A'raf Suresi 135. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1089, sondan 5148. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 135. ayetidir. A'raf Suresi 135. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 3555 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (5) م (4) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
فلما كشفنا عنهم الرجز الى اجل هم بالغوه اذا هم ينكثون
Harf Sayımı
Harf Sayımı
فلماكشفناعنهمالرجزالىاجلهمبالغوهاذاهمينكثون
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Felemmâ keşefnâ ‘anhumu-rricze ilâ ecelin hum bâliġûhu iżâ hum yenkuśûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Biz ulaşacakları bir süreye kadar onlardan o azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönmüşlerdi.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Biz onlardan geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Ne zaman ki, onların erişebileceği (takdir edilen) bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip-giderdik, onlar yine andlarını bozup (inkâr ve isyana geri döndüler).
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Uğrayacakları son belayadek üstlerine çöken musibeti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlardı.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Ama ne zaman ki, sözlerini yerine getirebilecekleri kadar bir zaman verip de, bu azabı kendilerinden kaldırsak, hemen verdikleri sözden geri dönerlerdi.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Biz, erişecekleri bir vakte, denizde boğulmalarına kadar, bir müddet, onlardan azâbı kaldırınca, derhal yeminlerini bozdular.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Üzerlerinden, erişecekleri belli bir zamana kadar o felaketi kaldırdığımızda onlar derhal sözlerinden dönüyorlardı.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Ne zaman ki, erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı üzerlerinden çekip-giderdik, onlar yine andlarını bozdular.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Vaktaki (azaba) erişecekleri bir müddete kadar üzerlerinden biz azabı kaldırdık, hemen yeminlerini bozdular.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Onların ulaşacağı belli bir süreye kadar o pis azabı onlardan giderdiğimizde, yeminlerini bozarlardı.
Besim Atalay
Besim Atalay
Bizim âyetlerimizi, yalanlayarak ona karşı, göz yummalarından, denizde boğarak, onlardan öcümüzü aldık biz
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Fakat ne zaman ki sözlerini yerine getirmeleri için kendilerine süre verip de bu musibeti üzerlerinden kaldırdık, onlar yine verdikleri sözden caydılar.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Azabı nasıl olsa sonuna gelecekleri bir müddet için üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden cayıyorlardı.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Onları söz konusu felaketlerden herhangi bir süre için kurtarınca da sözlerinden dönüyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Vaktaki irişecekleri bir müddete kadar azâbı kendilerinden sıyırdık derhal yeminlerini bozdular
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Vaktaki biz, kendilerinin erişecekleri bir müddete kadar, onlardan azabı giderdik, bir de ne bakarsın: Onlar yeminlerini bozuyorlar bile.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Nihâyet onların kendisine erişici oldukları bir vakte kadar (biz) kendilerindenazâbı kaldırınca, onlar hemen yeminlerini bozdular.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Onlardan belaları bir vakte kadar kaldırdığımızda, huzura kavuştular ve hemen verdikleri sözleri bozdular.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Vaktaki onlardan, erişecekleri ecellerine kadar [⁷] felâketi kaldırdık, onlar hemen ahitlerinden döndüler.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Azabı belli bir müddet için (iman etmeleri şartıyla) üzerlerinden kaldırınca, o müddete eriştiklerinde hemen sözlerinden caydılar.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Fakat başlarındaki azâbı —geçici bir süre için— kaldırdığımız anda, hemen verdikleri sözden cayıveriyorlardı.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Ulaştıkları bir süreye kadar Ricz’i / Azab’ı / Belâ’yı onlardan kaldırdığımızda o zaman cayıyorlardı.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Onlardan azabı ulaşacakları belirli bir süreye kadar kaldırınca da hemen yeminlerini bozdular.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ama ne zaman ki sözlerini gereğince yerine getirmeleri için kendilerine süre verip de 97 bu musibeti üzerlerinden kaldırsak, (hemen) sözlerinden geri dönerlerdi.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Ama ne zaman verdikleri sözü yerine getirecek kadar bir süre onlardan belaları kaldırsak her seferinde onlar verdikleri sözü hemen bozuyorlardı. 2/100, 7/102, 13/25, 16/95
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Fakat ne zaman sözlerini gerçekleştirmeye yetecek bir süre musibeti kaldırsak, her seferinde gerisingeri sözlerinden dönerlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki onların erişecekleri bir müddete kadar kendilerinden azabı açıverdik. Onlar derhal yeminlerini bozar oldular.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Biz, geçirecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca da yeminlerinden döndüler.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Biz onlardan, geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmağa başladılar.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Her afeti üzerlerinden bir süre için kaldırınca, anında sözlerinden dönüyorlardı.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Onlardan azabı, onlara ulaşacak belirli bir süreye kadar kaldırdığımız zaman; onlar verdikleri sözü o an bozuyorlardı.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Erişecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdığımızda ise sözlerinden dönerlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Dolduracakları bir süreye kadar kendilerinden azabı kaldırdığımızda, hemen yeminlerini bozdular.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
pes ol vaķt kim açduķ anlardan 'aźābı bir zamān degin kim anlar iricilerdür aña ol vaķt anlar ķavl śırlar.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Pes ḳaçan ki götürdük anlaruñ üstinden ‘aẕābı bir zamāna degin ki anlaraña irişecekdür, ya‘nī ölüm vaḳtı, ḳaçan ‘aẕābı götürdük anlardan ‘ahdlerinibozdılar.