Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5343, sondan 894. ayet; 69. sure ve Hâkka Suresinin 20. ayetidir. Hâkka Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 1779 olarak hesaplanmıştır. Hâkka Suresinin toplam ebced değeri 84094 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Kitap”tan maksat amel defteridir; mahşerde kişinin amel defterinin sağ tarafından verilmesi onun dünya hayatında Allah’ın emrine uygun, dürüst ve erdemli bir hayat yaşadığını, dolayısıyla sicilinin temiz olduğunu gösterir. Bu durumda olan kimse Allah’ın lutfuyla kurtuluşa erenlerden olduğunu anlar ve “Alın, kitabımı okuyun” diyerek mutluluğunu başkalarıyla paylaşmak ister (bk. Râzî, XXX, 111). 20. âyet amel defteri sağından verilen kimsenin dünyada iken âhirete iman ettiğini ve ona göre hazırlık yaptığını gösterir. 24. âyette zikredilen “geçmiş günler”den maksat ise dünya hayatında geçen günlerdir (bk. Râzî, XXX, 113). Buna göre 21-24. âyetlerde mahşerde amel defteri sağ tarafından verilen kimsenin dünyada yaptığı iyi amellere karşılık âhirette elde edeceği nimetler tasvir edilmektedir.
Mehmet Okuyan
Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağıma inanmıştım.”
19-20. Amel defteri (Hard Diski) sağ tarafından verilen kimse, (iftiharla) haykıracak: “İşte defterim, okuyun (işte hayat filmim seyredin)! Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı (yaşadıklarımla yüzleşeceğimi) zaten biliyordum” diyecek.
19,20. İşte kitâbı sağ eline verilen kimseye gelince, (sevinerek) der ki: “Alın, kitâbımı okuyun; doğrusu ben, hesâbımla karşılaşacak kimse olduğumu gerçekten sezmiştim(bilmiştim)!” der.
19,2. (O gün) kitabı1 sağ eline verilen kişi: “Gelin, şu kitabımı bir okuyun. Doğrusu ben, bu hesaplaşma ile karsılaşacağıma (ta dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.” der.2
1 Altı tanesi (مَالِيهْ ،سُلْطَانِيهْ ،حِسَابِيهْ ،كِتَابِيهْ) bu sûrede bir tanesi de Kâria Suresinde (مَا هِيَهْ) olan bu yedi kelimenin sonundaki “ha-i sekt’ler” mütekellim (ى)’sındaki fethanın okunabilmesi için fazladan getirilmiştir. Bu kelimelerin asılları (مَالِيَ ،سُلْطَانِيً ،حِسَابِيَ ،كِتَابِيَ)’dir.2 Bu âyetten kıyamet günü “kitabını sağ tarafından alanların” hiç kimseden kaçmayıp, bilakis eşine dostuna bu kitabı övünerek göstereceği anlaşılmaktadır. Bk. (Abese: 34-36, İnşikak: 7-8)
Muhammed Esed
Zaten [bir gün] hesabımın önüme konulacağını bilmiştim!” 13
Mustafa İslamoğlu Hâkka Suresi 20. Ayet Açıklaması
[5284] Zanne, genellikle enne ile birlikte doğru tahmin, en ile birlikte kuşku ifade eder (Krş: 48:12). Yine zan Kur’an’da mü’mine nisbet edildiğinde ve övüldüğünde iman, kâfire nisbet edildiğinde ve yerildiğinde şüphe ifade eder. Ve zan âhirette gerçekleşirse “doğrulanmış tahmine” delâlet eder. Zerkeşi’nin bu güzel tesbitlerine “genellikle” kaydı düşmek şarttır. Zira istisnaları boldur (Bkz: Kulliyyâtu’l-Elfaz, s. 436).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Şüphe yok, ben zannetmiştim ki, ben muhakkak hesabıma uğrayacağım.»