Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1077, sondan 5160. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 123. ayetidir. A'raf Suresi 123. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 6287 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (8) م (9) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
قال فرعون امنتم به قبل ان اذن لكم ان هذا لمكر مكرتموه في المدينة لتخرجوا منها اهلها فسوف تعلمون
Sihirbazlar, Mûsâ’ya iman edip onun tarafına geçtiklerini gayet açık olarak göstermişlerdi. Bu sebeple Firavun’un, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz öyle mi!” anlamına gelen sözü, bir soru olmayıp tehditten ibarettir. Nitekim “Ama yakında göreceksiniz” deyip bunun ardından vereceği cezaları sıralamasından da bu anlaşılmaktadır. “Ben size izin vermeden...” şeklindeki sözü de Firavun’un, neye inanıp neye inanmayacaklarına varıncaya kadar, onların her türlü tutum ve davranışlarına hükmettiğini, vicdanlarını baskı altında tuttuğunu göstermektedir.
Fahreddin er-Râzî’ye göre Firavun’un Mûsâ karşısındaki bu yenilgisi, onda aynı zamanda siyasî bir endişe de doğurdu. Zira bu olay halkın huzurunda cereyan etmişti ve bu gelişmeler karşısında halk da sihirbazları takip ederek Mûsâ’nın peygamberliğine inanıp onun peşine düşecekti. İşte bunu önlemek için onların Mûsâ’dan kuşku duymalarını sağlayacak iddialar ortaya attı. Buna göre sihirbazlar bir “tuzak” peşindeydi; yani Mûsâ’nın tebliğini kabul etmeleri, onun delilinin güçlü olmasından ileri gelmiyordu; aksine onlar, sihir gösterilerine girişmeden önce “Şu şu şartlarımızı yerine getirirsen sana inanırız” diye Mûsâ ile anlaşmışlardı. Firavun’un dile getirmediği asıl sıkıntısı ise karşılıksız iş gücünü kaybetmekti.
Mehmet Okuyan
Firavun onlara şöyle demişti: “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz (öyle mi)? Şüphesiz ki bu, halkını oradan çıkarasınız diye şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. İleride (gerçeği) bileceksiniz.
Firavun dedi ki: “Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, şehirde tezgâhladığınız bir tuzaktır ki, bununla şehir halkını oradan çıkarmak peşindesiniz. Yakında anlayacaksınız.”
Firavun: “Ben size izin vermeden mi ona inandınız?” dedi. “Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır.” Ama yakında göreceksiniz!”
Firavun (iman eden sihirbazlara dönüp) : “Ben size izin vermeden (ve aramızda özel bir fitne projesi üretmeden) önce ona (Hz. Musa’ya) iman ettiniz öyle mi? Bu tavrınız, muhakkak halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla (Musa ile birlikte) şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz" (diye homurdanmıştı).
Firavun, ben size izin vermeden önce ona inanıyor musunuz dedi, bu, şüphe yok ki halkını oradan çıkarmak için şehirde kurup düzdüğünüz bir düzen; yakında ne yapacağımı öğrenirsiniz.
Firavun sihirbazlara: “Ben size izin vermeden, O'na inandınız öyle mi?” dedi. “Bakın, bu yaptığınız, şehrin halkını oradan çekip götürmek için yaptığınız sinsice hazırlanmış bir tuzaktır. Ama yakında başınıza ne geleceğini bilirsiniz siz.
Firavun:
“Ben size izin vermeden Allah'a, Mûsâ'nın peygamberliğine iman edersiniz ha! Bu bir hiledir. Bu şehrin ahalisini buradan çıkarmak için, şehirde sinsice hazırladığınız bir tuzaktır. Yakında başınıza gelecekleri göreceksiniz." dedi.
Firavun şöyle dedi: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Bu, halkını içinden çıkarmak amacıyla şehirde kurmuş olduğunuz bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz.
Firavun: 'Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz.'
Firavun, onlara şöyle dedi: “- Ben, size izin vermeden, siz ona iman ettiniz ha! Şüphesiz bu bir hiledir ki, siz onu, şehirde (Mısır'da) anlaşıp kurmuşsunuz; yerli halkı bu şehirden çıkarmak (ve kendiniz yerleşmek) istiyorsunuz. O halde (başınıza ne geleceğini) yakında bilirsiniz.
Firavun. “Ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz bu, ahalisini ondan çıkarmak için şehirde düzenlediğiniz bir hiledir. İlerde (ne yapacağımı) bileceksiniz.
Firavun: “Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu yerli halkı oradan çıkarmak amacıyla şehirde planladınız. (Size ne yapacağımı) sonra anlayacaksınız!”
123,124. Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.
Firavun dedi ki: «Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? Bu bir plandır. Şehirde bu planı kurdunuz ki halkını oradan çıkarasınız. Ama yakında bileceksiniz!," dedi,
Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"
Fir'avn, siz, dedi: Ona ben izin vermeden iyman ettiniz ha, bu her halde bir hud'a siz bu hud'ayı şehirde kurmuşsunuz, yerli ehaliyi ondan çıkarmak istiyorsunuz, o halde yakında anlarsınız
Fir'avn «Ben size izin vermeden, dedi, Ona îman mı etdiniz? Bu, hiç şübhesiz ki şehirde — onun halkını içinden çıkarmanız için — kurduğunuz bir hıylekârlıkdır. Yakında (başınıza ne geleceğini) bilirsiniz siz».
Fir'avun: “(Ben) size izin vermeden önce mi ona îmân ettiniz?” dedi. “Şübhesiz ki bu, (buraya gelmeden önce aranızda kararlaştırarak) ahâlisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz apaçık bir hîledir. Fakat ileride, bileceksiniz!”
Firavun “Ben size izin vermeden önce, iman ettiniz. Bu, şehrin yerlilerini dışarı atmak için, şehirlerde gizlice planladığınız bir komplo. (Benim ne kadar güçlü olduğumu) Öğreneceksiniz/ bileceksiniz.
Fir/avun onlara dedi: «— Ben size izin vermeden evvel ona iman mı getirdiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini çıkarmak için [¹] şehirde [²] kurduğunuz gizli bir hiledir. Size yapacağımı yakında göreceksiniz.
İsmail Hakkı İzmirli A'raf Suresi 123. Ayet Açıklaması
[1] Kıptileri çıkarıp Mısır'ı ele geçirmek için.[2] Çöle çıkmadan evvel.
Kadri Çelik
Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden mi O'na iman ettiniz? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir; ama yakında (başınıza neler geleceğini) bileceksiniz!”
Bu manzara karşısında çılgına dönen Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız, öyle mi?” diye haykırdı, “Demek siz, ta başından beri Mûsâ adına çalışan birer ajan idiniz! Nasıl da akıl edemedim? Aslında bütün buolup bitenler, bu ülkenin halkını buralardan sürüp çıkarmak ve böylece tahtımıza, tacımıza konmak için daha siz şehirde iken bana karşı hazırlamış olduğunuz sinsi bir tuzaktan ibaret! Fakat şimdi görürsünüz siz:”
(Firavun büyücülere): “Ben size izin vermeden siz, o (Mûsa’ya) inandınız ha?1 Kesinlikle bu, halkı buradan (Mûsa ile birlikte) çıkarmak amacıyla, şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse (size yapacağımı yakında) anlayacaksınız.” dedi.
1 Firavun’un bu ifâdesinden; Firavunlar ve benzerlerinin, insanların nelere inanacaklarını belirlemeye kadar onlara zulmettikleri ve bunun, onların genel mantığı olduğu anlaşılmaktadır. Bunun mefhum-i muhalifini alırsak, insanlara böyle davrananların da; firavun mantıklı kimseler olduğu anlaşılır. Bk. (Tâ Hâ: 71, Şuara: 49)
Muhammed Esed
Firavun: “Ben size izin vermeden ona 91 inandınız, öyle mi?” dedi, “Bakın, bu sizin yaptığınız sinsice hazırlanmış bir tuzak; hem de bu [benim kendi] şehrimde, böylelikle ahalisini çekip götürmek için… Ama (bekleyin) yakında göreceksiniz:
Firavun: - Demek siz benden izin almadan O’na iman ettiniz öyle mi? Şüphesiz ki bu, halkı buradan sürüp çıkarmak için kurguladığınız bir tuzaktır. Yakında bunun cezasını göreceksiniz. 20/71, 26/49
Firavun: “Demek siz ben izin vermeden ona inandınız ha?” dedi; “İyi dinleyin: Bu sizin kurduğunuz haince bir tuzaktır! (Üstelik bana ait) şehirde… Hem de şehrin ahalisini oradan çıkarmak için… Fakat yakında gününüzü göreceksiniz!
Fir'avun dedi ki: «Ben size izin vermeden evvel O'na imân etmişsiniz. Şüphe yok bu bir hud'adır. Siz bu hud'ayı şehirde yaptınız ki, ahalisini ondan çıkarıveresiniz. Artık yakında bileceksiniz.»
123, 124. Firavun dedi ki: “Demek siz, benden izin almadan ona iman ettiniz hâ! Şüphe yok ki bu, yerli olan kıbtî ahaliyi yurtlarından sürmek için, sizin şehirde beraberce planladığınız gizli bir oyundur. Ama yakında bileceksiniz başınıza gelecekleri! Evet, ellerinizi ve ayaklarınızı, değişik taraflardan olarak keseceğim, sonra da hepinizi toptan asacağım! ” [20, 71]
Fir'avn: "Ben size izin vermeden ona inandınız mı?" dedi. "Bu, bir tuzaktır, şehirde bu tuzağı kurdunuz ki, halkını oradan çıkarasınız, ama yakında (başınıza gelecekleri) bileceksiniz!"
Firavun dedi ki “Ben izin vermeden ona inandınız ha? Besbelli ki bu gizli bir düzendir. Ülkede bu düzeni kurdunuz ki halkını buradan çıkarasınız. Ben size göstereceğim.
Firavun “Fakat ben size izin vermeden iman ettiniz,” dedi. “Bu sizin şehirde iken kurduğunuz bir tuzaktır. Böylelikle şehir halkını oradan çıkarmak istiyorsunuz. Ama göreceksiniz.
Firavun dedi ki: "Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, şehirde tezgâhladığınız bir tuzaktır ki, bununla şehir halkını oradan çıkarmak peşindesiniz. Yakında anlarsınız."
eyitti fir'avn “įmān getürdüñüz mi aña andan ilerü kim destūr virem size? bayıķ uşbu yavuz śanmaķdur kim yavuz śanduñuz anı şar içinde tā çıķarasız andan ķavumını pes śoñra bilesiz”
Fir‘avn eyitdi: Īmān mı getürdi‐siz aña, size ben destūrumdan bu‐run? Taḥḳīḳ bu ḥīledür, siz ḥīle idüp ṭanışduñuz anı Mūsā‐y‐ıla mī‘āda çıḳma‐ dan burun. Mıṣr şehrinde[n] çıḳarmaġ‐ıçun şehr ehlini ki Ḳıbṭdur, siz sākinolmaġ‐ıçun. Siz göresiz ne işler‐men sizüñ bile.