Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1121, sondan 5116. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 167. ayetidir. A'raf Suresi 167. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 6785 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (8) م (7) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
واذ تاذن ربك ليبعثن عليهم الى يوم القيمة من يسومهم سوء العذاب ان ربك لسريع العقاب وانه لغفور رحيم
Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Burada genel olarak İsrâiloğulları’nın, Allah’a karşı isyanları ve insanlara karşı zulüm ve haksızlıkları, bozgunculukları sebebiyle kendilerine düşman olan başka insanlardan çektikleri ve çekecekleri sıkıntılara işaret edilmektedir. Taberî’nin kaydettiği rivayetlere göre yahudilere “en ağır ceza”yı verecek olanlardan maksat, onlarla savaşıp müslüman olmayanları cizye vermeye mecbur bırakan Araplar’dır. Bir toplumun bu şekilde düşmanı karşısında mağlûp olup vergi vermek mecburiyetinde kalması “küçüklük ve aşağılık” bir durum olduğu için âyette bu husus “en ağır ceza” şeklinde değerlendirilmiştir (IX, 102-103).
Ancak İbn Kesîr’in aktardığı görüş ve açıklamalar daha isabetli görünmektedir. Buna göre yahudiler, Allah’ın emrine aykırı davranıp isyan etmek, haramları delmek maksadıyla hileler uydurmak gibi kötülükler işledikleri için belirtilen sıkıntılara mâruz kalmışlar, özellikle çeşitli vergi yükleri altına sokulmuşlardır (III, 496-497). Tarih boyunca yahudiler, Asur, Bâbil, Pers, Grek ve Roma’nın yönetim ve hükümranlığı altında bulunmuşlar; çeşitli zulüm ve baskılara mâruz kalmışlardır. Esasen Nazi Almanyası’ndaki yahudi düşmanlığından kaynaklanan ceza ve baskılar dahil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde ve çeşitli dönemlerde yahudilerin mâruz kaldıkları her türlü sıkıntıları bu âyet çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. Tevrat’ta da İsrâiloğulları’nın doğru yoldan sapmaları halinde Tanrı tarafından bu şekilde çetin sıkıntılara uğratılarak cezalandırılacaklarını ifade eden yer yer çok ağır ithamlarla dolu açıklamalar bulunmaktadır (meselâ bk. Tesniye, 28:15-68, 29:22-29, 30:17-18; bilgi için ayrıca bk. Bakara 2:159). Bazı müfessirler, âyetteki “kıyamete kadar” ifadesini dikkate alarak yahudilerin daima sıkıntı çekeceklerine, müslümanların boyunduruğu altında yaşayacaklarına dair beyanlarda bulunmuşlarsa da buradaki “kıyamete kadar” kaydının sadece isyankârlık, fesatçılık gibi kötülüklerde ısrar edenlerle ilgili olduğunda ve bunun “Günah ve isyan devam ettikçe ceza da devam edecektir” anlamı taşıdığında kuşku yoktur. Nitekim âyetin sonundaki “O çok bağışlayan çok esirgeyendir” ifadesi de buna işaret etmektedir. Esasen bir toplumu bu şekilde toptan mahkûm etmek hem aklen ve ahlâken doğru değildir hem de bizzat Kur’an-ı Kerîm’in herkese ve her topluma hak ettiği şekilde muamele edileceğini ve hiçbir kimseye hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacağını belirten açıklamalarına, kezâ İsrâ sûresinde (17:4-8) aynı konuya değinen âyetlerin devamında, İsrâiloğulları’nın, Allah’ın kendilerine merhamet edeceğini umabileceklerine ve eğer kötülüklere dönmezlerse Allah’ın da onları tekrar cezalandırmayacağına işaret eden açıklamasına ters düşmektedir. Nitekim iyilerle kötüler arasında bir ayırıma giden 168. âyet ile âhiretin daha hayırlı olduğunu bildirerek insanları akıllarını kullanmaya, dolayısıyla âhirette kendilerine yararlı olacak davranışlar yapmaya çağıran 169. âyet ve Allah’ın, kitaba sarılıp namazlarını kılanların ve genel olarak iyi halli kimselerin ecirlerini zayi etmeyeceğini bildiren 170. âyet de yine ilâhî adaletin mutlak olduğunu, yahudiler de dahil olmak üzere herkesi kucakladığını açıkça göstermektedir.
Yahudilerin bozgunculukları sebebiyle yurtlarını kaybederek dünyanın çeşitli yerlerine dağılmışlıklarını ifade eden 168. âyette her topluluk gibi onların da iyilerinin ve kötülerinin bulunduğu; kötü olanların, tuttukları yanlış yoldan dönsünler diye iyi durumlarla da imtihan edildikleri bildirilmektedir. Bazı müfessirler burada Hz. Mûsâ dönemi yahudilerinden söz edildiğini ileri sürmüşlerse de bu pek mâkul gözükmemektedir. Zira dağılma süreci Hz. Mûsâ’dan sonra başlamıştır. 169. âyetin başındaki “Onların ardından... bir kuşak geldi” şeklindeki ifade de burada İslâm’dan önceki dönemde yaşamış yahudi zümrelerden söz edildiğini göstermektedir. Eski müfessirlerin çoğunluğu, âyetteki “iyi kimseler”den yahudi iken İslâmiyet’e girenlerin, böyle olmayanlarla da Yahudiliğe bağlılığını sürdürenlerin kastedildiğini ileri sürmüşlerdir (Râzî, XV, 42; Kurtubî, VII, 310). Ancak, Kur’an böyle bir belirleme yoluna gitmediği halde âyetin anlamını sınırlamanın doğru olmadığı kanaatindeyiz. Nitekim Taberî böyle bir yorum yapmak yerine, “iyi kimseler” meâlindeki kısmı, “Allah’a ve peygamberlere inananlar” şeklinde daha genel bir ifadeyle açıklamıştır (IX, 104). Elmalılı da şu isabetli açıklamayı yapmaktadır: “Demek ki Benî İsrâil’in devletleri tarumar olup böyle dağılmaları, içlerinde iyiler hiç bulunmadığından değil, kötülerin kesretinden ve hey’et-i umûmiyyesi kötüler elinde bulunup fısku zulmü temsil etmesinden idi. Bunun için, parçalandıkları zaman sâlihleri de vardı fâsıkları da” (IV, 2316).
Aynı âyette Allah’ın verdiği her nimet ve her sıkıntının bir imtihan olduğu, diğer milletler gibi yahudilerin de böyle denemelere tâbi tutulduğu bildirilmektedir. Nimetin değerini bilip onu verene şükreden ve kulluk borçlarını ödeme gayreti içinde olanlar, sıkıntılar karşısında isyana sapmadan sabır ve metanet gösterip kulluktaki sebatını sergileyenler bu imtihanda başarılı olurlar. Bu iki âyetin genel muhtevasından anlaşıldığına göre nimetleri ve sıkıntıları böyle bir imtihan bilinci ve sorumluluğu ile algılayıp değerlendirmek, insanları sadece âhiret kurtuluşuna götürmekle kalmayacak, dünyevî faydalar da kazandıracak, özellikle yurtlarında birlik ve beraberlik içinde iyi bir siyasal ve sosyal hayat sürdürmelerini sağlayacaktır.
Mehmet Okuyan
Rabbin, kıyamet gününe kadar onlara (o tip insanlara) en kötü eziyeti yapacak kişiler göndereceğini ilan etmişti. Şüphesiz ki Rabbin, cezası hızlı olandır. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Rabbin, kıyamet gününe kadar kendilerine azabın en kötüsünü yapacak kimseleri üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Rabbin cezayı çabuk verendir. Yine de O, çok affedici, çok merhametlidir.
Hani Rabb'in; onlara¹, Kıyamet Günü'ne kadar kötü azaba uğratacak kimseleri mutlaka göndereceğini bildirmişti. Rabb'in çabuk ceza verendir. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Yasaklandıkları şeyleri yapmakta ısrar ettikleri, haksızlık yapmaya devam ettikleri sürece.
Ahmet Akgül
İşte o zaman Rabbin onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini de bildirdi. (Bu yüzden Yahudiler fitne ve hile ile her azdıklarında, onları rezil ve zelil edecek kimseler gönderildi.) Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, Bağışlayandır, Esirgeyendir.
An o zamanı ki Rabbin, kıyamet gününedek onlara en kötü azapla azaplandıracak olanları göndereceğini kesin olarak bildirmişti. Şüphe yok ki Rabbin, cezayı pek tez verir ve şüphe yok ki o, suçları örter, rahimdir.
Ve Rabbin, tâ kıyamet gününe kadar, onların üzerine mutlaka çetin bir azab çektirecek kimseler göndereceğini de bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezayı çabuk verendir, ama aynı zamanda çok bağışlayan ve acıyandır.
Rabbinin, elbette, kıyamet gününe kadar onlara, yahudilere dayanılmaz acılar çektirecek kimseler görevlendireceği konusunda herkesi uyardığını insanlara hatırlat. Rabbin, emirlerine isyan edilme suçuna denk, onları adâletle, süratle cezalandırır. O çok bağışlayıcıdır, kullarını daima koruma kalkanına alır, engin merhamet sahibidir.
Rabbin onların başlarına, kendilerine kıyamet gününe kadar en kötü şekilde azap edecek birilerini musallat edeceğini bildirmişti. Muhakkak ki Rabbin cezayı çabuk verendir. O aynı zamanda bağışlayıcı, rahmet edicidir.
İşte o zaman Rabbin, onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi. Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir.
O vakit (ey Rasûlüm), senin Rabbin yeminle şunu bildirdi: Muhakkak kıyamet gününe kadar, Yahudîler üzerine hep o kötü azâbı sürecek olan kimseyi gönderecektir. Gerçekten Rabbin cezayı çok çabuk verendir. Yine şüphe yok ki o, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ve hatırla ki; Rabbin “onlara kötü azap tattıranları kıyamet gününe kadar başlarında tutacağız.” diye ilan etti. Şüphesiz Senin Rabbinin azabı çok çabuk gelir ve şüphesiz O, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Hani Tanrın onlara kıyamet gününe dek, ezici bir kimseyi göndereceğin bildirmiş idi, Tanrın çabuk azap eder, Tanrın hem bağışlayıcı, hem de yarlıgayıcı
Ve (senin) Rabbin, (Yahudiler kötü alışkanlıklarından vazgeçmedikçe) kıyamet gününe kadar, onlara en kötü eziyeti yapacak (zalim) kimseleri başlarına musallat edeceğini bildirmiştir. Doğrusu, senin Rabbin ceza vermekte çabuktur, ama O aynı zamanda çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 167. Ayet Açıklaması
Yahudilerin tarihine bakıldığı zaman, bu ayetin hükmünün mucizevi tecellisine şahit oluyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
Rabbin, kıyamet gününe kadar, onları, kötü azaba uğratacak kimseleri üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezayı çabuk verir. Doğrusu O bağışlar ve merhamet eder.
Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara en kötü eziyeti yapacak kimseler göndereceğini ilân etti. Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir.Ve O çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
Ayrıca Rabbin, diriliş gününe kadar onlara cezaların en kötüsünü verecek kimseler göndereceğini bildirdi. Rabbin çabuk sonuçlandırandır ve elbette O, Bağışlayandır, Rahimdir.
O Vakit Rabbin işte şu ahdi ilan edip bildirdi ki: Kıyamet gününe kadar onlara en kötü muameleyi yapacak olan kimseleri başlarına gönderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hızla cezalandırandır ve yine muhakkak ki O, çok affedici, çok merhametlidir.
Ve o vakit rabbın şu ahdı i'lâm buyurdu: lâbüd kıyamet gününe kadar üzerlerine hep o kötü azâbı peyleyecek kimse gönderecek, şüphe yok ki rabbın çok seri' ıkablı, yine şüphe yok ki o çok gafur, çok rahîmdir
O vakit Rabbin (Habîbim) kıyaamet gününe kadar onların üzerine kendilerini en kötü azaba duçar edecek kimseler göndereceğini yeminle i'lâm (ve Hükm) etdi. Şübhe yok ki Rabbin cezayı çabuk verendir. Muhakkak ki O, çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir de.
Bir vakit de Rabbin, muhakkak onların üzerine kıyâmet gününe kadar, kendilerini azâbın en kötüsüne ma'ruz bırakacak kimseleri göndereceğini i'lân etmişti. Şübhesiz ki Rabbin, elbette azâbı çabuk verendir. Yine muhakkak ki O, gerçekten Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Rabbin, kıyamet gününe kadar onlara, azabın en kötüsüne uğratacak olan kimseleri, onların üzerine göndereceğini bildirmişti. Elbette senin Rabbin hesabı çok çabuk gören olduğu gibi, aynı zamanda bağışlayan ve merhamet edendir de.
Hani Rabbin onlara kıyamet gününe kadar elbette kendilerini işkenceye duçar edecek kimse göndereceğini [¹] bildirmişti. Çünkü Rabbin ukubette çabuktur. O tövbekârlar hakkında, yarlıgayan, bağışlayandır.
İsmail Hakkı İzmirli A'raf Suresi 167. Ayet Açıklaması
[1] Vatansızlık, horluk gibi tezlîl edecek bir kimse veya Buhtunnasar gibi bir zorba.
Kadri Çelik
Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara (Yahudilere) en kötü eziyeti yapacak kimseler göndereceğini ilân etti. Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
Ve bu yüzden Rabb’in, şu kesin hükmünü ilan etti: “Yahudiler bu kötü huylarından vazgeçmedikleri sürece, ta Kıyâmet Gününe kadar, onlara en ağır işkenceleri çektirecek zâlim milletleri başlarına musallat edeceğim!” Şüphesiz Rabb’in cezayı çabuk verendir. Dilerse, tüm günahkârları derhâl yok edebilir fakat O, aynı zamandaçok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Hani, senin rabbin ilan etti; onlara Azab’ın kötüsünü yapan kimseleri, elbette, Kıyamet günü’ne kadar onların üzerine gönderir.
Elbette, senin rabbin, Ceza Vermesi çok hızlıdır.
O, rahîm gafûrdur.
Rabbin, onlara: “kıyamet gününe kadar, kendilerine azabın en kötüsünü yapacak kimseleri, üzerlerine göndereceğini” de bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezâyı çok çabuk verendir ve çok affedici ve merhamet edicidir.
Ve Rabbin, tâ Kıyamet Günü'ne kadar, onların üzerine mutlaka kendilerini çetin bir azaba koşacak kimseler salacağını da bildirmişti: doğrusu, senin Rabbin ceza vermekte çabuktur, ama O aynı zamanda çok esirgeyen, gerçek bağışlayıcıdır.
Rabbin, kıyamet gününe kadar onlara büyük acılar çektirecek kişileri ortaya çıkaracağını bildirmişti. Zira senin Rabbin hem hesabı çok hızlı görendir hem de çok merhametli ve çok bağışlayandır. 5/26, 6/65
Nitekim Rabbin, Kıyamet Günü’ne kadar onların başına, kendilerini dehşet felaketlere uğratacak kimseleri belâ edeceğini ilan etmişti.[1283] Unutma ki Rabbin cezalandırmada çok dakiktir; bununla beraber[1284] O, tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 167. Ayet Açıklaması
[1283] Bu mucizevî bir önceden haber vermedir (ihbar). Yahudi tarihi bunun tanığıdır.
[1284] “inne…ve inne…” te’kitleriyle gelen çifte cümleye verilebilecek maksada en uygun karşılık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hatırlat onlara, o vakit Rabbin bildirmiş oldu ki, elbette Kıyamet gününe kadar onların üzerine onlara en kötü azap ile işkencede bulunacak kimseler gönderecek. Şüphe yok ki, Rabbin elbette Seriû'i-İkâb'tır ve şüphe yok ki, O elbette gafûrdur, rahîmdir.
O vakit Rabbin, kıyamet gününe kadar onları kötü azaba uğratacak kimseler ortaya çıkaracağını bildirdi. Muhakkak ki Rabbin, dilediğinde cezayı çabucak verir, ama aslında gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur).
Rabbin, "Elbette ta kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü yapacak kimseler gönderecektir!" diye ilan etmişti. Doğrusu, Rabbin çabuk ceza verendir ve O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Rabbin, (mezardan) kalkış gününe kadar onlara, en kötü cezayı vermeye çalışanları üzerlerine salacağını, o gün ilan etti. Senin Rabbin, suçun karşılığını elbette çabuk verir. Bir de o, elbette bağışlayıcıdır, ikramı boldur.
Rabbin, onların üzerine kıyamet gününe dek kendilerini en kötü cezalandıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Rabbinin ceza vermesi çok hızlıdır. O, bağışlayan, acıyandır da!
O zaman Rabbin İsrailoğullarına, kıyamete kadar kendilerine azabın en kötüsünü reva görecek kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz, Rabbinin cezası pek çabuktur. Ve şüphesiz, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Rabbin, kıyamet gününe kadar, kendilerine azabın en kötüsünü yapacak kimseleri üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Senin Rabbin cezayı vermede çok süratli davranır; ama çok affedici, çok merhametlidir de.