Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5287, sondan 950. ayet; 68. sure ve Kalem Suresinin 16. ayetidir. Kalem Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 1211 olarak hesaplanmıştır. Kalem Suresinin toplam ebced değeri 90861 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ن hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ن (1) bulunuyor.
Müşriklerin ileri gelenleri hakkında inen bu âyetler, onların genel karakterlerinin güzel bir özetidir. “Ne idüğü belirsiz” diye çevirdiğimiz 13. âyetteki zenîm kelimesine müfessirler “bir toplumdan olmadığı halde onlara yamanmış olan, babası bilinmeyen, kötülüğü ile tanınan, lüzumsuz kimse, faydasız şey” anlamlarını vermişlerdir (bk. Râzî, XXX, 84-85). Zenîm kelimesinin burada özellikle günah işlemekten, haksızlık yapmaktan, zarar vermekten utanıp çekinmeyecek kadar tabiatı bozulmuş, insanlığını kaybetmiş, bu anlamda soysuzlaşmış kişiyi ifade ettiği söylenebilir. Bu âyetlerde Hz. Peygamber ve ona iman edenler uyarılarak anılan kötü niteliklerin tümünü veya bir kısmını taşıyan kimseye mal ve oğulları var diye yani zengin ve güçlü olduğu için boyun eğmemeleri istenmektedir. “Yakında onun alnına (cehennemlik) damgasını vuracağız” diye çevirdiğimiz 16. âyet mecazi bir anlatım olup, güç ve zenginliğinden dolayı şımararak Allah, peygamber ve kitap tanımayan kimseyi yüce Allah’ın zelil ve perişan edeceğini, kibir ve gururunu kıracağını ifade eder
Yakında Biz onun hortumu (burnu) üzerine (zillet ve rezalet) damgası vurup (bu kötü gidişatı değiştireceğiz bunların kinlerini ve kirli yönlerini herkese göstereceğiz).
Biz de onu o kibirli burnundan işâretleyecek ve hem dünyada, hem de âhirette asla yakasını kurtaramayacağı ibret verici bir zillet ve azâba mahkûm edeceğiz.
1 Bu ayet, kelime anlamıyla, “yakında biz onu o hortumunun üzerinden damgalayacağız” diye tercüme edilebilir. Mealdeki anlam, mecâzîdir. Yukarıdaki tercüme, bunun Türkçedeki en yakın mecazi anlamı olan “burnunu sürtmek” tabiri ile yapılmıştır. Burada “burun” yerine “hortum” tabir edilmesi “kibir ve gurur” fiiline işarettir. “Burnu büyümek” gibi kibir ve gururdan kinayedir. Sonra hortum fil ve domuz burunlarında kullanıldığı ve yüze, buruna damga ve dağ, en çirkin şeyler olduğu için bu tabirde büyük bir alçaltma vardır. Onun için Rasulullah hayvanatın bile yüzlerinden damgalanmasını yasaklamıştır ve yapana lanet etmiştir. Yüzde burun, en önde olduğu için en göze batan, ilk sakınılması lâzım gelen ve şeref nişanesi sayılan ve ondan dolayı en muhterem secde mevzii olan bir uzuvdur. Hâsılı hortumunu dağlamak ve damgalamak, “burnunu kırmak” ve “burnunu sürtmek” tabirlerimize uygun düşmektedir.
Muhammed Esed
[Bunun için] Biz onu, yakasını kurtaramayacağı bir zillet ile damgalayacağız! 10
Mustafa İslamoğlu Kalem Suresi 16. Ayet Açıklaması
[5242] Lafzen: “hortumuna”. Zımnen: Hem yalancılığının hem de kibrinin timsali olan kıl aldırmadığı uzayan burnuna. Damga, damga yiyenin damgalayan karşısındaki aczine ve zilletine işarettir.
[5243] Müstekbirin burnunu hortuma benzetmekle, kibrin insanı insanlıktan çıkaran bir alçalış olduğu vurgulanıyor.
10, 11, 12, 13, 14, 15, 16. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları! ” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74, 11-26; 6, 25; 8, 31; 46, 17]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın karşısına böyle azgınca çıkanların burunlarının sürtüleceğini bildiren bu âyetlerle yüce Allah onların istikbaldeki perişan hallerini haber vermektedir. Zahirî şartlarda beklenmeyen bu zafer, ancak kaderlere hükmeden Allah’ın bildirmesi ile olabilir.
Süleyman Ateş
Biz onu burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz.