Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5286, sondan
951. ayet;
68. sure ve
Kalem Suresinin
15. ayetidir.
Kalem Suresi 15. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
33 ve toplam ebced değeri ise
2660 olarak hesaplanmıştır.
Kalem Suresinin toplam ebced değeri
90861 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
83:13 ayetleridir. Bu sure
ن hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ن (2) bulunuyor.
اذا تتلى عليه اياتنا قال اساطير الاولين
اذاتتلىعليهاياتناقالاساطيرالاولين
İżâ tutlâ ‘aleyhi âyâtunâ kâle esâtîru-l-evvelîn(e)
Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.
Müşriklerin ileri gelenleri hakkında inen bu âyetler, onların genel karakterlerinin güzel bir özetidir. “Ne idüğü belirsiz” diye çevirdiğimiz 13. âyetteki zenîm kelimesine müfessirler “bir toplumdan olmadığı halde onlara yamanmış olan, babası bilinmeyen, kötülüğü ile tanınan, lüzumsuz kimse, faydasız şey” anlamlarını vermişlerdir (bk. Râzî, XXX, 84-85). Zenîm kelimesinin burada özellikle günah işlemekten, haksızlık yapmaktan, zarar vermekten utanıp çekinmeyecek kadar tabiatı bozulmuş, insanlığını kaybetmiş, bu anlamda soysuzlaşmış kişiyi ifade ettiği söylenebilir. Bu âyetlerde Hz. Peygamber ve ona iman edenler uyarılarak anılan kötü niteliklerin tümünü veya bir kısmını taşıyan kimseye mal ve oğulları var diye yani zengin ve güçlü olduğu için boyun eğmemeleri istenmektedir. “Yakında onun alnına (cehennemlik) damgasını vuracağız” diye çevirdiğimiz 16. âyet mecazi bir anlatım olup, güç ve zenginliğinden dolayı şımararak Allah, peygamber ve kitap tanımayan kimseyi yüce Allah’ın zelil ve perişan edeceğini, kibir ve gururunu kıracağını ifade eder
Ona ayetlerimiz [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman “Öncekilerin masalları!” der.
14,15. Mal ve çocuklarına güvenip, kendisine okunan âyetlerimize yönelik olarak, “Öncekilerin masalıdır” diyene de uyma!
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: “Bunlar evvelkilerin masalları.” der.
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır (Kur’ani hükümler, günümüzde gereksiz ve geçersiz olan çağdışı kurallardır) " diyen (kimselere yüz verme ve üzülme).
Ona ayetlerimizi okuyunca eskilere ait masallar dedi.
böylesine ayetlerimiz okununca, “eskilerin masallarıdır” der.
Kendilerine âyetlerimiz, Kur'ânımız okunduğu zaman:
“Öncekilerin masalları.” derler.
Kendisine ayetlerimiz okunduğunda: "Öncekilerin masalları" der.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: '(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır' diyen.
Ona âyetlerimiz (Kur'an) okunduğu zaman; “- Eskilerin masalları...” demiştir.
(Ve bundan dolayı da) ayetlerimiz ona okunduğu zaman, “Eskilerin efsaneleridir” diyor.
Okunsa ona âyetlerimiz, der ki: «Bunlar, geçmişlerin masalları!»
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman: “Öncekilerin masalları!” der (burun kıvırır).
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, «Öncekilerin masalları!» der.
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Efsane" der.
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.
Karşısında âyetlerimiz okunurken «eskilerin masalları» dedi
Karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman o, «Evvelkilerin masalları» demişdir.
Ona (onlardan birine), âyetlerimiz okunduğu zaman: “Evvelkilerin masalları!” dedi.
Kendisine ayetlerimiz okunduğunda, bunlar “Eskilerin masallarıdır” diyenlere (itaat etme).
Ona âyetlerimiz okununca o, «— Bunlar eskilerin masallarıdır» der.
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, “(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır” diyene (sakın uyma).
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, “Bunlareskilerin efsâneleridir!” der.
Bizim âyetlerimiz ona okunacağı zaman: -“İlk Öncekiler’in hikâyeleri!” dedi.
14,15. (Bir de) o,1 servete ve oğullara sahip olduğu için kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyene (itaat etme.)
1 Bu şahıs; Ahnes b. Şüreyk veya Esved b. Abdi Yeğus olabilir. (Es bâb-ı Nüzûl-Suyûtî)
ki ne zaman mesajlarımız böyle birine iletildiyse, “Bunlar eski zaman hikayeleri!” demişti? 9
Ona ayetlerimiz okununca; “Bunlar eskilerin masalları” der. 16/24, 46/17
ki, âyetlerimiz kendisine okununca, “Eskilerin masalları”[5241] diyebildi.
[5241] Esâtîru’l-evvelîn ifadesinin nüzul sürecinde ilk geçtiği yer (diğerleri:
6:25;
8:31;
16:24;
23:83;
25:5;
27:68;
46:17;
83:13). Bunların tümünün bağlamı da Kur’an kıssaları değil âhirettir. Onlar yeniden dirilmeyi “eskilerin masalları” addediyorlardı.
Ona karşı Bizim âyetlerimiz okunduğu zaman dedi ki: «Evvelkilerin meseleleridir.»
10, 11, 12, 13, 14, 15, 16. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları! ” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74, 11-26; 6, 25; 8, 31; 46, 17]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın karşısına böyle azgınca çıkanların burunlarının sürtüleceğini bildiren bu âyetlerle yüce Allah onların istikbaldeki perişan hallerini haber vermektedir. Zahirî şartlarda beklenmeyen bu zafer, ancak kaderlere hükmeden Allah’ın bildirmesi ile olabilir.
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der.
Ayetlerimiz okununca, “Bunlar eskilerin masalları!” der.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman:-Eskilerin masalları!.. der.
Ona âyetlerimiz okunduğunda, “Eskilerin efsaneleri” der.
Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: "Daha öncekilerin masalları!"
ķaçan oķına anuñ üzere 'āyetlerümüz eyitti “öñdingiler meŝelleridür” ya'nį bāŧıl sözdür.
Ḳaçan oḳunsa üstine āyetlerümüz, eyitdi: Bu düzmesidür ilerükilerüñ.
Ayələrimiz ona oxunduğu zaman o: “(Bunlar) qədimlərin əfsanələridir!” – dedi.
That, when Our revelations are recited unto him, he saith: Mere fables of the men of old.
When to him are rehearsed Our Signs,(5603) "Tales of the ancients",(5604) he cries!*
5603 Allah's Signs, by which He calls us, are everywhere—in nature and in our very heart and soul. In Revelation, every verse is a Sign, for it stands symbolically for far more than it says. "Sign" (Ayah) thus becomes a technical term for a verse of the Qur'an. 5604 Cf.
6:25.