Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5256, sondan 981. ayet; 67. sure ve Mülk Suresinin 15. ayetidir. Mülk Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 4485 olarak hesaplanmıştır. Mülk Suresinin toplam ebced değeri 102262 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
هو الذي جعل لكم الارض ذلولا فامشوا في مناكبها وكلوا من رزقه واليه النشور
Cenâb-ı Allah, kendisinin güç ve kudretini gösteren delilleri bir defa daha gözler önüne sermekte; yerkürenin yaratılması, her türlü nimet ve imkânlarla donatılarak üzerinde yaşanılır hale getirilmesinin, sonsuz bir gücün varlığını ve birliğini gösterdiğine dikkat çekmektedir. “Üzeri” diye çevirdiğimiz menâkibihâ tamlamasındaki menâkib kelimesi, “omuz” anlamına gelen menkibin çoğulu olup mecaz olarak yeryüzündeki yolları, köşe bucak ve dağları ifade eder (Şevkânî, V, 301-302). Yüce Allah, bu nimetleri kulları için yarattığını bildirerek onlara yeryüzünde dolaşmalarını, yarattığı rızıklardan yiyip içmelerini istemiş; arkasından “Dönüş yalnız Allah’adır” buyurmak suretiyle insanların dünya nimetleri ve zevklerine dalarak kendi varlığını, sonsuz kudretini ve âhiret hayatını unutmamaları gerektiği, zira her nimetin bir sorumluluğu olduğu mesajını vermiştir.
Mehmet Okuyan
O, yeri sizin için boyun eğdirmiştir. Her tarafını dolaşıp O’nun (Allah’ın verdiği) rızkından yiyin! Dönüş, yalnızca O’nadır.
Allah, yeryüzünü yaşanmaya elverişli bir yer yapmıştır. Öyleyse onun her tarafını dolaşıp Allah'ın verdiği rızıktan yiyiniz. Dönüşünüzün O'na olacağını unutmayınız.
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren (onu ziraate ve madenciliğe uygun hale getiren) O'dur. Şu halde onun (dünyanın) omuzlarında (her tarafında) yürüyüp gezin (ekip biçin ve kazılara girişin) ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır. (Buna göre davranın.)
O, öyle bir mabuttur ki yeryüzünü, size karşı aşağı gönüllü, münkat ve sakin bir halde yaratmıştır, köşesinde, bucağında dolaşın artık ve yiyin mabudunuzun rızkından ve dönüp gideceğiniz yer, gene onun tapısıdır.
O yeryüzünü rahat yaşayabilmeniz için size sunandır. Artık onun köşe ve bucaklarında gezip dolaşın ve size verdiği her türlü rızıklardan yiyin, ölümden sonra da O'na döneceğinizi bilin.
O, size yeryüzünü boyun eğdirendir. İmkânları müsait, rahat ticarî ilişkiler kura-bileceğiniz, özgür, elverişli bölgelerinde seyahat ederek bilgi ve becerilerinizle yeryüzünde istediğiniz gibi tasarruf edin. Allah'ın ihsan ettiği rızık ve servetten pay alın, yeyin. Ölümden önceki vasıflarla diriltilerek O'nun huzuruna varıp hesaba çekileceksiniz.
O Allah'dır ki, sizin (istifadeniz) için arzı uysal kıldı. O halde, O arzın sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında) yürüyün de Allah'ın rızkından yeyin. Fakat sonunda dönüş O'nadır. (İhsan ettiği nimetlerin şükründen size sorar).
Yalnız ve yalnız O’dur, yeri sizin için uysal bir hayvan gibi yapmış. Artık o yerin sırtlarında yürüyün, Allah’ın size verdiği rızıkları yiyin. Diriliş, toplanış ve dönüş O’nadır.
Yeryüzünü sizin (istifadeniz) için yaşamanıza elverişli kılan O'dur. O halde, arzın sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında) yürüyün de O'nun rızkından yararlanın. (Ve unutmayın ki) sonunda diriliş ve dönüş O'na olacaktır.
Burada, yeryüzünün insanların faydalanmalarına hazır ve uygun bir durumda yaratıldığını ifade eden bir temsil mevcuttur. Yeryüzü, omuzlarında dolaşılacak bir halde emre âmâde kılındığına göre, artık dünyada insanlara boyun eğmeyecek hiçbir maddi varlık yok demektir. Bu âyet-i kerimede insanlığı ve özellikle müslümanları daima yükselmeye bir teşvik vardır.
Edip Yüksel
O ki yeri emriniz altına verdi. Yeryüzünü dolaşın ve onun besinlerinden yeyin. Son dönüş O'nadır.
O Hâlıktır ki o, size Arzı zelûl (munkad) kıldı, haydin, o Arzın omuzlarında yürüyün de o yaradan lâtîfi habîrin rızkından yeyin, onadır fakat nihayet nüşûr
O, yeri, sizin fâidenize, hor (ve müsahhar) kılandır. O halde onun omuzlarında yürüyün. (Allahın) rızkından yeyin. (Fakat şunu dâima hatırlayın ki) son gidiş ancak Onadır (Allâhadır).
O, yeryüzünü sizin kullanmanız için boyun eğdirmiş, sizde yürünecek yerlerinde (rızkınızı elde etmek için) yürüyün. Yeryüzünün rızıklarından yiyin. Yeniden dirilip toplanma O’nun huzurunda olacak.
Yeri, üzerinde gezilebilecek bir halde yapan O/dur. Artık yerin ötesinde, berisinde gezin, tozun, Allah/ın verdiği rızktan yiyin. Tekrar dönüş O/nadır.
Uzayın derinliklerinde yüzüp gitmekte olan her türlü konforla donanmış şuyerküreyi, tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle emrinize amade kılaraksize boyun eğdiren O’dur. Öyleyse, onun omuzları üzerinde huzur ve güven içinde gezip dolaşın ve Allah’ın bahşettiği tertemiz nîmetlerden yiyin için! Yeter ki, şu gerçeği aklınızdan çıkarmayın: Gün gelecek bu nîmetleri terk edecek ve eninde sonunda, yaptıklarınızın hesabını vermek üzere O’nun huzurunda toplanacaksınız!Hal böyleyken, ne cüretle Rabb’inize başkaldırıyorsunuz?
1 Zelûl: Uysal, istenildiği gibi çekilip götürülmeye müsâit olan şey, demektir. Yani bu uysallık, hakir ve hor anlamına değil, kolaylık ve uygunluk anlamınadır. Bir şey zelûl olmakla beraber şerefli de olabilir.2 Menakib: Omuz anlamına gelen “menkib”in çoğuludur. Burada kelimenin ikil değil de çoğul kullanılmasından, bunun normal omuz değil de mecâzen, “uysallıkta ve itaatte aşırılık” anlamına geldiği anlaşılmaktadır.3 Bu ifâde iki şekilde anlaşılabilir. a- Onun sınırları içerisinde yürümek. b- Onun üzerinde, bir binit üzerinde gibi yürümek. (Yani yürüyen Arz, onun üzerinde dolaylı olarak yürüyen de biz, olmuş oluruz.)
Muhammed Esed
O, yeryüzünü yaşanması kolay bir yer yapmıştır: 14 öyleyse onun her tarafını dolaşın ve Allah'ın verdiği rızıktan pay almaya çalışın: ama [hiçbir an aklınızdan çıkarmayın ki] yine O'na döneceksiniz.
Yeryüzünü sizin için yaşamaya elverişli hale getiren ve hizmetinize amade kılan Allah’tır. Öyleyse yeryüzünün dağlarında ovalarında gezin ve rızkından yararlanın ama unutmayın ki sonunda dönüş Allah’adır. 2/29, 7/10
Yeryüzünü sizin için emre âmâde kılan O’dur;[5216] artık onun her tarafını dolaşın[5217] ve O’nun rızkından nasiplenin: ama O’na döndürüleceğinizi asla (unutmayın)!
[5216] Yeryüzü zillden türetilmiş olan zelîl değil, zullden türetilmiş olan zelûldür. Mesela at zelûl, katır zelîldir. Köpeklerin bir kısmı zeluldür bir kısmı zelil, kurt ne zeluldür ne zelil, tilki sadece zelildir.
[5217] Lafzen: “Omuzlarına binin”.
Ömer Nasuhi Bilmen
O, O'dur ki, sizin için yeri münkat kıldı, artık onun (yeryüzünün) omuzlarında yürüyün ve rızkından yeyin ve dönüş de O'nadır.
Yeryüzünü size hizmete hazır, uysal bir binek gibi kılan da O'dur. Haydi öyleyse siz de onun omuzları üstünde rahatça dolaşın. O'nun takdir ettiği rızıklardan yiyin, istifade edin. Ama ölümden sonra dirilip O'nun huzuruna çıkacağınızı da bilin.
Yer uysal bir binek gibi insana hizmet ediyor. Omuzlar atın en hassas azasıdır. Binicisinin omuzuna basmasına pek razı olmaz. Arzın, omuzları üzerinde yürünürse, bunun mânası, onda itaat etmeyen hiçbir tarafın kalmadığıdır. Cenab-ı Allah, barındırdığı milyonlarca tür mahlûkata göre küçücük olan bu dünyayı, onların sayılara sığmayan fertlerine hazırlanmış yüzbinlerce çeşit erzak ve ihtiyaç maddeleri ile doldurmuştur. Bu yerküreyi, bir gemi gibi uzay okyanusunda hızla hareket ettirip mevsimlere uğratarak, bahar ve yaz mevsimini, yüz binlerce yiyeceklerle doldurup, her kış erzakı tükenen canlıların, imdadına, erzak gemisi halinde göndermektedir.
Süleyman Ateş
O size yeri boyun eğer yaptı. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. (Sonunda) Dönüş O'nadır (size verdiği ni'metlere karşı şükredip etmediğinizi sizden soracak, sizi hesaba çekecektir).