-81).
Buradaki biatın konusunu oluşturan hususlar (Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmama, hırsızlık yapmama, zina etmeme, çocuğunu öldürmeme, iftira etmeme, dine ve akla uygun [ma‘rûf] hiçbir konuda Allah’ın resulüne karşı gelmeme) Kur’an’ın üzerinde önemle durduğu ilke değerinde hükümler olup aynı zamanda bütün ilâhî dinlerin ortak noktalarındandır (bilgi için bk. Bakara 2:83-84; Mâide 5:38-39; En‘âm 6:151-153; İsrâ 17:23-39; Nûr 24:4). Bunlardan “çocuğunu öldürmeme” yahudi-hıristiyan literatüründe “on emir” diye bilinen buyruklardan (Çıkış, 20:1-17) “öldürmeme” hükmü kapsamında düşünülebileceği gibi, “iftira etmeme” de “yalan şahitliği yapmama” kuralının tabii bir uzantısı sayılabilir. “Dine ve akla uygun hiçbir konuda Allah’ın resulüne karşı gelmeme” hükmü ise Kur’an’ın sık sık müminlerin dikkatini çektiği bir husus olup dolaylı olarak yahudi ve hıristiyanların dinî öğretilerindeki peygamber telâkkisiyle ilgili önemli bir yanlışlığın da altı çizilmiş olmaktadır. Nitekim Yahudilik’te peygamberin Allah’tan vahiy alma ve ilâhî mesajı açıklama misyonunun sönük tutulmasına karşılık Hıristiyanlık’ta peygambere tanrılık yakıştırma noktasına varılması iki aşırı ucu temsil ederken, bu ve benzeri deliller ışığında oluşan İslâmî öğreti peygamberi tam olarak “peygamberlik” mertebesinde tutma yani “ilâhî bildirimleri Allah’tan alıp insanlara bildirmekle ve açıklamakla görevli bir beşer” olarak algılama şeklinde özetlenebilecek itidal çizgisini esas almıştır. Esasen Allah resulünün ma‘rûf (dine ve akla uygun) olmayan bir talepte bulunması düşünülemez; fakat ona karşı gelmeme buyruğuna böyle bir kayıt konması, yaratanın iradesine aykırı hususlarda hiçbir yaratılmışa itaat edilmeyeceğine özel bir vurgu yapma amacıyla izah edilebilir (Şevkânî, V, 249). Bir başka anlatımla bu kayıt, peygamberin dahi Allah’ın iradesine aykırı bir otoriteye sahip olamayacağının teorik bir ifadesi sayılabilir. Biat tamamlanınca Hz. Peygamber’in onlar için Allah’tan bağışlama dilemesinin istenmesi de peygamberin konumunu doğru anlamayı kolaylaştıracak bir açıklamadır. Buna göre –bazı dinlerde olduğu gibi– ruhanî sınıfın kendilerine Allah adına bağışlama yetkisi biçmeleri şöyle dursun, Allah Teâlâ’nın vahye muhatap kıldığını ve dini açıklama yetkisi verdiğini bildirdiği peygamber bile böyle bir yetki ile donatılmamıştır. Bu ancak, peygamberlerin ve dilediği kullarının yine Allah’ın izniyle şefaatçi olabilecekleri noktasına ulaşmaya imkân veren bir ifadedir, ki Kur’an’ın diğer beyanları da bunu teyit etmektedir.
Öte yandan âyetin bu kısmı, peygamber dışında kendilerine bağlılık sözü verilecek veya âmir konumundaki kişilere itaatin sınırını belirleme açısından da önemli bir ölçü getirmiş olmaktadır: Emredilen konumundakiler, mâruf olan buyruk ve isteklerde –kişisel tercihleri farklı olsa da– karşı gelmeyecekler, isyan etmeyecekler; mâruf olmayanlarda ise –kendilerine hoş görünse bile– itaat etmeyecekler. Tabii ki burada kişinin kendisine bir katkı sağlamayan ve kendisinin de bir katkıda bulunmadığı bir ölçme-tartma ameliyesinden söz edilmediği için, ma‘rûf denen ölçü de bize verilmiş hazır bir ölçme âleti olarak düşünülmemelidir. Aksine, Kur’an’da farklı bağlamlarda otuz dokuz defa (bir yerde “ma‘rûfetün” şeklinde) geçen bu kavramın dinin ilkelerini iyi kavramış ve aklını sağlıklı biçimde kullanabilen bireylere ve onların oluşturduğu topluma yapılmış bir göndermede bulunduğu dikkate alınırsa, bunun içeriğini doldurmada müslümanlara önemli görevler düştüğü kolayca anlaşılır. Bu, Kur’an’ın, aklın ve vahyin ışığında gelişen bireysel bilince ve toplumsal sağ duyuya ne kadar değer verdiğinin de açık bir göstergesidir. Kadınlarla yapılan biat bağlamında yer alan bu ifadenin, kadının da mârufa uygun olmayan buyruklara karşı tavır koyma hak ve özgürlüğünün, hatta yükümlülüğünün bulunduğunu özel olarak hatırlatma anlamı taşıdığı da dikkatten kaçırılmamalıdır (Ayrıca bk. Âl-i İmrân 3:104; Nisâ 4:19, 100, 140; Mâide 5:79). Bazı tefsirlerde buradaki “mâruf” kaydı ile ilgili oldukça daraltıcı yorumlar yapıldığı da görülmektedir (meselâ bk. Taberî, XXVIII, 77-81; Râzî, XXIX, 308); fakat Şevkânî’nin de belirttiği üzere Kur’an, bu yorumların çok ötesinde bir anlam genişliğine sahiptir (V, 249).
Âyette söz konusu edilen biatın içeriği hayatî bir önemi haiz olduğu kadar, bu biatın tarafları da Kur’an’ın mesajı açısından oldukça dikkat çekicidir. Her şeyden önce, kadını kol gücünün zayıflığı ve ömrünü süslenmekle geçiren bir varlık olması gerekçeleriyle horlayan bir toplumun (bk. Zuhruf 43:18), bu kadar kısa bir süre içinde onu peygamber ve devlet başkanı ile yapılan bir sözleşmenin tarafı olarak kabullenebilir hale gelmesi Kur’an’ın gerçekleştirdiği zihniyet inkılabının en belirgin göstergelerinden sayılabilir. Bunun ötesinde asıl mesaj tabii ki kadının kendisini nerede görmesi gerektiğiyle ilgilidir. Âyetin “mümin kadınlar sana biat etmeye geldiklerinde” ifadesini taşıması yani kadınları ilk hareketin öznesi yapması da bu açıdan mânidar görünmektedir. Esasen Hz. Peygamber bu âyet öncesinde ve sonrasında kadın olsun erkek olsun gerekli durumlarda ashabından biat almış olmakla beraber Kur’an’ın bu hususu ayrıca tescil etmesi, kadının toplumsal yapı içinde olması gereken yeri ısrarla belirtme ve konunun önemine özel bir vurgu yapma anlamı taşır.
“Elleriyle ayakları arasında” ifadesi “tamamen kendisinin uydurduğu, hakkında hariçten bir delil bulunmayan” demektir. Bazı müfessirler “elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp getirmeme” ifadesinin bir kadının başka erkekten olan çocuğunu veya bırakılmış olarak bulduğu bir çocuğu kocasına isnat etmesi anlamında bir deyim olduğunu belirtirler; fakat, hakikat, mecaz ve kinaye olarak değişik mânalara açık olan bu ifadenin (bk. İbn Âşûr, XXVIII, 166-167), iftira sayılabilecek her türlü davranışı kapsadığı; –fiille işlenen günahlara değinildikten sonra– burada müminlerin, başkasını çekiştirme, koğuculuk yapma, namusa dokunacak sözler söyleme, yalancılık ve sahtekârlık yapma gibi sözlü olarak işlenen günahlardan da sakındırıldığı anlaşılmaktadır (Elmalılı, VII, 4918).
Biat uygulamasına ilişkin bir rivayete göre, kadınlar biat sözlerini tamamlayınca, Resûlullah “elinizden geldiğince ve güç yetirebildiğiniz ölçüde” şeklinde bir kayıt koydu. Bunun üzerine kadınlar “Allah ve resulü bize kendimizden daha merhametli” diyerek onun rahmet peygamberi olduğunu vurgulayan bir şükran ifadesiyle karşılık verdiler (Taberî, XXVIII, 79).
Mehmet Okuyan
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işlerde sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman biatlarını kabul et! Onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Mehmet Okuyan Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
[Biat] kelimesi “bağlılık yemini” yapmak üzere ellerin birbirinin üzerine konulması işlemidir (Bkz. Fetih 48:10).,Bu ayet vahyin indirildiği dönemden beri İslam’da kadının seçme hakkına sahip kılındığının delilidir.
Bayraktar Bayraklı
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, sana gelip, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, kimseye asla iftira etmeyeceklerine ve iyi olan hiçbir işte sana karşı gelmeyeceklerine dair biat etmek istediklerinde, onların biatını kabul et. Onlar için Allah'tan af dile. Şüphesiz Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
Ey Nebi! İnanan kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina yapmamak, çocuklarını öldürmemek elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup¹ getirmemek maruf² olan konularda sana asilik yapmamak koşuluyla sana biat³ ederlerse onların bi'atlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Hiç yoktan yalan uydurup, iftirada bulunmak. 2- Toplumun; doğru, iyi ve yararlı gördüğü; vahye uygun olan. 3- Bağlılık sözü vermek.
Ahmet Akgül
Ey Nebi(m) ! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinaya bulaşmamak, çocuklarını öldürmeye kalkışmamak, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan ve itirazdan sakınmak üzere, Sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
Ey Peygamber, inanmış kadınlar, hiçbir şeyi Allah'a ortak kabul etmeyip şirk koşmamak ve hırsızlık etmemek ve zinada bulunmamak ve çocuklarını öldürmemek ve kendi çocuklarından başkasını eşlerine, ben doğurdum diye tanıtıp iftira etmemek ve sana, meşru ve güzel işlerde karşı gelmemek üzere biatlaşmaya geldikleri zaman biatlaş onlarla ve onlar için Allah'tan yarlıganma dile; şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
Mekke fethiyle birlikte iman edip, peygambere gelen kadınlar hakkında Allah şöyle buyurur: Ey peygamber! Mü'min kadınlar ne zaman sana gelip, bundan böyle Allah'tan başka hiç birşeye ilahlık yakıştırmayacaklarını, hırsızlık yapmayacaklarını, zina etmeyeceklerini, çocuklarını öldürmeyeceklerini, başkasının çocuğunu sahiplenerek kendi kocasına isnat etmemek ve sana iyi işler işlemekte, karşı gelmemek üzere, bağlılıklarını bildirirlerse, onların bağlılık taahhütlerini kabul et ve Allah'tan, onların günahlarının bağışlanmasını dile. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Ey peygamber, hür mü'min kadınlar, özgür iradeleriyle, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a kanunlarının üzerinde câri olduğu hiçbir varlığı ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasındakini, başkalarından aldıkları çocukları uydurdukları yalanlarla, iftiralarla kocalarına isnad eylememek, Kur'an'ın ve sünnetin hükümlerine, meşrû, İslâmî kurallarla örtüşen örfe, ilmî verilere, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planlara, programlara, hakkaniyete uygun, hayırlı işlerde sana bağlılığı ve saygıyı terketmemek, emirlerine itaat etmek ve savsaklamamak ve rızanı gözetmek hususlarında biat etmek açıkça reylerini belirterek sosyal ve siyasî sözleşmeye katılmak üzere sana gelirlerse, onların biatlerini kabul et. Allah'tan onları koruma kalkanına almasını ve geçmiş günahlarından dolayı onları bağışlamasını dile. Allah kullarını koruma kalkanına alan çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Ey Peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a bir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek [3] ve bir iyilikte sana karşı gelmemek üzere sana bey'at etmeye geldiklerinde onların bey'atlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah bağışlayıcı, merhamet edicidir.
3.Gayri meşru çocuk dünyaya getirip de onu kocalarına nisbet etmemeleri.
Ali Bulaç
Ey Peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, (kız) çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir bühtan uydurub getirmemek (gayri meşrû bir çocuk düyaya getirib de onu kocalarına nisbet etmemek, kendilerine emrettiği) herhangi bir iyilik hususunda sana isyan etmeme üzere sana (teslimiyetle) söz verdikleri zaman, biatlerini (söz ve teslimiyyetlerini) kabul et. Onlar için Allah'dan mağfiret dile; çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.”
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar; Allah’a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnad etmemek ve uygun işleri yapmakta sana isyan etmemek üzere, sana biat etmeye gelirlerse, biatlarını kabul et. Onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Ey Peygamber! Allaha bir şeyi eş koşmamak, hırsızlık etmemek, fuhuş yapmamak, çocukların öldürmemek, doğurduğu çocuğuyla kimseye suç atmamak, size iyi işlerde başeğmek üzere inanmış kadınlar gelip de, sana bağlanmak isterlerse, sen de bağlanasın, onlar için bağışlanmak istiyesin; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Ey Nebi! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, (kız) çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında hiç yoktan yalan uydurup iftira atmamak, (bulduğu bir çocuğu, kocasına isnat etmemek veya gayrı meşrû bir çocuk dünyaya getirip onu kocasına dayandırmamak) ve (bildireceğin) hiçbir hakikate karşı çıkmamak konusunda sana bağlılıklarını bildirirlerse, onların bağlılık taahhütlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile! Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Diyanet Vakfı Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
Biat şartları arasında sayılan, «elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurmama» tabiri, gayri meşru bir çocuk dünyaya getirip, onu kocasına nisbet ederek iftira etmeme anlamına gelmektedir. Âyet, Mekke fethi günü nâzil olmuş, Hz. Peygamber, erkeklerden sonra kadınların biatını kabul etmiştir.
Edip Yüksel
Ey peygamber, inanan kadınlar sana sığındıklarında, ALLAH'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, bir iftira uydurup getirmemek ve doğru işlerde sana karşı gelmemek üzere yemin edip söz verirlerse onların sözünü kabul et ve onlar için ALLAH'tan bağışlanma dile. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bey'at ederlerse onların bey'atlarını al ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ey o Peygamber! Mü'mineler sana şu şartlar üzerine biy'at etmeğe geldiklerinde: Allaha hiç bir şey şirk koşmıyacaklar ve hırsızlık yapmıyacaklar ve zina etmiyecekler, ve evlâdlarını öldürmiyecekler ve elleriyle ayakları arasında bir bühtan uydurup getirmiyecekler, ve sana hiç bir ma'rufta asıy olmıyacaklar, bu suretle onlara bey'at ver ve kendileri için istiğfar ediver, çünkü Allah gaffurdur rahîmdir
Ey peygamber, mü'min kadınlar — Allaha hiçbir şey'i eş tutmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, evlâdlarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüb getirmemeleri, (emredeceğin) her hangi bir iyilik hususunda sana aasî olmamaları şartiyle — sana bey'atleşmiye geldikleri zaman bey'atlerini kabul et. Onlar için Allah'dan mağfiret isteyiver. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Ey Peygamber! Mü'min kadınlar sana, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsız lık yapmamaları, zi nâ etmemeleri, çocuklarını (hiç bir tarzda) öldürme me le ri, elleriyle ayaklarıarasında bir iftirâ uydurup ge tir me meleri (başkasına âid bir çocu ğu, kendi koca sı na is nâdetmemeleri) ve bir iyilik (iş le mek)te sana isyân et me meleri üzerine sana bîat ederek geldikleri zaman, ar tık bîatlerini kabûl et ve onlar için Allah' dan mağfiret dile!Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Ey Haberci (peygamber)! İnanan kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, kendi kendilerine uydurduklarıyla bir başkasına iftira atmayacaklarına ve iyi ve faydalı emirlere isyan etmeyeceklerine dair, seninle sözleşme yapmaya gelirlerse, onlarla sözleşme yap ve onlar için Allah’dan bağışlanma dile. Şüphesiz ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Ey Peygamber! Mü/min kadınlar Allah/a hiçbir şerik koşmamak, hırsızlık etmemek, zinada bulunmamak, çocuklarını öldürmemek [¹] elleri ve ayakları arasına bırakmak, doğurmak hususunda erlerine iftira atmamak, hiçbir güzel işte sana âsi olmamak üzere sana bi/at etmeye geldiklerinde onlardan bu şartlar üzere bi/at al, onlar için Allah/tan yarlıganmak dile. Çünkü Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
İsmail Hakkı İzmirli Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
[1] Diri diri gömmemek.
Kadri Çelik
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir bühtan uydurup getirmemeleri (gayrimeşru bir çocuk dünyaya getirip onu kocasına mal etmemeleri) ve iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Ey Peygamber! İnanan kadınlar; 1. Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamak, 2. Hırsızlık yapmamak, 3. Zina etmemek, 4. Çocuklarını öldürmemek, 5. Hiç yoktan yalan uydurarak suçsuz insanlara iftira atmamak, 6. Ve emredeceğin doğru işlerde sana karşı gelmemek üzere, İslâm’a bağlılıklarını bildirmek için huzuruna geldiklerinde, onların bağlılık ahitlerini kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Hiç kuşkusuz Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Allah’ın şefkat ve merhametini istiyorsanız, iyi dinleyin:
Ey Nebiyy!
Kadın Müminler, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında iftira edecekleri bir bühtan ile gelmemek, bir ma’ruf içinde sana isyan etmemek üzere sana biat etmeye geldikleri zaman onların biatını al!
Allah’tan onlar için bağışlanma dile!
Allah, rahîm gafûrdur.
Ey Peygamber! Mü’min kadınlar Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek,1 başkasının çocuğunu kocasına isnatta bulunmamak2 ve senin (Allah’tan) getirdiklerine asla karşı çıkmamak3 hususunda sana biat etmeye gelince sen de onların biatlerini hemen kabul et ve Allah’tan onlar için bağışlanma dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.4
1 Yani çocuklarınızı, gerek ana karnında nüfus planlaması adı altında olsun, gerekse doğmuş olanları toprağa gömmek veya ihmâl etmek sûretiyle olsun öldürmeyin. Buna; Müslüman’ca yetiştirilmeyen çocukların, küfür toplumu içerisinde ölmekten daha kötü bir hayat yaşamasına sebebiyet vermeyi de dâhil etmek gerekir. 2 “Elleri ve ayakları arasında iftira edileni getirmek” demek; “ya başka bir kadının doğurduğu bir çocuğu alıp veya kendi doğurduğu ile değiştirip, ben doğurdum diyerek veya başka bir erkekten gayri meşru’ olarak almış olduğu bir çocuğu, kocasına isnat etmekten” mecâzdır. Yukarıdaki tercüme de buna göre yapılmıştır. Ancak buradan, gıybet, nemime, bühtan, yalan ve sahtekârlığın da anlaşılması mümkün olduğu için, her ikisini de anlayarak her ikisinden de sakınmak daha doğru olur.3 Yani gerek emredilen iyiliklerin, gerekse yasaklanan kötülüklerin, hiç birine asi olmayıp itaat etmek. Zira isyan, ya emre, ya da nehye karşı olur. Emrin maruf ve meşru olması iyilik ile emrolunmasında, nehyin maruf ve meşru olması da kötülükleri yapmanın yasaklanmasındadır. (Elmalılı)4 Bu âyet, Mekke’nin fetih günü nâzil olmuş, Peygamberimiz (s.a.v) Safâ Tepesi üzerinde erkeklerden biat alırken, onun adına Hz. Ömer de aşağıda kadınlardan biat almıştır. Hz. Aişe’den rivâyet olunduğuna göre bu âyet, yukarıdaki imtihan âyetiyle beraber nâzil olmuştur. (Müslim) Erkeklerden de aynı konular üzere biat alınmıştır. (Buharî, Müslim)
Muhammed Esed
Ey Peygamber! Mümin kadınlar ne zaman sana gelip 18 [bundan böyle] Allah'tan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayacaklarını, hırsızlık yapmayacaklarını, 19 zina etmeyeceklerini, çocuklarını öldürmeyeceklerini, 20 hiç yoktan yalan uydurarak 21 iftira atmayacaklarını ve [bildireceğin] hiçbir hakikate karşı çıkmayacaklarını [taahhüt ederek] sana bağlılıklarını bildirirlerse, onların bağlılık taahhütlerini kabul et ve Allah'tan onların [geçmiş] günahlarını affetmesini dile: çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Ey Nebi! Mümin kadınlar sana gelerek, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık etmeyeceklerine, zina etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, gayri meşru çocuk edinip onları kocalarına nispet etmeyeceklerine ve iyi ve güzel işlerde sana karşı gelmeyeceklerine dair biat etmek istediklerinde onların bu biatlarını kabul et ve Allah’tan onlar için bağışlanma dile! Çünkü Allah, eşsiz bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 25/63...73, 39/53, 58/5
Sen ey nebî! Ne zaman mü’min kadınlar sana gelir de Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, çalmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını katletmeyeceklerine,[5071] elleri ve ayakları arasında yalan düzüp koşarak iftira atmayacaklarına,[5072] (dinin) değerler sistemi konusunda sana isyan etmeyeceklerine dair biatlerini sunarlarsa, onların biatlerini kabul et[5073] ve Allah’tan onlar için mağfiret dile: Unutma ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Mustafa İslamoğlu Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
[5071] Kadınlardan alınan bu söz, cahiliyye geleneğindeki kız çocuklarını diri diri öldürme (ve’d) geleneğinden daha çok -ki onu babalar yapıyordu- kadınların hamileliklerini sonlandırmak için işledikleri bir tür “ilkel kürtaj” diyebileceğimiz cenin cinayetlerine ilişkindir.
[5072] Yani: “Başkalarından olan gayr-ı meşru çocuklarını elleriyle getirip “bunlar kocalarımızdan” diye iftira etmeyeceklerine..” Bu kinayeli ifade, karşı cinsin iffet ve onuruna yönelik her türlü iftirayı kapsar. Buna sahte annelik iddiası ve gerçek anneliğin inkârı türünden, bir başka erkeği töhmet altında bırakan her tür iftira ve bühtan da dahildir.
[5073] Allah Rasûlü birçok biat almıştır. Bunların zemini, zamanı, alınış usul ve üslubu farklı farklıdır. Bazen bu yemin işi için Hz. Ömer’i görevlendirmiş, Allah Rasûlü adına kadınlardan biati o almıştır (Kadınlardan alınan biat yöntemlerinin en ayrıntılı tasviri için bkz. İbn Kesir, âyetin tefsirine).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey Peygamber! İmân etmiş olan kadınlar sana gelip de, Allah'a bir şeyi şerik koşmamaları ve hırsızlık yapmayacakları ve zinada bulunmayacakları ve çocuklarını öldürmemeleri ve elleriyle ayakları arasında uyduracakları bir bühtan ile gelmemeleri ve sana mâruf bir hususta asî olmayacakları üzerine mübayeada bulunacakları zaman artık sen de onlar ile mübaye-ada bulun ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphe yok Allah gafûrdur, rahîmdir.
Ey Peygamber! Mümin hanımlar: Allah'a hiç bir sûrette ortak tanımamak hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, hiç yoktan yalan uydurup iftira atmamak, bulduğu bir çocuğu, kocasına isnat etmemek veya gayr-ı meşrû bir çocuk dünyaya getirip onu kocasına mal etmemek, senin kendilerine emredeceğin meşrû olan herhangi bir konuda sana karşı gelmemek hususlarında sana biat etmeye geldiklerinde, sen de onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan af dile. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve ihsanı boldur).
Suat Yıldırım Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
Bu âyet Mekke’nin fethi günü inmiş, erkeklerden sonra kadınlardan da biat alınmıştır. Çocuk öldürmekten maksat: “kız çocuklarını öldürüp gömmek” tir. Meşrû bir hususta: Senin onlardan istediğin meşrû bir şey, yahut nehyedeceğin bir münker hususunda demektir. Resulullahın meşrû olmayan bir şeyi istemeyeceği kesin olduğu halde böyle buyurulması, müminlere “Halık’a isyan olan hiç bir işte mahlûka itaat edilmez.” kuralını hatırlatmak içindir.
Süleyman Ateş
Ey peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bi'at ederlerse onların bi'atlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Süleyman Ateş Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
(489) Başkasının doğurduğu veya başka erkekten gayri meşru kazandıkları bir çocuğu, kocalarına nisbet etmemeleri. (490) Erkeklerin yanında kadınlardan da bî'at alınmasını emreden bu âyetiyle Kur'ân, 15 asır önce kadınlara oy ve seçim hakkı tanımıştır.
Süleymaniye Vakfı
Ey Nebi! Mümin kadınlar sana bağlanmak (biat) için geldiklerinde, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, başkasından kazandıkları çocuğu yalan dolan ile kocalarına mal etmemeleri ve marufta sana isyan etmemeleri şartı ile onların bağlılıklarını kabul et. Allah'tan onların durumlarının düzeltilmesini bağışlanmasını dile. Çünkü Allah bağışlar, ikrâmı boldur.
Süleymaniye Vakfı Mümtehine Suresi 12. Ayet Açıklaması
[*] Yöneticilerin sadece doğru kararlarına itaat yükümlüğü var, yanlış kararlarda itaat edilmez.
Şaban Piriş
-Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir yalan uydurarak gelmemek ve iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını al ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
Ey Peygamber! Mü'min kadınlar sana gelip de Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, doğurdukları çocuklar hakkında yalan uydurmamak,(4) meşru olan bir işte sana karşı gelmemek üzere biat etmek(5) istediklerinde, onların biatını kabul et ve onlar için Allah'tan af dile. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(4) Kocasına ait olmayan çocuğu kocasına isnat etmek, başkasının doğurduğunu kendi doğurduğuyla değiştirmek gibi.(5) Bağlılık sözü vermek.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla bey'atleş ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.