Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1108, sondan 5129. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 154. ayetidir. A'raf Suresi 154. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 6909 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (7) م (5) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ولما سكت عن موسى الغضب اخذ الالواح وفي نسختها هدى ورحمة للذين هم لربهم يرهبون
Nüsha kelimesi, “bir asıl metinden çıkarılan kopya, o metnin yeniden yazılmış şekli” anlamına gelir. İkisine birden kopya denildiği de olur. Bu sebeple ilgili kısmı, “bu tekrar yazılmış metinlerde” diye çevirmeyi uygun bulduk. Bu nüsha kelimesini dikkate alan müfessirler, Mûsâ’ya vahyin taş levhalar üzerine yazılmış olarak geldiğini, Mûsâ’nın yere atmasıyla bu levhalar kırıldığı için yeni bir nüshasının yazılmış olabileceğini düşünmüşlerdir. Tevrat’ın verdiği bilgiler de bu yöndedir (Tesniye, 9:10-11, 10:1-5). Bu levhalarda, yüce Allah’ın, kendisinden korkanlara, yani O’na iman edip buyruklarıyla amel edenlere, hidayet ve rahmetini kazanmaları için gönderdiği hükümler vardı. Buradaki “hidayet” (hüden) ve “rahmet” kelimeleri, bir ilâhî kitabın ve onunla ortaya konan dinin bütün işlevlerini özetler mahiyettedir. Zira hidayet ancak sahih iman ve sâlih amellerle gerçekleşir; bu da insanların, fert ve toplum olarak rahmete yani yüce Allah’ın hidayet üzere yaşayanlara bahşedeceği engin sevgisinin eseri olarak, dünya ve âhiret hayatında huzurlu ve mutlu olmaya götürür.
Âyette, öfkenin insanlara doğru olmayan işler yaptırdığına dolaylı bir işaret vardır. Nitekim Mûsâ’nın öfke sebebiyle Tevrat levhalarını yere atması, bilinçsizce yapılmış yanlış bir iş olduğu için, öfkesi yatışınca bunun farkına vararak yerdeki levhaları tekrar eline almış ve af dilemiştir.
Mehmet Okuyan
Musa’nın öfkesi dinince, içinde Rablerinden korkanlar için yol gösterme ve rahmet bulunan o levhaları (tekrar eline) almıştı.
Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca (Kutsal Emirler kayıtlı) Levhalar'ı aldı. (Onlardan bir) Nüshasında "Rablerinden korkanlar için (elbette) bir hidayet ve bir rahmet (doğru yolu bulmak ve onurlu yaşamak) vardır" (yazılıydı).
Mûsâ'nın öfkesi geçince, kutsal kitap sayfaları olan levhaları aldı. Levhalar'daki yazıda, Rablerinin azâbından dehşete düşenler, korkanlar için, hak yolu aydınlatan bilgiler ve rahmet konuları vardı.
Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhalar'ı aldı. (Onlardan bir) Nüshasında 'Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır' (yazılıydı.)
Musa'nın öfkesi yatışınca, levhaları koyduğu yerden aldı. Onların bir nüshasında, Rablerinden sakınanlar için doğru yolu gösterir belgeler ve rahmet (yazılı) idi.
İsrailoğulları buzağıya taptıklarına pişman oldukları için Allah Teâlâ, Hz. Musa’ya kavmini temsilen yetmiş kişi seçerek huzura getirmesini ve hep beraber tevbe etmelerini emretmişti. 155. âyet bu hususu açıklamaktadır:
Edip Yüksel
Musa'nın sinirleri yatışınca levhaları aldı. Onda Rab'lerini sayanlar için bir yol gösterme ve rahmet yazılıydı.
Vaktâki Musâdan gadab sustu, elvahı aldı ve onlardaki yazıda bir hidayet ve bir rahmet vardı, fakat öyle kimselere ki onlar sırf rabları için rehbet duyarlar
Vaktaki Mûsâdan o öfke uzaklaşıb sükûn haasıl oldu, (bırakdığı) levhaları aldı. Onun bir nüshasında (şu da yazılı idi: «Sapıklıkdan kurtulub) hidâyet (e), (azâbdan sıyrılıb) rahmet (e kavuşmak) o kimselere mahsusdur ki onlar Rablerinden korkarlar».
Nihâyet Mûsâ'nın öfkesi yatışınca, levhaları aldı. Onların (bir) nüshasında ise, o kimseler için bir hidâyet ve bir rahmet vardır ki, onlar Rablerinden korkarlar.
Musa nın kızgınlığı geçtikten sonra attığı, içerisinde Rablerinden korkanlar için yol gösterici ve insanlara yararlı (rahmet) olan, levhaları yerden topladı.
Nihâyet Mûsâ’nın öfkesi yatışınca, az önce öfkeyle bir kenara bıraktığı levhaları yerden aldı. Bu levhalarda, Rab’lerinden korkanlar için yol gösterici ve rahmet kaynağı hükümler vardı.
1 Bu bölümün kelime kelime anlamı, “Mûsa’dan gazap, susunca” şeklindedir. Ancak bu ifâdede istiâre vardır. Yani, “Mûsa’nın üzerindeki hâkim olan gazap geçince” demektir ki yukarıdaki tercüme buna göre yapılmıştır.
Muhammed Esed
Ve öfkesi yatışınca, Musa, üzerinde Rablerinden korkanlar için yol gösterici, rahmet vaad eden öğretiler yazılı levhaları yerden kaldırdı. 121
Musa sakinleşip öfkesi yatışınca levhaları aldı. Levhaların içinde Rabbinden korkup çekinenler için yol gösterici ve rahmet olan öğretiler vardı. 4/115, 7/145
Vaktâ ki, Mûsa'dan o öfke sükûnet buldu. Levhaları alıverdi ve onun nüshasında Rablerinden korkanlar için bir hidâyet ve bir rahmet olduğu yazılmış bulunuyordu.
Hz. Mûsâ mikatta iken Samirî’nin aldatmasıyla altından yaptığı buzağıyı putlaştırma fitnesi, Hz. Mûsâ’nın dönmesinden sonra yaptığı uyarmalarla telafi edildi. Mevcut Tevrat’ın altın buzağıyı yapma işini Hz. Harun’a isnad etmesi, (Krş. Çıkış, 31,1-6; Bkz. 20, 90-94), kabul edilemeyecek bir iftira ve cehalettir. Gelecek âyette bildirildiği üzere onlar pişman olunca, Allah Teâlâ içlerinden yetmiş temsilci seçerek dağdaki mikat yerinde tövbe etmelerini istedi. Gelecek âyet bu hususu anlatır. Bu yetmiş kişi Allah’ı açıkça görmek isteyince onları yıldırım çarpmıştı (2,54-56). Tevrat, bunların, kırılan levhaların yerine yenilerini almak için mikata çağırıldıklarını bildirir.
Süleyman Ateş
Öfkesi dinince Musa, levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar için yol gösterme ve rahmet vardı.
daħı ol vaķt kim dįnsüz oldı mūsā’dan ķaķımaķ duttı elvāḥı ya'nį bıraķduġı elvāḥı. daħı anuñ yazılmış içinde ŧoġru yol göstermekdür daħı raḥmetdür anlara kim anlar çalabı’larından ķorķarlar.