Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5166, sondan 1071. ayet; 61. sure ve Saf Suresinin 3. ayetidir. Saf Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 2255 olarak hesaplanmıştır. Saf Suresinin toplam ebced değeri 61776 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Bu âyetlerle ilgili yorumları önce, “ey iman edenler” şeklindeki hitabın kime yönelik olduğuna ilişkin tercihe göre iki gruba ayırmak gerekir. Kur’an’ın genel kullanımı doğrultusunda burada da müminlere hitap edildiğini kabul edenlere göre âyetlerde, gerçekten iman etmiş olmakla beraber söz ve eylemleri arasında uyumsuzluk bulunan müslümanlara bu hususta bir uyarı yapılmakta yahut müslümana yaraşan tutumun söylenenle yapılan arasındaki tutarlılığına özen göstermek olduğu bildirilmektedir. İfadenin akışını ve 5. âyette imanlarındaki samimiyetsizlik sebebiyle peygamberlerini üzen Hz. Mûsâ’nın kavminden söz edilişini dikkate alarak burada münafıklara hitap edildiğini düşünenlere göre âyetler, “ey iman etmiş görünenler” tarzında bir anlam taşımakta ve söylediği ile yaptığı bir olmayan bu iki yüzlü kimseler kınanmaktadır. Başka bazı âyetlerde münafıklar hakkında yapılan tasvirler (bk. Nûr 24:47-53; Ahzâb 33:12-15) bu yorumu destekleyici nitelikte bulunmuştur. “Söylenen söz”ü de iki şekilde yorumlamak mümkündür: a) Kişinin yapmayacağı bir şeyi vaad etmesi, b) Kendi fiilleri hakkında gerçeğe uymayan bir beyanda bulunması, yapmadığını yapmış gibi anlatması. Tefsirlerde bu yorumların hemen her birini destekleyici birçok olaya yer verilir (bk. Taberî, XXVIII, 83-85; Zemahşerî, IV, 92). Nüzûl sebebi olarak anlatılan bu olaylar âyetlerin anlaşılmasına ışık tutmakla beraber, burada çelişkili söz ve davranışlardan kaçınmanın önemine ilişkin kalıcı bir mesaj verilmesinin amaçlandığı açıktır. Bazı müfessirlerin bunun, yalan söylemeyi ve vaadinde durmamayı da kınayan bir ifade olduğunu belirtmesi (Zemahşerî, IV, 91-92) bu anlayışı yansıtmaktadır. Dolayısıyla bu uyarının, sadece söylenenle yapılan arasında değil aynı zamanda sözlerin ve eylemlerin kendi içinde de tutarlılık bulunması gereğini kapsar nitelikte olduğu sonucuna varılabilir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm, inkârcılara yönelik meydan okuma ifadelerinden birini de çelişmezlik ilkesine dayandırmakta, önce kendi verdiği bilgi ve haberlerin ve içerdiği fikirlerin tutarlılığıyla ilgili bir iç kontrol çağrısında bulunmaktadır: “Kur’an’ı inceleyip düşünmüyorlar mı? Eğer Allah’tan başka birinden gelmiş olsaydı, onda birçok tutarsızlık ve çelişki bulurlardı” (Nisâ 4:82). Kur’an’ın bu ilkenin önemine yaptığı vurgu İslâm âlimlerini öylesine etkilemiştir ki, tefsir, hadis, fıkıh gibi ilmî disiplinlerin oluşumu sırasında, çok geçmeden bu ilimlerde izlenen metotları da teorik ifadelere kavuşturmaya yönelmişler ve kısa bir süre içinde her bir dala ait metodolojilerin ortaya konmasını sağlamışlardır. Özellikle, Kur’an ve Sünnet’ten çıkarılan fıkhî sonuçların kendi içinde tutarlılığının kontrolü görevini üstlenen fıkıh usulü, çok ince metot sorunlarına eğilmiş ve böylece zengin bir literatür oluşmuştur.
Mehmet Okuyan
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir öfkeyle karşılanır.
[Not: Bazı Müslümanlar; “Eğer Allah katındaki en makbul ameli bilseydik, o yolda canımızı ve malımızı feda ederdik” demelerine rağmen, bu amelin CİHAD olduğunu bildiren ayetler gelince, bu sözlerinden yan çizmeleri üzerine bu İlahi tehditler indirilmiştir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah katında en nefret edilen şey, yapmayacağınız şeyi söylemenizdir.
İnsanın yaşamadıklarını başkalarına önermesi Allah’ nazarında en tiksinti verici şeylerdendir. Tebliğin etkili olması, temsilin gücüne bağlıdır. Temsil ettiklerinizle ortaya koyduklarınız çelişiyorsa, faydalı olmayı bırakın gülünç duruma düşersiniz ve bugün olduğu gibi temsil ettiğiniz davaya zarar verirsiniz. Bu anlamda, bugün İslam’ın anlaşılmasında engel teşkil eden unsurlardan bir tanesi ve belki de en önemlisi Müslümanların ortaya koyduğu tutarsız hayattır yani söyledikleriyle yaptıklarının çelişmesidir. Ömrünün büyük bir kısmını Kur’an okuyarak geçiren ve fakat Kur’an’ı anlamaya çalışmayan ve yaşadıklarını Kur’an’a giderek sorgulamayan bir Müslüman temsil anlamında İslam’ın önünde bir engeldir. Bu konuda Bakara 2:44’e de bakabilirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.
İsmail Hakkı İzmirli Saf Suresi 3. Ayet Açıklaması
[4] Malımızla, canımızla duruşurduk dedikleri halde Uhut'ta dağılmakla onları itap zımnında nâzil olmuştur, yahut münafıklar hakkında nâzildir. Zahiren mü'min olduklarından dolayı öyle hitap olunmuştur.
Kadri Çelik
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında gazap (konusu olması) bakımından (büyüdükçe) büyüdü.
Oysa yapmadığınız şeyi söylemeniz, Allah nazarında gerçekten pek ağır bir suç, çok çirkin bir davranıştır! Şimdi, gerçekten de Allah’ın rızasına erişmek istiyor musunuz? O hâlde iyi dinleyin: